HAKKI ÖZNUR : BAŞBAKAN ECEVİT “APOYU NEDEN TESLİM ETTİLER BEN DE ANLAMADIM” DİYORDU…

Ortadoğu ve yakın politik tarih uzmanı araştırmacı yazar Hakkı Öznur, terörist başı Öcalan’ın yakalanmasının 27. yıl dönümünde yaptığı yazılı açıklamasında bebek katilinin nasıl paketlenip Türkiye’ye teslim edildiğini, anlattı.

Güncel 16.02.2026 18:40:00 0
HAKKI ÖZNUR : BAŞBAKAN ECEVİT “APOYU NEDEN TESLİM ETTİLER BEN DE ANLAMADIM” DİYORDU…

Ortadoğu ve yakın politik tarih uzmanı  araştırmacı yazar  Hakkı Öznur, terörist başı Öcalan’ın yakalanmasının 27. yıl dönümünde yaptığı yazılı açıklamasında bebek katilinin nasıl paketlenip Türkiye’ye teslim edildiğini, anlattı. Öznur yazısında, Öcalan’ın idam edilmemek şartıyla Türkiye’ye teslim edildiğini, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in bile “niye teslim ettiler ben anlamadım” diyerek  şaşkınlığını gizlemediğini öne sürdü.

PKK lideri Öcalan’ın Orta Doğu’daki istihbarat servislerinin yıllarca kullandığı stratejik maşa olduğunu, 19 yıl kaldığı Suriye’de gizli servis Muhaberat’a çalıştığını, kod adının “Ali” olduğunu, Cemil Esad’a bağlı olduğunu açıklamasında anlatıyor.

 Öznur’un yaptığı açıklamanın tam metni:

MUHSİN YAZICIOĞLU: İKTİDAR BEBEK KATİLİNİ KURTARMANIN DERDİNDE

Eylül 1998'de  Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Suriye'yi, Öcalan'ı sınır dışı etmeye zorlama kararı alındı. 16 Eylül'de Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş, sınır yakınlarında Suriye'ye yönelik bir açıklama yaptı. Meclis açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de "Suriye'nin teröre destek vermeye devam etmesi halinde karşılık verileceğini" söyledi. Bu uyarı, Türk askerlerinin Suriye sınıra yakın bölgelerde konuşlandırılması ile desteklendi.   Baskıya dayanamayan Suriye hükûmeti Öcalan'ı 9 Ekim 1998 günü  sınır dışı etti. Yunanistan, Rusya, İtalya  arasında gidip gelen Öcalan Türk devletinin baskıları sonucunda tekrar Yunanistan  Rusya arasında gidip gelirken en son Yunanistan tarafından   Kenya’ya gönderilmiştir. 31 Ocak 1999'da Öcalan bir kez daha uçakla Yunanistan'a geçen. Öcalan buradan Savvas Kalenteridis adındaki Yunan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) mensubunun refakatiyle 2 Şubat 1999'da Kenyanın başkenti Nairobi'ye götürüldü  CIA ile MİT arasında yapılan görüşmelerden sonra ABD istihbaratı tarafından Türkiyeden gelen MİT heyetine 5 Şubat 1999 günü idam edilmemek şartıyla teslim edildi. ABD, Öcalan’ın idam edilmemesini istiyordu. İdam edilmemesi şartıyla, Öcalan’ın yakalanmasına yardımcı olmuştu.

130 gün süren kovalamaca sonucunda APO paketlenip Türkiye’ye getirildi. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, yıllar sonra “Bize niye Apo'yu verdiler onu hala ben de bilemiyorum. Amerikalılar neden verdi hala anlamaya çalışıyorum” derken dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de “Apo’yu biz yakalamadık. Amerikalılar teslim etti” diyordu. Demirel, Öcalan'ı ABD'nin yakaladığını ve Türkiye'ye teslim ettiğini açıklamıştı.

