Gelecek Partisi ekonomi kurmaylarından Kerim Rota: Zenginler para, fakirler Korona tahvili basacak...

Gelecek Partisi ekonomi kurmaylarından Kerim Rota: Zenginler para, fakirler Korona tahvili basacak... | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 25.03.2020 14:31:53 - Güncellenme Tarihi: 04.08.2020 08:20:33

Gelecek Partisi Yönetim Kurulu Üyesi ve partinin ekonomi kurmaylarından Kerim Rota, Para Analiz adlı ekonomi ve finans içerikli internet sitesinde yayımlanan bir yazı kaleme aldı. 

İşte Kerim Rota’nın yazısı

Kerim Rota Yazdı: Zenginler para, fakirler Korona tahvili basacak

Covid-19 pandemisinin insanlık için ne kadar yıkıcı olduğunu tekrar tekrar yazmaya gerek yok. Umarım hem dünya hem Türkiye en az hasarla bu karmaşadan biran önce çıkar.

Salgının tüm dünyada mobiliteyi durdurup insanları eve kapatması bilim kurgu filmlerini aratmayacak sahnelere sebep oldu. Ancak sorunlara sağlığın yanısıra ekonomik boyutun da eklenmesi ile durumun bilim kurgudan çıkıp trajediye dönüşmesi an meselesi. İşin sağlık boyutu çok ciddi olsa da ben biraz tecrübemin bulunduğu finansal piyasalara etkilerini analiz etmeye çalışacağım.

1929 Buhranının 2 haftaya ziplenmiş hali

Hem dış talebin, hem iç talebin hem de arz ve tedarik zincirlerinin aynı anda tüm dünyada durması sanırım modern zamanlarda ilk kez olan birşey. Belki 1929 buhranı buna yakın bir etki yaratmış olabilir. Yine de o dönemde bile 2 hafta gibi kısa sürede ani duruş gerçekleşmediğini, ülkelere zaman içinde yayıldığını biliyoruz. Bu tür bir “ani duruşa” herhangi bir ülkenin finansal olarak uzun süre dayanması imkansız. Gelişmiş ve rezerv para sahibi ülkelerin bir süre para ve maliye politikaları ile süreci uzatma şansları var. Diğer orta ve alt gelir grubu ülkelerinse devleti ile vatandaşı ve piyasalar arasındaki “güven” ilişkisi kadar gücü var.

Bir baby boomer kaç millennial eder?

Bu ani duruşun çok uzamaması için devletler ellerinden geleni yapacaklar. Ancak şurası şimdiden belli ki, birçok devlet en geç 2-3 hafta sonra bunun ekonomik etkilerini sindiremeyip, “ölenler ölsün, kalan sağlar bizimdir” demeye başlayacak.  Donald Trump bunun ilk sinyalini verdi bile.(1) Çarenin sorunun kendisinden daha kötü olmasına izin vermeyeceklerini paylaştı. Tabi ki ölme ihtimali çok daha yüksek olanlar “baby boomer”lar.(2)Ancak hükümetlerin “tehlike geçti sokağa çıkın” demesiyle bile dünya artık eski dünya olmayacak. Seyahat, tüketim ve davranış kalıpları değişecek. Sanayi bir ihtimal daha kolay toparlansa da, hizmetler sektörünün işi çok zor. Ertelenmiş talep hizmetler sektöründe çalışmıyor. Kimse iptal ettiği seyahate hemen çıkmayacak, Mart ayında gitmediği lokantaya Nisanda iki kez gitmeyecek.

ABD kendi topraklarını finansal çitle çevirdi

İster birkaç hafta sürsün isterse aylar, tüm dünyada para ve maliye politikalarına en çok ihtiyaç duyulan döneme girildi. Rezerv para statüsü ve büyük piyasaları olanlar geniş varlık alımları yaparak hala para politikalarını etkin kullanma şansına sahipler. Nitekim ABD hazine tahvillerinin yanısıra, mortgage ve şirket tahvillerini sınırsız alacağını ilan etti.(3) ABD böylece kendi sınırları içerisinde faaliyet gösteren hiçbir banka, fon veya şirketin batmasına izin vermeyeceğini de ilan etmiş oldu. Yakında Bank of Japan gibi tahvil veya hisse ETF’lerini almaya başlamaları da sürpriz olmaz. 2 Trilyon dolar üzerinde mali genişleme paketi de parlamentoda eli kulağında.(4) Bu kaynak işsiz kalanları bir süre koruyacak, işten çıkarmaları geciktirecek.Bu parayla dolar likiditesi ABD’de gittikçe artacak, ancak artan bu likidite, çöken ekonomik aktivite ve dünya milli gelirinin 3,2 katına çıkan borçluluk seviyeleri nedeniyle ABD sınırları dışına çıkmayacak. Likidite yine ABD tahvillerine akacak. Böylece yeni faiz indirimine gerek kalmadan ABD uzun vadeli faizleri de negatife geçecek. Bir anlamda ABD kendi topraklarını finansal çitle korumaya almış olacak.

