Sönmez: Felaket dönemlerinde kışkırtıcı beyanlardan kaçınmak gerekir

Sönmez: Felaket dönemlerinde kışkırtıcı beyanlardan kaçınmak gerekir

Yazarımız İrfan Sönmez ile güncel konular üzerine yapmış olduğumuz söyleşiyi siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

ENPOLİTİK: Sayın Sönmez, yoğun bir gündemimiz var, yangınlar, Afgan mülteciler,ekonomik kriz, Elazığ'ın henüz tam anlamıyla sarılamayan deprem yaraları gibi... İsterseniz  orman yangınları ile başlayalım. Günlerdir süren bu yangınlar ve yangın söndürme çalışmaları için ne diyeceksiniz.

SÖNMEZ: Çok zorlu bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde kışkırtıcı, tahrik edici yayınlar yapmamak lazım. Vatandaşın canı burnundayken oy hesabı ile gerçekleri gizlemek veya olduğundan büyük göstermek doğru değil. Olaylara hep siyasi fayda açısından baktığımız için bir türlü ortak bir noktada buluşamıyoruz. Olaylara milletimizin menfaatleri açısından bakmamız gerekir. O zaman göreceksiniz ki ortak noktalarda buluşmak zor değil.

ENPOLİTİK: Bakmıyor muyuz?

SÖNMEZ:  Bakıyor muyuz? TV'lere gazetelere bakın, böyle bir hassasiyet görüyor musunuz? Orada insanların evi yanmış, bağı bahçesi tarumar olmuş, insanlar, hayvanlar ölmüş, bunları değil, iktidar ne kaybeder,  ne kazanırı konuşuyoruz. İlk konuşmamız gereken bir, ihmal var mıdır yok mudur, iki; yangın söndürme çalışmaları yeterli midir, değil midir, üç; insanlarımızın yaralarını en çabuk ve en etkili şekilde nasıl sararız olmalıydı.Bunları ihmal ettik.

ENPOLİTİK: Peki, sorayım o zaman söndürme çalışmaları yeterli miydi, ihmal olduğunu düşünüyor musunuz?

SÖNMEZ:  Ben ihmal yok desem inanacak mısınız? Bu ülkede yılda ortalama 220-250 yangın çıkıyor. Akdeniz havzasında, Haziran-Eylül arası  yangın ayları olarak bilinir. Ülkeler buna göre tedbirlerini alırlar. Uzmanlara göre, en etkili müdahale uçaklarla ve ilk yarım saatte yapılan müdahalelerdir. Uçak en seri müdahale aracı olduğundan yangınları önleme veya söndürmede en etkili araç olarak bilinir. Yangına hazırlık yapan ülkeler öncelikle uçak filolarının eksiklerini tamamlarlar. Ormanlardaki insan sirkülasyonunu azaltırlar. Meteorolojinin verilerini dikkatle takip ederler.Hava sıcaklığı, nem oranı, rüzgarın esiş istikametini izlerler.

ENPOLİTİK: Bizde yapılmıyor mu, ya da yapılmadı mı?

SÖNMEZ:  Bu sorunun cevabını sahaya bakarak cevaplayabiliriz. Keşke gerekli tedbirlerin alınmış olduğunu söyleyebilseydik. 2019'a kadar bu tür yangınlara Türk Hava Kurumunun uçakları ile müdahale edilirdi. 2019'da THK devre dışı bırakılarak Türkiye uçaksız bırakıldı. İhale yoluyla söndürme işi bir şirkete ihale edildi, bu şirketin kiraladığı Rus helikopterleriyle yangınların söndürüleceği sanıldı. Oysa helikopterlerle ne uçaklar kadar su taşımak mümkün, ne de uçaklar kadar seri ve çabuk  hareket etmek mümkün. Erken müdahale bu işin can damarıdır. Yangın yayıldıktan sonra artık 10 uçakla yapacağınız işi 50 uçakla bile yapamazsınız. Çok büyük ihmal ve öngörüsüzlük var. THK'yı sevmeyebilir, ideolojik olarak karşı olabilirsiniz. Kurumlar görevlerini yapıyorsa sırf ideolojik sebeplerle onlara karışmayacaksınız.