5 Mart 2000 tarihinde Aydın’da Asya Düğün Salonu’nda yapılan BBP 5. İl Olağan Kongresi’nde bir konuşma yapan şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu, şunları söylemişti:

 “Herkes Apocu kesildi, herkes Apo’nun canını kurtarmanın derdine düşmüştür. İç ve dış mihraklar Apo’yu koruyorlar, onun idam edilmemesi için Türkiye’ye baskı yapıyorlar. İlerde, devlet adına birileri, hükümet adına birileri, Apo’yla ile masaya otururlarsa, müzakere yapmaya kalkarlarsa, terör örgütü PKK ile müzakere yapmaya ve onunla görüşmeye kalkarlarsa şaşırmayın. Çünkü bölücü terörün arkasında dış güçler var. Türkiye’yi yöneten iktidarlar da genelde hep ABD ve Batı emperyalizmine bağlı kalmışlardır”

KÜRESEL MAŞA PKK  2024 YILINA KADAR  ESAD REJİMİ İLE İLİŞKİSİNİ  SÜRDÜRMÜŞTÜR

PKK lideri Öcalan’ın Temmuz 1979 yılından 1998 Ekim ayına  kadar  BAAS ve Esad ailesi ile derin bağları vardı. Esad ailesi her zaman Öcalan ve örgütüne sahip çıkmış, korumuş ve kollamıştır. PKK, baştan beri başta Muhaberat olmak üzere yabancı istihbarat servislerinin kontrolündeydi. Öcalan, Şam rejimi ne diyorsa onu yapıyordu.

Öcalan, Suriye’ye yapılan baskılar sonrasında 9 Ekim günü 19 yıl sonra Suriye’den çıkmak zorunda kalmışsa da Kandil ve 2003 yılında kurdurduğu PYD’nin Şam rejimi ile ilişkisi devam etmiştir.

PKK militanları, Suriye istihbaratının himayesinde FHKC ve FDHC adlı Filistinli örgütlerin kamplarına yerleştirilmiştir. 100-150 kişilik PKK’lı bir grup da çeşitli yollardan Avrupa’ya çıkarak bazı ülkelere iltica etmişlerdir. Öcalan, 1979 Temmuzu’nda Suriye’ye geçtikten sonra dönemin KYB lideri Celal Talabani ile Şam’da bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede Talabani’den Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’la görüşerek örgütün Suriye ve Lübnan’da yerleşmesine, çalışmalarına kolaylık göstermesini istemiştir. Talabani, Esad’la görüşerek PKK’ya izin çıkartmıştır. Suriye istihbaratı Şam’da Öcalan’a barınması için ev ve diğer kolaylıklar sağladı.

FİRAVUN HAFIZ ESAD VE ONUN GİZLİ SERVİSİ MUHABERAT PKK’NIN EN BÜYÜK KORUYUCUSU, HAMİSİYDİ…

Stratejik maşa PKK, Suriye’deki ilişkilerini ve kalışını sağlama bağlamak için örgüt yayınlarında “Suriye Kürtleri, yurtsever Suriye yönetimine BAAS rejimine destek olmalı ve büyük lider Esad’a bağlı olmalıdır” diyordu. PKK, Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad ile de ilişki kurarak bir dönem merkezini Lazkiye’ye taşımıştır. Yine Cemil Esad, kendine ait evlerinden ve arabalarından birini PKK lideri Öcalan’a tahsis etmiştir. Ayrıca teröristbaşının maddi ihtiyaçlarını karşılaması için kendisine ve örgüt mensuplarına yüklü miktarda para yardımında bulunan Cemil Esad, PKK kamplarını Öcalan’ın yanında birçok defalar da ziyaret etmiştir.

Suriye hükümeti, PKK’nın yan kuruluşlarından biri olan ERNK’ye açıkça lojistik ve diplomatik destek sağlamıştır. ERNK’ye Suriye’de askeri faaliyetler için iki adet ayrı üs verilmiştir. Yine Cemil Esad, Devlet Başkanı Hafız Esad’ın talimatıyla 1988 yılında Almanya’da yargılanan 20 PKK yöneticisinin duruşmasına katılmış ve PKK’ya açıkça destek vermiştir. Esad kardeşlerden Rıfat Esad da PKK ile bizzat ilgilenenlerdendir.

Öcalan, Şam’da gerekli alt yapıyı oluşturduktan sonra daha sonra Lübnan’a geçmiştir. Bekaa Vadisi’nde PKK militanlarının kalacağı bir kampın organizasyonu ile uğraşmıştır. Örgüte yönelik operasyonlar sürerken Öcalan, başkent Şam’da ve Halep’in lüks semtlerinden birinde özel korumaları ile birlikte kalıyordu.

