Tarih: 09.08.2022 21:14

Davutoglu'ndan STK'lara mektup: "Bunca yanlislik varken 'sorumlusu ben degilim' diyerek kenara çekilmek dogru degil"

Facebook Twitter Linked-in

Sivil Toplum Kuruluslarina (STK) hitaben bir mektup kaleme alan Gelecek Partisi Genel Baskani Ahmet Davutoglu “Ülkemizin üzerindeki kara bulutlari dagitmak için devrim gerçeklestirecegiz” dedi. Söz konusu mektupta, “Gelin beraber soralim: 'Bizim ideallerimiz neydi, bugün bu çileler üzerine kurulan iktidarda yasananlar ne?'” ifadesini kullanan Davutoglu sunlari ekledi:
“Sakin ha, artik 'kol kirilir yen içinde kalir' demeyelim. Bize kaybettiren zihniyet bu iste. Seffafligi yok eden ve bizleri 'oldugu gibi görünmeyen, göründügü gibi olmayan' bir topluluk haline getiren zihniyet bu. Özetle, gün her seyi açik yüreklilikle konusma ve yüzlesme günü. Sakin ha artik 'kazanimlarimizi kaybederiz' de demeyelim. Körü körüne itaat ile susarak islerin düzelecegini saniyorsak, büyük bir yanilgi içindeyiz demektir. 'Sorumlu ben degilim ki' diye düsünerek kendimizi kenara çekiyorsak da kendimizi aldatiyoruz demektir.”

GELECEK NESILLERE NASIL BIR MIRAS BIRAKACAGIZ

 Mektubunda Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan'a yaptigi meydan okumanin cevapsiz kaldigini ifade eden Davutoglu “Gelin beraber soralim: “Bizim ideallerimiz neydi, bugün bu çileler üzerine kurulan iktidarda yasananlar ne?” dedi. Davutoglu mektubunda su ifadeleri kullandi:
“Degerli Kardesim, Bu mektubu size tarihe kayit düsen bir hasbihal olarak kaleme aliyorum. Geçtigimiz günlerde Sayin Cumhurbaskani’nin 'hain' ve 'liyakatsiz' ithamlarina karsi kendisiyle yüzlesme çagrisinda bulundum. Su ana kadar bu çagrima cevap gelmedi. Gelin bu yüzlesmeyi ve muhasebeyi samimi bir sekilde hep birlikte yapalim. Bütün siyasi tartismalari bir kenara birakarak kendimize dürüstçe soralim: Inandigimiz degerler adina gelecek nesillere nasil bir miras birakacagiz?
Sadece basimizi iki elimizin arasina, vicdanimizi yüregimizin ta ortasina alip kendimize soralim: Nereye gidiyoruz? Insanligi aydinlattigina inandigimiz bir inancin üzerinde yükselen bir medeniyet birikiminin sömürgecilige direncinin ve modernlesme süreci ile yüzlesmesinin iki yüz yillik birikimi ne hale düstü? Ilk zirve örnegini Ahmet Cevdet Pasa ile gördügümüz bu zihni ve siyasi yüzlesmede nice alimler, aydinlar, sairler, kanaat önderleri, siyaset ve devlet adamlari çile çekti, mücadele etti, bedel ödedi.
Isimleri tek tek zikretmeyeyim; siz en çok kimi örnek aldiysaniz onun öne çikardigi degerleri ve hedefleri tekrar bir düsünün. Ama en çok da hiçbir unvani olmayan, çogu okuma yazma imkâni bile bulamamis, cebindeki son kurusunu 'bir gün adalet temelli bir düzen kurulmasi ve çocuklarinin daha iyi bir egitim almasi' hayaliyle veren Anadolu’nun çilekes, onurlu insanlarini, babalarimizi ve dedelerimizi düsünün. Gelin beraber soralim: “Bizim ideallerimiz neydi, bugün bu çileler üzerine kurulan iktidarda yasananlar ne?”

BU BIRIKIMIN EN TEMEL HEDEFI ADALETTI

Iki asra yaklasan bu birikimin en temel hedefi adaletti; bugün ise en çok örselenen kavram adalet. Toplumun en az güven duydugu kurum yargi. Nesiller boyu aktarilan Hz. Ömer’in adaletinden elimizde ne kaldi? Kadi önünde ayakta hesap veren Fatih ideali bir masal miydi? Insanlarimizin üzerindeki her türlü baski yok edilecek, düsünce, inanç ve basin özgürlügü hayata geçirilecekti. Bugün kimsenin kimseden emin olmadigi, sivil toplum kuruluslarimizin 'sivil' niteliginin örselendigi korku iklimine nasil gelindigini hiç sormayacak miyiz?
Yolsuzluklara karsi mücadele edilecek, tüyü bitmemis yetimin hakki korunacakti. Yolsuzlugun her türü her gün yasanirken yüzü kizarmayanlarin 'dava' diyerek hepimizin gençlik ideallerini temsil eden bu kavrami nasil kirlettiklerini görmezden mi gelecegiz? Bireycilige karsi 'sahsiyet' insa edilecekti degil mi; ortamina göre farkli dil kullanilan riyakâr iklimde bir sahsiyet izi bulabiliyor muyuz?

DINI DEGERLERIMIZ IKTIDAR IÇIN ARAÇSALLASTIRILMASIN

Önce ahlak diyerek çikilan yolda 'siyasi ahlak' kavraminin iktidardakileri bu kadar tedirgin etmesi ve Sayin Cumhurbaskani’nin 'ilçe baskani bulamazsiniz' demesi içimize siniyor mu? Hani insanlari 'güzel söz ile çagiracaktik', insanlara güzel örnek olmasi gereken yüksek makamlardan kadinlara, hekimlere, ögrencilere, farkli düsünenlere yönelen nezaket disi hitaplar kulagimiza ya da ruhumuza güzel geliyor mu?
Içinden çiktiklari halk yoksulluktan kivranirken iktidardakilerin duyarsizca lüks ve satafat içinde yasamasi, kamu ihalelerinin ve kaynaklarinin dar bir zümre arasinda paylasilmasi, 'servet bir grup elinde dolasan bir emtia olmasin' ilkesine ne kadar uygun? Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, 'bir kisiye tam dokuz, dokuz kisiye bir pul dagitan' sistem elestirisi artik siirlerde mi kaldi?
Nass diyerek uygulanan politikalarla dünyanin en yüksek faizinin yasanmasinin, Hazine’nin faiz borcunun anapara borcunu asmasinin nassa olan inanci nasil sarsmakta oldugunu görmüyor muyuz Dini degerlerimizin iktidarda kalabilmek için araçsallastirilmasinin genç nesillerin dine inançlarini nasil sarsmakta oldugu gerçegi yüreklerimizi titretmiyor mu?

SWAP UGRUNA UYGUR ZULMÜNE SESSIZ KALINMASI BASIMIZI ÖNE EGDIRDI

'Giderlerse gitsinler' diyen otoriter bir sesin gençlerin ülkeye aidiyetini nasil yiprattigini, kendi çocuklarimiza veya torunlarimiza bir soralim bakalim ne cevap alacagiz! Onurlu bir ülke ideali ile çikilan yolda bir baska devlet baskanindan 'aptal olma' diye alinan mektup, Israil ile iliskiler normallestirilirken Mavi Marmara sehitlerinin unutulmasi, mazlumlarin sesi olma iddiasiyla çikilan yolda birkaç milyar dolarlik swap alabilmek için Uygur Türklerinin soykirima tabi tutulmasina sessiz kalinmasi hepimizin basini önüne egdirmedi mi?
Idealler ile yasananlar arasindaki uçurum örnekleri çogaltilabilir. Hepimiz kendi listemizi yapalim. Bizler için 'dava' adina hangi ilke önemliyse yazalim ve bu ilke bugün hayata geçmisse yanina dürüstçe bir tik atalim. Bunu yaptigimizda, hepimiz çok iyi biliyoruz ki karsimiza derin bir bosluk çikacak! Eger hala ideallerle yasanan gerçeklik arasinda derin bir uçurum varsa vicdanimiza sormaktan korkmayalim: Kim bu degerleri savunmaya çalisti, kim bu degerleri yipratti?

