Karamollaoğlu’ndan ‘Seçim Kanunu’ Tepkisi: Kendi Hazırladıkları Tuzağa Kendileri Düşecekler

Karamollaoğlu’ndan ‘Seçim Kanunu’ Tepkisi: Kendi Hazırladıkları Tuzağa Kendileri Düşecekler

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AKP ve MHP tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan Milletvekili Seçim Kanunu değişikliğine ilişkin; “Ekonomiyi nasıl düzeltemiyorsanız, aldığınız bütün tedbirlere rağmen. Seçimlerde

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu’nun gündeme ilişkin değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Toplantımızın hemen başında; Çanakkale Zaferi'nin 107’nci yıl dönümünde kutlayacağız. Aslında Çanakkale Zaferi; İstiklal Mücadelemizin ruhunun temellerinin atıldığı zafer olarak tarihe geçmiştir. Dünyanın en güçlü deniz kuvvetlerine sahip ülkeler Çanakkale’den geri dönmüştür. 18 Mart Şehitler Günü'nde bu toprakları bize mukaddes bir vatan olarak emanet eden tüm şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum.

Geçen hafta sonunda gerçekleştirdiğimiz Avrupa ziyaretine de değinmek istiyorum. Almanya’ya gittiğimizde iki Türk asıllı iki Alman parlamenter ile görüşme imkanımız oldu. Şu an Almanya Parlamentosunda 18 Türk asıllı parlamenter var. Bunlardan Bakanlık yapanlar var, Meclis Başkan yardımcılığında bulunanlar var. Aynı zamanda büyükelçimizi, vatandaşlarımız ziyaret ettik. Teşkilat mensuplarımız ile bir araya geldik, dertlerini dinledik.

Türkiye’nin Almanya’ya geçmişte göç eden vatandaşlarımızı sadece Türkiye’ye kazandırdıkları döviz vesilesiyle hatırlamaları üzüntücü verici. Bu onlara hizmet yerine onları sömürme mantığını yansıtıyor. Uçak biletlerinin maliyetleri belli. Her tatil mevsiminde biletler iki üç misline fırlıyor. 150 euro olan bir bilet bu dönemde 400-500 euroya çıkıyor. 4 kişilik bir aileyi düşünün akıl almaz bir fiyat çıkıyor ortaya. Bu vesile ile kendi vatandaşlarımızı sömürmek, bunu da alenen ortaya koymak kabul edilebilir bir mantık değil. THY zarar ediyorsa eğer, bunun telafi etmenin yollarını başka yerde aramalı. 150 euro olan bir fiyatı 450-500 avroya çıkarmak üzüntü verici bir yaklaşım. Bizde buradan hükümet yetkililere sesleniyoruz; lütfen mantıklı olun.

“DURMAK YOK YOLA DEVAM DİYORDU ŞİMDİ VATANDAŞ YOLA DEVAM EDEMİYOR”

Ekonomi başlığı milletimizin öncelikli gündemi olmaya devam ediyor. Görünüyor ki bu iktidar ekonomiyi yönetemiyor. Başka meseleler ile ekonomi konusu geri atılmak istense de bu konu vatandaşın günlük konusu olduğu için önem taşıyor. Özellikle akaryakıt fiyatları son zamanlarda vatandaşımızın canını en çok yakan konu desek yanlış olmaz diye düşünüyorum… Erdoğan’ın çok sevdiği laf vardı vardı: ‘Durmak Yok Yola Devam’ diyordu. Şimdi vatandaş yola devam edemiyor.

“PETROL FİYATLARINDAKİ FARKIN ERDOĞAN İKTİDARININ YOL AÇTIĞI KUR KRİZİNDEN KAYNAKLANDIĞINI GÖRMEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Akaryakıta peş peşe gelen zamlarla hem şehir içi hem de şehirlerarası ulaşımı büyük ölçüde etkiliyor. Bunun temel sebeplerinden birisi bizim dışımızda yaşanan fiyat artışları. Dünyada akaryakıt fiyatları ciddi ölçüde arttı. Ancak başka ülkelerdeki fiyat artışları ile mukayese etmek mümkün değil. Bugün akaryakıttaki fahiş artışlar sadece petrol fiyatlarındaki artışlardan daha çok kur krizinden kaynaklanıyor. Fiyatlar arasında doğrudan doğruya bir kıyaslama yaparsak, brent petrol son 1 yılda yüzde 79 yükselirken, benzinin satış fiyatı yüzde 187 artış göstermiş.  Bu kadar büyük bir fark dolar TL arasında yaşanan son 1 yılda yaşanan yüzde 102'lik artış rol gösteriyor. Brent petrol 2014 yılında 111 dolar seviyesindeyken kur 2.11 olduğu için benzinin litresi 5.05 liradan Türkiye’de benzin satılır hale gelmiş. Yani Brent petrol fiyatı 2008'de bugünkü fiyatın yüzde 27 üzerindeyken benzinin pompa fiyatı yüzde 82 artış olmuş aradaki bu farkın, Erdoğan iktidarının yol açtığı kur krizinden kaynaklandığını görmemek mümkün değil.

“SIKINTI GÜDÜLEN EKONOMİ POLİTİKALARININ YANLIŞLIĞINDAN KAYNAKLANIYOR”

Avrupa’da yüzde 6’lık bir artış Türkiye’de yüzde 90’lık bir artış olmuş. Güncel fiyat artışları ile yurtdışına gitmek bir hayal haline geldi. Yurt içindeki gezileri de vuruyor. Özellikle 8-9 saatlik mesafede bulunan iller için otobüs bileti fiyatları 400-450 lirayı bulmuş durumda. Benzer bir durum şehir içi ulaşımda da geçerli. Ramazan ayına geldik. Bayram nedeniyle memleketine gitmek isteyen iki çocuklu bir aile 400 lira üzerinden hesaplarsak gidiş-geliş için 3200 lira sadece otobüs biletine para ödemek zorunda. Bunun imkansızlığını görmemek mümkün değil. Israrla vurgulamak istiyoruz ki bugün meydana gelen bu sıkıntı güdülen ekonomi politikalarının yanlışlığından kaynaklanıyor. Meseleyi sadece faiz artışına ya da inişine indirgemek doğru değil.

Yap işlet devret ile yapılan köprüler, havaalanlarının parası vatandaş tarafından ödeniyor. O köprüden bir kere bile geçmeyen insanlar o köprünün maliyetini karşılamak mecburiyetinde bırakılıyor. Burada bir yanlışlık var. Dünyanın hiçbir yerde bu kadar fahiş fiyatlarla yapılan ihale yok. Ben o köprüden geçmiyorsan parasını neden ödeyeceğim.

“BU SENE EKONOMİDE 1987 KIŞINI YAŞIYORUZ”

Bu sene ekonomide 1987 kışını yaşıyoruz, o sene ile bu seneyi karşılaştırdığımızda veriler iç açıcı değil. Geçtiğimiz hafta açıklanan ödemeler dengesi verilerinde cari açığın son 4 yılın zirvesinde olduğunu görüyoruz. 2022 yılı Ocak ayında dış ticaret açığı 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 234,9 arttı. İki buçuk misline çıktı açık. Maalesef bu açık yüksek kur, rekabetçi ekonomi söylemleri ile yaşandı. Yine bu dönemde İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 63,2’ye kadar geriledi. İhracatımız ithalatımızı karşılamıyor. Türkiye’nin bu problemlerini çözmek istiyorsanız israfı, yolsuzluğu, kazanç sağlamayacak yatırımlara yatırım yapmak israfın bir yoludur. Ne köprülerden ne yollardan ne tünellerden yeterince araba geçmiyor. O yatırımın kime faydası var?

Hala ithalatımız ihracatımızdan geride. Geçen yıla göre ilerlememişiz. İthalatımız artmış. Kendi söylemleri ile 6 ayda bu ekonomi deneyiminin sonuçlarını görecektik Adına rekabetçi kur dediğiniz model ile ulaşacaktık ancak bu model “yoksullaştırma modeli” olarak karşımıza çıktı. Doların bu denli yüksek olması aslında Türkiye için yeni fırsatlar meydana getiriyor. Geçtiğimizi dönem 18 civarına çıkan dolar şimdi tekrar 15 liraya yaklaştı. Doların 13’e indirilmesi için vatandaşa ciddi bedeller ödetildi. Geldiğimiz nokta ortada eğer ciddi tedbirler alınmaz ise önü alınamaz. İsraftan kurtulmadan, yanlış yatırımlar durmadan, Türkiye’nin ekonomisinin düzelme ihtimali yok. En sık değişen bakanlık Ekonomi bakanlığı Neden öyle bir noktaya geliyorlar ki Cumhurbaşkanı ile paralel düşünmedikleri zaman değiştiriliyorlar.

“KUR KORUMALI MEVDUAT İÇİN HAZİNE'NİN ÖDEMESİ GEREKEN MİKTAR DA KUR KRİZİYLE BİRLİKTE HER GEÇEN ARTIYOR”

Bu göstergelerden birisi de bütçe açığıdır.  Bütçe açığı 2020 yılında 175 milyar 292 milyon lira olan bütçe açığı 2021 yılında 192 milyar 244 milyon liraya çıktı. 2022 yılı bütçesinde açık öngörüsü ise 279 milyar lira olarak gösterilmiş. Sürekli bütçemiz açık veriyor. Ancak 2022 yılı bütçesinden faize ödenecek para 240 milyar TL. Yani bu açığın büyük bir kısmı Faiz ödemelerinden kaynaklı. Borcumuzu borçla ödediğimiz için düzelmiyor.  ‘Kur Korumalı Mevduat’ için Hazine'nin ödemesi gereken miktar da kur kriziyle birlikte her geçen artıyor. Hazine'ye binen bu yük, aslında milletimizin sırtına yüklenmiştir. Milletimizin Erdoğan iktidarının artan maliyetleriyle başa çıkmaya gücü kalmamıştır. İktidarın ve iktidar ortağının artık önümüzdeki seçimlerde ayakta durabilme imkanı yok.

“KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK”

Yeni seçim kanunu Meclis’e getirildi. Yeni seçim kanunu daha adil bir seçim olsun diye gelmiyor, seçim güvenliği artsın diye de gelmiyor, tamamen basit, ucuz politikalar içeriyor. Nasıl olur da biz daha iyi bir noktaya geliriz bugünkünden daha az oy alsak bile, başka bir şeyin güdüldüğü yok. Biz de meşhur bir söz vardır; ‘Korkunun ecele faydası yok.’ Önümüzdeki seçimlerde, bugüne kadar gösterdiğiniz performans ortaya konulduğunda vatandaşın size güvenerek bir defa daha bugünkü Cumhur İttifakı’nın partilerini iktidar yapmasını hiç kimsenin mümkün görmesine ihtimal vermiyorum. Gerek seçim kanununda yapılan değişiklikler, gerekse seçimi yöneten, şikayetleri değerlendiren kurullarda yapılan değişiklikler akılla mantıkla bağdaşmıyor.

“ŞUNDAN EMİNİM; KENDİ HAZIRLADIKLARI TUZAĞA KENDİLERİ DÜŞECEKLER”

Ekonomiyi nasıl düzeltemiyorsanız, aldığınız bütün tedbirlere rağmen. Seçimlerde de hangi yanlış politikayı tatbik ederek ben düze çıkarım zannediyorsanız, aynı netice ile karşılaşacaksınız, hükümetten gideceksiniz. Çirkin tabirler, iftiralar, küfre varan ifadeler sizi hiçbir yere götürmez. 3-5 tane fazla milletvekili çıkarabilmeyi marifet zannediyorlar. Halbuki tümden kaybedecekler, bunun farkında değiller. Şundan eminim; kendi hazırladıkları tuzağa kendileri düşecekler.

“BUNU İÇLERİNE SİNDİRMELERİ LAZIM”

Seçim neticesi ne olursa olsun bu ‘iktidar bir dönem daha devam eder’ diye bir maddeyi koymadan önümüzdeki dönem iktidar olamazlar. Bunu içlerine sindirmeleri lazım. Bunların bazı hesapları vardı bir defa 50+1 ortaklarının baskısıyla meydana gelmişti bu karar. Sayın Cumhurbaşkanı da burada yanlış yaptığını kendisi itiraf etmişti. Ortağının enteresan hesapları var o hesaplara bizim aklımız ermiyor. 6’yı ters çevirirsen 9 oluyor mesela. Bu çok özel bir matematik tarzı var. Düz matematik bu hesapları vermiyor.

“BÖYLE BİR KANUN NORMAL ŞARTLARDA ANAYASA MAHKEMESİ’NE GİTTİĞİ ZAMAN BU MADDE İPTAL EDİLİR”

Seçim kanunda ayrıca seçime giderken herkes birtakım yasaklara maruz tabii tutuluyor, devlet hazinesinden para kullanmak mümkün değil. Kim müstesna tutuluyor Sayın Cumhurbaşkanı, Allah’tan korkun. Nasıl olur da Cumhurbaşkanı devletin bütün imkanlarını sonuna kadar kullanır, böyle bir mantık kabul edilebilir mi? Böyle bir kanun normal şartlarda Anayasa Mahkemesi’ne gittiği zaman bu madde iptal edilir. Ben Anayasa Mahkemesinin bu konuda tutarlı ve hassas davranacağına ümit ediyorum.

“İKTİDAR BİR SAVRULMA VE TUTARSIZLIK İÇERİSİNDE”

Dış politikada bir oyun oynanıyor. ABD’de Rusya’da bir oyun oynuyor. Türkiye’de bu oyunlara karşı dış politikada etkili olma çabasında. İslam ülkeleri İsrail ile normalleşme adımları attı. Dünyanın pek çok ülkesi ile normalleşmeye ihtiyaç var ama siz bu konuda tek bir adım atmayacaksınız. Filistin’de yaşanan zulmü dilinizin ucunda bir yer bile vermeyeceksiniz. Bu politikaları yeniden gözden geçirmeleri gerektiği kanaatindeyim. Türkiye’nin dış politikada uyguladığı politikalar gözden geçirilmez ise fayda sağlamaz kanaatindeyim. Bu iktidar ne yaptığını, nasıl ve neden yaptığını bilmiyor. Dostlarının da kimler olduğunu bilmiyor. İktidar bir savrulma ve tutarsızlık içerisinde.

İktidar kendi menfaatini gözeterek, netice de kendisinin daha fazla oy alacağını düşünerek bu düzenlemeleri yapıyor. Benim kanaatim bu düzenleme karşısında kendileri zarar alacak. Vatandaş tercihini sandıkta gösterecek. Her seçmen kendi partisine oy verecek. İktidarın bu sistem karşısında çökeceğini düşünüyorum. İktidar vekil sayısını arttırmayı hedeflemek yerine sağlıklı politikalar uygulamalı. Siz vatandaşın sorunlarına çözüm üretmezseniz. Benim bu mevzuatta artık ümitlerinin bittiğini gördüm.”