Karar yazarı Akif Beki: AK Parti siyaseti, eskiden karşı olduğu koyu devletçi ve diyanetçi anlayışa benzedi

Karar yazarı Akif Beki bugün “Koyu Diyanet karşıtlığından radikal Diyanetçiliğe” başlıklı yazısını kaleme aldı.
Karar yazarı Akif Beki: AK Parti siyaseti, eskiden karşı olduğu koyu devletçi ve diyanetçi anlayışa benzedi | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 02.05.2020 15:12:29 - Güncellenme Tarihi: 15.05.2020 06:43:03

Karar yazarı Akif Beki, “AK Parti siyaseti, eskiden karşı olduğu koyu devletçi ve Diyanetçi anlayışa benzedi” eleştirisinde bulundu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “eşcinsellerin virüs yaydığını” söyleyerek LGBTİ+ları hedef gösterdiği için eleştirilerin odağı olmuştu. Konuyla alakalı olarak, “Eşcinselliği, zinaya serbestliği dinin benimseyip kabul etmesi, onaylaması beklenmesin. Fakat günün değişen gereklerine uygun şekilde tebliğ biçimini de mi yenileyemezsin! Yorumlama hakkını burada da kullanmaya ne oldu!” diyerek eleştiride bulunan Beki, sözlerinin devamında şunları ifade etti: “Din dışı yaşayan, inanmayan eşit vatandaşların hak ve özgürlüklerine, bir devlet kurumu olarak en azından saygı göstermeyi deneyemez misin! Hani rencide etmemeyi, ayrımcılık ve hedefleştirmelere dini istismar ettirmeme özenini, şiddet ve saldırganlığa kutsalı alet ettirmemeyi, nefret suçları ve düşmanlığa tahrike fırsat sunmamayı, inanmayanları itmek yerine çekecek dili, uzaklaştırmak yerine sevdirmeyi, kazanmayı denemek gibi... Ola ki düşünenler için ibret vardır diye toparladım, hızlı diyanetçilerin dikkatine!” dedi.

Karar yazarı Akif Beki’nin bugün yayınlanan köşe yazısı şöyle:
Çok değil, 7 yıl öncesine kadar Merve Kavakçı gibi sembol bir isim bile "Diyanet kapatılsın" diyordu.
1999'da seçildiği Meclis'ten başörtülü geldiği için çıkartılan, eski Fazilet şimdiki AK Partili Kavakçı, evet!
28 Şubat askeri vesayet rejimine direnişin baş kahramanlarından biriydi.
2013'te, Habertürk'ten Kübra Par'a şöyle demişti: 
"Elbette kapatılmalı. Diyanet, dini kontrol altında tutmak için oluşturulmuş bir yapıdır...Cemevleri de ibadethane yapılmalı..."
Diyanet'i, hala din özgürlüğüne karşı bir kurum olarak görüyor mu, emin değilim. Kavakçı, atıldığı vatandaşlığa 2017'de döndürülüp Malezya'ya büyükelçi atandı.
Fakat bugünün AK Partili birçok hızlı Diyanetçisi, eskiden Kavakçı'yla aynı görüşteydi.
Diyanet'i, devletin din üzerinde tekel kurma aracı olarak görüyorlardı. Bir vesayet kurumu olarak...
Sadece dini kontrol altında tutmak için değil, resmi bir din yorumunu diğer yorum ve görüşlere dayatmak için de kullanılan bir araç...
Bugün sekülerler, Diyanet'in varlığını laikliğe aykırı buluyor. Eskiden muhafazakar siyaset böyle düşünürdü. Laiklikte, din devlete karışamaz ama devletin de dine karışmaması şartıyla diye.
Yani laiklikliğin en sevdikleri yanı, devletin dine karışmamasını da gerektirmesiydi. Kalplerini, belki de birgün Diyanet'i bu sayede kaldırma hayali laikliğe ısındırıyordu.
Dini hayatın devlet kontrolünden çıkması, meydanın cemaat ve tarikatlara kalması fikri, muhtemelen birçok sekülere sıcak gelmeyecektir.
Oysa, şimdi onlar dini devletten bağımsızlaştırmayı, Diyanet'ten özgürleştirmeyi savunuyor.
AK Parti siyaseti, eskiden karşı olduğu koyu devletçi ve Diyanetçi anlayışa benzedi. 
Eskinin koyu devletçi ve Diyanetçi çizgisi ise radikal bir Diyanet karşıtlığına dönüştü.
"Dini devlete kullandırmamanın tek yolu, Diyanet vesayetinden onu kurtarmaktır" sonucuna vardılar.
Kaderin şakası mı desem, laikliğin intikamı gibi!
Diyanetçiler için tartışma özeti
Ne öneriler duymuyoruz ki...
“Cami cemaatinden alınan inanç vergisiyle finanse edilsin, inanmayanların vergisinden değil” diyen var.
İnanç vergisi, inanmayanların kendiliğinden fişlenmesini doğurur. Ayrıca, hizmet alan almayana göre her kuruma uygulamak gerekir diye, özerkleştirmeyi teklif eden var.
Düzeltmeye uğraşmadan direkt kapatılmasını isteyen var.
Varlığından rahatsız olanların argümanları da keskin...
EN KLİŞESİ: Faizi, fuhşu, kumarı işletip vergilendiren bir devletten maaş alırken...Faizin, fuhşun, kumarın dinde yasak olduğunu riyakarlık yapmadan nasıl vaaz edebilirsin?
EN VURUCUSU: Hep, sonucu yapana dokunan geçişsiz günahlardan bahsediyor Diyanet. Rüşvet, yolsuzluk, kul hakkı yemek, arşı sarsacak zulüm ve haksızlıklar, Allah’ın gücüne gidecek adaletsizlikler gibi geçişli günahlar üzerine hutbe okutsun da görelim! 
Bir güne bir gün de mi zinadan, eşcinsellikten, sigaradan, içkiden bu şerlere sıra gelmez! Her kötülük bitti, bu uyarılar mı kaldı! 
Başımıza gelen bela ve musibetlerde maddi-manevi her yozlaşmanın payı aranıyor da, yeri göğü inleten mazlum ahlarının sorumluluğu hiç mi aranmaz! 
Karşı geldiğimiz tabiat kanunları, bozduğumuz doğa düzeni, çiğnediğimiz fıtrat yasaları arasında zulüm ve haksızlık yasağına dair ayetleri ne zaman hatırlatacak Diyanet!
EN YAYGINI: Hırsızın elini kesme ya da kısas cezalarıyla ilgili ahkam ayetlerine ne oldu? Bu zamana hitap etmiyor diye onların üstünde durmuyorsan seçicisin demek ki...
Eşcinselliği, zinaya serbestliği dinin benimseyip kabul etmesi, onaylaması beklenmesin. Fakat  günün değişen gereklerine uygun şekilde tebliğ biçimini de mi yenileyemezsin! Yorumlama hakkını burada da kullanmaya ne oldu!
Din dışı yaşayan, inanmayan eşit vatandaşların hak ve özgürlüklerine,  bir devlet kurumu olarak en azından saygı göstermeyi deneyemez misin! 
Hani rencide etmemeyi, ayrımcılık ve hedefleştirmelere dini istismar ettirmeme özenini, şiddet ve saldırganlığa kutsalı alet ettirmemeyi, nefret suçları ve düşmanlığa tahrike fırsat sunmamayı, inanmayanları itmek yerine çekecek dili, uzaklaştırmak yerine sevdirmeyi, kazanmayı denemek gibi...
Ola ki düşünenler için ibret vardır diye toparladım, hızlı Diyanetçilerin dikkatine!
 

https://www.enpolitik.com/haber/321269/karar-yazari-akif-beki-ak-parti-siyaseti-eskiden-karsi-oldugu-koyu-devletci-ve-diyanetci-anlayisa-benzedi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*