google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Vatanın bütünlüğü, milletin birliği önce kafalarda, zihinlerde olur, parçalanma da öyle. Zihinlerde birlik, vatanın her karışına aynı hassasiyetle bakmak, her ferdini aynı duyarlılıkla kucaklamaktır.

Zihinler bütünlük fikrinden uzaklaşmadan, o toprak parçasını kimse bölemez. PKK'nın Uzun Süreli Halk Savaşı stratejisinin temel sebebi budur. Terörü, şiddeti uzun bir zamana yayarak, hedef toplumu yıldırmak, sindirmek, bıktırmak, sonunda kendi taleplerine razı olacak hale getirmektir.

Geçmişte bu zihinsel köleliğe razı olanlar, diz çökenler oldu. Mukaddes vatan toprağının bir kısmına ilgisini kaybedenler oldu.

Siyasette de bunun izdüşümlerini gördük. Hatırlanacağı üzere iktidar partisi, muhalefeti eleştirirken Sivas'tan öteye gidememekle itham ediyordu. Bu ne büyük, ne çirkin bir hataydı. Bu söz iktidar adına acziyeti ve vatan toprağına bütüncül bir yaklaşımla bakılmadığını ifade ediyordu. Muhalefet, ülke içinde bir yere gidemiyorsa bu ülkeyi yönetenlerin hatası, gidebilecek durumda olup da gitmiyorsa bu kendi hatasıdır.

Etnik milliyetçiliklerin hedefi yeni sınırlar çizmektir. Gerek Barzani'nin yayın organlarının, gerekse PKK medyasının Türkiye topraklarının bir kısmını Kürdistan diye kodlaması boşuna değildir. Zihinlerde sınırlar/haritalar çiziliyor, ülkenin bir kısmının diğer kısmında oturanlara ait olmadığı telkin ediliyor. Maalesef buna alet olan siyasetçiler de oldu. Lazistan, Kürdistan ifadeleri bu gaflet ve dalaletin ürünüydü. Her zaman yazıp söylüyorum, terör örgütleri o ülkenin yönetenleri büyük hata yapmadıkları müddetçe  o ülkeyi bölemezler. PKK'da bölemeyecek. Ama bunun için akıl, bilgi, tarihi tecrübe,fikri donanım gerekir. Bu yoksa, attığınız adımların kime yarayacağını bilemezsiniz.

Kafalarda bütünlük fikrinin varlığının işareti, siyaset yaparken bölgeyi ihmal etmemek, gitmek, dinlemek, anlamaya çalışmaktır. Bilhassa -milliyetçilik üzerinden siyaset yapanların- bunu hiç ihmal etmemeleri gerekir. Hem milliyetçiyim deyip, hem de bölgeyi ihmal ediyor, kitlesini, desteğine baş vurulacak  bir alan olarak görmüyorsanız, o milliyetçilik anlayışında bir sorun var demektir. Bir kitleyi kaybettiğini düşünmek, bir toprak parçasını kaybetmeyi kabullenmektir. Milliyetçi, neşterini önce -sorunlu- alanlara vurur, dikkatini ülke ve milletin bütünlüğüne yönelik  konulara odaklar. Tehdidin olduğu  yerde ayak izi olmayanların milliyetçiliği, milliyetçilik değil, bölgeciliktir.

Bunları şunun için yazdım, İYİ Parti lideri sayın Akşener, uzun zamandır il il, ilçe ilçe Türkiye'yi geziyor, vatandaşı dinliyor, onlarla yürütme ve siyaset arasında köprü kurmaya çalışıyor, vatandaşın dertlerine, sıkıntılarına tercüman oluyor. Farklı toplum kesimlerinin temsilcilerini grup toplantısında konuşturarak sorunlarını birinci elden topluma aktarıyor. Bazıları hafife alsa da, bu çok ciddi, çok yorucu bir iş. Her an provokasyonlarla karşılaşmak mümkün. Muhalefet, yandaş medyanın ambargosunu ancak böyle aşabiliyor. Medyanın sesini vermediği,kıstığı  yerlere bizzat gidiliyor.

Sn Akşener bu hafta Hakkari, Yüksekova'daydı. Arkasında yüzlerce koruma olmadan, aileden biri gibi esnafı gezdi, vatandaşı dinledi, kulağının, gönlünün bu ülkenin her ferdine açık olduğunu, gönül coğrafyasında bu milletin bir bütün olduğunu gösterdi. Önemli olan oy almak değildir, oydan daha önemli olan vatandaşın kafasında siyasetin kendisine nasıl baktığını, ayrımcılık yapmadığını göstermektir. Akşener, Mardin, Şanlıurfa gibi şehirlerden sonra Hakkari'de de bunu yaptı. İşte sorumlu siyaset dediğim budur. Partici olmaya, partizan olmaya gerek yok, doğru işi alkışlamayan, ödüllendirmeyen bir toplum yanlışa mahkum olur. Siyasetin olmadığı/gidemediği yerde devlet de yoktur. Tüm siyasetçilerimiz bölgeye gitmeli, karış karış gezmeli, insanımızı HDP'nin insafına ve ayrıştırıcı siyasetine terk etmemelidir.  HDP'yi kapatmaktan daha önemli olan budur! Emin olun ki budur!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.