Tarih: 19.11.2022 11:41

Maden Suyu sektörünün paydaslari sürdürülebilirlik ve inovasyon konustu

Facebook Twitter Linked-in

Kizilay Içecek Ar-Ge ve Kalite Direktörü Tugba Simsek: Türkiye’de ilk kez maden suyu sektöründe karbon nötr ürün gelistirme çalismasi yaptik

Asli Firat Esen: Gelecek nesillere cam gibi sürdürülebilir bir ürün birakmaya çalisiyoruz

 

Kizilay Dogal Maden Sulari tarafindan ikincisi düzenlenen ve “Bir Ömür Maden Suyu” temasiyla öne çikan Uluslararasi Maden Suyu Kongresi’nde “Maden Suyunda Ar- Ge, Inovasyon ve Sürdürülebilirlik” baslikli panel sektördeki önemli isimlerin katilimiyla gerçeklestirildi.

 

Türkiye’de maden suyu alaninda arastirmalar yapmis akademisyenler ve sektör paydaslari Kizilay Dogal Maden Sulari ev sahipliginde düzenlenen II. Uluslararasi Maden Suyu Kongresi kapsaminda 17 Kasim Persembe günü Emaar Address Istanbul Hotel’de bir araya geldi. 

 

Ana temasi “Bir Ömür Maden Suyu” olarak belirlenen kongrede “Maden Suyunda Ar- Ge, Inovasyon ve Sürdürülebilirlik” baslikli panel, Türkiye Inovasyon Hareketi Kurucusu ve Dünya Gazetesi yazari Ferhat Demir moderatörlügünde, Kizilay Içecek Ar-Ge ve Kalite Direktörü Tugba Simsek,  Döhler Satis Müdürü Mert Alkis, Sürdürülebilirlik Uzmani Ali Gizer ve Sisecam Sürdürülebilirlik Uzmani Asli Firat Esen’in katilimiyla gerçeklestirildi. 

 

Kizilay Içecek Ar-Ge ve Kalite Direktörü Tugba Simsek,  “Içecek sektörü, yüzde 8.2 oraniyla en fazla inovasyon yapilan sektör. Maden suyu sektöründe temelde 4 alanda, inovasyon gerçeklestiriliyor; dogal iyilik inovasyonlari, dogadaki bilesenleri uyumlu sekilde birlestiren inovasyonlar, ileri dönüsümle ilgili inovasyonlar ve dogayla, iklimle bütünlesik konularda inovasyon. Saglik inovasyonlari kapsaminda, seker gibi bazi bilesenleri almamizi engelleyecek kolay saglik inovasyonlarinin yani sira bizi yenileyecek, enerjik yapacak inovasyonlari gerçeklestiriyoruz. Bagisiklik güçlendirici inovasyonlarimizi, çesitli vitamin ve mineral desteklerimizle gerçeklestiriyoruz. Dünyanin temel yapi taslariyla birlestirebilecegimiz, her seyi kapsayici inovasyonlar, duygulara hitap eden inovasyonlar, yani mutluluk verici, stres azaltici inovasyonlar üretebiliyoruz”.

 

Kizilay Plus ürünleri ile Karbon Nötr Ürün sertifikasi aldik

Simsek, Türkiye’nin 2030’a kadar karbon emisyonunu azaltma konusundaki ulusal katki beyaninin yüzde 41 olarak açiklanmasiyla ilgili; “Yapilan arastirmalar bu azaltmanin yüzde 12’sini inovasyon yaparak gerçeklesecegini gösteriyor. Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerini, sürdürülebilirlikten ayiramadigimizi görüyoruz” dedi.  Simsek, “Sektör için belli inovasyon konulari bulunuyor. En önemlisi temiz etiket konusu, yani mümkün oldugunca kimyasal bilesenlerden arinmis, daha az bilesen kullanilan ürünlerin gelistirilmesi. Bu konuda çalismalarimiz devam ediyor.  Diger konu sekerin azaltilmasi. Hem saglikli bireylerin yetistirilmesi hem karbon emisyonunun azaltilmasi, hem de obeziteye karsi yapilan çalismalar kapsaminda seker azaltiliyor. Ülkemizin 2053’e kadar saglamak istedigi karbon nötr ürün stratejilerine uyum saglamak için ürün gelistirme çalismalari yapiyoruz. Kizilay Plus ürünlerinde Türkiye’de ilk kez maden suyu sektöründe karbon nötr ürün gelistirme çalismasi yaptik. Kizilay Plus ürünleri, seker içermeyen, farkli duygulara karsilik gelen ürünler. Ileride çok büyüyecek bir kategori ve ürün grubu. Karbon nötr ürün belgelendirmesi ilk kez yapildi. Kizilay Plus ürünleri ile Karbon Nötr Ürün sertifikasi aldik” diye bilgi verdi.

 

Gelecek nesillere cam gibi sürdürülebilir bir ürün birakmaya çalisiyoruz

Sisecam Sürdürülebilirlik Uzmani Asli Firat Esen, “2022 yili Uluslararasi Cam Yili ilan edildi. Biz de bölgesel liderligi üstleniyoruz. Sorumlulugumuzdaki 11 ülkede camin kullanimin arttirilmasina yönelik çalismalari sürdürüyoruz.  Cam, yüzde yüz ve sonsuz kez geri dönüstürülebilir bir malzeme. Bu materyale sahip olmak, insanlik tarihi için büyük bir sans. Gelecek nesillere cam gibi sürdürülebilir bir ürün birakmaya çalisiyoruz. 2023’ün ikinci yarisinda depozito sistemi devreye alinacak. Geri dönüstürülebilir tüm malzemeler ayristirilarak toplanacak. Geri dönüstürülecek ve döngüsel ekonomiye dahil olacak. Türkiye ekonomisine katki saglayacak.” dedi.

 

Maden sulari tatlandirildi, renklendirildi, gençlere de hitap edecek bir formata getirildi

Döhler Türkiye Satis Müdürü Mert Alkis, maden sularini Türkiye’de gençlerle bulusturmanin çok önemli bir nokta olduguna inandigini belirterek; “Maden sulari 25-30 yil önce sade olarak piyasada bulunan, insanlarin tüketim noktasinda yemekten sonra destek olarak hazmi kolaylastirsin diye içtigi bir üründü, ülkeye giren aromali maden sulari ile birlikte bu maden sulari tatlandirildi, aromatik yapi kazandirildi, renklendirildi, gençlere de hitap edecek bir formata getirildi. Tadi güzel olmadigi sürece bir ürünü içiremezsiniz. Biz de bu tarz ürünleri, ona uzak olan kesimlere tanitmak ve tüketimini artirabilmek için çesitli reçetelerle sektöre hizmet veriyoruz. Piyasada çok sayida soguk çay ürünü bulunuyor. Bu tarz ürünlerin çay bazlari, önceden yurt disindan geliyordu. 3-4 yillik Ar-Ge sonucunda Rize çayindan bu çay bazini yurt disindakiyle ayni kalitede olacak sekilde ürettik. Elek üzerinde kalan kaba parçalari kullanilmiyor. Çöp olarak degerlendirilen kisim, yakiliyor, ekonomik degeri olmuyor. Biz bunlari alip isledik, çay bazi yaptik. Almanya’dan aldigimiz çay bazini artik Almanya’ya satiyoruz. Artik Almanya’daki tüketiciler de Karadeniz çayini içerek soguk çay içiyorlar. Depolama sorunu olan bir ürünü alip katma deger kazandirip hem ithalati kestik hem de ihraç ederek tam tersi bir denge yarattik. Kazan kazan bir strateji uyguladik”.  

 

Hammadde sikintisi yasaninca tedarik zincirini çogaltilip lokallesen sirketler basarili oldu

Pandemi sürecinin ögrettigi konularin içecek sektörüne etkilerinden söz eden Alkis; “Globalden lokale kaymaya basladik. Maliyet artisi olunca lokal tedarigin önemi ortaya çikti. Kritik nokta, pandemi döneminde kimyasallara ihtiyaç oldu. Hammadde sikintisi yasaninca tedarik zincirini çogaltilip lokallesen sirketler basarili oldu. Yurt disina yaptigimiz satisla dis ticaret dengesine de pozitif bir katki sagladik. Gaz krizi dolayisiyla Avrupa’da öngörülemezlik söz konusu. Avrupa’da, hizli bir sekilde altyapilarini kömüre dogru adapte etmeye basladilar. Biz bunu da öngörerek dogalgazin yani sira meyve atiklarini kurutup yakilacak bir sistem kurduk. Atik olarak gidiyor, acil durumda enerjiye çevrilebiliyor. Katma degerli ürün de elde edebiliyorsunuz” dedi. 

 

Sonsuz bir geri dönüsüm kabiliyeti olan cami geri dönüstürmüyor, atiyoruz

Sürdürülebilirlik Uzmani Ali Gizer, sektörün gelecegi sorusuna, “Dua edelim üzerinde konusabildigimiz bir suyumuz var, burada kongre yapiyoruz. Ama gelecekte bu konu riskli. Umutlu bir insanim. Insanligin karsi karsiya oldugu bu meseleyi çözebilecek kapasitemiz var. Geriye karar alip hayata geçirmek kaliyor. Küresel bir gelecek öngörüsü yaptigimizda cam hep yasamimizda olacak, uzay çalismalarindan enerjiye kadar çok genis bir kullanim alani olacak diyebiliriz. Ancak maden suyu camda mi içilecek bilmiyorum. Uzun bir süre içilecek. Ancak, insani ve çok yüksek volümlü tüketimlerimizde beklenenin ve sanilanin aksine plastigin biraz daha fazla yasamimiza girecegini bekleyebiliriz. Lojistik, günün sonunda kamyonda ne tasidigina bakiyor. Su mu, maden suyu mu, cam mi? Konumuz;  tek kullanimlik plastikler ve bunlarin atilmasi. Plastik hayrani degilim. Cami da sever ve tercih ederim. Neden tercih ediliyor dedigimde cam atildiginda dogaya zarar vermiyor deniliyor. Problem su. Atmaktan söz ediyoruz. Sonsuz bir geri dönüsüm kabiliyeti olan bir cismi de atiyoruz. Geri dönüsüme hazirlikli olmak gerek. Inovasyonu da sadece nesnede degil tüm faaliyet alanimizda düsünmeliyiz. Inovasyonu yaparken mutlaka is modeli karsiligini da hayal etmemiz gerekiyor. Örnegin, depozitonun sahadaki karsiligi düsünülmeli. 24-36 siseyle 1 tane sise aliniyor. Rasyonel degil. Nesneye odaklanmadan is yapilmali. Kendi degerinizi marka temelli degil insani faaliyetin hangi noktasinda olmaliyim odagiyla belirlemelisiniz.” diye belirtti.

 

2050’deki büyük göç dalgasina karsi bugünden hazirlik yapmaliyiz

Gizer, “2050 ile ilgili 1 milyar insanin suya erismeyen bölgelerde yasayacagi öngörülüyor. Aslinda oralarda yasanamayacak, büyük bir göç dalgasi olacak. Bölgelere ulasabilmek konusu, ürünlerin nasil ulastirilacagi bugünden hayal edilmeli, hazirlik yapilmali. 2030’da kim olacagiz, 2050’de kim olacagiz bunlarin cevabini vermemiz gerekiyor.” dedi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —