google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Kanun yapmak her zaman problemleri çözmeye yetmiyor. Önemli olan uygulamadır, uygulayıcıların zihin dünyalarıdır. Kafanızda demokratik bir dünya tasavvuru yoksa, dünyanın en insani yasalarını bile çıkarsanız hiçbir şey değişmez.

İnandırıcı olmak, sözle değil, davranışlarla gösterilmesi gereken bir şeydir. Saray iktidarının bugüne kadar verdiği görüntü hiç bir zaman daha insani, daha yaşanabilir bir dünya olmadı.2010 referandumundan beri Türkiye insan hakları endeksinde gittikçe geriye gidiyor.

CB Erdoğan'ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı  aslında bu geri gidişin bir itirafından başka bir şey değil. Böyle bir sorun olmasa böyle bir eylem planı da olmayacaktı.

Peki, ülkeyi insan hakları sorunları olan bir ülke haline getiren kim?

Niçin birkaç yıl önce insan hakları bu kadar konuşulmuyordu da, şimdi konuşuluyor? Çünkü bir kişinin iktidarını tahkim etmek uğruna adım adım demokrasiden uzaklaşıldı. Her eleştiri iktidara saldırı olarak nitelenip şiddetle bastırıldı. PKK ve FETÖ sopası gösterilerek toplum susturuldu. İktidarın -hain- etiketi dağıtmadığı tek bir gün bile olmadı. Bütün bunlara neden olan bir parti kendi kazdığı çukuru kapatabilir mi?

Eylem Planına baktığınızda,  öyle başlıklarla karşılaşıyorsunuz ki, insanın iktidar bunu kime söylüyor acaba diye sorası geliyor. Mesela adil yargılanma hakkının güçlendirilmesinden bahsediliyor.  Bunu taahhüt eden bir hükümetin önce Adil Yargılanma Hakkı ihlal edilenlerle ilgili mahkeme kararlarını uygulaması gerekir. AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan bir hükümetin bu taahhüdünün inandırıcı olduğu düşünülebilir mi?

Benzer bir çok örnek var, yargı bağımsızlığının sağlanacağından söz ediliyor. Alt başlıklarda HSK ile ilgili tek bir ibare yok. Hakimler Savcılar Kurulu siyasetin kontrolünden çıkarılmadan yargının bağımsız olması mümkün mü? Aynı şekilde -insan hakları denetimi- yapan AYM üyelerinin seçimi ile ilgili de tek bir kelime yok. Eğer mesele insan haklarının güçlendirilmesi ise buna önce mahkemesinden başlamak gerekir. Tüm üyelerini , CB ile iktidar partisinin seçtiği bir Mahkeme ne kadar bağımsız olabilir. Daha bir kaç hafta önce Mahkeme üyeleri İçişleri Bakanı Soylu tarafından en ağır ifadelerle suçlanmadılar mı?

Eylem Planında,  İdarede şeffaflığın, ihalelerde rekabetin sağlanması yönünde de hükümler var. Fakat devleti, özellikle akçalı işlerde, kapalı devre çalışır hale getiren de bu iktidar. Kamu İhale Kanunu bu amaçla değiştirilmedi mi?  Aynı yasanın 21. maddesinde düzenlenen -pazarlık usulü- biraz da adam seçme amacıyla  genişletilmedi mi? Şehir hastanelerini yapan firma ile yapılan anlaşmaların daha hala mahiyetini  kimse bilmiyor. Ticari sır adı altında kamu kaynaklarının nasıl harcandığı toplumsal denetimden kaçırılıyor.Bir şey kamuyu ilgilendiriyorsa, ticari sır gerekçesi ile  toplumdan gizlenemez.

Bu eleştirilerin yanında eylem planında, yapılması elzem ve doğru  olan hususlar da var: İdareye yapılan  müracaatlarda cevap süresinin bir aya indirilmesi, hakim teminatının sağlanması, Hakim ve Savcı yardımcılıklarının ihdas edilmesi, adli ve idari yargıda sürelerin yeknesak hale getirilerek karışıklıkların önlenmesi,uzun yargılamalardan doğan zararların İnsan Hakları Tazminat komisyonu vasıtasıyla giderilmesi,elektronik tebligatın yurt dışındaki vatandaşları kapsayacak şekilde genişletilmesi gibi hususlar sayılabilir.

Eylem planında yapılması öngörülen düzenlemelerin hemen hepsi yargı bağımsızlığı ile şu veya bu ölçüde ilişkili konular. Demek ki, en önemli sorun buradan kaynaklanıyor. Amaç gerçekten adaletin doğru işlemesini sağlamaksa bunun ilk ve en önemli adımı HSK'yı siyasetten bağımsızlaştırmak, seçim usulünü yeniden gözden geçirmektir. Tek sesli bir HSK yerine, çok sesli bir HSK  kendi kendini denetleyebilme işlevini yerine getirebilir. Bu olmadan öteki düzenlemeler kansere pansuman yapmaktan başka bir anlam taşımaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.