GÜN HER SEYI AÇIK YÜREKLILIKLE KONUSMA GÜNÜ

Sakin ha, artik 'kol kirilir yen içinde kalir' demeyelim! Bize kaybettiren zihniyet bu iste! Seffafligi yok eden ve bizleri 'oldugu gibi görünmeyen, göründügü gibi olmayan' bir topluluk haline getiren zihniyet bu! Özetle, gün her seyi açik yüreklilikle konusma ve yüzlesme günü. Güç kaygisiyla örttügümüz her zaaf 'camia'daki parçalanmis ruh halini artirmaktan baska bir seye yaramiyor.
Sakin ha artik 'kazanimlarimizi kaybederiz' de demeyelim! Kazanimlarimizi güç sahibi olmak degil sahsiyet ve durus sahibi olmak korur. Biz baski gördügümüz ama ahlaki üstünlüge sahip oldugumuz dönemlerdeki samimiyetimizle 28 Subat döneminin prangalarini kirdik, güç sahibi olup ahlaki üstünlügümüzü kaybettigimiz iktidar günlerinde ise sahsiyetimizi ve gençlerimizi kaybediyoruz.
Son sözüm su olsun: Körü körüne itaat ile susarak islerin düzelecegini saniyorsak, büyük bir yanilgi içindeyiz demektir! 'Sorumlu ben degliim ki' diye düsünerek kendimizi kenara çekiyorsak da kendimizi aldatiyoruz demektir!

BIR NESLIN ONURUNU KURTARMAYA ÇALISIYORUZ

Iste, bu süreçte her türlü bedeli ödeyerek elimden geleni yaptigima inanmakla birlikte, sunu da özellikle vurgulamak istiyorum ki hep birlikte ya kendimize gelip degerlerimizin geregini yapacagiz ya da bu agir sorumlulugun vebalini Rabbimiz, milletimiz ve gelecek nesillerimiz huzurunda tasiyacagiz.
Bu buhrandan çikis için bizim kendimize çizdigimiz yol haritasini sorarsaniz; öncelikle bize suursuzca saldiranlar da dahil olmak üzere bu vebali tasiyan bir neslin onurunu kurtarmaya, bu idealleri savunan herkesin güç yozlasmasina kapilmadigini göstermeye çalisacagiz.
Daha sonra, hangi düsüncede olursa olsun toplumumuzun her kesimi ile açik yürekli bir empati kurarak toplumsal barisi tesis edecek, herkesin kendi mahallesinden ve dar kaliplarindan çikarak birbiriyle selamlastigi, hallestigi ve ortak gelecegimizi birlikte insa etme iradesi sergiledigi bir sosyal ve siyasi iklim olusturacagiz. Ötekilestirmeye dayali kutuplastirmayi tirmandirmak yerine toplumsal aidiyet bilincini pekistirecegiz.

SIYASI AHLAK VE ZIHNIYET DEVRIMINI GERÇEKLESTIRECEGIZ

Nihayet ülkemizin üzerindeki kara bulutlari dagitmak üzere özgürlük, adalet, liyakat, emanet ve samimiyet ilkeleri temelinde kapsamli bir zihniyet devrimini, seffaflik ve hesap verilebilirlik temelinde siyasi ahlak devrimini, toplumsal refah ve gelir adaleti temelinde yapisal ekonomik dönüsüm devrimini gerçeklestirecegiz”
Davutoglu mektubuna su sözlerle son verdi: Degerli Kardesim, bu mektup kalemden göze, dilden kulaga degil yürekten yürege yazilmistir. Öyle okumanizi rica ederim. Allah yüreklerimizdeki derin vicdandan bizi koparmasin. Allah’a emanet olunuz!”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —