Bülent Arınç, Korona bahanesi ile yatsı ezanından sonra cami hoparlöründen yapılan duaların doğru olmadığını söyledi. Eminim bu birçok kişinin içinden geçendi. Bir kaç defa niyetlendim, bu konu ile ilgili yazmaya ama gündem yoğunluğu el vermedi. Bir de bu konularda kalem oynatmak kolay değil, bir sürü ham ve kaba softanın saldırısını göze almak zorundasınız. Sizi dinden çıkararak cehennemin en kötü yerine, siccine kadar götürürler. Dini bilmedikleri gibi hadlerini de bilmezler.
Nitekim Bülent Arınç'ta  uğradı, ne kadar tasmalı varsa bir ağızdan salyalarını akıtarak saldırdılar.
Oysa dindarlık bir gürültü patırtı işi değildir. Dini hayatın ve ibadetlerin en güzeli başkalarını rahatsız etmeden, kul hakkına girmeden yaşananıdır. Dua içten gelen bir şeydir, dıştan yapılan empozeye uymak insan gönlünü yüce yaratıcıya odaklamaz. İki aydır cami Hoparlörlerinden okunuyor, kaç kişi bu dualara el kaldırıp iştirak etti acaba? Emin olun hem insanları rahatsız ediyor, hem de ibadet için gerekli olan o vecd iklimlerinden uzaklaştırıyor. Üstelik o duaya iştirak etmeyenleri ikilemde bırakarak yapılanlar karşısında giderek duyarsız hale getiriyor. İşin bir diğer boyutu da Peygamber uygulamasında olmayan bir şeyin bir ibadet biçimi haline getirilmesidir. Arınç, işin bidat boyutuna itiraz etti, ben hem bidat hem de dini, duayı, salat-ü Selamı değersizleştiren boyutuna itiraz ediyorum.
Dinle gösteriş bir araya gelmez. Bu bir ibadet şekli değil, kesinlikle bir siyaseti pazarlama şekli. Din etiketi ile siyaset satma biçimi. Bunu yapanlar sadece kendilerine kötülük etmiyorlar, en büyük kötülüğü İslam'a ediyorlar. Kaldı ki direktifle dua olmaz, dua gönül işidir, duyuş hissediş işidir. Gelin Allah'ın bize rahmet olarak gönderdiği bu dinle daha fazla oynamayın. Emin olun sevdirmiyor, nefret ettiriyorsunuz.
RTÜK BAŞKANI
S.Noyan'ın Ülke TV'de söylediği vahim sözlere daha önce değinmiştim. Toplumlar bu tip kendini bilmez, yandaşlıkta sınır tanımayan tipler kavgaya sürüklüyor. Hayat tecrübem bana hep şunu gösterdi, en çok bağıranlar en çok korkanlardır. En çok üst perdeden konuşanlar en çok zoru görünce araziye uyanlardır. Ama sadece korkaklar bağırmaz, bir de menfaat takımı vardır, seslerini bir yerler duysun da bir parça kemik atsın isterler. Onun için avazları çıktığı kadar bağırırlar.  Bu S.Noyan hangi taifeden bilemem, ya bağırarak bir şey istiyor, ya da korkularını öyle bastırıyor. Ama ondan daha vahimi RTÜK başkanının bu sözlere karşı görevini yapmak yerine S.Noyan'a sahip çıkıcı beyanlarıdır. Noyan, nihayetinde sade bir vatandaş, ama RTÜK başkanı Ebubekir Şahin herhangi biri değil. Başında bulunduğu kurumun görevi toplumun ahlakını, güvenliğini, birliğini tehdit eden, şiddeti teşvik eden yayınlara karşı yasaları uygulamaktır. Elli kişilik ölüm listesi hazırladığını söyleyen birini toplumun çıkarlarını korumakla görevli birinin savunması fevkalade büyük bir skandaldır. Belli ki bu şahıs uygunsuz yayınlara karşı milleti değil, kendini sadece yandaşları ve iktidar partisini korumakla görevli hissediyor. Bu ülkede hukuk olsaydı ne S.Noyan o sözleri sarf edebilirdi, ne de RTÜK başkanı bu ucuz kahramanlığı yapabilirdi. Yazık bitmiş, çürümüş bir siyaseti korumak adına ülkeyi nereye itekliyorlar?
CEZAEVLERİ
İnfaz yasası ile 50 bin civarında tutuklu/hükümlü tahliye edildi, güya cezaevlerindeki yoğunluk giderilecekti. Ama hala sosyal medyada yakınları cezaevlerinde olanların bir sürü yakınması var. Özellikle Silivri'de hala koğuşlarda yığılma olduğu, çok az yemek çıktığı, açık cezaevlerinin boşaltılması ile yemek yapacak personel sıkıntısı yaşandığı, kantinlerin yetersiz olduğu, oruç tutanların aç karınla ve çok kısıtlı imkanlarla oruç tutmaya çalıştıkları ifade ediliyor. Bazıları ağaç kabuğu yesinler dese de bu doğru ve insani değil. Mahkumun ibadet yapma hakkı engellenemez, yiyeceğinin gıdasının verilmesi gerekir. Yasada olmayan yaptırımlar suçtur. Vicdanını kaybetmiş bir topluma bazı şeyleri anlatmak zordur. Biz Müslüman bir toplumuz, ayrıca Türküz. türkün mayasında zulüm yoktur. Tarihte Hitler, Stalin, Haccac gibi şöhretli bir zalim Türk milletinin içinden asla çıkmamıştır. Yasal çerçeve içinde cezaevlerinin şartları iyileştirilerek insani hale getirilmeli, uzanacakları bir yatak, yiyecekleri bir parça ekmek onlara çok görülmemelidir. Ölçümüz, bize nasıl muamele edilmesini istiyorsak başkalarına da öyle muamele etmek olmalıdır. En azından şu Ramazan'ın mehabbetine uygun davranılmalıdır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.