google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Gün geçmiyor ki, bölünmek için bir bahanemiz olmasın. Söze gelince, binlerce yıllık tarihimizden, kültürümüzden bahsedenler, güncel bazı olayları/uygulamaları görerek ayrışıma kürekle odun atıyorlar..

Bugün Erkan Oğur - İbrahim Kalın çalışmasından ortaya çıkan kriz ile ilgili görüşleri aktarmaya çalışacağım.

Olay kısaca şu; CB Sözcüsü, Büyükelçi  İbrahim Kalın, bir türkü bestelemiş ve  Erkan Oğur’dan yardım istemiş; “Kopuz’unla, gitarınla bu türküde olmanı istiyorum” demiş, düzenleme istememiş. Oğur’da, THM seven bir kişi olduğu için Sn. Kalın’ın teklifini  “iş kabul etmiş” ve “evet” demiş. Vay nasıl kabul edersin? O CB’nın adamı? O zihniyete destek veremezsin’ v.b. sosyal medyada tweetler atılmaya başlandı. Oysa, eserin kaydına destek veren isimler gerçekten çok sağlamdı, kimseye de bir şey söylenmedi. Varsa yoksa Erkan Oğur gündeme geldi..

Önce farklı siyasi görüşteki isimlerin yazılarına bir bakalım;

“Oğur’un “Projeye nasıl katıldınız?” sorusuna verdiği yanıt şu: Ben sadece müzikle ilgili bir yaklaşımla ve İbrahim Kalın’ı bağlamayı seven, halk müziğiyle ilgili birisi diye hissettiğim için birkaç müzisyen arkadaşın ricası üzerine kopuzumla eşlik ettim. Düzenleme yapmadım. Öylesine bir stüdyo işiydi, benim için ondan öte bir şey değildi. İbrahim Kalın kendisi de aradı, ricacı oldu. ‘Çalarsam mutlu olacağını’ söyledi. Benim için bağlama çalıp, halk müziği seven İbrahim’siniz, tabii ki çalarım dedim.” 1.5-2 yıl önce stüdyoda ne çaldığını bile hatırlamayan Oğur’un, “Çalışmaya katıldığınız için bir eleştiri bekliyor muydunuz?” sorusuna verdiği yanıta dikkat; “İçimin bir köşesi cız etmişti, benim ne işim var diye. Belki benim de hatam olmuş olabilir, böyle bir şeyi kabul etmek. Ben sadece müzik tarafına baktığım için çalmakta pek sorun görmedim. İnsanlar başka taraflara çektiler, beni tanımadıkları için. Bugünkü iktidarı, hükümeti politikaları nedeniyle tasvip eden biri değilim.” İbrahim Kalın’ın müzik yorumu için, “Güzel, tok bir sesi var. Bağlamasını güzel çalıyor, deyişler söylüyor. Halk müziğini seven birisi olduğunu sezdiğim için bu işe eşliği kabul ettim. Sanırım bu benim hatam idi. Hatasız bir insan gösterin. Yoksa konumuyla, yaptığı işlerle, bulunduğu pozisyonla alakam yok” diyen Oğur’a sormak gerekir: “Müziğim siyaset üstüdür” diyen Oğur’a yakıştı mı bu açıklamalar ve “U” dönüşü? Sırf bu yüzden seni linç edenlerle ne farkın kaldı?” Ali Eyüboğlu (Milliyet/18.04.2021)

“….Neticede türküdür yani. Çalanı da, söyleyeni de, dinleyeni de eşitleyen beş bin yıllık geleneğimizdir. Sonunda bu da oldu. Erkan Oğur, çaldığı kopuzun arkasında durabilme cesareti gösteremedi. Mahallesi, adama dünyayı dar etti. Sözü müziği İbrahim Kalın’a ait, klasik kemençede dünya markamız Derya Türkan’ın olduğu “Hiç Oldum” türküsünü üç gündür döne döne dinliyorum. Bence, asıl gücünü sözlerinin gücünden alan, türkü geleneğimizi çok iyi yansıtan bir eserle karşı karşıyayız….Geldik işin gamına. İşin gamı şurasıdır ki Erkan Oğur da ne yazık ki kalıbının adamı çıkmadı….“Bir türküyü paylaşmak”, “bir sanat olayında birlikte olmak” özür dilenecek, geri vites yapılacak, mahallesine dönüp “ben ettim siz etmeyin” denilerek kuyruk kıstırılacak, “ben aslında devrimci biriyim, gericilerle iş tutmam, basiretim bağlanmış” denilerek savunma geliştirilecek bir şey değildir. Olmamıştır, olmamalıdır. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Yahu, Sabahat Akkiraz CHP’den vekil oldu diye “Ali’nin on bir oğlu yerde yatar ah çeker” demesine eşlik etmeyelim mi? Arif Sağ’ın “Çeke çeke ben dertten ölürüm” deyişine duygulanmayalım mı? İbrahim Kalın taş gibi türkü yakmış işte. Erkan Oğur da eşlik etmiş ona. Mesele bu kadar basitken bu kadar mı bölmek istiyorsunuz bizi? Bu kadarına da mı tahammülünüz kalmadı. Düşmanlığınız buraya kadar erişti mi?” İsmail Kılışarslan (Yenişafak/18.04.2021)

