Canboray Soykan'dan Gelecek Partisi'nin 'konumlanma'sına ilişkin analizler...

Canboray Soykan'dan Gelecek Partisi'nin 'konumlanma'sına ilişkin analizler... | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 09.07.2020 10:22:01 - Güncellenme Tarihi: 23.07.2020 19:25:34

Sitemiz enpolitik köşe yazarı, Canboray Soykan, bugünkü köşesinde Gelecek ve Deva Parti'lerinin seçmene ne söyleyeceği, nerede ve nasıl konumlanacağıyla ilgili çarpıcı bir örnekleme tekniği ile analiz yayınladı. 

Duracell reklamı ve Energizer örnekleri ile konuyu açıklayan Soykan, "Gelecek Parti’sinin konumlanma ve parti kimliğini netleştirme konusunda alacak yolu olduğunu dillendirmeyi, Gelecek Partisi’nin başarıya ulaşmasını yürekten dileyen bir genç olarak kendime borç biliyorum." diyerek, köşesinde şunları kaydetti:

"Gelecek Partisi’nin geleceği

Bugün ülkemizin siyasetinde yeni kurulan partilerin önemi göründüğünden fazla. Fazla çünkü ülkede olası bir iktidar değişimi yaşanacaksa bunda yeni partilerin ciddi payesi olacak. AKP’nin muhalefet partilerine güvenemeyen ve muhalefette yer alan partilere kaymayan kemik kitlesinden oy çekme potansiyeli en yüksek olan iki parti Gelecek Partisi ve DEVA Partisi. Bu partiler çok konuşuluyorlar da, vatandaşlar bu partilerin hamlelerini merak ediyor. Siyasette doğru eksende konumlanmak, başarının su götürmez gerekleri arasında geliyor. Gelecek Partisi’nin ve DEVA Partisi’nin nerede konumlanacağı konusunda tahminler, çıkarımlar, yorumlamalar ve öndeyiler yapılıyor. Doğru duruşu, doğru kimliği benimsemek bu partilerin belki de en ciddi sınavı olacak zira AKP’den kopmuş olmak beraberinde bu zorluğu getiriyor. Ülkenin totaliter rejime doğru yuvarlanmasını konuşacak olursak yeni partilerdeki aktörlerin süreçte az ya da çok katkısı oldu. Tam da bu yüzden hem topuma neden yeni parti gereği doğduğunu anlatmak, hem de AKP’de yaşananları izah etmek durumundalar. Ben iki partinin de doğru yerde konumlandıkları takdirde ciddi potansiyelleri olduğunu düşünüyorum. Tabii bu potansiyel algısı da tartışılır, açık konuşmalıyız ki Türkiye’nin mevcut sisteminde 50+1 aranırken hiçbir partinin tek başına iktidar olma ihtimali söz konusu değil. O halde ortaklıklarda kimin eli ne kadar kuvvetliyse, kim %20’leri aşmış kararsızları ikna edip mümkün olduğunca yüksek pay alabilirse o kilit konuma gelecek. Yeni partilerin bu bağlamda kararsızlardan kendilerine seçmen çekme potansiyelleri yüksek lakin dediğim gibi bu işin büyüsü doğru söylem, doğru kimlik, doğru konumlanma ve doğru adımlardan geçiyor. O halde bu hafta biraz Gelecek Partisi’ni, Gelecek Partisi’nin yolunu, Gelecek Partisi’nin konumunu ve Gelecek Partisi’nin geleceğini irdeleyelim.

Fark izah edilmeden başarı nasıl umut edebilir ?

