Bugün İslam'a en büyük zarar, yine İslamcılık iddiasında bulunanlardan gelmektedir.  Dini temsil iddiası ile ortaya çıkanların her hatası, her günahı İslam'a mal edilmekte, dine kendi değerleri üzerinden değil, Müslümanların yaşantıları üzerinden bakılmaktadır. Son yıllarda ortaya çıkan ve İslam'ı referans gösteren örgütlerin varlığı ise bir başka itibarsızlaştırma nedenidir.

İslam'ı Kuran ve peygamber merkezli görmek yerine çağımızın despotları, menfaatperestleri, ahlaken tefessüh etmiş kişi ve guruplar üzerinden okumak, İslam'la  kitleler arasına mesafelerin girmesine neden olmakta, giderek dinden uzaklaşan onun değerlerinden şüphe etmeye başlayan nesillerin doğmasına neden olmaktadır.

Elmalı'lı Hamdi Yazır,  Avrupa medeniyetinin zihniyet ve hassasiyet olarak birbirinden ayrı, çatlak bir medeniyet olduğunu ve ilimle duygu arasındaki bu çatlaklığın  er geç Batı'nın sonunu hazırlayacağını söyler. Din ile ilim, akıl ile iman arasında çatışmaya yol açan bu marazi durum Batı insanının en büyük dramıdır. Bu içsel çatışmanın sonsuza kadar devam etme imkanı yoktur. Huzur arayan insanın kendine yeni bir liman arayacağı muhakkaktır.  Bu arayışa cevap verecek tek din İslam'dır. Onun mesajının doğru algılanması ve doğru sunulması bu arayışın İslam'la cevaplandırılmasının en önemli şartıdır. Doğru takdim edilmeyen hiç bir fikir, hiç bir ideoloji, hiç bir din insan ruhunun labirentlerine giremez.

Ruhunun ilacını arayan, akılla gönlü çatıştırmayacak bir reçetenin peşinde olan insanlığa İslam ancak Kuran ve Peygamber eksenli bir anlayışla kabul ettirilebilir. Dini siyasete veya bir kaç fıkhi fetvaya indirgeyen din anlayışının bugünkü dünyada başarı şansı yoktur. Hele İslam'ın ışığını bugünün meselelerine tutmak yerine -düne dönerek- bugünün sorunlarına çare aramak tam bir zihinsel iflas ve zamandan kopuştur. Dünle bugünü belirlemeye kalkmak, dünle bugün arasında hiç bir sosyal, ekonomik, psikolojik, teknolojik değişimin olmadığı ön kabulünü içerir. Oysa hayat son derece dinamik ve değişkendir. Her değişim yeni yorum ve bakış açılarını zorunlu kılar. Bu da geçmişin  sosyal ilişkilerinden kaynaklanan uygulamalarını bugüne taşıma garabetine düşmekle değil, İslam'ın ilkelerine bakarak yeni okumalar, yeni sonuçlar çıkarmakla olur. Dolayısıyla ne yeni bir asrı saadet mümkündür, ne de o günün sosyal, siyasal, ekonomik şartlarını bugüne taşımak mümkündür.  Aynı değerlerden neşet eden sosyal reçeteler, bir dönem için doğru bir başka dönem için yanlış olabilir. Din, kültürle okunur, bunun anlamı kültürel değişmelere bağlı olarak her dönem ortaya farklı okumaların çıkabileceği, hatta bunun gerekli olduğudur. İşte bugün Müslümanların yapamadığı budur. Bunu yapamadıkları için de sürekli geçmişe dönerek çıkış yolları aramakta, zihinsel tembelliklerinin çaresini yaşadıkları dünyaya sırtlarını dönerek göstermektedirler.

Ancak yeni bir diriliş ve medeniyet hamlesini engelleyen sadece Müslümanların arkeik tutumları değildir. Böyle bir çıkış ve yönelişin Batı medeniyetinin sonu olacağını düşünen çevrelerin İslam etiketi taşıyan örgüleri, siyasal ve sosyal yapıları dejenere ederek bu umutları yok etme çabalarını da unutmamak gerekir. Nitekim Amerika Haber Alma Örgütü,  bu amaçla  sadece 1983 yılında İslami uyanış konusundaki 120'den fazla  toplantıyı finanse etmiştir. İslami uyanışı durdurmak, yahut dejenere etmek yönündeki bu çabalar İslam dünyasında terör örgütleri, rüşvet ve yolsuzluğa batmış siyasi gurup ve partiler halinde belirmiştir. Bu etiketinden başka hiç bir İslami ve ahlaki değer taşımayan guruplar vasıtasıyla bu yeni uyanış hamlesi ve alternatif bir dünya arayışı yok edilmeye çalışılmaktadır. Strateji basittir, İslam'a karşı İslam, Müslümana karşı Müslüman.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.