 “…Azıcık patırtı çıkınca tekmil verenin, doğru gördüğünü yanlış bulmaya başlayanın, telaşla özeleştirinin dibine vuranın bir sanatçı olmasıysa durumu daha acıklı hale getiriyor. Kuşkusuz bundan sonra, Oğur'un gözlerini kısıp kalbiyle gördüğü zamanlarda ağzından dökülen "Beni hor görme kardeşim, sen altınsın ben tunç muyum?" dizeleri bizi eskisi kadar etkileyemeyecek.
Çünkü aklımıza, Oğur'un
cemaatinden aforoz edilmemek için, gözünü bile kırpmadan, hukuku olan insanları nasıl tunç saydığını hatırlayacağız. Eminin kendisi Kalın'a ayıp ettiğini hiç unutamayacak. Üstelik bu doğrudan satış, Oğur'a mahallesinde de kazandırmayacak. Çünkü konumuz siyasi değil, karakter meselesi.” Melih Altınok (Sabah)

“…Sağcı, Solcu, İslamcı veya Ülkücü olabilirsiniz. Siyasi görüş farklılıkları bizi türkülerimizi sevmekten , çalıp söylemekten alı koyamaz. Çünkü türküleri sevmek, Türkiye'yi sevmekle aynı şeydir. Türküler hepimizindir... Onlarla ağlar, onlarla güleriz, Anadolu'nun hikayesi türkiyle yazılmıştır. Peki işi bu derece rijit ve hastalıklı bir kutuplaşmaya götüren, yaşlı başlı bir türkü ustasını bile şiddetli darbelerle un gibi eleyerek savuranlar kimler? Onlar, kalplerinde insan ve memleket sevgisi olmayanlar... Öyle zannediyorum ki İbrahim Kalın bey; sufi meşrep dilin, müziğin, gönül dilinin, bu ağır yaralı kopuşma için bir nebze de olsa ağrı kesici bir ilk girişim olabileceğini de düşünmüştür belki... Kendisiyle konuşmadım bilmiyorum. Ne diyelim: Gönül kırıcı olmaktansa, gönlü kırılmak evladır...”

Sibel Eraslan (Star/18.04.2021)

“…..Erkan Oğur’un durumu gerek siyasal iklim nedeniyle gerekse pandeminin müzik sektöründe yarattığı maddi zorluklardan dolayı normal bir döneme göre daha çok tartışıldı ve doğal olarak eleştirildi. Yapılan eleştirilere, hakaret içerenler dışında herhangi bir itirazım yok. Herkes saygı çerçevesinde eleştiri hakkını kullanabilir.Erkan Oğur da cevap hakkını kullanıp eleştirilere cevap verdi. Böylesine hassas günlerden geçen müzik sektörünün eleştiri refleksini göstermesini makul olarak karşılıyorum. Erkan Oğur’un cevabı bu anlamda ne kadar doyurucu veya tatmin edici olur, bilmiyorum. Fakat suskunluğunu bozup en azından eleştirilere bir cevap vermesi sevindirici… Kendine bu konuyla ilgili bir öz eleştiri yapması da olumlu bir durumu işaret ediyor….” Kaan Çağlayangöl (Müzik Yazarı/OdaTV/18.04.2021)