Siperden sipere atılan erzak

Ancak ABD sınırları dışına çıkınca işler karışıyor. Rezerv para olması nedeniyle dünyada birçok şirket ve bankanın dolar cinsi borçları var. Bu borçların ödenmesi veya çevrilmesi için de dolar likiditeye ihtiyaçları var. AB bölgesi için bu ciddi bir sorun. Ancak burada da 2 önemli aktör var. Almanya ve ECB. Almanya yıllardır oluşan bütçe fazlası ile çok geniş mali genişleme imkanına sahip. O da belli ki çalışanlarının ve işsizlerinin boynunu eğdirmeyecek. İlk panzeri olan 750 Milyar EUR genişleme paketini masaya koydu bile.(5) ECB ise dolar kadar güçlü olmasa da bir rezerv paranın patronu. Hiçbir Avrupa bankası veya şirketinin dolar likiditeye erişememe nedeniyle zor duruma düşmesine izin vermeyecek. İşte bu nedenle FED ve ECB arasında swap limiti var. ECB ihtiyacı olduğunda FED’e Euro vererek Usd borç alma kapasitesine sahip. Limit yetmediğinde Almanya başta diğer Avrupa ülkelerinin baskısıyla bu limit de artacaktır. Dolayısıyla kıta Avrupası da siperden sipere atılan erzakla ve mali genişleme ile durumu uzun süre idare edecek görünüyor.

Olağan şüpheliler rezervi düşük olanlar.

Peki bu dolar likidite sıkıntısı en çok kimleri etkileyecek? Tabi ki ekonomileri dışa açık, dolar borçluluğu yüksek gelişmekte olan ülkeleri. Bu ülkeleri de 3 kategoriye ayırmak mümkün. İlki kısa vadede bu tsunamide sığınacak limanı olanlar yani yeterli döviz rezervi veya rezerv karşılama oranı olanlar. Bu kaynaklar bu ülkelere bir süre kimseye muhtaç olmadan dış borç ödemelerini gerçekleştirme ve finans ve istihdam piyasalarını savunma zamanı kazandıracak. Çin, Rusya, Suudi Arabistan bu kategoride ülkeler.

İkinci kategori rezervi çok yüksek olmasa da kendi parasını vererek FED’den swap limiti alabilmiş olan ülkeler. Brezilya, Kore,Meksika artık bu kategoride.(6) Bütçe tarafında zayıf oldukları için ikinci kategori ülkeler bir noktada IMF türü yardımlara ihtiyaç duyabilirler.

Üçüncü kategoride ise hem rezervi borcuna göre düşük hem de swap imkanı olmayanlar var. Bu ülkeler ise finans dünyasının son yıllardaki “olağan şüphelileri” Türkiye, Hindistan, Güney Afrika, Arjantin gibi ülkeler. Bu ülkelerde rezervler yetersiz olduğu için istihdam ve finans piyasalarını savunmak için tek yol mali politika genişlemesi yapmaları. Yani dolaylı para basmaları gerekiyor. Onu da itibarlı bir şekilde yapmazlarsa sermaye çıkışlarıyla veya ileride enflasyon veya dolarizasyonla başa çıkmaları çok zor. O zaman para basmayı itibarlı bir şekilde yapmalarının yolu ne?

Maden ocağındaki kanarya

Ölçüsüz mali genişleme başka bir deyişle ölçeksiz para yaratma gelişmekte olan ülkeler için hala bir tür günah. Mali disiplin olmadan dış finansman gelmiyor. Üstelik içeride yatırımcıyı ve finansal sisteme güvenenleri de korkutma riski var. Maden ocağındaki kanaryanın ölmesini kimse istemez. Bu nedenle bu günahı itibarlı kılmanın tek yolu,tek seferliğine işleneceği ve gerektiğinde geri çekileceği garantisini vermek. Bunun en popüler yöntemi ise hükümetlerin oluşan krizin etkilerini azaltmaya yönelik tahvil ihracı ile bir tür “Özel amaçlı fon” yaratması. Bu fonun hesaplarının da şeffaf bir şekilde halka raporlanması. Krizlerde piyasaya tahvil satmak imkansız olunca para basmanın kibarca yöntemi bu tahvilleri Merkez Bankalarının alması oluyor. Bu şekilde yaratılan paranın hükümetlerin eline geçtikten sonra şeffaf bir şekilde ihtiyacı olan dar gelirlilere kullanılması halinde durgunluk dönemlerinde enflasyonist olmayabiliyor. Ancak yanlış ellere geçip, servet transferine dönüşürse ciddi enflasyon ve dolarizasyon yaratma riski oluşabiliyor. Yanlış ellere geçip geçmeyeceğinin hızlı tanı testi ise basit. Hükümetler basılacak parayı genel bütçenin içine alıp, üstüne her kaleme ne harcadığını baştan raporlayacak sistemi de kurmuyorsa niyetleri bellidir.

