Yüzü eskitmek

Yüzünü eskitmek deyimini çok sık kullanırız, bu deyimin anlamını da hemen hemen herkes bilir. Bu toplumda sürekli konuşanlardan ziyade belli aralıklarla konuşan ama konuştuğu zaman etkili konuşan ve konuştuğunu yerine getirenler daha güvenilir kabul ediliyor. Bu yüzden hayatın içinde sıkça kullandığımız bir deyim yüzünü eskitmek. Bugünkü yazımda bu deyimi kullanacağım.

Hiç susmadan konuşuyor

Özellikle salgın dönemiyle birlikte kabine toplantılarının ardından zat-ı devletlerinin ulusa sesleniş konuşmaları ivme kazandı, biliyorsunuz. Asıl ilginç olanı ulusa sesleniş başlığı adı altında yapılan bu konuşmaların zat-ı devletlerinin herhangi bir açılış töreninde ya da herhangi bir parti kongresinde yaptığı konuşmalardan hiçbir farkının olmaması bence. Zat-ı devletleri zaten hiç durmadan, hiç susmadan konuşuyor ve aynı şeyleri farklı sözcüklerle tekrarlayıp duruyor.

Kavga ve hesaplaşma sürüyor

Zat-ı devletleri farklı konulara dair değerlendirmelerde bulunma kisvesi altında bu toplumu aydınlatan tüm değerlerle kavgasını ve hesaplaşma kaygısını sürdürmeye devam ediyor. Ulusa sesleniş başlığı altında yapılan bir konuşmada bir Cumhurbaşkanı, ülkedeki vatandaşların %52,59’unun oyunu alarak seçilmiş bir Cumhurbaşkanı muhalefet partisi liderlerine sataşabilir mi ? Eğer zat-ı devletlerinin mimarı olduğu Yeni Türkiye’de yaşıyorsanız sataşabilir. Hatta bir gün size de sataşabilir neden olmasın ?

Onun bir bildiği vardır…

Sataşabilir ve zat-ı devletleri her ne isterse onu söyler, her ne isterse onu yapar ama biz katiyen onun sözü üstüne söz söyleyemeyiz. Bir kere onun bir bildiği vardır, biz onun kadar bilemeyiz ve onun gibi düşünemeyiz. Özellikle 2018 yılından beri takınılan umarsızca tavır işi bambaşka bir boyuta taşıyor. Şimdi zat-ı devletleri zannediyor ki tüm Türkiye kenetlenip kendisini dinliyor, ne söyleyecek diye meraktan kıvranıyor.

Adınız boomera çıkmış

Sizi incitmek istemem lakin üzgünüm efendim giderek eriyen fanatik kitleniz dışında insanlar sizi ekranlarda gördüğünde ağız tatları bozuluyor, kaşları çatılıyor, göğüsleri sıkışıyor. Hele gençler olarak biz ya işi trolle vuruyoruz ya da ‘’OK boomer.’’ diyerek geçiyoruz. Siz bu devletin Cumhurbaşkanısınız ben de ülkenin bir vatandaşıyım. Sizi bu durumda görmek inanın beni üzüyor, adınız çıkmış boomera gençler sizi demokratik yollarla makamdan azledeceği günü sabırsızlıkla bekliyor.

Sel önünden kütük kapmak

Ülkemizin ciddi sorunları var bunlar çözüm bekliyor, iş bu ya iktidarda da siz varsınız. En iyisi siz lüzumsuz konulara kafayı takmak yerine ülkenin sorunlarıyla alakadar olun. Bir gencin ne zaman evleneceği, ne zaman çocuk yapacağı, hangi hobiyle uğraşacağı, hangi müziği dinleyeceği gibi meseleler sizin ilgi alanınıza girmiyor. Aslında bunları düşünüyor olmanız güzel. Güzel ama sel önünden kütük kapmaya kalkmak da bir o kadar samimiyetsiz. 

Size ne yahu ?

Böyle sempatik görünebilecek konular üzerinden insanlara bir hayat tarzı dikte etme sevdanızdan vazgeçerek gençlere kendi kararlarını verebilecekleri özgür bir yaşam sunabilseniz zaten sizi seçimde mağlup etmek için gün saymamış olurlardı. Ama sizin bunu anlayacağınız yok, emeklilik günlerinizde torunlarınızla vakit geçirirken belki bunları düşünür ve neden kaybettiğinizi anlarsanız. Yüzü eskitmek efendim, iyi olmadı hiç iyi olmadı. Anketler neler söylüyor, hep birlikte izliyoruz. Sizi yere göğe sığdıramayan ORC şirketi de ittifakınızın %45 oyda kaldığını gösteriyor. Bir kulağını çekin bir daha böyle hadsizliklere cüret edemesin.  Dün çıkacak yazımı, dün gerçekleşecek kabine toplantısı açıklamaları için salıya kaydırdım ve bu kabine toplantısının ardından olan bitenleri köşeme taşırım diye düşündüm. Ama bu ulusa sesleniş konuşmalarının bendeki karşılığı yüzü eskitmekten öteye gidemiyor he tabii bir de bu akşamki müzik meselesi var ki o artık tansiyon çıkaran cinsten.

Salgınla mücadelede gelinen noktada 1 Temmuz itibariyle kısıtlamalarının oldukça hafifleyeceğini ve normalleşme yönünde umut verici adımlar atılacağını öğrenmekten mutluluk duyduk tabii.

Umarım aşılama hızı hiç ivme kaybetmeden bu şekilde devam eder, biz gençler de aşılanırız ve eski normalimizle buluşabiliriz.

Mutluluk duyduk, duyduk ama hissettiğimiz bu mutluluk kıpırtıları açıklamanın seyrinde adeta aduket yemişçesine yere serildi.

Sürecin en başından beri salgınla mücadele kapsamında alınacak önlemlerle ne alakası olduğunu kavramakta zorlandığımız bir mesele vardı.

O da her yerin kısıtlanarak da olsa açılmasına müsaade verilirken barların, içkili restoranların açılamaması konusuydu.

Her mekan, her işletme kısıtlamalara tabii olacak şekilde de olsa, kapasitesinin en fazla yarısını kullanabilecek şekilde olsa da açılmıştı.

Ama barlar, içkili restoranlar, gece kulüpleri hiçbir zaman bu esnemeden faydalanamadılar hatta müzik yapılan mekanlar da kısıtlandı.

Enpolitik TV’de DSÖ’nün Eski Avrupa Direktörü Dr. Serdar Savaş’la gerçekleştirdiğimiz programda da bu konuda espriler havada uçuşmuştu.

COVID-19 Sanki müzik yapılan, içki içilen mekanları özellikle tercih ediyor da bu bilgi sadece bizimkilere verilmiş gibi bir eda vardı ortada.

Bu eda kabararak devam ediyor.

1 Temmuz itibariyle neredeyse tam açılma yoluna doğru giderken içkili mekanlar ya da barlar hakkında zaten hiçbir hususa değinmedi zat-ı devletleri.

Bununla birlikte canlı müziğin yasağını devam ettirme kararını açıkladı ve aynen şu ifadeleri kullandı kendileri; “Müzikle ilgili kısıtlamaları akşam 12’ye çekiyoruz. Kusura bakmayın, gece kimsenin kimseyi rahatsız etme hakkı yoktur.”

Biz zaten kimin ne olduğunu anladık, kavradık artık.

Bu rahatsız olan kimselerin de kim olduğunu biliyoruz.

Müzikten, sanattan, estetikten kimlerin nefret ettiğini biliyoruz.

Hangi zihniyetin tozlanmış yüzyıldan kalma fikirlerden coşarak kararlar aldığını da biliyoruz.

Köhnemiş bakış açısıyla tüm Cumhuriyet devrimlerinden ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nden kimlerin intikam almak istediğini biliyoruz.

Sorgulayan, diyalektik düşünebilen ve kendi hayatını kontrol etmeyi becerebilen bireylere sahip olmak yerine cemaat kültürünü kimlerin devam ettirmek istediğini biliyoruz.

Kimlerin iki ayyaş diyerek nefret kustuğunu, kimlerin dini kullanarak şarlatanlıktan şarlatanlığa koşanlarla ahbaplık ettiğini biliyoruz.

Keşke zat-ı alileri böyle üstü kapalı konuşmak yerine açık açık derdini söyleyebilseydi.

Kültürümüzde yeri yok deseydi. Öve öve bitiremedikleri Osmanlı Sultanlarını bilmeden.

III.Selim’in bestelerini bilmeden, Abdülhamid’in içki içtiğini hiç görmeden bunu söylemeye kalksaydı keşke.

Kusura bakıyoruz efendim, kusura bakıyoruz.

Siz bu ülkeyi ileri götüreceğiz diye diye tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar gerilere sürüklediniz.

Bu ülkede insanlar gülemiyor, insanlar rahatlayamıyor.

Bu ülkede insanların bir mekana gidip, bir gece hep beraber şarkı söyleme zevkleri dahi ellerinden alınıyor.

Bu topraklarda aynı masada isteyen şarabını içer, isteyen viskisini yudumlar, isteyen ayran içer, isteyen kefir kokusu çeker içine.

Kimse kimsenin ne içtiğini sorgulamaz, ama o şarkılara hep beraber eşlik edilir.

Siz bu toplumu bir araya getiren her değerden, her aktiviteden, her alışkanlıktan ya nefret ediyorsunuz ya da neyin ne olduğunu hiç bilmiyorsunuz.

Bu yüzden kusura bakıyoruz efendim, hiç kusura bakmayın kusura bakıyoruz.

Siyasi tercihleri sormadan bir araya da geliriz, elimize içeceklerimizi de alırız,  bağıra bağıra şarkılarımızı da söyleriz !

Siz buna karışamazsınız, karışmak hakkınız değildir.

Vatandaşın dinlediği müzikten, içtiği içecekten size ne efendim ?

Size ne yahu ?

Sizin vazifeniz size oy vererek, size teveccüh göstererek onca aday içinde Cumhurbaşkanlığı makamına uygun gören topluma yaşam tarzı dayatmak değil; bu toplumdaki her yaşam tarzına özgürce yaşama hakkı tanımak için çaba sarf etmektir !

Oldu olacak kararname çıkarın saat kaçta yatacağımızı da söyleyin !

Oldu olacak kararname çıkarın ne yiyip ne yemeyeceğimizi de söyleyin !

Oldu olacak kararname çıkarın kimin kimle evleneceğine de siz karar verin !

Oldu olacak kararname çıkarın kimin hangi tarz müzik dinleyeceğine de siz karar verin !

Oldu olacak kararname çıkarın yeni evli çiftlerin kaç çocuk yapması gerektiğine de siz karar verin !

Kusura bakıyoruz, kusura bakmayın kusura bakıyoruz.

Az kaldı, bu eciş bücüş dönem sona eriyor.

Gün geçtikçe batıyorsunuz, gün geçtikçe rezil oluyorsunuz.

Hesaplar çevirseniz de kaçış yok bu işten.

Sandıkta helalleşeceğiz, sandıkta görüşeceğiz.

Sandıkta göreceğiz kim kusura bakıyormuş, kim kusura bakmıyormuş !

Hiç kusura bakmayın; kusura bakıyoruz !

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.