“…İbrahim Kalın’ın yaptığı, bu bürokratik geleneği canlandırmak ve bunu bizzat gösteren adımı atmaktır. Sosyal medyada yayınlanan videoya ilk üç gün içinde yapılan 18 bin beğenmeye karşı 5 bin beğenmemeye ve türkünün aranjörlüğünü yapan Erkan Oğur’a kendi mahallesinden yapılan ve onun özür dilemesine(!) sebep olan linçe istinâden söylüyorum ki, ülke adına hiçbir şeyden memnun olmayan kesim, “Millet bu hâldeyken(!), bunlar saz çalıyor” ve “Yandaş müzisyen oldu” deme densizliğini ve câhilliğini gösterecektir. Bununla da kalmayıp bu yapımda yer alan herkese nefret kusacaktır ve kusmuştur. Ama bu kesimi esas rahatsız eden ve nefretlerini kusturan şey, türkünün sözlerinde geçen “Hakk”, “dergâh”, “tabip” gibi kavramları ve müzisyenlerin yapımda yer almasından çok, üst düzey bir bürokratın bu toprağa âit bir müzik enstrümanını çalması olacaktır. Varsın onlar rahatsız olsun, ama asıl önemli olan bu kapının aralanmış olmasıdır. İbrahim Kalın bu kapıyı aralayarak kemmiyetini zaman içinde göreceğimiz ama keyfiyetinin çok büyük olduğunu şimdiden görebildiğimiz bir geleneği canlandırmaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın en yakınındaki kişilerden biri olarak İbrahim Kalın, bu tavrıyla soyut bir sadaka-i câriye sâhibi olmuştur. Umarım ve dilerim ki; tanbur, ud, kanun, klâsik kemençe, rebab çalan sâzende bürokratlarımızı, bu toprakların insanlarına bu toprakların sazları ile hitap ettiğini yakın zamanda görürüz.”  Dr.Can Ceylan (Gazetebirlik/18.04.2021)

Görüldüğü gibi eleştirilerin çoğu aynı noktada birleşiyor;

Türküler, halkındır. Sağı-solu-ortası olamaz…

Konservatuar devre arkadaşım, sevgili  Erkan Oğur, fazla baskı altına alındığını hissetmiş ve acele bazı demeçler vermiştir. Oysa “susma hakkını” kullansa, “bu bir işti benim için, o kadar. Türkülerin olduğu her yerde Erkan Oğur olacaktır.” dese daha iyi olurdu.

Mesela; “Cumhurbaşkanlığı Müzik Ödülü’nü almadım” savunmasına da gerek yoktu. Onu bilen biliyor zaten… Şimdi yazacaklardır; “Madem öyle, bundan sonra AK Parti ve MHP Belediyeleri’nin konserlerine de çıkma” diye….

“Kendini ‘solcu ve devrimci’ olarak tanımlayan E. Oğur, CB Sözcüsü Kalın’ın bestesine ‘sazıyla destek vermesinin’ siyasi duruşunu değiştirmediğini söyledi.” Bu açıklaması doğrudur, kimse bir proje ile fikrini/yerini değiştirmez, değiştirmemiştir de!...

"Ben sadece müzikle ilgili bir yaklaşımla ve İbrahim Kalın'ı bağlama seven, halk müziğiyle ilgili birisi diye hissettiğim için birkaç müzisyen arkadaşın ricası üzerine kopuzumla eşlik ettim. Düzenleme yapmadım.
Öylesine bir stüdyo işiydi…” Buraya kadar “doğru ifadeler”, ama; “Ben bugünkü; iktidarı, hükümeti, politikaları nedeniyle tasvip eden biri değilim." Gereksiz ve sorunlu bir cümle olmuş. Böyle bir “vurgu yapmasına” gerek yoktu ki!....

Keşke!... Her zamanki; “derviş, sakin, az konuşan, uygulamayı seven, üreten bir sanatçı” olarak kalsaydı, kalabilseydi…Ama içinde bulunduğu ortamı bilemiyoruz…

Sn. İbrahim Kalın, türküsünün düzenlemesini yapmasının ardından gelen eleştiriler için; "İlk iki gün, Erkan Oğur Bey'i üzmelerine çok üzüldüm. Kendisini arayıp konuştum. Birlikte susmaya karar verdik.” diyerek sağduyulu bir tepki göstermiş, ama Erkan Oğur’un   "Hatam olabilir…İçim cız etti…." sözleri üzerine; “Fakat üçüncü gün -belki yanlış hatırlayarak- söylediği şeylere şaşırdım ve üzüldüm. Keşke zorba saldırıların karanlık gölgesi, kendi irademiz ve muhabbetle paylaştığımız bu güzelliğin üzerine düşmeseydi. Canı sağ olsun. Herkes nasibinde ne varsa onu aldı." demiş...

Maalesef, eserin mahiyeti, müzikal yapısı, yorumu v.b. özellikler geride kaldı ve siyaset, her zamanki gibi üste çıktı.

Ben bu olaydan Erkan Oğur ve İbrahim Kalın’ın yara alacağını düşünmüyorum. Çalışmaları ile yine gündemde olacaklardır.

Bazılarına, “Müzik ve Sanat”; “Siyaset üstüdür.Kimsenin tekelinde değildir” demekten yorulduk..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.