Korona tahvilleri

Bu tür krizler esnasında çıkarılan günah tahvillerinin en bilineni savaşların finansmanı için ihraç edilen “savaş tahvilleri”.(7) Ancak bu savaş tahvillerinin bahsettiğimiz para basmaktan farklı olarak çoğunlukla savaş için basılan paranın piyasadan geri çekilmesi için ihraç edildiklerini de not etmek gerekir. Bir takipçim “Korona tahvilleri” adının bir finansal enstrümana verilmesini eleştirince bu tahviller özelinde bir fikir alışverişi ortaya çıktı. “Savaş” her ne kadar feci birşey olsa da, bir ulusun dayanışmasını da simgeleyebiliyor. Oysa Korona ismi öyle değil. Dolayısıyla rezervi ve kredibilitesi düşük gelişen ülkelerin bu tahvillere daha itibarlı bir isim bulması da şart.

Para basma işini kime emanet edeceğiz?

Türkiye bu işin nasıl altından kalkabilecek?  Son bir yılda 40 Milyar dolar TCMB rezervinin kur 5,60’ı veya 6,00’yı geçmesin diye harcandığını bir kenara koyalım. Bu 40 Milyar dolar, Türkiye’den uygun fiyatlarla çıkmak isteyen yabancı yatırımcıya ve yabancı para mevduat artışına gitti. FED ‘in Brezilya ile yaptığı swap anlaşmasının büyüklüğü 60 Milyar dolar. Türkiye FED ile bir swap anlaşması yapabilmiş olsaydı muhtemelen büyüklüğü 30 Milyar dolar olacaktı. Bugün harcanan 40 Milyar dolar kasada dursaydı Türkiye önemli bir süre kazanırdı.

15 yıldır biriken 40 Milyar TL İhtiyat akçesinin de seçim yılında bir kalemde harcandığını biliyoruz. 40 Milyar TL ile, 3 ay boyunca SGK’lı çalışanların yarısına asgari ücrete yakın kısa çalışma ödeneği verilebilirdi.

Bu bilgiler ışığında eline geçeni ve elinde bulunanı bu kadar verimsiz harcayan bir yönetimin şeffaf olmadan TL para arzında yapacağı artışın kısa vadede başka sorunları tetiklemesi kaçınılmaz duruyor.

Tüm yumurtalar aynı sepette olursa

Kimsenin çok hoşuna gitmese de, Korona krizinin ortaya koyduğu bir gerçek var. ABD doları rezerv para olmanın avantajını sonuna kadar kullanıyor. Bunun değişmesi için mücadele etmek güzel, ancak dünya henüz değişmeden yapılan tercihlerin de maliyeti oluyor. TCMB son yıllarda portföyündeki ABD hazine tahvillerini elinden çıkardı.(8) Altın biriktirmeye ağırlık verdi. Biriken altınları da fiziki olarak Türkiye’ye taşıdı.(9) Bugün geldiğimiz noktada ABD hazine tahvillerini sınırsız alacağını beyan eden bir FED var. ABD tahvillerini dolara çevirmek 60 saniyelik bir iş. Oysa uluslararası bir takas odasında bulunmayan yüklü fiziki altını ihtiyaç duyulduğunda nakde çevirmek emek isteyecek bir iş.

Parası olmayan güven yaratmak zorunda

Sonuç olarak Türkiye’nin önünde önemli bir sınav var. Önce vatandaşların sağlığını tam gözetecek, sonra evde oldukları sürede işlerini kaybetmesine engel olacak, işini kaybedene destek olacak, tedarik zincirlerini sağlıklı tutacak, küçük esnafını, Kobilerini, şirketlerini ve bankalarını koruyacak. Bunların hepsi de para demek. Bu para mecburen basılacak. Basılırken devletin itibarını ve bireylerin finansal sisteme olan güvenini korumak için şeffaflığın ve hesap verilebirliğinin olması gerekiyor. Bu bizlerin ve ilerki nesillerin daha iyi bir Türkiye’de yaşayabilmesi için şart.

https://www.paraanaliz.com/2020/guncel/kerim-rota-yazdi-zenginler-para-fakirler-korona-tahvili-basacak-45004/

https://www.enpolitik.com/haber/320475/gelecek-partisi-ekonomi-kurmaylarindan-kerim-rota-zenginler-para-fakirler-korona-tahvili-basacak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*