Konumlanmaya gelmişken laf, reklam sektöründen bir örnekle devam edelim istiyorum. Türkiye’de de pil denince aklımıza gelen en büyük markalardan biri olan Duracell, dünyadaki ilk alkali pilin imalatçısıdır ve bildiğiniz gibi alkali piller diğer pillerden çok daha uzun ömürlüdür. İşte tam da bu yüzden Duracell, bir tarihlerde dünyada bu uzun ömürlü pillerin tekeli olmanın peşine düşmüştü; insanların kafasındaki uzun ömürlü pil arazisine hakim olmak istiyordu. İşler şurada karışıyordu, Duracell bu mesajı tüketiciye nasıl iletecekti ki rakipsiz kalmayı başaracaktı ? Düşünüp taşınan Duracell ekipleri 1973 yılında bir oyuncak tavşan tasarladılar, bu tavşan Duracell alkali piliyle çalışıyordu ve diğer pillerle çalışan tavşanlarla yarışıyordu. Diğerleri bir süre sonra yorulup yığılıyor fakat Duracell tavşanı ilk adımdaki enerjisiyle koşmaya devam ediyordu. Bu reklam dünyada büyük ses getirmişti ve Duracell’in satışlarını artırmıştı. Aradan yirmi yıldan fazla zaman geçtikten sonra rakip firma Energizer, Duracell’in fikrini taklit etmeye karar verdi. Madem ki Duracell bu senaryo ve bu imgelerle alıcıyı harekete geçirmeyi başarıp çok çok satıyordu, Energizer da tıpkı onun gibi olduğu algısını işleyebilirse çok satmayı becerebilecekti. Onların ekipleri de bir Engergizer tavşanı tasarladılar, bu tavşancık  Duracell’inkinden fiyakalıydı. Koşmakla yetinmiyor bam bam davul çalıyor, havalı siyah gözlükler takıyor hatta şarkı söylerken hoplayıp zıplamayı da ihmal etmiyordu. Energizer bu reklamlara yoğunlaştı ve milyon dolarlarca bütçeyi bu kampanya üzerine yatırdı. Yatırdı ve Energizer tavşanı pek uzun bir süre televizyonlarda davulunu çalıp çalıp durdu. Reklamlarda Duracell gibi diğer davullu tavşanlar yorulup düşerken Energizer’ınki hiç durmadan devam ediyordu. Peki sonuç ne oldu dersiniz ? Sonuç, reklam endüstrisinin ibretlik hikayelerinden biri sayılıp seminerlerde anlatılacak bir grafiği gözler önüne seriyordu. Energizer kendi tavşanına, kendi reklamlarına para gömdükçe Duracell’in satışları artmıştı, artmıştı ve artmıştı! Yıllar sonra yapılan bir ankette Duracell’e yeni müşteri olanların Energizer reklamlarının Duracell’e ait olduğunu zannettiği ortaya çıktı. Bunu siyasete uyarlamaya kalkarsak 1970’lerde kurulan Demokratik Parti’yi ve Cumhuriyetçi Güven Parti’sini, 2000’lerdeki Aydınlık Türkiye Partisi’ni ve HAS Parti’yi hatırlamaz mıyız ? Bir parti tıpkı Energizer gibi kendi kimliğini akıllara kazımayı başaramadıktan sonra hangi araziyi tutabilir ? Hangi arazide tutunabilir ? Farkını, farklılıklarını insanlara nasıl izah anlatabilir ? Prensiplerini izah edemediklerinden nasıl başarılı bir sonuç umut edebilir ?

Başarılı partiler orkestralara benzerler

Sormak isterim, “Bana bir çikolatalı gofret alır mısınız ?” desem ne yaparsınız ? Markete gidip Ülker Çikolatalı Gofreti alır gelirsiniz muhtemelen öyle değil mi ? Halbuki onlarca farklı marka ve onlarca markanın ürettiği farklı farklı çikolatalı gofretler vardır. Ülker Çikolatalı Gofret, bu onlarca gofretten sadece bir tanesidir. Çağrışımda birinci sırada olmasının sebebi de zihnimizdeki Çikolatalı Gofret algısını, Ülker marka gofretin bir şekilde parsellemeyi başarmasıdır. Buradan hareketle yeni kurulan bir partide insanların zihinlerinde partinin öz kimliğine ait bir yansıma oluşturmayı başaramadan önce, sahiplenilmiş alanlara akın etmeye kalkarsanız işin Duracell ve Energizer’ın çekişmesine döneceğini söyleyemez miyiz? İşte Gelecek Parti’sinin konumlanma ve parti kimliğini netleştirme konusunda alacak yolu olduğunu dillendirmeyi, Gelecek Partisi’nin başarıya ulaşmasını yürekten dileyen bir genç olarak kendime borç biliyorum. Gelecek Partisi kuruluşundan itibaren Energizer’ın hatalarını yapmayacağına dair ümit verici kimi adımlara imza atmış olsa da, kurmaylarının azımsanamayacak bir kısmının yeniliğe adaptasyonda sıkıntı çektiği izlenimini uyanıyor insanlarda. AKP’den Gelecek Partisi’ne gelen herkes kabul etmelidir ki AKP günleri artık bitmiştir. Bir partiden yolu ayırmak demek bu ayrılığın nedenlerini tatmin edici bir biçimde sıralayabilme ihtiyacının doğması demektir. Selçuk Özdağ, Neslihan Çevik, Yusuf Ziya Özcan, Ümit Yardım, Seren Yıldız Öztürk, Burçak Başbuğ Erkan gibi birkaç isim dışında kalan kesim halen bu sıralamayı doğru şekilde yapabilmiş değil. Bir partinin içinde farklı düşünceler lezzetli nimetler demektir ama unutmamalıyız ki başarılı partiler senfoni orkestralarına benzerler. Partinin unsurları farklı farklı parçaları imrendirici bir ahenkle icra ederken basmaları gereken notaları ihmal etmezler, provaları aksatmazlar ve akortlar bozukken sahne almazlar. Ben diyorum ki Gelecek Partisi’nin müzikalitesi zayıf değil, Gelecek Partisi’nde akort problemleri var. Siyasal İslamcılığın garabetleriyle yetişen neslin yükselmesinin de etkisiyle eskimiş kavramların ve ideolojilerin hızlıca imha olduğunu en iyi Gelecek Partililer bilmelidir. İnsanların Siyasal İslam’a ve Siyasal İslamcılığa ne gözle baktığını en iyi Gelecek Partililer bilmelidir. Bilmelidir ve bu gerçekliği sindirip parti kimliğinin oluşturulması sürecinde geçmişten gelen alışkanlıkların partinin geleceğine zarar vermemesine ehemmiyet göstermelidir. Türk siyasetinde, insanların zihninde Siyasal İslamcı veya Siyasal İslam çizgisine yakın duran hiçbir oluşuma kesinlikle ihtiyaç yoktur. Eğer Siyasal İslamcılığa geliştirilecek yeni bir yaklaşımla veya Siyasal İslamcılığın yeniden başka sentezlerle yorumlanmasıyla başarı yakalanacak olsaydı, Saadet Partisi senelerdir %2’lerle yetinmezdi. İşte bu yüzden parti kimliğinin belirlenmesinde çağın gerekliliklerinin ve Türk siyasi konjonktürünün idraki Gelecek Partisi için düşünüldüğünden çok daha önemlidir.

