Abdullah Damar; “Egitimli insanlar, ancak diger temel haklarini kullanabilir…(3)”

Egitimci- Yazar- Ekonomist-Gazeteci- Radyo Programcisi Abdullah DAMAR ile yaptigi söylesiye devam ediyoruz…
Güncel 3.11.2022 08:53:00 0

AY: “Belki ÖMK’yi iptal ettiremeyecegiz, belki ögretmen maaslarini yoksulluk sinirinin üstüne çikaramayacagiz ama hiçbir sey yapmadik da demeyecegiz. En azindan çocuklarimizin yüzüne bakabilecegiz…” diyorsunuz…Açar misiniz!
DAMAR: Hayata bakisimizi açiklarken isleyen bir diyalektik süreçten söz etmistim. Yasamimiz boyunca yapilmasi gereken hak mücadelelerinden kaçindigimizda sorunlarin büyüyerek karsimiza çiktigini görüyoruz. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum; “2016 yilinda KHK ile ihraç edilen genç bir meslektasim aynen söyle demisti; babam ögretmendi ve 12 Eylül döneminde mücadele etmedigi için biz bugün antidemokratik uygulamalarla karsi karsiya kaliyoruz.” Iste tam da bu nedenle emek ve demokrasi mücadelesi yürütmek zorundayiz. Ileride çocuklarimiz bizlerle ilgili “Sorumluluklarini yerine getirmedi!” demesinler diye, onlara daha yasanilir bir ülke ve dünya birakmak için mücadele etmeliyiz.
AY:  Türk Milli Egitiminin gelecegi, Mesleki Egitimde mi?
DAMAR: Tam olarak böyle düsünmüyorum. Mesleki egitimin niteliginin arttirilmasi, mesleki egitim –is hayati baglantisinin daha da sikilastirilmasi, çocuk sömürüsünün ortadan kaldirilmasi için stajyer ögrencilerin ücretlerinin yükseltilmesi önemli adimlar olacaktir. Çocuklarimizin egitim konusunda hedef mesleki egitimin genel ortaögretim içindeki oraninin yükseltilmesi degil, ögrencilerin beceri ve yeteneklerine göre uygun olan liselere yöneltilmesidir. Bu anlamda liselere geçis sisteminin de yeniden ele alinmasi gereklidir. 
AY: Güzel Sanatlar Liseleri ve Bilim/Sanat Merkezleri hakkinda görüslerinizi de merak ediyoruz…
DAMAR: Kizim, Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü mezunu ve yüksekögrenimden sonra su anda bir müzik ögretmeni. Bu anlamda bu liselerin, gençlerin, beceri ve yetenekleri dogrultusunda egitim almalarini saglayan önemli egitim kurumlari oldugunu düsünüyorum. Bu anlamda güzel sanatlar ve spor liselerinin sayilarinin arttirilmasi gerekir. 
Bilim sanat Merkezleri de, nüfusun % 2,4’ünü olusturan üstün yetenekli çocuklarin seçildigi ve yetistirildigi merkezler olarak çok önemli bir islev gördügünü düsünüyorum. Ilkokul çaginda yapilan sinavlarla zihinsel yetenek, müzik yetenegi ve görsel sanatlar yetenegi konusunda yetenegi tespit edilen çocuklarin orta ögretim bitinceye kadar yetenekleri dogrultusunda egitim aldiklari kurumlar olarak egitim sistemimizin yüz aki kurumlaridir.
AY: Master ve Dr.  Iletisim Fak. de yaptim. Özel TV/TRT’de çok sayida Radyo-TV program yaptim. Zevkli bir ugras…Radyo programcisi olarak, hangi konulara deginiyorsunuz?
DAMAR: Yukarida da söz etmistim. Gaziantep’te 32 yildir yayin yapmakta olan Sirinnar Radyo’da haftada iki program yapiyorum. Biri “ Egitim Üzerine” adli program, digeri “Sirinnar Kitap Kulübü”. Egitim Üzerine programinda, egitim sistemimizin bütün alanlarini ilgilendiren konularini bazen biz, bazen de konuklarimizla masaya yatiriyoruz. Program süremiz bir saat. Sirinnar Kitap Kulübü” programindaysa, üç egitimci arkadasla birlikte bir kitabi analiz ediyoruz. Bu programimizin süresi de bir saat.
AY: Yüce Meclis de, gülerek poz veren Ak Parti MV’ne, “bu ekonomik ortamda bu sekilde poz vermek dogru mu? bilemedim” diye tweet attim Bana fotodaki bir MV, “Ekonomi bozuk olsa da, sarki söylemekten vazgeçiyor musunuz?” diye yazmis.. Ben de “iki konu ve sorumluluk ayni ise söz bitmistir” diye yazdim…Dogru mu yapmisim?
DAMAR: Meclis ve milletvekilleri ülkeyi ilgilendiren konularda en önemli düzenlemeler olan yasa yapma görevini ifa ederler. Bu görev, ülkeyi yönetme, ülkedeki önemli gelismelerden sorumlu olma durumunu da ortaya çikarir. Özellikle iktidar partisine mensup bir milletvekili olarak ekonomik krizin dogrudan sorumlusu kendileridir ve bu sorumlulugun gerektirdigi ciddiyeti onlardan beklemek vatandas olarak bizim hakkimizdir. Söz konusu milletvekilinin “Ekonomi bozuk olsa da, sarki söylemekten vazgeçiyor musunuz?” sözlerini hem bu sorumluluktan kaçan bir açiklama, hem de mesleginizi-alaninizi küçümseyen bir yaklasim olarak degerlendiriyorum
AY:  Partiler, iktidarlar degisiyor, ama halkin, çalisanin, emekçilerin sorunlari bir türlü çözülmüyor. Bir ekonomist olarak nedenini açiklayabilir misiniz?
DAMAR: Çok genis bir çözümlemeyi gerektiren kapsamli bir soru. Içinden geçmekte oldugumuz faiz, döviz, enflasyon, dis borç ve Türkiye’nin kredi risk primindeki yükseklikten kaynakli ekonomik kriz ülkenin yönetilemez noktaya gelmesine neden oldu. Geçmis yillara baktigimizda da bu tür kriz dönemlerinin yasandigini görüyoruz. 
Ekonomik kriz dönemleri de dahil olmak üzere, ülkede yasanan iktidar degisimlerinin emekçilerin durumunu degistirmemesinin, sorunlarinin çözülmemesinin nedeni, kapitalist devlet kavraminin içeriginde sakli.  Arada kimi farkliliklar olmasina ragmen Paoluzantzas ve Jessop kapitalist devleti, göreli özerk yapida, sinif mücadelelerinin, sermaye fraksiyonlari arasindaki çatismalarin birer izdüsümü olarak görürler. Devlet aygiti, sermaye fraksiyonlari arasindaki hegemonya mücadelelerinin sürekli sürdügü ve dönem dönem fraksiyonlar arasindaki güç mücadelesini basat fraksiyonun hegemonyasi altinda birlestiren tarihsel blokun devlete hâkim oldugu bir yapidir. 
Duragan degil, sürekli hareket halinde bir yapidir kapitalist devlet. Sermaye fraksiyonlari devlet aygitini, yasanan andaki sermaye birikim rejimlerine uygun hegemonya projeleri ile yönetirler. Kapitalist sistemde devlet aygitini, degisik sermaye fraksiyonlarinin olusturdugu sermaye bloku ve onu temsil eden burjuva partileri yönetir. 
Bu anlamda, son iki yüz yildan bu yana emekçileri temsil eden bir parti iktidar olmamistir. Siyasal hayatimizda isçi sinifini temsil eden parti, 70’li yillarin Türkiye Isçi Partisi’dir. Bugün Cumhur Ittifaki ve Millet Ittifakini olusturan partilerin tümü degisik sermaye fraksiyonlarinin olusturdugu siyasal partilerdir. Bu nedenle çalisanlarin durumunun düzelmesi mümkün degildir.  Çalisanlarin durumunun gerçekten düzelmesi, kapitalist devletin asilarak emekçilerin hakim oldugu bir sistemin kurulmasi gerekir.
AY:  Asgari ücret zam orani belli oldu. 5 bin 500 TL olan ücret 8 bin 690 TL’ye çikiyor. Bu yeterli mi?
DAMAR: Asgari ücretin nominal anlamda artmasi bu enflasyonist ortamda çok anlam ifade etmez. Aslolan reel anlamda artmasi, satin alma gücünün artmasidir. Ocak 2023’e iki aylik bir süre var ve söz edilen 8.690 TL bugün için bile yeterli degildir. Kalici çözüm ise ekonomik krizin bittigi ve ekonomik dengelerin yerine oturdugu stabil bir dönemdir. Yani enflasyon oraninin tek haneli rakamlara inmesi, ekonomik büyüme oraninin en az % 5 seviyesine çikarilmasi ve issizlik rakamlarinin % 5’in altina düsürülmesidir. Ancak bu ekonomik kosullarda asgari ücretin yükseltilmesi anlam ifade eder.
AY: Son olarak deginmek istediginiz konu var mi?
DAMAR: Egitim, insanoglunun ögrenme yeteneginin olusmaya baslamasi ile ortaya çikan ve yasami boyunca devam eden bir süreçtir. Diger yandan egitim bireye kisilik, deger ve yetenek kazandirdigi için bireysel; bireyi toplumsallastirdigi, toplumsal degerleri koruma, degistirme ve yenileme islevini yerine getirdigi için de toplumsal bir etkinliktir. 
Egitimli insanlar ancak diger temel haklarini kullanabilir. Bu nedenle ülkemizin en önemli sorunlarindan egitim sorunuyla ilgili çalisma yürüten bütün bireyler hem bireysel, hem de toplumsal yarar noktasinda önemli islevler görürler. Sizler ve yayin organlariniz da bu anlamda çok önemli bir sorumlulugu yerine getiriyor. Bu anlamda çalismalarinizi takdir ediyor ve önemsiyorum.
AY: Tesekkür ediyoruz…..
DAMAR: Bana ve görüslerime yer verdiginiz için asil ben tesekkür ederim Sayin Ay, Çalismalarinizda basarilar diliyorum.

 


Perşembe 5.7 ° / 3.9 °
Cuma 8.2 ° / -1.2 °
Cumartesi 3.1 ° / -0.4 °