PKK, Suriye’yi bu ilk yıllarda hem siyasal üs hem barınma ve eğitim alanı hem lojistik destek merkezi ve hem de bir cephe hattı olarak kullanıyordu. Öcalan, Şam’da Halepçe’de bir apartman dairesinde kalıyor ve zaman zaman Bekaa Vadisi’ndeki kamplara gidiyordu. Öcalan’ın evleri bu sıralarda ve uzun yıllar PKK’nın siyasal merkezi oldu. Bütün kararlar orada alınıyor, hedefler, taktikler orada belirleniyordu. Öcalan’ı ziyarete gelen yabancı gazeteci ve politikacılar, burada karşılanıyordu. ABD ve Batı emperyalizmi, Siyonist İsrail, PKK’yı Türkiye’ye karşı kullanmaya daha o yıllarda başlamışlardı.

PKK’nın Suriye’den Türkiye sınırlarına girmesinde Suriye istihbaratı Muhaberat’ın büyük rolü vardı. PKK Suriye’nin elinde bir kozdu. O süreçte araları gergin olan Suriye-Türkiye ilişkilerinde PKK Suriye’nin Türkiye’ye karşı kullandığı taşeron bir örgüt olarak işini görüyordu. İşine de geliyordu. Öcalan yakalandıktan sonra yapılan sorgulamasında Suriye’nin Türkiye içerisinde eylemler yapması için kendilerine her türlü desteği verdiğini ve hatta birçok eylemleri Muhaberat’ın istediği üzerine yaptıklarını da itiraf ediyordu.

15 Ağustos 1984 eylemine ve diğer PKK eylemlerine Suriye diktatörü, Hafız Esad adlı firavun ve Suriye gizli servisi, açık destek vermiştir. PKK eylem yaptıkça Esad rejimi para kesesini açıyor, örgüte hem mali yardımda hem lojistik yardımda bulunuyordu.

Esad rejimi, bebek katili Öcalan’ı ve kanlı örgütünü 19 yıl himaye etmiş, korumuş ve kollamıştır. PKK, Saddam Hüseyin ve Hafız Esad gibi zalim diktatörleri, militanlarına verdiği ideolojik eğitimlerde yüceltiyor, halk düşmanlarından “kahraman” gibi bahsediyordu.

ÖCALAN: İSMİM ALİ'YDİ. BU DA BİR DEVLET İLİŞKİSİYDİ

PKK uzantısı HDP'nin İmralı heyeti ve Abdullah Öcalan arasında 2013 yılında İmralı’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin notların yer aldığı "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" kitabından önemli ayrıntılar çıkıyor. Öcalan, AKP hükümeti ve MİT ile ilişkilerini anlatırken Suriye meselesini ve Suriye’de kaldığı günleri şöyle anlatıyor:

“Suriye'de kaldığım ev istihbaratın eviydi. Hafız Esad’ın kardeşi muhaberatın başında olan Cemil Esad, ‘O evde Öcalan kalacak’ demiştir. Ben de her gittiğimde o evde kalıyordum. Acilcilerin liderlerinden Mihraç Ural da Cemil Esad’ın adamıydı. O dönem Türkiye, beni Suriye`den istiyor. Cemil Esad tepki göstermiş. 'Apo giderse kalpten ölürüm' demiş. O günden doğruyu görmüş. Ben çıktım Suriye çöktü.”

PKK lideri Öcalan, İmralı’daki sorgusunda Cemil Esad'la görüştüğünü açıkça şöyle anlatmıştır:

“Suriye'de kamplar açtık. Örgütlenmemize de izin verdi Suriye. Ticaret de yapıyorduk; yılda 1 milyon dolar kazanıyorduk. Sınırı geçerken, zaman zaman, Suriye istihbaratının (El Muhaberat) arabalarını kullanıyorduk”

PKK'dan 2004 yılında ayrılan ve ayrı bir örgüt kuran daha sonra bu örgütten ayrılan şimdi Kuzey Irak'ta yaşayan Abdullah Öcalan'ın kardeşi olan eski PKK yöneticilerinden Osman Öcalan, Irak'ta Kürtçe yayın yapan Zelal TV'ye, "Ağabeyim Öcalan Suriye'de iken Cemil Esad ile görüşüyordu. Biz askeri tatbikat yaptık, Cemil Esad geldi bizi izledi. 'Bu eğitim ve inanç ile Türkiye'yi tarumar edersiniz' demişti. Bunu hiç unutmam. Öcalan yakalandıktan sonra 2002'ye kadar Cemil Bayık Suriye'de kaldı." demiştir.

