Dündar yazdı: “Hızlıydılar, mutluydular”

Gazeteci- yazar Veysi Dündar, bugün “İki Dirhem Bir Çekirdek 65 yaş üstü Yaşlılarımız...” başlıklı yazıyı kaleme aldı.
Dündar yazdı: “Hızlıydılar, mutluydular” | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 11.05.2020 13:38:40 - Güncellenme Tarihi: 31.05.2020 05:03:59

Corona virüsü tehditi nedeniyle alınan ilk önlemlerden biri de 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağıydı. Uzun bir süredir virüs nedeniyle evlerinden çıkmayan 65 yaş üstü vatandaşlar 4 saatliğine sokağa çıkma izni verilmişti. Gazeteci- yazar Veysi Dündar’da 65 yaş üstü vatandaşlarla birlikte babasının 4 saatlik özgürlüğünü konu aldı. Dündar yazısında, “İstiklal Caddesine nazır evimden yaşlıların caddedeki cıvıltısını duymamak mümkün değildi. Haftalardır evde hareketsiz kalmanın özlemiyle yürüyorlardı. Kendilerince spor hevesleri depreşmişti. Selamlaşmalar, gülüşmeler ile hayata adapte olmaya gayret ettiler. Dışarısı bir nevi Huzur Sokağı gibiydi. Hızlıydılar, mutluydular velhasıl” dedi. Dündar yazısının devamında “Pandeminin ilk günlerinde evlerinde kalmaları için yapılan türlü türlü densizlik, riskli yaş grubunda olduklarının devamlı surette dillendirilmesi, sevdikleri çoluk çocuk ve toruncuklarından uzak kalmalarının istenmesi, muhakkak ki ruh sağlıklarını olumsuz etkilemiştir pek çoğunun” ifadelerini kullandı.

 

Veysi Dündar’ın “İki Dirhem Bir Çekirdek 65 yaş üstü Yaşlılarımız... “ başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

Babacığımla akşamından sözleştik. Gel gör ki hem Ramazan hem Korona, ne düzen bıraktı ne denge. Sabah gün doğumundan sonra uyuyabildiğimden, babamın dışarı çıkış saatinde aramalarına rağmen, refakat edemedim. Gerçi akşam iftarda buluştuğumuzda gönlünü aldım ayrı konu, zaten pek yabancılık çekmemiş.

“Neredeyse herkes yaşıtımdı mavi önlüklerimiz ve beyaz yakamız eksikti” dedi. Öyle gerile gerile yürüyünler olmuş ki, onlar başarılı öğrenciler kırmızı kurdele takanlar gibiydiler. Babam da cicilerini giymiş, jilet gibi kesilmiş sakalı, ütülü elbiseleri ve boyanmış ayakkabısı ile. Çocuklar gibi şendiler belli ki...

İstiklal Caddesine nazır evimden yaşlıların caddedeki cıvıltısını duymamak mümkün değildi. Haftalardır evde hareketsiz kalmanın özlemiyle yürüyorlardı. Kendilerince spor hevesleri depreşmişti. Selamlaşmalar, gülüşmeler ile hayata adapte olmaya gayret ettiler. Dışarısı bir nevi Huzur Sokağı gibiydi. Hızlıydılar, mutluydular velhasıl...

2 ay dışarı çıkamamanın ne olduğunu anlamamız mümkün olamayabilir. Aklımda ve dilimde Nazım’ın mısraları “Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar." Şiir de geçtiği gibi bugün de Pazar idi.

“Bugün pazar.

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün

Bu kadar benden uzak

Bu kadar mavi

Bu kadar geniş olduğuna şaşarak

Kımıldamadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum,

Dayadım sırtımı duvara.

Bu anda ne düşmek dalgalara,

Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.

Toprak, güneş ve ben…

Bahtiyarım…”

 

Ne face, ne twitter, ne insta takip edemeyen bir topluluğa evde kalması istenirse, dizi izleme gibi bir arayışları da yoksa ve kitapta okuyamıyorlarsa eve kapanmayı tarif edemeyiz. Yani bir bakıma kader mahkûmlarına hava izni verilir misaliydi bugün…

Manavda tezgâhta pazarda denk gelmişliğiniz vardır. Neredeyse tüm ürünleri tek tek eller, beş, on tane alacaktır oysa. Bakar bakar durursunuz ve kızarsınız. Şimdi evde kapana kısılmış gibi olan bu insanlara gelin de kızın. Şu Korona belası bittikten sonra da tüm ürünleri kurcalasınlar gönüllerince.

Zira milyonlarca yaşlımız, muazzam bir sabır gösterdiler. Bu kadar kalabalık bir yaşlı nüfusa sahip olduğumuzu bilmiyordum. Cadde huzur evinin bahçesi gibi olmuştu. Güvercinler kadar uçuşurcasına ve bir o kadar narindiler…

Babamın en sık yaptığı harekettir. Ellerini arkada bağlar etrafa ya da gökyüzüne bakar. Bu hareket tipik emekli hareketidir. Bu harekete benzer pek çok insanla, insanın içini ısıtan bir izin gününe şahit olduk.

Adeta tüm yükü yaşlılarımıza yüklemişiz gibi hissettim nedense. Bu mağduriyet fazla onlara. Hepsi elleri öpülesi. Yaşlılarımızda hikmet var. Tecrübeleri ile bizlere rehberlik ederler. Onları koruyalım, gözetelim, sevelim.

Şu günlerde birçok şeyin kıymetini daha bir iyi anladık sanki. Vefat eden büyüklerimiz vardır. Sağ kalanlarımızla yaşamı yaşanabilir kılalım. Paytak paytak gezmelerine bile razı ve saygılı olunmalı. Allah tecrübelerinden bizleri mahrum etmesin.

Pandeminin ilk günlerinde evlerinde kalmaları için yapılan türlü türlü densizlik, riskli yaş grubunda olduklarının devamlı surette dillendirilmesi, sevdikleri çoluk çocuk ve toruncuklarından uzak kalmalarının istenmesi, muhakkak ki ruh sağlıklarını olumsuz etkilemiştir pek çoğunun.

Babam İstanbul’da, annem Mardin’de geçiriyor bu süreci de. Çok güzel bir çift vardı. İkisi de saçlarını ailesi, evlatları için ağartmış, ömürlerini acısıyla tatlısıyla beraber geçirmişlerdi. Korona bitsin. Bitsin de annem, ve babamı en kısa sürede elele yürüdüklerini görelim mutlulukla, sağlıkla... Elele beraber ağaran saçlarla... Beraber yaşayarak yaşlansın sevdiklerimiz…

https://www.enpolitik.com/haber/321479/dundar-yazdi-hizliydilar-mutluydular.html

Sizin Yorumunuz:

*
*