İbrahim Kahveci yazdı: Fakir ama 'Kimin Fakiri?'

İbrahim Kahveci yazdı: Fakir ama 'Kimin Fakiri?' | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 05.05.2020 14:42:50 - Güncellenme Tarihi: 01.06.2020 09:02:19

Karar ekonomi köşe yazarı İbrahima Kahveci, bugünkü köşesinde  tarihte görülmedik bir işsizlikle karşı karşıya olmamıza rağmen iktidar ve ittifak ortağının yerinin hala ilk sıralarda yer almasının nedenlerini kaleme aldı. 

"Mesela Toplum yararına çalışma üzerinden İŞ-KUR listeleri nerede hazırlanıyor?  Sahi siz hiç farklı partili bu tür programlı elemana rastladınız mı? İşte bu tablo da bir bağımlılıktır." diyen Kahveci'nin yazısının tamamı şöyle: 

"Dün ki yazımda ‘Bu fakirlikte siyasi değişim zor’ demiştim.  

Eskiden iktidar değişimine yol açan ekonomik bunalımlar neden bu sefer etkin olmuyor? Bunu ‘yetişkin nüfusun işsizlik oranı’ üzerinden verdim. Çünkü ekonomi dediğimiz bilimin ilk sırası bir iş veya bir gelir demektir. 

İş yoksa dolar 3,0 lira olmuş ya da 7,0 lirayı geçmiş ne fark eder. İş ve gelir yoksa faizin yüzde 5 olması ile 50 olmasının da bir karşılığı yoktur. 

İlk kural iş veya gelir demektir. 

İşte o noktada tarihte görülmedik bir işsizlikle karşı karşıya olmamıza rağmen iktidar ve ittifak ortağının yeri hala ilk sıralarda yer alıyor. Elbette bir oy kaybı olmuştur ama mevcut ekonomik veriler iktidarı çoktan baraj altına itmeliydi. 

Yetişkin nüfusun işsizlik oranı yüzde 4,5 ortalamalarda seyrederken, bunu 5,1’e çıkaran bugüne kadar barajın altında kalmıştı. Ama AK Parti şu anda MHP ile beraber Türkiye’de yetişkin nüfusun işsizlik oranını yüzde 7,3’e taşımasına rağmen yine de 1. parti olarak görülüyor. 

Kısaca hatalar, yanlışlar yaptırımsız kalıyor. 

Seçmen yanlışları cezalandırmıyor; tersine hala işsizlikten, yoksulluktan, fakirlikten mutluymuş gibi davranıyor. 

Nitekim hem 2018 Genel, hem de 2019 Yerel seçimlerde kırsal ve işsizliğin en fazla vurduğu mavi yaka semtlerde iktidar ve ittifakının oy oranı ya artmış ya da fazla düşmemiştir. 

Krizden en az etkilenen şehir merkezlerinde ve beyaz yakalı kesimde ise tam tersi sonuçlar ortaya çıkmıştır. 

Fakir kesimde oy kazanan iktidar.

Fikir kesimlerden ise ağır eleştiri ve sorgulama ile karşı karşıya kalmıştır. 

Tabi burada iki temel noktayı es geçmemek gerekiyor. 

İlk kilit noktalardan biri fakir ama ‘Kimin Fakiri’dir. 

Ümraniye’de AK Partili Meclis üyeleri başka partili fakirlere yardım edilmesini istememişlerdi. Onların fakirine İstanbul Büyükşehir Belediyesi yardım eder diyorlardı. 

Bunun tersi ise yardımların devlet organları yerine, parti organları vasıtası ile gerçekleştirilmesidir.  

Eğer Devletin sosyal yardımları parti vasıtası ile ülkenin geneline değil de parti seçmenine gitmeye başlar ise yukarıdaki sonuçlar da normalleşir. 

İkinci kilit nokta ise iş imkanlarıdır. Burada mesela Toplum yararına çalışma üzerinden İŞ-KUR listeleri nerede hazırlanıyor? 

Sahi siz hiç farklı partili bu tür programlı elemana rastladınız mı? 

İşte bu tablo da bir bağımlılıktır. 

Ülke adına ayırımcılık olsa bile partili adına bir bağımlılıktır. O nedenle bir kesim açlık yoksulluk ve sefalet noktasında çok büyük travmalar yaşayabilirken, diğer kesim “Almanya bizi kıskanıyor” havası estirebiliyor. 

Aynı ülkede aynı kaderi paylaşmayan bir ayrımcılık oluşturabiliyor. Partililer buna sorun olarak bakmayıp ‘oh olsun’ diyebilirler elbette. Ama bilinmelidir ki ülkeleri ülke yapan aynı zamanda ortak kaderdir. Bu ortaklığın bozulması ülke temeline ciddi zarar verebilir. 

Tabii ki yukarıda ve dün bahsettiğimiz temel mesele dini ve milli söylemlerdir. Fakirliği örten bu söylem tabanda ‘dava’ olarak karşılık bulabiliyor. Ama aynı taban üzerinden inşa edilen

‘Tavan’ ise çok enteresan ‘para’ işlerine imza atabiliyor. 

İmza atabiliyor, çünkü taban o imzaları sorgulamıyor bile. ‘Dava’nın örttüğü yönetim tarzında muhalefet için en küçük kusur didik didik araştırılırken, iktidar için bu yöntem ‘örtme’ olarak kendini göstermektedir. 

Hazine Garantili köprüler otoyollar Türkiye’de DİNİ Bayramlarda bile parasız olamıyor. “Dini İmanı Para” denir ya işte öyle bir şey. Ve de nerede ise hepsinin tahkimi de Londra’ya bağlanmış durumda. 

Para Tahkimlerini Londra’ya bağlayan bu siyaset aynı zamanda muhalefettekilere de “Kraliçenin adamları” diye mesela iftira atabiliyor. 

Ve büyük tezatlar küçük çıkarlar ile çok kolay örtbas edilerek seçimler sağlanabiliyor. Veya küçük sevapların üzerine büyük günahlar inşa edilerek hayat kurtarılmış sanılabiliyor. 

Acaba diğer dünyadaki hesaplar da buradakiler gibi denetimsiz mi geçiyor? 

Ne dersiniz!"

https://www.enpolitik.com/haber/321344/ibrahim-kahveci-yazdi-fakir-ama-kimin-fakiri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*