Bir dönem Suriye’ye giden daha sonra Esad rejimi ile kullanılma noktasında araları açılan, BAAS tarafından tehdit edilen bazı Türk-Sol örgütler bile Suriye iç rejiminin iç yüzünü gördükten sonra, “PKK, BAAS rejiminin emrinde ve Suriye istihbarat servisinin kontrolündedir, PKK dışa bağımlıdır, bağımsız Sol bir hareket değildir.” demişlerdir. PKK’yı Sosyalist bir hareketin dışına çıkan istihbarat örgütlerinin kontrolünde olan karanlık bir örgüt olarak gördüklerini ifade etmişlerdir.

Dün olduğu gibi bugün de PKK ve onun Suriye kolunun istihbarat servisleriyle kirli ve karanlık ilişkisi vardır.

71 yaşında hayatını kaybeden Cemil Esad (1933-2004), hayatını kaybettiği 2004 yılına kadar Türkiye ile yakından ilgilendi. Özellikle Türk-Sol örgütlere (Acilciler-Mihraç Ural) vb. büyük maddi destek verdi, lojistik destek sağladı.

TERÖRİST BAŞI ÖCALAN BİLE “ESAD KALMALI” DİYOR

HDP'nin İmralı heyeti ve Abdullah Öcalan arasında 2013 yılında İmralı’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin notların yer aldığı "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" kitabında BAAS rejimi ile ilişkisini şöyle anlatıyor:

“Suriye’deki ismim Ali'ydi. Ali ismi ile geçtim. Bizimle görüşen Rıfat Esad’dı. Kürtlere kimlik verilmemesine rağmen bana Suriye kimliği verdiler. O zaman kadar Filistinli lider Naif Havatme'nin bana verdiği kimliği kullanıyordum. Suriye'de kaldığım ev istihbaratın eviydi. Cemil Esad 'O ev benim ev olacak' demiş. Ben de her gittiğimde o evde kalıyordum. Suriye ilişkim bir devlet ilişkisiydi.”

HDP'nin İmralı heyeti ve Abdullah Öcalan arasında 2013 yılında İmralı’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin notların yer aldığı "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" kitabından HDP heyetinin “Esad ve Suriye konusunda mı nihai kararı siz vereceksiniz?” sorusuna şu cevabı vermiştir:

“Esad kalacak, kalmalı. Benim bütün önerilerim demokratik bir Suriye içindir. Rojava'da bir sonuç alacaksa benimle görüşme yapacaklar. Ben oraya yirmi yılımı verdim. Kimse oralara benim kadar bilemez. Esad bile ailece beni tanır. Esad'la iş birliği yapan asıl onlardı. Konuşturmasınlar beni. Önce Esad süper kardeşti. Öpüşmeler, sarılmalar, eşler düzeyde ziyaretler falan... Sonra Esad düşman oldu. Ben dört yıl önce Emre Taner'e önerilerimi sundum. En uygun önerileri sundum. Çok büyük yanlış karar verdiler. Saygılı olup karar versinler. Öyle kandırmaya çalışmasınlar.”

PKK lideri Öcalan, yine bir başka konuşmasında “Esad ile anlaşırım. Beni iyi tanır. Erdoğan’a söyledim. Esad etrafını sarar, sen de kapıları açıp devlet olarak yardım etmezsen, geçici bir ittifak ile Esad’la da anlaşırım. Kendimi nasıl koruyacaksam öyle korurum tabii.” demiştir.

Pazartesi 14.4 ° / 5.9 °
Salı 12.3 ° / 8.1 °
Çarşamba 12.3 ° / 5.4 °