Uzun zamandır beklenen infaz yasası nihayet çıkıyor. Belliki Cumhur ittifakının ortakları anlaşmışlar. Kamuoyunun bazı suçlarla ilgili çekinceleri var; mesela cinsel suçlar, uyuşturucu ve  tekerrür gibi.  Nedim Şener gibi bazıları da düzenlemeyi kişiselleştirerek değerlendiriyor. İktidardan kinlerini nefretlerini dikkate alarak düzenleme yapılmasını istiyorlar. Bence de yasayı meclis değil, Nedim Şener yapmalı. Bu iktidara yakışan da bu olur. Nasıl olsa önemli olan adalet değil.

RANT VARSA PAYLAŞMAK YOK

Vatandaş virüs kapmamak için canının derdindeyken -Kanal İstanbul- ile ilgili ihale tıkır tıkır işliyor. Her şey ertelendi onun ihalesi ertelenmedi. Saray iktidarı  -infaz yasasını- muhalefetle de paylaşmıştı. Biraz umutlanmış, siyasette muhalefetin de görüşlerinin dikkate alınacağını sanmıştım. Ama yanılmışım. Her affın bazı riskleri var, ne kadar suç ve suçlu varsa o kadar da kurbanı var. İktidar suç kurbanlarının tepkisini tek başına üstlenmek istemediği için  muhalefeti de düzenlemeye ortak etti. Kanal İstanbul gibi Türkiye'nin yüz yıllarını, dış politikasını, demografisini etkileyecek  bir proje söz konusu olunca da tek başına davranıyor. Aslında böyle projelerde muhalefetle ortaklaşmak, onların da görüş ve düşüncelerini almak gerekir. Ama rant söz konusu olunca bazılarının gözü hiç bir şey görmüyor.

MÜSLÜMANI MÜSLÜMANLIKTAN KOVMAK

Dinin siyasete alet edilmesi, dini din olmaktan çıkarıp, siyasetin payandası haline getirir. Din, bir siyasetin aleti olunca öteki siyasetlerden olanları karşısına alır. Herkesin dini bir partinin dini olur. Din partileşince o partiden olmayanlar otomotik olarak küfür hanesine yazılırlar.Yani Allah'ın dini ona inanları kesen bir kılıca dönüşür. Kim için, onu kullananların kirli iktidarları için. Bir toplum için böyle bir din anlayışı kadar tahrip edici bir şey yoktur. Uzun zamandır bu ülkede yapılan budur, iktidarda kalmak uğruna öteki Müslümanları İslam'dan tart etmek. Bunun ne büyük vebal olduğunu düşünen var mı?

SİYASAL İSLAMIN YAZARLARI

Bazı partilere, siyasetçilere yakıştırılan -dindarlığa- doğrusu şaşırıyorum. O dindarların medyadaki yazar kadrosuna baktığınızda ne kadar dindar olduklarını anlarsınız. Mehmet Barlas, Canan Barlas, Cemil Barlas, Doğu Perinçek, Nagihan Alçı, Nedim Şener, Mahmut Övür, Rasim Ozan Kütahyalı,Şelale Kadak, Engin Ardıç, Haşmet Babaoğlu,Kurtuluş Tayiz,Markar Esayan,Oral Çalışlar ve diğerleri... Ha bir de zamanın behrinde Apo başkan, PKK şampiyon diyen Hilal Kaplan var. Ne kadro değil mi? Hiç şüpheniz olmasın İslam Davası bu dindar(?!) kadroların omuzlarında  yükselecektir. Bu kişilerin derdi, davası neyse işte AKP'de odur!

YA ÇÜRÜMENİN ÇARESİ

Dünya Korona Virüsle mücadele etmeye çalışıyor. Geri ülkelerde ileri ülkelerde aynı durumda. Tek korunma yolu eve kapanmak.  Korona toplumun maddi varlığını, hayatını tehdit ediyor. Bir de onun kadar tehlikeli olan ahlaksızlık var, o da manevi varlığımızı tehdit ediyor. Toplum öyle bir hale getirildi ki akla, vicdana, dine, imana sığmayan ne varsa hepsine alıştırıldı. Haksızlığı hak, vicdansızlığı adalet, kula kulluğu dindarlık belleyenler ortalığı doldurdu. Hiç bir vicdan çağrısı artık makes bulmuyor. Kin ve nefret, sevgi ve merhamete baskın geldi. Aynı vatan coğrafyasında yaşayan, aynı Allah'a, aynı Peygambere iman eden, aynı bayrağın altında yaşayan insanlar birbirine kutup yıldızı kadar uzaklaştırıldı. O kadar ki kimse kimsenin çığlığını duymuyor. Körleştirildik, sağırlaştırıldık, duygusuzlaştırıldık.  Virüsün tedavisi er geç bulunur, ama bu ayrışmanın, kopmanın, vicdansızlaşmanın ilacı bulunur mu bilemiyorum.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.