Kim Energizer’ın durumuna düşmek ister ki ?

Unutmamalıyız ki siyasette her zaman 2+2 = 4 etmeyecektir, bundan dolayı partinin A takımı toplumun Gelecek Partisi’ni sağda solda, ortada aşağıda bir yere yerleştirip ‘’Haydi, geçmiş olsun !’’ demesini beklemeden evvel kimlik oluşturma yolunda adımlar atmalıdır. Türkiye’nin özgürlükçü, anti-totaliter, Atatürk ve Cumhuriyet kazanımlarını benimsemiş, seküler dini kat’i suretle siyasete karıştırmayan, akılcı, modern çağın gereklerine ayak uydurmayı başarmış, eğitimli, uzlaştırıcı, Türk milliyetçisi, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü savunan, kültürel ögelere saygılı ve adil bir oluşuma ihtiyacı vardır. Reçete budur. Bu reçetenin tartışılacak ve üzerinde değişiklik yapılacak bir yanı da yoktur. Gelecek Partisi’nin bazı istisnalar haricinde Siyasal İslam’a yakın isimlerin bir araya gelerek kurulduğunu söylemek yanlış olmaz. Buradaki esas konu bu isimlerin özeleştiri yapıp, kendilerini değiştirmeyi başarıp başaramayacaklarıdır. Herakleitos’a göre evren dediğimiz bu sonsuzluk değişimden ibarettir. Doğadaki her şeyin temelinde başka bir şeyin ölümü ve yok oluşu vardır. Herakleitos, evrendeki değişmeyi nehre benzeterek “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız, ne nehir aynı nehirdir ne de beden aynı bedendir” demektedir. Çünkü değişmeyen tek şey de değişimdir. Değişmeyen, durağan ve hareketsiz bir düzenden söz etmek imkansızdır. Siyasette de değişimden kaçmak imkansızdır, siyasette başarılı olmayı başaran liderler her zaman bu değişim sürecini hakkıyla yönetmiş olanlardır. Siyasetçiler hayatlarını da üzerine inşa ettikleri belli evrensel değerleri korumak suretiyle gerektiğinde söylemlerinin köhneyen yönlerini revize etmeyi hatta icap ediyorsa yeni bir dili inşa etmeyi bilmek zorundadırlar.

Gelecek Partisi’nin başarılı olmak için gereken kaftanı dikip üzerine geçirebilmesi için kadrolarındaki pek çok insanın değişime uyum sağlaması ve yukarıda saydığım ilkeler düzleminde ayaklarını yere sağlamca basması gerekmekte. Ancak bu şekilde Gelecek Partisi, Türkiye’nin geleceği için müreffeh bir vizyon oluşturup ortaya koyabilir çünkü zihinlerde sahipsiz kalmış tek arazi bu arazidir. Gelecek Partisi eğer özellikle AKP’yle özleşmiş, AKP’yle özleştiği için Gelecek Partisi kadrolarını töhmet altında bırakmaya müsait konularda siyah ve beyaz kadar net olmayı başaramaz da gri kalmaya kalkarsa işte o zaman beklenilen performansın yakalanması güç olacaktır.

Gelecek Partisi adının hakkını vererek dünün değil, bugünün ve yarının zeminine uygun yolu tutan parti olmak zorundadır. Türkiye’nin Gelecek Partisi’nin değişim hizmetlerine düşünüldüğünden fazla ihtiyacı vardır.

Bunların başarılamaması halinde Gelecek Partisi, Energizer’ın durumuna düşmez mi ? Gözümüzün önünde onca misal, onca tabela partisi varken kim Energizer’ın durumuna düşmek ister ki ?

Şahsen ben hiç ama hiç istemem, peki ya siz ister misiniz ?

Energizer olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu…"

 

haber: enpolitik

https://www.enpolitik.com/haber/322686/canboray-soykandan-gelecek-partisinin-konumlanmasina-iliskin-analizler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*