Özel olan ifadeler

Dünyadaki her toplum için özel olan, kıymetli olan ve öyle her bağlamda lolipop gibi ortalık yere dökülmemesi gereken ifadeler var. Bu ifadeleri sınıflarda önüne kitap defter açıp ezber yaparak öğrenmiyor insanlar. Formal bir eğitimin çıktısı olarak içselleştirmiyorlar, içinde bulundukları kültür ve maruz kaldıkları dil onlara bu edinimi kazandırıyor. Bunları sohbet ederken, sohbetlere kulak misafirliği ederken, televizyon izlerken, kitap okurken, markette alışveriş yaparken görüyor ve gördükçe de zihnimize kazımaya başlıyoruz.

Din ve kültür birbirinden bağımsız yoğrulmuyor

Helallik istemek veya helallik almak da bu ifadelerin arasında üst sıralarda. Türkiye’de islam dininin öğretilerini takip eden vatandaşlarımız yani müslüman vatandaşlarımız inanç grupları içinde oransal olarak en büyük paydayı oluşturuyor. Son yıllarda ülkemizdeki müslüman vatandaşların oranı dramatik bir şekilde düşüş gösterse de yine de ezici çoğunluk islam dininde. En temel şekilde insan ürünü olan her şeyi kapsayan kültür de inançlardan bağımsız şekilleniyor değil. Kesinlikle dinler ve kültürler birbirinden bağımsız yoğurulmuyor.

Mayalara bulaşmaktan öte

Yalnız kültürün mayasına bulaşmaktan da öte dinler, insanların yaşam biçimlerine dair buyurgan olduklarından dolayı kültürü etkileyen en çekici faktörler arsında yer alıyor. Bununla paralel olarak bir toplumun tüm normlarını, yazılı olmayan kurallarını betimleyen ve kendi içinde işlemleyen kültür de dini etkiliyor. İbadetlerin uygulanış tarzlarında farklılıklara, dini hükümlerin hatta kutsal kitapların dahi farklı yorumlanabilmesine sebebiyet veriyor kültür. Zaman içinde de bu iki olguya ait kavramlar birbirinin içine geçebiliyor, birbirinin içindeki gözeneklerine kamp kurabiliyor.

Din ve kültür etkileşiminden doğan görünümler

Bunun bariz örnekleri de yaşanarak görülüyor ve ortaya komik manzaralar da çıkabiliyor. Hiç unutmuyorum lisede semavi dinlere inanmayan, hiçbir dini öğretinin de takipçisi olmayan bir arkadaş mezuniyetten sonra yanıma gelip helallik istemişti. Dinlere karşı epey mesafeli olduğunu bildiğim bir arkadaş olduğu için kendisine takılmıştım ve helallik istemesi üzerine epey goygoy çevirmiştik. Netice itibariyle din de kültür de birbirini derinden etkiliyor, bu etkileşim süreci dil kullanımı boyutuna da hiç şüphesiz sirayet ediyor, özgün görünümler kazanıyor.

Bu duruma dilden bir örnek

Hiçbir tanrıya inanmayan, hiçbir dini öğretinin takipçisi olmayan bireyler de inşallah gibi, maşallah gibi sözcükleri kullanıyorlar dikkat ediniz lütfen. Çünkü bu gibi sözcükler artık zihnimizdeki sözlük olan sözlükçede öyle bir yere sahip oluyor ki yaşanan durumu, hissedilen duyguyu başka şekilde karşılayamayacağı düşüncesizle dil edinim düzeneği bu sözcükleri seçimliyor. Umarım veya dilerim diye eklemenin o anlamı vermeyeceğini kendiliğinden tayin ediyor. Tek başına bu durum bile din, kültür – hatta eklemek gerekirse kültürün bir diğer önemli etmeni olan dil - ilişkisine örnek.

Kristal bir kutunun içinde saklı

İşte helallik istemek veya helallik almak da böyle bir seviyede bizim toplum için. Hangi dine inanırsa insansın veya hangi dine inanmazsa inanmasın bu toplumda normal şartlar altında yetişen bir birey helallik istemenin, helallik almanın ne kadar uhrevi bir mesele olduğunu çok iyi bilir. Bilir çünkü Anadolu kültürü bunu bireye öğretir. Helalleşmek artık bu toplum için kültürel bir öge sayılır diye düşünüyorum. Öyle ki bu sayede tüm kırgınlıkların geride bırakıldığı, iki ya da daha çok tarafın birbirine dair olumsuz düşünceleri geçmişin kollarına bıraktığı, katılaşmış kalplerin ılınıp gevşediği ve kilitli kolların çözülüp artık kucakların açıldığı bir anı sembolize ediyor helalleşmek. Hangi dine mensup olursa olsun, hangi dine mensup olmazsa olmasın, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, hangi partiye oy verirse versin; helallik bu toplumdaki tüm bireyler için yüreklerde farklı bir yerde kristal bir kutunun içinde saklı.