ENPOLİTİK: Ama uçakların kullanılamaz halde olduğu söyleniyor.

SÖNMEZ:  CB Erdoğan öyle söyledi. THK'ya atanan kayyum başka bir şey, Tarım ve Orman bakanı daha farklı bir şey söyledi. Son söylenen bu uçakların 3-4 milyon dolarla hizmete hazır hale getirilebileceği yönündeydi. Yani aslında millete doğruyu söylemediler. Çünkü yangın ansızın yakaladı. Kendilerini savunduklarını sandıkça daha kötü duruma düştüler. Bu söyleşi yapıldığında yangınlar devam ediyordu. Harp-İş sendikası bu uçakları çok kısa sürede uçuşa hazır hale getirebileceklerini söyledi, muhalefetin 11 Büyük şehir Belediye Başkanı uçakları tamir etmeye talip oldu, CHP Genel Başkanı THK kayyumunu ziyaret ederek yardıma hazır olduklarını söyledi. Ama iktidar cephesinden cevap yok. Türkiye yanıyor, hükümet muhalefete itibar kazandırmamak için yapılan başvurulara cevap vermiyor. Bu ülke hepimizin, yanan ormanlar hepimizin. Orman yansın yeter ki muhalefet prim yapmasın tavrı yanlış bir tavır. Felaket anlarında oy hesabı yapmak, gerekli tedbirlerin önünü açmamak o yangınların sorumlusu olmaktır. İktidarı, muhalefeti ile dayanışma içinde olsaydık bugün belki daha az bir zayiatla kurtulmuş olacaktık. Ama iktidarın uzlaşmaz tavrı buna müsaade etmedi.

YANGINLARI KİM ÇIKARDI?

ENPOLİTİK: Yangınları PKK'nın çıkardığı söyleniyor?

SÖNMEZ:  PKK çıkarınca iktidarın söndürme görevi bitiyor mu? Yangın hangi sebeple çıkarsa çıksın ülkeyi yönetenlerin birinci sorumluluğu yangını söndürmektir. Şayet sabotaj varsa da bunu yapanları yakalayıp en ağır şekilde cezalandırmaktır. PKK bir terör örgütü, elbette böyle bir ihanete imza atabilir.Çünkü daha önce çok yaptı. Şu ana kadar resmi makamlar böyle bir tespitte bulunmadılar.Bu biraz da iktidarın ihmalini,yanlışlarını, plansızlığını ikinci plana itmek için dikkatleri terör örgütünün üzerine çekmek için ortaya atılan bir iddia. Bu işte PKK'nın parmağı varsa millete şikayet etmeyeceksiniz, gereği neyse yapacaksınız. O gereklilik; PKK ile  bir daha masa kurmamak, Öcalan'ın ikide bir elinize tutuşturduğu yol haritaları ile barış yapıyoruz diyerek örgüte yeni etki alanları açmamaktır. Kaldı ki PKK'yı ormanda aramak beyhude, daha bir ay önce, geçmişte, 'Apo başkan, PKK şampiyon, TC katil değil, seri katildir,' diyen bayan gazeteci Hilal Kaplan  CB Erdoğan tarafından TRT yönetim kuruluna atandı. Siz neyi şikayet ediyorsunuz. Yangınların aynı anda farklı noktalarda başlaması önemli bir şüphe nedenidir, bunu ortaya çıkaracak olan kolluk ve yargıdır. Sonra suçu sadece PKK'ya atmıyorlar ki.

ENPOLİTİK: Kime atıyorlar?

SÖNMEZ:  Bir gazeteci yangını Kılıçdaroğlu çıkardı diye paylaşım bile yaptı.Utanmasalar Kılıçdaroğlu benzin döktü, Akşener kibrit çaktı, Temel Karamollaoğlu'da gözcülük yaptı diyecekler. Utanma duygularını kaybetmişler. Ayrıca yapılan istatistiklere göre yangınların  çok küçük bir kısmı sabotajdan, geriye kalanlar anız yakma, yıldırım, piknik, ve doğal sebeplerden kaynaklanıyor. Her yangında örgüt aramak bize bir şey kazandırmaz. Doğru olan her yaz buna hazırlıklı olmak, gerekli tedbirleri almaktır.

