HAKKI ÖZNUR: DIKTATÖRÜN MASASI,CUNTA REJIMININ SAVCISI ,ÜLKÜCÜ DÜSMANI , NURETTIN SOYER, 220 ÜLKÜCÜNÜN IDAMINI ISTEDI

Muhsin Yazicioglu’nun dava ve yol arkadaslari “Ülkücü Sehitler” için, Altindag’daki Tacettin Dergahi’nda mevlit okuttu. Tüm Sehitlerimiz için dualar edildi. Programa katilan vatandaslar ve gençler daha sonra Sehit Muhsin Yazicioglu'nun kabri basina gel
Güncel 13.09.2022 20:57:00 0

Muhsin Yazicioglu’nun dava ve yol arkadaslari   “Ülkücü Sehitler” için, Altindag’daki Tacettin Dergahi’nda mevlit okuttu. Tüm Sehitlerimiz için dualar edildi.  Programa katilan vatandaslar ve gençler daha sonra Sehit Muhsin Yazicioglu'nun kabri basina geldiler. Kabrin basinda Kur'an-i Kerim  okundu., Sehit lider dualarla ve okunan Kuran’la yad edildi.  Kabri  çiçeklerle  donatildi, gözyaslariyla sulandi. Muhsin Yazicioglu’nun  dava ve yol  arkadasi, Alperenlerin agabeyi, Ülkücü fikir ve siyaset adami Hakki Öznur,  kabrin basinda  12 Eylül  darbesi ve sehit lider Muhsin Yazicioglu ile ilgili bir konusma yapti. 
Öznur konusmasinda, 12 Eylül darbesi sonrasi onbinlerce  Ülkücünün gözaltina alindigini tutuklandigini, zindanlara dolduruldugunu   basta, Ankara Mamak  Cezaevinin içinde bulunan  C- 5 adli iskence merkezi olmak üzere  ülkenin dört bir yaninda kurulan iskence merkezlerinde, iskencelerden geçirildigini, zulümler ugradiklarini, 9 ülkücünün idam sehpasinda, bir çok ülkücünün iskence merkezlerinde sehit edildigini söyledi  Ülkücülerin zulme boyum egmediklerini  cunta rejimine  direndiklerini, 12 Eylül darbesinin Ülkücü  Harekete karsi yapildigini  konusmasinda ifade etti.


 Hakki Öznur sunlari söyledi: 
12 Eylül darbesi Ülkücü Harekete karsi yapilmistir, darbe olmasaydi Ülkücüler Iktidara gelecek devleti yönetecekti.  Dönemin ABD Ankara Büyükelçisi, “darbeyi yapanlar Amerika’nin dostlaridir. Onlar darbeyi yapmasaydi, ABD düsmani Ülkücüler iktidara gelecek ve Amerika’nin bölgesel  çikarlarina  zarar verecektiler.  Buna izin veremezdik.  Darbeyi yapan  General Evren ve arkadaslarina açik destek verdik  ve onlara minnettariz ”  diyerek MHP ve  Ülkücü  harekete olan düsmanliklarini ve darbeyi yapan Evren basta olmak üzere 5’li konseyin ABD’ nin adamlari  oldugunu  açikça  itiraf etmistir. 
12 Eylül  Darbesini  ABD/ NATO planlamis. isbirlikçileri Besli Konsey’e yaptirmistir. Darbenin sefi diktatör Kenan Evren, her seyi ABD ile el ele ve NATO’nun amaçlari dogrultusunda yapmistir. Pentagon için Amerikan yanlisi darbeci generaller, “Bizim Çocuklar”di.
Sehit liderimiz Muhsin Baskan’in 40 yillik siyasi yasaminin 10 yili hapislerde geçti. 12 Eylül darbesinin ardinda tutuklandi. C-5 adli iskence merkezinde iskencelerden geçirildi. Mamak’ta 2,5 metre karelik hücrede 5 yil geçirdi..“ MHP ve Ülkücü Kuruluslar” davasinda idamla yargilandi. Idamini isteyen 12 Eylülcülere meydan okudu. Zulme riza göstermedi, zalimlere boyun egmedi.  Milletin adami, Sehadete yürüyen lider  Muhsin Yazicioglu  ve dava  arkadaslarimiz  küresel bir organizasyonla Kes daglarinda sehit edildiler.
Muhsin Yazicioglu Türkiye’nin milli direnç merkeziydi, meclisin sigortasiydi. Onun yoklugu, hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle ariyor. Birlestirici, bütünlestirici, yol gösteren, sagduyulu, itidalli tavriyla hep örnek olmustur. Öylesine vâkar sahibi, feraset sahibi bir insandi ki; ‘zulüm Azrail olsa da ben hep Hakk’i tutacagim’ düsturuyla hareket ederdi.
Istikameti-kiblesi, dosdogru bir dava adamiydi.. O, istikamet ve vakar sahibiydi.. Muhsin Yazicioglu deyince Kur’an’a adanmis bir ömür ve Allah ve peygamber sevdasi ile dolu bir yürek karsimiza çikiyor..
Sehit Muhsin Yazicioglu deyince dava adamligi, davaya adanmislik, fazilet, fedakârlik, vefa, kadirsinaslik, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Kendisi için bir gün yasamadi. Ömrünü, hayatini, verdigi yüce davasina adadi. Her türlü istibdada karsiydi, Istiklal asigiydi. Çile adamiydi. Davasinin çilesini çekti hep. Hep dik durdu, düz yasadi, hayat çizgisinde kiriklik yok, çizgisini bozmadi, istikametini degistirmedi. Inandigi degerlere hep bagli kaldi.
Yüce kitabimiz Kur’an diyor ki, “Allah, Muhsinlerle beraberdir.” Kur’an ayetlerinde ‘Muhsin’ ifadesi birçok yerde geçmektedir. Allah, iyilik ve güzellik insani olan Muhsinlerle beraberdir. Hiç süphesiz Yüce Allah, dünyada ve ahirette kötülerle degil, Muhsinlerle/iyilerle beraberdir. 
Biz Allah yolunda, Kur’an yolunda, millet yolunda sehit düsen Muhsin Baskan’la beraber olduk. Iyi ki onun gibi yigit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadasi olmusuz. Ne mutlu bizlere .”
Hakki Öznur, Türk demokrasi  tarihinin  kara lekesi  12  Eylül darbesinin 42. yildönümünde   su tarihi açiklamayi yayimlamistir:
YÜZBINLERCE ÜLKÜCÜNÜN KATILDIGI   15 NISAN 1978  MITINGI  SISTEMI, ABD VE NATO’YU KORKUTTU
12 Mart 1971 muhtirasi ile büyük bir darbe yiyen Türk Solu, 1974 sonlarindan itibaren tekrar örgütlenmeye çalisacakti. 1974 affi,  Marksist,  devrimci Sol hareketlerin tekrar meydanlara çikmasina ve faaliyetler yapmasina zemin hazirladi.12 Mart’ta içeri atilan illegal THKP-C, THKO, TKPML/TIKKO, TIIKP, TKP kadrolari ve yine kapatilan TIP’in kadrolari, disari çiktiktan sonra tekrar kaldiklari yerden yeni örgütler ve yayinlarla faaliyetlere hizli bir sekilde basladilar.12 Mart öncesi yasanan siyasal çatismalar, ögrenci olaylari ve kaos ortamina giden süreç yeniden basladi.  1978 yilina gelindiginde ülkede kizil terör,  siyasi ve sosyal çalkantilar devam ediyordu, siyasal cinayetler çatismalar her geçen gün artarak devam ediyordu.
1978  Ocak  ayinda   CHP iktidarinin kurulmasiyla birlikte Ülkücü harekete yönelik büyük baskilar ve zulümler de baslayacakti. Basbakan  Bülent Ecevit’in ilk icraati, bürokrasi ve devlet kadrolarinda Ülkücü kiyimi oldu .Ülkücü kadrolarin yerine, devlet ve millet düsmani Marksist –Leninist zihniyetli,  DEV-GENÇ’li, TÖB-DER’li, MEM-DER’li devrimci sol militanlar ,CHP’nin sayesinde devlet kadrolarina yerlesiyordu. Basta CHP’nin Içisleri Bakani, Solcu polislerin örgütü olan POL-DER yöneticilerini, emniyetin üst kademelerine yerlestiriyordu.
15 Nisan 1978’de, Ankara’da, yüz binlerce Ülkücü, her türlü küresel emperyalizme ve yerli isbirlikçilerine karsi tarihi bir yürüyüse katilmisti. MHP lideri Basbug Türkes’in liderliginde yüz binlerce Ülkücünün katildigi tarihi miting ve yürüyüs, CHP iktidarini ve sistemi korkutmustu. “Savasimiz vurguncu düzenedir”, “Kanimiz aksa da zafer Islam’in” diye yürüyen yüz binler, ABD ve NATO’yu da tedirgin etmisti. MHP’nin “Anadolu’nun sahlanisi” adiyla düzenledigi büyük mitingler, egemen güçleri, çikar çevrelerini rahatsiz ediyordu.
Tandogan’da düzenlenen “zam, zulüm ve iskenceyi” protesto mitingine 500 bin ülkücünün katilmasi, toplulugun cosku ve heyecani siyasal görünümünün ötesinde sosyolojik bir olaydir. 12 Eylül darbesi yapilmasiydi ve 1981’de genel seçimlere gidilebilseydi TBMM’nde olusacak yeni tabloda MHP çok güçlü olacakti MHP’nin büyümesi seçmen tabaninin hizla yayginlasmasi egemen güçleri ciddi sekilde tedirgin ediyordu  12 Eylül müdahalesini MHP’nin iktidar yürüyüsüne öldürücü bir darbe vurdugu sosyal ve siyasal bir gerçektir.
MHP BARIS VE KARDESLIK ÇAGRILARI YAPARKEN TSK IÇINDEKI“SALTIK ÇALISMA GRUBU”  DARBE ÇALISMALARINI SÜRDÜRÜYORDU
Bu arada ülkede bunalim gittikçe artmisti. MHP, bu bunalimli dönemde sürekli olarak baris ve kardeslik çagrilarinda bulundu, siddet ve teröre karsi çikarak, tüm siyasi partileri uzlasmaya çagiran girisimlerde, açiklamalarda bulundu. MHP’nin baris çagrilari Sol cephenin disinda tarafli tarafsiz çevrelerde yanki buluyordu. Hatta o günlerde MHP aleyhine yazilar yazan, MHP’nin mahkûm ettirdigi Yanki dergisi bile MHP’nin bu baris çagrilari karsisinda sunlari yazmak zorunda kalmisti:
“MHP’nin baris çagrilarini, MHP’li bakanlarin kardeslik dostluk sözcüklerini ve Türkes’in özel açiklamalarini dikkate almak zorundayiz. Çünkü bu Türkiye için bir sanstir. Hepimiz üzerimize düsen görevi yapmaliyiz. MHP’nin çagrilarina kulak vermeliyiz.”
ABD emperyalizmi ve NATO merkezli Gladyo, Türkiye’yi iç savasa sürüklemek istiyordu. Türkiye’yi istikrarsizlastirmaya çalisiyordu.   CIA istasyon sefleri, Türkiye’den çikmiyordu. Bu süreçte MHP, küresel emperyalizme ve isbirlikçilerine meydan okuyor, Washington’un, CIA istasyon seflerinin oyunlarini bozuyordu.  
IHTILAL  SARTLARINI OLGUNLASTIRMAK IÇIN  ÜLKEYI KAN GÖLÜNE ÇEVIRDILER
1970’lerin sonlarina dogru NATO merkezli Gladyo’nun elemanlari, Türkiye için planlanan “ihtilal sartlarini olgunlastirma” senaryosunu, devam ettiriyorlardi . Ülkemizde Sünniler ve Aleviler yüzyillardir birlikte yasadilar, birbirlerinin inançlarina saygi gösterdiler. Ama bu birliktelik 1970’li yillarin ortalarindan itibaren her türlü emperyalizmin oyunlariyla bozulmak istendi. 
17-18 Nisan 1978 Malatya, 3-7 Eylül Sivas, 19-26 Aralik Kahramanmaras, 1980’in Mayis-Temmuz aylari Çorum vb. yerlerde yapilan kiskirtmalar sonucu çok sayida vatandasimiz öldü, canlar yandi, yürekler daglandi. Milletimiz acilara boguldu. Ülkemizi aciya bogan olaylar, ne sag ne sol ne Alevi-Sünni çatismasi idi. Provokasyonlarin amaci, ülkeyi iç savasa sürükleyip, darbe sartlarini olgunlastirmakti. 12 Eylül dökülen kanlar üzerinden geldi. Akan kanlarin bizzat sorumlusu, ABD ve NATO’ya bagli, ordu içindeki derin, karanlik yapi ve onlarin sivil is birlikçileriydi.
Türkiye’de 12 Eylül öncesi yasanan olaylarin bir iç savasa dogru derinlestirilmesinde Malatya-Elazig, Sivas, Kahramanmaras ve Çorum olaylari, önemli dönemeçler olusturdu. Bu olaylarin çikmasinda, dis odaklarin, uluslararasi istihbarat servislerinin önemli bir rolü vardi.  12 Eylül öncesi Amerikan elçilik görevlileri, Malatya, Amasya, Sivas, Kahramanmaras, Çorum vb. illeri gezerek Sag-Sol, Alevi-Sünni çatismalari üzerine çalismalar yapiyorlardi. Amerikali ajanlarin gittigi her yerde daha sonra çatismalar meydana geldi, olaylar çikti. Iller, ilçeler karisti…
CIA elemanlari ve uzantilari Malatya, Sivas, Kahramanmaras ve Çorum olaylarini tertip etmislerdir.  Alevi-Sünni vatandaslarimizin birlikte yasadigi Malatya, Sivas, Maras, Çorum gibi yerlerde çikan olaylar, CIA elemanlarinin hassas yerleri ziyareti ve karanlik temaslari sonrasindadir. 
MHP GENEL MERKEZI’NE SILAHLI, BOMBALI SALDIRI DÜZENLENMISTIR
Bombalarin patlamadigi, insanlarin sokak ortasinda, bürosunda, evinde katledilmedigi yer yoktu... Her gün birkaç Ülkücü, sehit ediliyordu. CHP’nin is basina geldigi 22 aylik iktidari döneminde, 1200 Ülkücü, Komünist terör örgütleri tarafindan sehit edilmisti.
30 Haziran 1979 günü, MHP Genel Merkezi, Ankara’da polis üniformasi giymis Sol örgüt militanlarinin silahli, bombali saldirisina ugradi. Alper Demirci ve Ömer Yüce adli iki Ülkücü genç, sehit edilmisti.  MHP’nin dogudaki belediye baskanlarindan Hikmet Tekin, 12 Agustos günü PKK militanlari tarafindan pusuya düsürülmüs, annesi ve kardesi ile birlikte hunharca sehit edilmislerdi.
Kizil saldirilar devam ediyordu. Adana’da 6 ülkücü ögretmen, MHP Manisa Il Baskani Cemil Çöllü, Mardin Il Baskani Ata Pehlivanoglu, Tunceli Il Baskani Haydar Koç, Kars Il Baskani Avukat Hüseyin Cahit Aküzüm, MHP Istanbul Il Yönetim Kurulu Üyesi, gazeteci-yazar Ilhan Darendelioglu ve MHP’nin çok sayida il ve ilçe yöneticileri, ‘Fedai’ dergisi sahibi Kemal Fedai Coskuner ve daha yüzlerce Ülkücü, Komünist terör örgütleri tarafindan sehit edildi.
27 Mayis 1980 Günü  MHP Genel Baskan Yardimcisi  Gün Sazak Dev-Sol adli terör örgüt tarafindan Ankara da sehit edildi.  Ülkücülerin elinde olan Ankara’daki Ziraat Mühendisleri Birligi, 2 Eylül 1980 günü bombali ve silahli saldiriya ugradi. 4 Ülkücü sehit edildi. Türkiye’nin her yerinden buna benzer haberler gelmeye devam ediyordu. 
DARBE PLANINI ABD VE NATO USAGI  “  SALTIK ÇALISMA GRUBU” HAZIRLAMISTIR
Temmuz 1978’de Genelkurmay karargâhinda Kenan Evren’in talimatiyla olusan “Darbe Çalisma Grubu” çalismalarini sürdürüyordu.  Haydar Saltik ve ekibi NATO merkeziyle birlikte çalisiyor.  (SALTIK ÇALISMA GRUBU) Ankara’dan Washington’a, MHP aleyhine raporlar gönderiyorlardi. Genelkurmay 2. Baskani Orgeneral Haydar Saltik’in basinda bulundugu, adina “SALTIK ÇALISMA GRUBU” denen karanlik yapi, ihtilal sartlarini olgunlastirmak için her seyi planlamis ve uygulamislardir .Ülkücü düsmani Haydar Saltik’in baskanligindaki “DARBE ÇALISMA GRUBU”nda bulunanlar, Washington’un “Bizim Çocuklari”dir.
1979’un sonlarina gelindiginde askerî müdahalenin isaretleri netlesmeye baslamisti. ABD/ NATO ya bagli Genelkurmay Baskani Kenan Evren ile komuta kademesi, 17 Aralik 1979’da Cumhurbaskani Fahri Korutürk ile uzun bir görüsme yaptilar ve bir mektup sundular. Bu Mektup darbenin yaklastiginin sinyaliydi.  17 Haziran’da Genelkurmay Baskani Evren, Kuvvet Komutanlarini ve Genelkurmay 2. Baskani Necdet Öztorun’u toplantiya çagirdi ve kod adi “Bayrak Harekâti” olan bu darbenin 15 Temmuz’da yapilmasi kararlastirildi. Ancak 2 Temmuz’da Demirel Hükümet’i güvenoyu alinca plân ertelendi.  28-31 Agustos’ta, 3 Eylül’den itibaren her an hazir olunmasi bildirilen “Bayrak Harekâti” özel kuryelerle komutanlara teslim edildi.
MHP’nin “Anadolu’nun sahlanisi” adiyla düzenledigi büyük mitingler, egemen güçleri, çikar çevrelerini rahatsiz ediyordu. 1980 yilinin Nisan, Mayis, Haziran ayinda düzenledigi “Gönül Seferberligi” mitingleri, Genelkurmay karargahinda darbe planlarini yürüten ABD/NATO’ya bagli Evren-Saltik ikilisini (SALTIK ÇALISMA GRUBU) çok ciddi rahatsiz etmistir. Ankara’dan Washington’a, MHP aleyhine raporlar gönderiyorlardi. 
 Türkiye’nin birligini ve bütünlügünü savunan MHP’nin demokrasiye, ülkeye, vatana sahip çikisi karsisinda, CIA istasyon sefleri, “Bizim Çocuklar” dedikleri, ABD yanlisi generallere “elinizi çabuk tutun, darbe çalismalarini hizlandirin” talimatini vermislerdir.
KENAN EVREN:  3 YIL BILEREK BEKLEDIK MURADIMIZA ERDIK
Basbakan Demirel, 1980 yilinin Temmuz ayinda Genelkurmay Baskani Evren’i makamina çagiriyor ve diyor ki “Fatsa çok karisik, bir Fatsa’ya gitseniz.” Evren gidemem diyor. “Niye?”, “Teröristler bütün yollari tutuyor.”, “Helikopterle gidin”, “Helikopteri de düsürürler” diyor. Kenan Evren, Devrimci Yol örgütünün hâkim oldugu Fatsa’ya gitmekten korkuyordu.
Türkiye 12 Eylül’e hizla sürükleniyordu. 11 Eylül 1980 günü Ankara’da sokaklari, terör örgütleri almisti. Dörtbir yana Sol örgütlerin bombali pankartlari asilmisti. Ankara, bir harp sahasi gibiydi. Bakanliklarda, Genelkurmay’in önünde, Meclis’in önünde, sayisiz Dev-Yol imzali bombali pankartlar asiliydi. Silahlar, bombalar, Ankara’dan Diyarbakir’a, Istanbul’dan Kars’a, Edirne’den Van’a her yerde patliyordu. Ülke, savas alanina dönmüstü. 
Sikiyönetimin sadece adi vardi. Güvenlik güçleri, adeta inzivaya çekilmisti. Sehirler, sokaklar, Sol terör örgütlerine teslim olmustu. Sanki bütün bunlar “darbe sartlarinin olgunlasmasi” içindi. Askerlerse o gün Genelkurmay’in yeraltinda darbe hazirliklarinin son rötuslarini yapiyor, darbe için geriye sayimi baslatiyorlardi...
12 EYLÜL 1980’DE CIA’NIN “BIZIM ÇOCUKLARI” DARBE YAPTI
Darbe gecesine saatler kala bir kisim siyasetçilerin az çok bildikleri darbeyi, Washington çoktan haber almisti. 27 Mayis ve 12 Mart’ta oldugu gibi sözde Amerikan yardim heyeti JUSMAT, çok önceden hazirliklarini bildikleri darbeyi Pentagon’a, Washington’a bildirmislerdi. 12 Eylül haberi “Situation Room”a, Balgat’taki Jusmat’tan gelmisti. “Türk ordusunun komuta heyeti yönetime el koydu. Herhangi bir kusku ve kaygiya gerek yok. Müdahale etmesi gerekenler etti”. 
JUSMAT’in basindaki General Thompson, CIA Istasyon Sefi Paul Henze, ABD Elçisi James Spain gibi isimler, darbeyi yapanlarin ABD ve NATO’nun dostlari oldugunu söylüyorlardi. Darbenin sefi Kenan Evren, her seyi ABD ile el ele ve NATO’nun amaçlari dogrultusunda yapmistir. Pentagon için Amerikan yanlisi darbeci generaller, “Bizim Çocuklar”di.
KENAN EVREN TÜRKES’I INFAZ ETTIRMEK ISTEDI
Türkiye, 12 Eylül alacakaranligina girerken 12 Eylül sabahi Konsey’in görevlendirdigi askerler siyasi parti liderlerinin kapisindaydi. Basbakan Süleyman Demirel, CHP Genel Baskani Bülent Ecevit, MSP Genel Baskani Necmettin Erbakan evlerinden alinarak gözetim altina alindilar. MHP lideri Alparslan Türkes için Konsey özel ekip görevlendirdi. Bu ekip Türkes’i evinde bulunmadi Türkes’in evine giden, direk  konseye bagli askerler eli bos döndü. Askeri yönetim üç gün süreyle Türkes için “teslim ol” çagrisinda bulundu. Çagrilar, radyo ve televizyonda siksik anons edildi. Millî Güvenlik Konseyi Baskani Kenan Evren üç parti liderinin teslim oldugunu, Türkes’in de teslim olmasini, aksi halde suçlu duruma düsecegini ifade eden bir bildiri yayimladi. Evren ve Konsey üyeleri Türkes’in bulunamamasi üzerine tedirgin oldular ve korktular. Türkes, 3 gün sonra teslim olur Cunta rejimi tarafindan Izmir Uzunada’ya götürüldü 25 gün burada kaldi. Ardindan Ankara’ya getirildi. 11 Ekim günü tutuklandi. 
12 Eylül hükümetinin Disisleri Bakani Ilter Türkmen, (Temmuz 1980 tarihinde Disisleri Bakanligi Genel Sekreterligi görevine Müstesarlik) getirildi.12 Eylül darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu hükûmetinde Disisleri Bakani olarak görev yapti.) Kenan Evren'in Alparslan Türkes için "Yakalayin; sayet mukavemet ederse vurun!" dedigini ve “infaz emri”verdigini 2015 yilinda bir söyleside anlatmistir.
Evren’in, emrindeki subaylara Türkes’in yakalanmamasi üzerine öfkelendigini söylüyor. Ilter Türkmen bunlar yasanirken “Evren’in yanindaydim ve yasananlarin sahidiyim” diyor. Türkmen,  Evren’in hedefinin Alparslan Türkes oldugunu, onu tutuklatip, hapse attirmak istedigini yine açikça söylemistir  .Kenan Evren’in Türkes’e olan menfi tutumu Genelkurmay Baskani olduktan sonra hep dikkat çekmistir. Verilen bazi resepsiyonlarda, Evren ve Komuta kademesi MHP lideri Türkes’e soguk davranmistir. Türkes’i görmezlikten gelmeye çalismislardir.
MHP  DÜSMANI BASSAVCI NURETTIN SOYER, MHP’YI KAPATTIRMAK ISTIYOR
Saat 02.30’du. Ihtilal anonsu daha yapilmamisti. Ayni saatlerde Bolu’daki komando tugayinin Ankara’ya gönderilmis olan taburundan bir “özel tim” Mamak Nizamiyesi’nden disari çikti. Hedefi Bahçelievler’di.
MGK Genel Sekreteri Haydar Saltik ve Bassavci Nurettin Soyer ikilisinin MHP ve Ülkücü harekete yönelik planli ve programli çalismalari dogrultusunda, emirleri altindaki özel güçler devreye sokuldu ve karanlik MHP baskini böyle baslamisti. 12 Eylül gecesi, Ankara Sikiyönetim Komutanligi’nin bünyesinde yer alan Bassavci Nurettin Soyer’in emriyle Pol-Derli Solcu polisler ve askerler, kanunsuz bir sekilde MHP Genel Merkezi’ni bastilar. 
 Genel Merkez’de vaktinden önce baslatilan arama Bolu Komando Tugayi’ndan gelen bir askerî timle polislerden olusan karma bir ekip tarafindan el fenerlerinin isigi altinda yürütüldü. Polislerin ekip sefi konumundaki Bas Komiser Dürüst Oktay ile Zeki Kaman MHP camiasinin tanidigi isimlerdi. Emniyet teskilati içerisinde solcu polislerle kurdugu Pol-Der isimli ideolojik örgütün lider kadrosu içerisinde yer alan ve tutumlari nedeniyle ilgili makamlara sik sik sikâyet edilen bu polisler, Bassavci Nurettin Soyer’in Mamak’ta kurdugu özel ekibin seçkin elemanlariydi.
Hiçbir siyasi parti, MHP hariç, ihtilal gecesi aranmadi ve basilmadi. Ama MHP, gece saat 02.30’da asker, polis karisimi özel timler tarafindan basildi. MHP Genel Merkezi’nin baskininda basta Nurettin Soyer olmak üzere Pol-Derli Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi özel tim görevlilerinin bulunmasi da bu baskinin gerçek amacini ortaya koyuyordu
MHP Genel Merkezi’ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama islerini yaparak, kamuoyunda MHP’yi suçlu duruma düsürmek isteyen Nurettin Soyer’in tek amaci, milliyetçi hareketi 12 Eylül mahkemelerinde yargilamakti. 
EVREN:  SOYER, ARKANDAYIM, ISTEDIGINI YAPABILIRSIN
Hava Hâkim Albay Nurettin Soyer, 1980 basinda darbeyi planlayanlar tarafindan Ankara 4. Kolordu Komutanligi Sikiyönetim Askeri Mahkemesi Bassavciligi’na atanir.   Nurettin Soyer, Kenan Evren’i ve Konsey üyelerini ziyaret etmistir. Ardindan onlarla toplanti yapmistir. Konseyin, basta Türkes olmak üzere MHP yöneticilerinin, Ülkücü kuruluslarin yöneticilerinin tutuklanmalari taleplerini yerine getirecekti. Besli çeteye, MHP aleyhine hazirladigi sahte delilleri, gerçek disi düzmece haberleri göstermis ve onlarin onayini almistir. Evren’den cesaret alan Soyer, Konsey üyelerine “sizin desteginiz devam ettigi müddetçe Türkes ve arkadaslari asla cezaevinden çikamaz.” diyordu.
Evren, Konsey üyelerinin de bulundugu toplantida askeri savci Hava Albay Nurettin Soyer’e, sivil ve askeri savcilar bulmasini, üzerinde çalismasi talimatini verdi. Soyer, MHP ve Ülkücü kuruluslar davasi için 20 sivil, 6 askeri savci ile çalisti. Bunlara verilen emir, MHP’nin kapatilmasi, MHP ve Ülkücü hareket mensuplarinin cezalandirilmasi ve cezaevlerinde uzun yillar yatmalariydi.
12 Eylül sonrasi Basbakanlik yapan emekli Oramiral Bülent Ulusu (18. Türkiye Basbakani 21 Eylül 1980-13 Aralik 1983) Nurettin Soyer’in Konsey ile olan iliskisini ve onlara MHP aleyhine yaptigi konusmayi söyle anlatmistir:
“Savci, Milli Güvenlik Kurulu’na yani Konsey’e MHP ile ilgili iddialari anlatirken oradaydim, dinleyince dehsete kapildik. Tam tesekküllü ameliyathane, cephanelikler, sandiklar dolusu silah, Genelkurmay’i dinleyen teknik donanim vs. anlatilinca Konsey hemen dava açin dedi!”
SOYER:  EVREN VE SALTIK DESTEK VERDI. YOKSA MHP DAVASI AÇILMAZDI.
Besli Konsey’den aldigi güç ile Soyer ve arkadaslari MHP ve Ülkücü Kuruluslarin yöneticileri basta olmak üzere ülkücüleri uyduruk senaryo,  düzmece belge ve yalanci sahitlerle tutuklamislar zindanlara doldurmuslardir. Askeri Savci Soyer ve emrindeki asker-polis karisimi solcu çete, Besli Konsey’i arkalarina alarak Mamak’ta her türlü hukuksuzlugu yapmislardir
Evren’in masasi Nurettin Soyer, Dogu Perinçek’in yazarlarindan oldugu ve Aydinlikçilar tarafindan çikarilan, haftalik “2000’e Dogru”  dergisine,  MHP davasiyla ilgili yaptigi açiklamada, MHP Davasinin açilmasi için en büyük destegi Kenan Evren’den gördügünü bir kez daha itiraf etmistir.  Yeminli Ülkücü düsmani Soyer, 9 Ekim 1988 tarihli Perinçek’in dergisinde sunlari ifade etmistir:  “Sunu kesinlikle söyleyeyim: Ben olmasaydim MHP iddianamesi ve sorusturmasi çok yumusak geçer giderdi. Onun için Türkes Efendi bana “Komünist” diyor baska bir sey demiyor” .  Soyer, Türkes ve arkadaslarinin idamla yargilanmasi için Evren- Saltik ikilisinden destek aldigini itiraf etmistir.
SAVCI SOYER’IN ADAMI ISKENCECI POLIS SEFI ZEKI KAMAN:   TÜRKES’IN DEFTERINI DÜRMEKLE MESGULÜZ
MHP Genel Merkezi’ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama islerini yaparak, kamuoyunda MHP’yi suçlu duruma düsürmek isteyen Nurettin Soyer’in tek amaci, Milliyetçi Hareket’i 12 Eylül mahkemelerinde yargilamakti.
Direk, Kenan Evren’e bagli Askeri savcilikta, savcilik karakolu kurulmustu. Bu karakolun yaninda C-5 adli iskence merkezi vardi. POL-DER’ li Polis sefleri Zeki Kaman, Dürüst Oktay burada Ülkücüler aleyhine özel çalisma yürütüyorlardi. MHP ve Ülkücü kuruluslarla ilgili evraklar ülkücü düsmani bu polis sefinin ve onunla birlikte çalisan polislerin elindeydi. Nurettin Soyer 12 kisiden olusan Zeki Kaman ekibine Ülkücüleri gözaltina aldiriyor, iskence ettiriyordu. Bütün bu yasananlar Soyer’in bilgi ve talimatiyla olmustur.
Dönemin bir askeri yetkilisi, Savci olmayan polis sefi, Zeki Kaman’i Savcilarin oldugu yerde görünce, “siz burada ne yapiyorsunuz? sizin burda ne isiniz var? diye sormustu. Savci Soyer’e ve Konsey’e güvenen Zeki Kaman ise cevaben  “Türkes Amcanin defterini dürmekle mesgulüz” diyordu. Zeki Kaman denilen alçak bu cüreti Nurettin Soyer’den ve cunta rejiminden aliyordu. Hakim ve savcilardan olmasi gereken dosyalar POL-DER’li çetelerin elinde geziyordu.
MHP LIDERI TÜRKES MHP VE ÜLKÜCÜ KURULUSLARIN YÖNETICILERI TUTUKLANDI. MHP KAPATILDI. 50’BINDEN FAZLA ÜLKÜCÜ GÖZALTINA ALINDI
12 Eylül 1980 tarihinde de darbe yapip, yönetime el koyanlar tarafindan, hareketin lideri Basbugumuz Alparslan Türkes, MHP ve Ülkücü kuruluslarin yöneticileri dâhil 50 binden fazla ülküdasimiz, gözaltina alinmistir. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalanci sahitlerle haksiz yere suçlanarak, tutuklanmistir.
12 Eylül askeri müdahalesiyle, MHP ve Ülkücü kuruluslarin lider kadrolari basta olmak üzere on binlerce Ülkücü tutuklanmistir. C-5, Harbiye, Hasdal gibi askeriyeye ve emniyete ait olan viranelerde iskencelerden geçirilmislerdi.
1944 yilinda Sansaryan Han’da iskencecilerin “beyin tavasi” dedigi tabutluk iskencelerini gördük. 12 Eylül döneminde C-5’lerde benzerlerini yasadik. Mamak’ta C-5’te, Zincidere’de Malatya’da, Bursa’da, Eskisehir’de; Türkiye’nin dört bir yaninda iskencehanelerde Ülkücüler sehit edildi. Dava arkadaslarimizi sehit ettiler, intihar süsü verdiler. 
MUHSIN YAZICIOGLU, C-5 ADLI ISKENCE MERKEZINDE ISKENCELERDEN GEÇIRILDI!
12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazicioglu basta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Ankara Mamak’taki 4. Kolordu Komutanligi 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adli iskence merkezinde  iskencelerden geçirildi.  Muhsin Baskan’in, adina “C-5” denilen iskencehanede gördügü iskence, 13 Subat 1981 tarihli “ilk muayene” kaydinda, ‘dirseklerinde yara, parmaklarinda yanik izleri ve idrarinda kan’ tespit edildi bilgisiyle yer aliyordu.
C-5 adli iskence merkezinde iskencelerden geçirilen Ülkücüler, daha sonra A Blok’ta “kafes” denen Kenan cehenneminde dayaktan geçiriliyorlardi. C-5 ve kafesten sonra dayaklar götürüldükleri hücre ve koguslarda da devam ediyordu.
Soyer ve emrindeki asker-polis karisimi Solcu çete, Besli Konsey’i arkalarina alarak Mamak’ta her türlü hukuksuzlugu yapmislardir.  Türkiye’nin dört bir yanindan Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ne C-5 adli özel iskence merkezine getirilen Ülkücülere, Basbug Türkes ve Muhsin Baskan basta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baski ve iskenceler yaptilar. 
ISKENCECI RACI TETIK GLADYONUN ELEMANIDIR
Istanbul'da TSK Çamlica Özel Bakim Merkezi’nde uzun yillardir saklanan, zalim, iskenceci Albay Raci Tetik hesap vermeden öldü. Tipki Amerika’nin “Bizim Çocuklari” olan Fasist Kenan Evren’in basini çektigi “Besli Konsey” ve Nurettin Soyer gibi sözde hukukçular vb. zulme istirak eden birçok isimler gibi hesap vermeden bu dünyadan gitti.
“Özel Harp” elemanlarindan olan iskenceci Tetik, Temmuz 1980'de Mamak Askeri Cezaevi Komutani olarak atandi. Besli çetenin ve NATO merkezli gladyonun özel elemanlarindan olan Raci Tetik, özel yetistirilmis ekibi ile uzun yillar Mamak Askeri Cezaevi’ni zulümle yönetti. Cezaevini iskencehaneye, zulümhaneye çevirdi.
Gladyo tarafindan yillarca korunan, himaye altinda olan Raci Tetik, sadece Mamak Askeri Cezaevi’nin komutani degil, o dönem Mamak’ta iskenceci biridir. 1979 – 1988 arasi Ankara Mamak Askeri Cezaevi’nde binlerce siyasi yatti. Iskence görmeyen, zulüm görmeyen insan yok. Hem iskencelerde hem cezaevindeki insanlik disi uygulamalar sonucu Ülkücü ve Devrimci birçok kisi öldürüldü, sakat kaldi, aklini ve ruh sagligini yitirdi. Gördükleri iskenceler, zulümler sonucunda kimi içeride kimi disarida hayata veda etti. Yezid zihniyetli zalim Raci Tetik iskencecilerin sefiydi, Mamak’in celladiydi, iskencecisiydi.
Diktatör Kenan Evren ve çetesinin övgülerine mazhar olmus Raci Tetik, 12 Eylül’ün simge isimlerinden biri, ama sadece biri. 12 Eylül darbesini yapan Besli Konsey’in yani ABD/NATO’nun “Bizim Çocuklar” dedigi Amerikanci generallerin Mamak'taki adamiydi
12 Eylül darbesinden 15gün önce 28 Agustos 1980 günü Mamak Askeri Cezaevi’nde ilk uygulama baslatildi. Ayri ayri koguslarda kalan Ülkücüler ve Devrimciler ayri ayri cezaevi avlusuna çikartilarak toplu dayaktan geçirildiler. Ardindan cezaevinde fiziki iskenceler ve baskilar basladi. 12 Eylül’ün ayak seslerini ilk duyan Mamak Askeri Cezaevi’nde yatan siyasiler oldu. Darbe sonrasi iskenceler sistematik hale getirildi.
ISKENCELERLE SEHIT ETTILER “INTIHAR SÜSÜ”  VERMEYE ÇALISTILAR
Ülkücülerin iskence gördügü merkezlerden biri Istanbul Harbiye'deydi. Adana Bölgesi'nin iskence merkezi Polis Okulu'ydu. Kayseri'de Zincidere adi verilen bir iskence merkezi vardi. Malatya, Bursa, Eskisehir, Sivas, Erzurum, Konya vb. yerlerde Emniyet Müdürlügü'nün içindeki özel iskence merkezleri vardi.
Mamak’ta C-5’te, Zincidere’de Malatya’da, Bursa’da, Eskisehir’de; Türkiye’nin dört bir yaninda iskencehanelerde Ülkücüler sehit edildi. Dava arkadaslarimizi sehit ettiler intihar süsü verdiler. 12 Eylül savcilari ve 12 Eylül mahkemeleri, iskencecileri aklayarak ve onlara hiçbir sey yapmayarak ödüllendirmisler ve açikça insanlik disi iskenceleri tesvik etmislerdir.
10 Kasim 1980 günü Abidinpasa ülkücülerinden, Ankara Çubuklu 18 yasindaki Bekir Bag adli ülküdasimiz; 1 Ekim 1981 günü yine Abidinpasa ülkücülerinden Nevsehirli ülküdasimiz Hasan Alemlioglu, Raci Tetik’in cezaevi komutani oldugu süreçte sehit edildiler. Bekir Bag, C-5’te iskence gördükten sonra götürüldügü hücrede sehit düstü.
Bekir Bag ülküdasimizi sehit edenler arasinda Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi iskenceci polis sefleri de vardir. Bekir Bag sehit edilmis, Raci Tetik ise iskencecileri korumus himaye altina almistir. Cezaevi doktoru Mehmet Yildiz doktorluk yeminini çignemis, intihar yönünde rapor vermistir.
“MHP ve Ülkücü Kuruluslar Davasi”nin saniklarindan Hüseyin Kurumahmutoglu, yine Mamak Cezaevi’nde, 14 Temmuz 1987 tarihinde sehit düstü. 21 Mart 1981 günü Aydin Demirkol, 26 Mart 1981 günü Mehmet Kazgan ülküdaslarimiz Malatya Emniyet Müdürlügü’nde yapilan iskencelerin ardindan emniyet binasindan atilarak sehit edildiler. 1 Agustos 1981 günü Cumali Simsek, Kayseri Zincidere’de, 23 Eylül 1980 günü Rafet Demir, Bursa emniyetinde sehit edildiler. Sehit edilen ülküdaslarimiz için intihar ve hastalik raporu verdiler.
Aziz dava arkadaslarimiz Mustafa Pehlivanoglu 7 Ekim 1980, Cevdet Karakas 4 Haziran 1981, Fikri Arikan 27 Mart 1982, Cengiz Baktemur 2 Mayis 1982, Ahmet Kerse, 31 Ocak 1983, Halil Esendag, 5 Haziran 83, ve Selçuk Duracik’da 5 Haziran 1983 tarihinde   daragaçlarinda  Sehitlik mertebesine ulastilar. 
 Bu aziz millet kendisine hizmet edenleri, sehitlerini, kahramanlarini asla unutmaz. Tüm sehitlerimizin ruhlari sad mekanlari cennet olsun.  Yolumuz, Allah yolunda sehit düsenlerin yoludur.???????
MHP VE ÜLKÜCÜ DÜSMANI SAVCI NURETTIN SOYER, 220 ÜLKÜCÜNÜN IDAMINI ISTEDI
1978 Aralik ayinda meydana gelen Kahramanmaras olaylarindan sonra 13 ilde Sikiyönetim ilan edildi Iktidarda olan CHP bu özel dönemde görev yapacak hakim ve savcilar için özel çalisma yürüttü. CHP’li Milli Savunma Bakani Hasan Esat Isik bu is için Müsaviri  solcu Bnb.Askeri  Hakim  Olcay Mis’i görevlendirdi. Sosyal demokrat-sosyalist- marksist görüslere sahip kim varsa sikiyönetimin yargi kadrosu yapildi. Nurettin Soyer bunlardan biriydi. Dönemin Ankara Sikiyönetim Komutani Müfrit MHP karsiti olan NihatÖzer kendisi gibi MHP ve Ülkücü düsmani Soyer’i vakit geçirmeden bassavci yapti. 
‘MHP ve Ülkücü kuruluslar davasi’ ile 3 Mayis 1944 olaylari nedeniyle yapilan yargilamalar arasinda büyük bir benzerlik vardi. 1944 yilinin ardindan 37 yil geçtikten sonra 19 Agustos 1981’de Mamak’ta yapilan ilk mahkemede milliyetçiler yine benzer iddialarla suçlanmisti.
1944 yilinda Türk milliyetçilerine kumpas kurdular. Iddianameyi, Çankaya Köskü’nde hazirladilar. 12 Eylül 1980 sonrasi açilan “MHP ve Ülkücü kuruluslar davasi”nin askeri savcisi, Ülkücü düsmani Nurettin Soyer de MHP ve Ülkücü Kuruluslar Davasi’nin iddianame dedikleri iftiranameyi  Genelkurmay Karargahi’nda, ordu içindeki mezhepçi “Saltik Çalisma Grubu” ile birlikte hazirlamistir.
12 Eylül 1980 sonrasi açilan MHP ve Ülkücü Kuruluslar Davasi’nin iddianamesini de askeri savci, Ülkücü düsmani Nurettin Soyer Genelkurmay karargâhinda, ordu içindeki mezhepçi “Saltik Çalisma Grubu” ile birlikte hazirlamisti.  Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargilanmaya kalkisildi.29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalik bir iddianame ile baslayan davada milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkes ve Ülkücü gençlik lideri Muhsin Yazicioglu’nun içinde bulundugu 220 Ülkücünün idami istenmistir.587 sanikli,   MHP ve ülkücü kuruluslar davasi iddianamesinin hazirlanmasi yedi ay on gün sürdü. Mütalaasi bir yilda tamamlandi. 
CUNTA  REJIMININ  VE BESINCI KOL ÇEVRELERIN ADAMI : NURETTIN SOYER
Dünyanin en insafsiz, hukuktan en nasipsiz savcisi Nurettin Soyer, iddianame adli itirafnameyi yazarken yardimcilarindan biri Cumhuriyet gazetesi yazari Ugur Mumcu idi. Savci Soyer, Ugur Mumcu gibi bazi solcu yazar ve gazetecilerle görüsüyor, onlardan MHP ve Ülkücüler aleyhine neler yapabilirizi  konusuyordu.
MHP aleyhine yapilan haber ve yazi dizileri, 12 Eylül rejiminin dört elle sarildigi malzemeler olmustur.  12 Eylül 1980 sonrasi açilan MHP ve Ülkücü kuruluslar davasinda dönemin savcilari ve 12 Eylül darbecilerinin yayinladigi “Anarsi raporlarinda” kaynak olarak Aydinlik gazetesi, TIKP’in basin bültenleri ve diger dönemin Solcu gazete ve dergilerinden faydalanilmistir.
Bu iddianame hukukun rafa kaldirildigi ideolojik bir rezalettir. Iddianamede anlasilmaz bir pervasizlikla, kaynak belirtmeye bile gerek görülmeden bir Marksist’in eserinden satir satir alintilar yapilmistir. Böylelikle hukukî bir metin olma mecburiyeti bir tarafa birakilarak, ideolojik bir suçlamaya dönüsen iddianame, MHP yöneticileri tarafindan siddetle elestirildi. Iddianamenin tutarsizligi belgelerle, tarihî olaylarla ortaya konuldu.
Darbeden hemen sonra bazi gazetelerde, “Iyi ki 12 Eylül olmus. Yoksa MHP, Türkiye’de büyük bir darbe ve katliam yapacakti” haberleri çikmisti. Bu haberin arkasinda, MHP aleyhine bilgilerin sizdirilmasinda, yazdirilmasinda, Cuntanin infaz aparati Nurettin Soyer’in parmagi vardi.
TÜRKES:  BU BIR IDDIANAME DEGIL IFTIRANAMEDIR
1944 yilinda Çankaya Köskü’nde, 12 Eylül sonrasi Besli Konsey-Evren-Saltik çalisma merkezinde Türk milliyetçilerine kumpaslar kurdular. Milliyetçi hareketin lideri Türkes, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine egilmedi, küresel diktatör ABD’nin “Bizim Çocuklar” dedigi “Besli Çete”ye, cuntanin mahkemelerinde meydan okudu,
 Cunta Mahkemesi  üç kisiden olusuyordu. Baskan Hava Albay Irfan Yücesan, durusma Hâkimi Albay Vural Özenirler, Hv. Hâkim Yzb. Fahir Kayacan’dan olusuyordu. Mamak mahkemesinde ilk sirada olan MHP lideri Alparslan Türkes, yazmis oldugu kitaplarla kürsüye yürümüstür. Savcilik, iddianamede Türkes’in kitaplarini tamamen çarpitmis, alttan bir üsten bir kelime alip birbirine katmis, suç delili olarak kullanmisti. Türkes savcinin alinti yaptigi kitaplarin sayfalarindan savcinin iddialarini, çarpitmalarini tek tek çürütmüstü. Bu arada iddia makamini teskil eden Hv. Hâkim Albay Nurettin Soyer, sesini çikaramiyordu.
 Milliyetçi Hareketin lideri  Türkes mahkemelerin basladigi ilk günden itibaren iddia makamini,savcilari( Savcilarin bas Soyer’i) en agir bir dille elestirdi. Mamak mahkemesinde  tarihi bir olay yasanmistir.  Diktatörün adami , Konseyin Savcisi,  sol çevrelerin  yere göge sigdiramadigi ve ülkücülere yaptigi zulümlerden dolayi alkisladigi sahip çiktiklari   Savci  Nuretttin Soyer iftiralarla dolu iddianameyi okurken  Basbug Türkes  “Biz 945 sayfalik ,bastan asagi yalan ve iftira ile dolu olan bu iddianame ile idam istenerek buraya getirildik.” Ve  945 sayfalik iddianameyi eli ile havaya kaldirip gür sesi ile haykirdi:“ BU BIR IDDIANAME DEGIL,IFTIRANAMEDIR!..”
Basbug Türkes,  Masa basinda hazirlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalik düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde     suratlarina firlatarak   Cunta rejimine meydan okumustur.  Basbugumuz Türkes ne savcilik sorgusunda ne mahkemelerde basini öne egmedi. Mahkemede iddianame denen iftiranameyi  defalarca kaldirip heyete karsi salladi ve kürsüye vurdu.
ÜLKÜCÜLER CUNTA REJIMINE ISTIKLAL MARSI’YLA CEVAP VERDI
Türk ve dünya kamuoyunun yakindan takip ettigi MHP Ülkücü kuruluslar davasi, 19 Agustos 1981 günü Mamak Cezaevi’nde bulunan bir askeri mahkemede basladi. Ilk durusma baslarken fevkalade anlamli bir olay yasandi.
Mahkeme baslamadan evvel MHP ve Ülkücü kuruluslar davasinda yargilanan Ülkücüler, ABD usagi12 Eylülcülere tarihi bir ders vermek amaciyla bir plan yaptilar. Planin mimari Muhsin Yazicioglu’ydu. Muhsin Baskan 12 Eylül cuntasinin bütün zulümlerine karsi Ülkücülerin ayakta ve dimdik oldugunu göstermek için mahkeme salonuna gelirken bütün Ülkücülere bir mesaj gönderdi: “Istiklal Marsi” okunacakti.
Muhsin Yazicioglu’nun mesaji aninda salonda herkese ulasti. Basbug Türkes salona girdikten hemen sonra herkes ayaga kalkti, Basta hareketin lideri Türkes olmak üzere bütün Ülkücüler, avukatlar ve durusmayi izlemeye gelen aileler dahil herkes, hep beraber Istiklal Marsi’ni söylüyordu.
Mahkeme heyeti ve savcilar, donakaldi. Saskinlikla birbirlerine bakmislar, mecburen hepsi hazir ola geçmisti. Hep bir agizdan Istiklal Marsi okumaya basladilar. O an müthis bir andi. Herkes apisip kalmisti, böyle hareketi beklemeyen Mamak Hapishane Müdürü Albay Raci Tetik komaya girmisti. Hakimler ve savcilar saskin, askerler donmus kalmislardi. O gün mahkeme salonunda yükselen Istiklal Marsi ertesi gün Türkiye’nin gündemine oturmustu.
12 Eylülcüler hemen basina sansür uygulayarak davayla ilgili haberlerin yayinlanmasina izin vermediler. Haberleri görevlendirdikleri askerlerle kontrol etmeye basladilar. Istiklal Marsi olayindan sonra Ülkücüler, Istiklal Marsi’ni söyledikleri için cezaevinde toplu olarak dayak yemislerdi, ama seslerini her yere duyurmuslardi. Askeri rejim ülkücülerin bu gövde gösterisi karsisinda ilk durusmadan sonra mahkûm sevkiyatindaki kosullari iyice siklastirmisti.
MHP bir milli durusu, milli suuru ve milli tavri temsil ediyordu. Tarih sâhittir ki ülkücüler, 12 Eylül'e boyun egmediler. Mamak mahkemelerinde Türk milliyetçileri ‘hak, hukuk, adalet’ diyerek tarih yazmislardir,  destan yazmislardir.
Biz ülkücüler her yerde “kahrolsun darbeciler, cuntalar, kahrolsun dikta rejimleri, diktatörler demeye devam ediyoruz,  etmeye de devam edecegiz.” 
DIKTATÖR’ÜN CENAZESINE BIR AVUÇ ISBIRLIKÇI, TÜRKES VE YAZICIOGLU’NUN CENAZESINE MILYONLAR KATILDI
NATO’nun çift sapkali generali, Teksasli kovboy Bernard Rogers’in yakin dostu, Pentagon’un en büyük isbirlikçisi, 12 Eylül cuntasinin sefi, katil, diktatör Kenan Evren, 9 Mayis 2015 günü bu dünyadan hesap veremeden gitmistir. Kenan Evren’in cenazesi diktatörleri örnek alanlara, onlara özenenlere ibret olsun! Katil Evren, musalla tasinda tek basinaydi. Yaninda sadece ikbal günlerinde beraber oldugu bir avuç yardakçisi vardi. Cenazede millet yoktu. Devlet ise milletin tepkisinden çekinmisti. Kenan Evren, eceliyle öldü. Kenan Evren’in ölümüne üç bes yandasi disinda kimse üzülmedi. Milletimiz sadece bu dünyada yaptiklarinin hesabini vermeden gittigine üzüldü.
Devlet baskanligi döneminde bir milyona yakin insanin iskenceden geçmesini, yüzlercesinin iskencede katledilmesini ve 50 kisinin idamini onaylayan diktatör Kenan Evren, Türkiye’ye tam bir cehennem yasatti. Devlet tören yapsa da diktatör Evren’in durumu degismeyecektir. Yüz binlerce insanin ‘ah’ini üzerinde bulunduran birine devlet töreni yapilmasi, 12 Eylül rejiminin devam ettigini gösterir.
12 Eylül darbesine övgüler dizen kartel medyasinin, Evren öldükten sonra arkasindan “kötü bilirdik” demesi, tam bir takiyyedir. Hepsi, yillarca diktatöre ve onun kanli rejimine sahip çikmislardir. Kenan Evren, 12 Eylül 1980 askeri fasist darbesinin cunta sefi olarak Türkiye’nin en kanli dönemine imza atmis, eline halkin kani bulasmis, Amerikan emperyalizmine son nefesine kadar hizmet etmis bir caniydi. 
ABD usagi Kenan Evren ,  Cunta rejiminin korumasindaki zalim ,yezid  ruhlu Raci Tetik   Cunta rejiminin savcisi Nurettin Soyer vb. hesap vermeden öldüler.  Zulüm hiçbir zaman pâyidâr olmaz, sonu zevâldir. Zulmü yapan kim olursa olsun cezasini çeker.  Cenâb-i Hak: “Muhakkak ki, zâlimler iflâh olmaz” buyurur. Zâlimlerin sonu helâk olmaktir. Târih zulümleri sebebiyle helâk edilen insan ve toplumlar mezarligi hâlindedir. Ahirette zalimler zifirî karanliklar içinde kalacaklar, çevrelerini göremeyeceklerdir. Zifirî karanliklar içinde kalmak onlara büyük bir sikinti ve iskence verecektir.
Diktatörlerde  firavunlar da, krallar da, kraliçeler de ölür ve kan kusturduklari mazlumlarin hesabini zerresine kadar verecekler. Kenan Evren ve onun gibi zalimlerin  gidecegi yer  cehennemdir. ilâ-cehenneme zümerâ, . Atesleri bol  olsun , Darisi Cümle çagdas diktatörlere,  firavunlara,  zalim Esad  , zalim Si Çinping ve  sürekâsina”.
ABD/NATO isbirlikçisi cunta rejimi tarafindan tutuklanan, idamlari istenen, uzun yillar cezaevinde yatan iki büyük lider; Basbug Alparslan Türkes’in ve sehit lider Muhsin Baskan’in cenaze törenine yüz binler, milyonlar katilmistir. Milletimiz iki büyük lideri dualarla, tekbirlerle, sevgi seli ile sonsuzlugun sahibine ugurlamislardir. Kenan Evren gibi diktatörler, yalniz ölür. Nefretle anilirlar. Milletine, devletine, vatanina, davasina hizmet etmis; milletin inanç ve degerlerine bagli milletin adamlarina, millet önderlerine ise aziz millet sahip çikar, bagrina basar ve onlari daima rahmetle, minnetle  saygiyla anar.
Buhranli ve zor dönemlerde Türk milletine istikamet veren, yol gösteren iki büyük lideri, rahmetli Basbugumuz Alparslan Türkes’i sehit liderimiz Muhsin Yazicioglu’nu  tüm sehitlerimizi   ve Hakk’a yürüyen aziz dava ve yol arkadaslarimizi rahmetle, minnetle, saygiyla, sevgiyle aniyoruz. Ruhlari sad, mekânlari cennet olsun. Onlari asla unutmadik ve unutmayacagiz. Bu aziz millet, kendisine hizmet edenleri, sehitlerini, kahramanlarini asla unutmaz.
(“ILA CEHENNEME ZÜMERA” AYETININ AÇIKLAMASI
 ‘Gerçekleri inkâr etmis olanlar gruplar halinde cehenneme sevkedilecek; nihayet oraya vardiklarinda cehennemin kapilari açilacak; bekçileri onlara, “Içinizden, size rabbinizin âyetlerini okuyup duyuran ve böyle bir günle karsilasacaginizi bildirerek sizi uyaran bir elçi gelmedi mi?” diye soracak; onlar da “Evet geldi” diyecekler. Ama inkârcilar için artik azap hükmü kesinlesmistir’. ‘Onlara, “Içinde ebedî olarak kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin içeri!” denilecek. (Vaktiyle) ululuk taslamis olanlarin kalacagi (bu) yer ne kötü!’. Zümer Suresi, 71-72.


Pazar 7.4 ° / 3.2 °
Pazartesi 6.7 ° / 4 °
Salı 7 ° / 3.7 °