Rahat bırakınız bizi artık

Helallik orada saklı ve ben dokuz yıldır bizi yönetmekte olan iktidara dair pek farklı değerlendirmelerde bulunabilirim, bulunuyorum da. Toplumun darda, toplumun içerisine ışık sızamayan dar bir barakada kaldığı günlerde zifiri uzaklaştıracak bir ışık umudunu beklediği günlerde bu umudu hasbelkader sağlayabildiği için başımızda olan bir iktidar bu. Eskimiş siyasi aktörlerin, tıkanmış siyaset kurumunun bu topluma trajik armağanı olan bir iktidar bu. Sınırlı kimi konularda kazanımlar elde etmeyi nadiren başarabilse de tüm bu kazanımları yerle yeksan eden, bir getiren kazanımla beş götüren bir iktidar bu. Ülkenin bugün geldiği nokta da herkesin malumu, hiçbir durumda liderlerine ve partilerine laf söyletmeyen vatandaşlar dahi yüksek sesle konuşuyorlar. İktidarın en güçlü olduğu kentlerde esnaf toplanıp sandalye yakıyor, eminim çoluğunun çocuğunun başı derde girecek korkusuyla dişini sıkan ama bıraksanız daha fenalarını yapacak vatandaşlarımız var. Esnaf perişan, işçi perişan, memur perişan, emekli perişan, çiftçi perişan, genç perişan, kadın perişan, çocuk perişan, sağlıkçı perişan, tamirci perişan, tesisatçı perişan, manav perişan, kasap perişan, fırın perişan, öğretmen perişan, öğrenci perişan. Bu toplum her rengiyle, her kesimiyle, hiçbir ayrım yapmaksızın söylüyorum ki bir dar zümre hariç perişan efendim. Bu toplum perişan !

Bu dar zümre kim ?

Bu dar zümre, saray ahalisi ve iktidar her ne yaparsa yapsın, ülke ne hale gelirse gelsin yeter ki benim önüme atılan mama tükenmesin diye düşünen kraldan çok kralcılar.

Bu ahali dışında toplum topyekun perişan halde. Bunun inkar edilebilecek, bunun gizlenecek, bunun örtülecek, bunun bir şekilde saklanacak bir hali de artık kalmadı.

Yalnız ekonomik güçlük mü ?Hayır ! Bu iktidarın tahrip ettiği, perişan ettiği, yerin dibine gömdüğü değerlerimiz oldu. Bu değerlerin kimileri maddi, kimileri de manevi değerlerdi.

Neleri gömdü bu iktidar göz göre göre ?

Nelere kıydı ?

Devletin yönetim sistemini yerin dibine gömdü…

Devlet aygıtının kuşatıcılığını yerin dibine gömdü…

Devletin bürokrasi hafızasını yerin dibine gömdü…

Devletin işlevsel kurumlarını yerin dibine gömdü…

Yeter mi hiç ?

Yetmez !

Liyakati yerin dibine gömdü…

Erdemi yerin dibine gömdü…

Adaleti yerin dibine gömdü…

Özgürlüğü yerin dibine gömdü…

Yeter mi hiç ?

Yetmez !

Özgür basını yerin dibine gömdü…

Çoğulcu demokrasiyi yerin dibine gömdü…

Hukukun üstünlüğünü yerin dibine gömdü…

Siyaset kurumuna güveni yerin dibine gömdü…

Yeter mi hiç ?

Yetmez !

Nezaketi yerin dibine gömdü…

Hoşgörüyü yerin dibine gömdü…

Sevgiyi yerin dibine gömdü…

Saygıyı yerin dibine gömdü…

Bu iktidar, kendisinden önce gelen tüm siyasi partilerin el uzatmaktan imtina edeceği değerleri arı kovanına sopa sokar gibi dürttü.

Tüm bu değerleri hırpaladı, yerlerde sürükledi, üzerinde tepindi, hırızmasını çıkardı…

Tüm bu değerlerin canına okumaya çalışırken de bu halkın karın boşluğuna iğneler batırdı…

Görünen o ki, şimdi de sıra helallik kavramını çırpıştırmaya gelmiş.

Görünen o ki, şimdi de sıra helallik kavramını ucuzlatmaya gelmiş.

Görünen o ki, şimdi de sıra helallik kavramını değersizleştirmeye gelmiş.

Görünen o ki, şimdi de sıra helallik kavramını ayağa düşürmeye gelmiş.

Zat-ı alileri kürsüye çıktılar, verdikleri üstün desteklere rağmen salgın döneminde sıkıntıya düşenlerden haklarını helal etmelerini istediler.

Bu toplum tarihinde kendi yöneticileri tarafından hiç bu kadar hor görülmemiş, hiç bu kadar aşağılanmamış, hiç bu kadar kandırılmamış, hiç bu kadar intizara maruz kalmamıştı…

Canlı canlı yerin dibine gömdüklerinin acısı tazeyken helallik istemek ne demektir ?

Canlı canlı yerin dibine gömdüklerinin yası tutulurken helallik istemek ne demektir ?

Canlı canlı yerin dibine gömdüklerinin yolu gözlenirken helallik istemek ne demektir ?

Canlı canlı yerin dibine gömdüklerinin yokluğu öldürürken helallik istemek ne demektir ?

Elinizin değdiği her şeyi yaktınız…

Elinizin değdiği her şeyi yıktınız…

Elinizin değdiği her şeyi kuruttunuz…

Elinizin değdiği her şeyi mahvettiniz…

Bu toplumu bir araya getiren tüm değerleri kıyma makinesinde çektiniz, çekmekten hiç çekinmediniz.

Bırakınız bari helalleşmek bize kalsın.

Bırakınız bari helalleşmek bizi barıştırsın.

Bırakınız bari helalleşmek bizi buluştursun.

Bırakınız bari helalleşmek bizi kavuştursun.

Madem bu toplumu, bu ulusu seviyorsunuz; bırakınız bari helalliğe el uzatmayınız.

Gidenler gitti de bari bunu bölüp parçalamak için kullanmayınız.

Bırakınız artık…

Bırakınız bizi…

Bırakınız artık bizi…

Bizi artık rahat bırakınız…

Rahat bırakınız, rahat…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.