ENPOLİTİK: Bu uçak eksiği ekonomik krizden döviz yokluğundan olamaz mı?

SÖNMEZ:  Döviz yoksa niye Rusya'dan helikopter kiralıyorsunuz? Bu ülkede o kadar büyük savurganlık var ki, boş yatırımların herhangi biriyle onlarca uçak almak mümkündü. Bugün yangın uçaklarının fiyatı 5.2 milyon dolar ile 40 milyon dolar arasında değişiyor. Cumhurbaşkanı  bir kaç gün tatil yapsın diye yaptığımız sarayların  herhangi birine harcanan parayla onlarca uçak almak mümkündü. Melih Gökçek'in milyarlar harcayarak yaptığı şimdi kapısına kilit vurulan Ankapark'a harcanan parayla onlarca uçak almak mümkündü. Bu ülkede o kadar çok ölü yatırım var ki saymakla bitmez. Mesela Balıkesir Havaalanı. 2020'de açılan ve yıllık bir milyon yolcu garantisi verilen bu hava alanına uçak bile inmiyor. Çünkü yolcu yok. Keza, Kütahya, Afyon ve Uşak için yapılan Zafer Hava alanı için 1 milyon 300 bin civarında yolcu garantisi verilmişti. Yılda ancak 70-90 bin yolcu bu hava alanını kullanıyor. Griye kalan yolcular için yurt içi 2, yurt dışı için 5 Euro hazineden, yani hepimizin cebinden yapımcı firmaya veriliyor. Türkiye'nin kaynakları, imkanları har vurup harman savruluyor. Birazcık kamu malı şuuru olsaydı milyonlar, milyarlar bu ölü yatırımlara yatırılmazdı.Bugün ormanlarımız böyle yanarken içimiz yanmazdı. Unutmayın kamu malı Allah'ın malıdır. Bunu ben söylemiyorum peygamberimiz söylüyor. Kamu malını bu şekilde hovardaca kullananlar aslında Allah'ın malına ihanet ediyor. Daha dün sayın Cumhurbaşkanı Somali'ye 30 milyon dolar hibe etti. Yardıma muhtaç olana yardım edilmesine bir itirazım yok. Ama uçaklarınız için 3-4 milyonu çok görür, gösteriş için Somali'ye milyonlar verirseniz millet bunu sorar. İki yıl önce 50 milyon dolar için Tank palet fabrikası Katarlılara verilmedi mi? Bunun neresi doğru? Eskiler; eve lazım olan camiye haramdır, demişler. Önce kendi halkınızın ihtiyaçlarını karşılayacak, sonra başkalarına bakacaksınız.

ENPOLİTİK: CB Erdoğan sosyal medyada dünyaya yapılan yardım çağrısını eleştirdi, savcılık soruşturma açtı. CB Türkiye güçlüdür, zayıf göstermeye çalışıyorlar dedi.

SÖNMEZ:  Bu tip felaketlerde insani yardım almak doğaldır,alınmalıdır da. Memleket yanarken kibir yapmak doğru bir davranış değil. Yıllardır dünya bizi kıskanıyor diye milleti kandırdılar. Avuç içi kadar Yunanistan'ın 39 uçaklık yangın filosu, İtalya'nın 19, o hiç beğenmediğiniz Fas'ın 5 uçağı var.Dünyanın kıskandığı Türkiye'nin kaç uçağı var?  Sıfır!

MÜLTECİ SORUNU

ENPOLİTİK: Suriyeli mültecileri bile taşıyamazken şimdi bir de Afgan mültecileri çıktı. Her gün  yüzlerce Afgan mülteci sınırımızdan içeri giriyor.İçişleri bakanı Soylu sınırlarımızı en hassas şekilde koruduğumuzu söyledi. Sınırları bu kadar delik deşik bir ülke var mıdır?

SÖNMEZ:  Yoktur, hiç bir ülkenin sınırlarından böyle elinizi, kolunuzu sallayarak kafileler halinde geçemezsiniz. Soylu, büyük laf ediyor ama yaptığı işe bakınca aynı büyüklüğü göremiyorsunuz. Sınırlarınızı koruyorsanız bu nedir? Niğde'de, İstanbul'da, Ağrı'da,Van'da,Muş'ta yakalananlar  gökten mi indiler.

ENPOLİTİK: Birden bire hızlandı sanki?

SÖNMEZ:  Aslında her şey çok açık.Haziran ayında CB Erdoğan, ABD başkanı Biden'le görüştü. Görüşmeye Dışişlerinden tercüman almak yerine, bütün teamülleri çiğneyerek Merve Kavakçı'nın kızını tercüman olarak aldı. Biden'le görüşmeden sonra Afganlılar akın akın gelmeye başladılar. Belli ki her şey o görüşmede kararlaştırılmış. Nitekim ABD Dış İşleri Bakanlığı ABD'ye kabul edilecek mültecilerin başvurularını Türkiye'de yapabileceğini açıkladı. Bizimkiler tepki gösterdiler ama bu tepki suç üstü yakalanmış olmanın telaşıyla yapılmış bir açıklamaydı. Plan açık, ABD ile işbirliği yapan Afganlar Türkiye'ye gelecek, ABD burada keyfine geleni alacak, gelmeyeni bize bırakacak. ABD'nin bu kadar Afgan'ı ülkesine almaya niyeti lsaydı bu tahliyeleri Kabil Havaalanında yapması gerekirdi. Kullandığı adamları şimdi bize bırakıyor, mesele budur.

ENPOLİTİK: Ama ABD ile sayın Cumhurbaşkanımızın arasının iyi olmadığı, ABD'nin Erdoğan'a karşı olduğu söyleniyor.

SÖNMEZ:  Kim söylüyor? Yandaş medya söylüyor. Erdoğan imajını pazarlayanlar söylüyor. ABD'nin yolunda yürüdüğünüz müddetçe ABD için demokrat olmuşsunuz, otokrat olmuşsunuz,siyasal İslamcı veya halkınızla problemli olmuşsunuz hiç önemli değil. ABD dış politikası ideolojik değil,faydacıdır. Yolunda yürüdüğünüz müddetçe ne olduğunuz önemli değildir.

BUYURSUNLAR TALİBANLA ANLAŞSINLAR

ENPOLİTİK: Yani Kılıçdaroğlu'nun iddialarını doğru buluyorsunuz?

SÖNMEZ:  Bir doğruyu Kılıçdaroğlu söyleyince doğru olmaktan mı çıkıyor? Sözün kimin söylediği değil, doğru veya yanlış olmasıdır önemli olan. Sadece Kılıçdaroğlu söylemiyor ki, birçok yazar da bu görüşte olduklarını yazdılar. Bir Cumhurbaşkanı Dışişleri bakanlığının tercümanı dururken Merve Kavakçı'nın kızını niye tercüman olarak görüşmeye alır? Dışişleri bakanlığının neyi öğrenmesini istemiyor? Eğer Biden Erdoğan görüşmesinde bu mesele gündeme gelmemişse niçin sınırlarınızı kapatmıyorsunuz? Her 10 mülteci 6 Türk vatandaşını işinden ediyor. 5.5 milyon Suriyeliden sonra sayısı 2-3 milyonu bulacak Afganlının gelmesi bu ülkenin bütün dengelerini bozar. Bu coğrafya bir kaçkınlar hapishanesi olamaz.

ENPOLİTİK: Ama ensar muhacirin diyorlar?

SÖNMEZ:  Muhacirin niçin hicret etmişti? Yüce İslam dinini yaşamak için. Mekke'de yaşama imkanı kalmadığı için. Karşılarında müşrikler vardı. Peki Afganlılar kimden kaçıyor, müşriklerden mi? Hayır! Farklı düşünen Müslümanlardan yani Taliban'dan kaçıyorlar. Müslüman Müslüman'ın şerrinden kaçıyor. CB Erdoğan Müslümanlıktan hareketle Taliban'la anlaşabileceğimizi söyledi. O kadar basitse buyurun anlaşın da bu adamlar memleketlerinde kalsınlar, buraya gelmesinler. Ensar/muhacirin diyerek bu kavramları kirlettiler. Bu iktidarın bu millete yaptığı en büyük kötülük dini değerlerimizi 3-5 oy uğruna yağmalaması, dini dünyaya, siyasete feda etmesidir.

ENPOLİTİK: Sn.Sönmez bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.