google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

İKİ BÖLÜCÜLÜK  ORTAK AMAÇ

Türkiye'de farklı gibi görünen iki gurup kimi meselelerde ortaklaşıyor. Bunlar siyasal İslamcılarla, siyasal Kürtçüler. Her iki gurup da ulus devlete karşı, tarihteki her kırılmayı Türkiye'nin aleyhine kullanıyorlar. Şeyh Sait, Dersim gibi isyanları isyan değil, devletin sebepsiz müdahalesi olarak görüyorlar, bazıları açıkça bazıları içten Ermeni olaylarına soykırım olarak bakıyorlar. Biri dini ayrıştırma aracı olarak kullanıyor, öteki etnik farklılıkları...

Bu zımni ortaklık boşuna değil, etnik ayrılıkçılar  milli devleti yıkmadan amaçlarına ulaşamayacaklarını biliyorlar. Ulus devletin tekçi yapısı onlara çoklu siyasal otoritelerden oluşan bir devlet yapısı imkanı tanımıyor. Onun için bütün güçleri ile ona yükleniyorlar. Bir ülkeyi kabileleştirmek için  önce ulusu devleti yıkmak, yahut milletleşme sürecini durdurmak gerekiyor. Ana dilde eğitim taleplerinin arkasında da bu gerçek yatıyor. Toplumlar ortak dil üzerinden uluslaşırlar. Birbirini anlamayan toplumlar millet olamazlar. Bu konuda Ermenici çevrelerden de büyük destek alıyorlar. Çünkü Doğu'da ki hedefleri için, Türk'le Kürdün çatıştırılıp iki tarafın zayıf düşürülmesi gerekiyor. Bazı Kürtçü İslamcıların 1915 tehcirini soykırım olarak nitelemesinin arkasında bu ilişki yatıyor. İki taraf da birbirinden yararlanarak ancak hedefe ulaşabileceğine inanıyor.

Siyasal İslamcıların bakışı da farklı değil, Osmanlı'yı kaynak göstererek eyaletleşme,özerklik savunusu yapabiliyorlar. Oysa Osmanlı bunun mahsurlarını görmüş, merkezileşerek milli devlet yönünde ilk adımları atmıştır. Bu çevrelerin Atatürk düşmanlığı -Atatürk döneminde- yapılan her şeye doğru yanlış ayırt etmeden düşmanlık ve yıkılması gereken yapılar olarak bakmalarına neden oluyor. Kimi isyanlar, bu çevreler tarafından da isyan değil, uluslaşma için yapılan baskı ve zulümler olarak görülüyor. Ulus devlet her iki tarafın hedefinde, bir taraf kabileleşmek, etnik taleplerini gerçekleştirmek için bunu istiyor, diğer taraf Cumhuriyetin getirdiklerine karşı oldukları ve bunu  Atatürk'ün şahsıyla bütünleştirip, tarihi akışın bu dönüşümde ki rolünü göremedikleri için bunu yapıyorlar.

Ermeni tehcirini soykırım olarak görmek Doğu Anadolu'da Türkün, Türklüğün yeri olmadığı düşüncesini içeriyor. Daha açık bir ifade ile, bu bölgelerin Ermenilere ait olduğu düşüncesinden yola çıkıyor.İslamcılık perdesi altında  Kürtçülük yapanlar bu tavırları ile Kürtlük davasına hizmet ettiğini sanırlarken aslında Ermeni davasına hizmet ediyorlar. Ne yazık ki, bunlar medya'da da, siyasal iktidarlar nezdinde de, bazı partilerde de hüsn-ü kabul görüyorlar.

Toplumlar kendiliğinden harekete geçmez, onları harekete geçiren, ajite eden aydınlarıdır. Bu tiplere düşüncelerini yayma zemini sunanlar bilerek veya bilmeyerek onların çirkin emellerine hizmet ediyorlar. Doğru mücadele, vatan toprağı üzerinden siyaset yapmak değildir. Doğru mücadele sistemi insanileştirmek, demokratikleştirmektir. Doğru mücadele, farklılıklar üzerinde tepinmek değil, ortak değerler üzerinden kucaklaştırmaktır. Türk'ün de Kürdün'de, İslam'ında menfaati güçlü bir Türkiye'dir.

BIRAKIN MEZAR BEKÇİLİĞİNİ BAŞKALARI YAPSIN

Kayseri'de ki cenaze olayları üzerine bir yazı yazmış ar ediyorum demiştim. Çünkü insanların ölüsü ile cenazesi ile uğraşmak milliyetçilik olmadığı gibi insanlık da değildir. Bizim birbirimize karşı hoş görümüz millet, düşmanlık ve kutuplaşma ise kabile yapar. Ar Ediyorum başlıklı yazımdan sonra bazı dostlar bana ulaşarak olayın benim yazdığım gibi olmadığını,tepkilerinin cenazeye değil, cenazenin evliyaların, şehitlerin meftun olduğu bir yere gömülmesine karşı olduğunu ifade ettiler. Böyleyse defni organize edenlerin yanlış yer seçtiklerine şüphe yok. Ama bu yine de o tepkileri haklı hale getirmez. Bir yanlışlık varsa bunun yolu o görüntüleri vererek Türk milliyetçilerini -bunların cenazeye bile tahammülü yok- görüntüsünü vermek değil, ilgili makamlar nezdinde  girişimde bulunmak, kamuoyunu harekete geçirmek  ve mutlaka hukuk ve insani görünüm içinde kalmaktır. Sonra bu ülkede bundan rahatsız olması gereken başkaları da var, niçin hep ülkücüler? Niye İslam'a ipotek koyup kendilerinden başka kimseyi Müslüman saymayanlar o tepkiyi göstermiyor? 12 Eylül'de yaşanan onca acı, onca sıkıntıdan ders almak yok mu? Dünün ülkücüleri ezan susmasın, bayrak inmesin diye canlarını, kanlarını sebil etti. Karşılığı işkencehaneler, hücreler,idam sehpaları oldu. Kimse siz vatan için çalıştınız diye onlara ayrıcalık tanımadı. Üstelik devletin polisi varken size mi düştü vatanı korumak diye muaheze edildiler. O süreci yaşayanlar ezanı da bayrağı da korumanın yolunun devleti yönetmekten geçtiğini anladılar. Çünkü kendileri kavga ederken evlerinde oturanlar, onun bunun imanına racon kesenler devlete oldular. Dünün ülkücüleri, yeni kuşakları ülke yönetmeye ve kişilerin peşinden değil ilkelerin peşinden gitmeye yönlendirdikleri için usul usul tasfiye edildiler. Uğruna binlerin şehit olduğu dava da Tweter hesabından, CB Erdoğan'ın resminin altına,Bu duruş, musibete karşı muzafferliğin duruşu, Bu duruş, zalime karşı Türkün duruşu, Bu duruş, Ötüken'den, Ankara'ya asil ve soylu milletin duruşu" diye yazan  MHP'li İzzet Ulvi Yönter gibilere kaldı.Onun için diyorum ki jandarmalığa talip olunarak iktidar olunmaz. Ülke yönetimine talip olun, Tür milliyetçilerinin bu devleti yönetecek bilgiye de bilgi birikime de sahiptir, bırakın mezar bekçiliğini başkaları yapsın.

Not: Daha önceki yazımdan dolayı  Enpolitik genel yayın yönetmeni aranarak gösterilen tepkinin sosyal medya üzerinden yapıldığı, medyanın bilinçli olarak haklı tepkileri çarpıtarak takdim ettiği, kimseye veya herhangi bir topluluğa fiili bir müdahalelerinin bulunmadığı, tepkinin cenazeye değil, defnedileceği yerin şehitler ve evliyalarla mefdun bir yer olmasından kaynaklandığı, defin yeri değiştirilince de herhangi bir problemin yaşanmadığı ifade edilmiştir. Bu hassasiyet elbette doğrudur. Bizi aynı teknede yoğurarak millet yapan ortak değerlere sahip çıkmak milliyetçiliğin en önemli rükünlerinden biridir. Türk milliyetçisi bunlara sahip çıkacak ama asla kendi imajına zarar vermek isteyenlere malzeme vermeyecektir. Hepimizin hassasiyeti ülke ve milletimizin bekası, Türk milliyetçiliğinin geçmişine layık bir gelecek inşa etmesi içindir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.