'İnsanlar korku duvarını iki yerde aşıyor: Televizyon ve sandık'

'İnsanlar korku duvarını iki yerde aşıyor: Televizyon ve sandık' | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 17.02.2020 22:45:28 - Güncellenme Tarihi: 03.07.2020 01:18:53

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Türkiye’de artık denetim sistemlerinin işlemediğini ifade eden Özdağ, “Bugün Türkiye’de işe alımlarda, özellikle müfettişlik ve hakim savcılık sınavlarında ha FETÖ soru çalmış, ha bu tarafta mülakat yapılmış. Ha FETÖ soru çalmış ahlaksızlık yapmış, ha bu tarafta 60 puan almış insanları hakim yapıyorsunuz ya da mülakatla 90 puan almış bir CHP İl Başkanı’nın kızını işe almıyorsunuz” dedi.

Ak Parti’den istifa etmelerinin ardından kurdukları Gelecek Partisi’yle Türkiye siyasi sahnesinde yeniden yerini alan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekibi, partisinin il teşkilatlarını hızla oluşturmaya devam ediyor.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Gelecek Partisi’nin yapılanma çalışmalarını ve Türkiye gündemini Odatv’ye verdiği özel röportajda değerlendirdi.

“İNSANLAR KORKU DUVARINI EVLERİNDE VE SANDIKTA AŞIYORLAR”

-Partinizin il ve ilçe teşkilatlarında yapılanma devam ediyor. Gelecek Partisi’nin teşkilatlanma çalışmaları ne durumda?

“Gelecek Partisi 2 aylık bir parti. 12.12.2019 saat 12.00’da kuruldu. 2019’u topladığımızda da 12 yapıyor. Devlet Bahçeli gibi konuştum… (gülüyor). İhraç kararımız 12 Eylül’de alındı, ihraç edilmek üzere disipline verildik, sonra da istifa ettik. Ardından parti kurma kararı aldık. Bu 2 ay içerisinde bir yandan kurucular içerisinden Başkanlık Kurulu’nu, Yönetim Kurulu’nu, Etik Kurulu’nu ve Disiplin Kurulu’nu belirledik. Genel Başkan Yardımcıları’nın atanmasını sağladık. Partinin il teşkilatları konusunda çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de bir korku iklimi var. Bu korku birilerine göre gerçek, birilerine göre algı operasyonu. Bu algı operasyonu bile olsa ben AK Parti Genel Başkanı’ndan bir demeç vermesini istirham ediyorum. Bunu AK Parti Genel Başkanı yapar mı yapmaz mı bilmiyorum ama benim Cumhurbaşkanım yapar. ‘Milletim, AK Parti’ye üye olmak ne kadar haksa Gelecek Partisi’ne ve diğer partilere üye olmak da o kadar hak ve doğrudur. Türkiye çok partili bir hayat içerisindedir. Tek partili hayata dönmeyiz’ demesini bekliyorum. Yakında bu demeci verecek, öyle tahmin ediyorum. Bu korku duvarını insanlar iki yerde aşıyor. Bir tanesi evlerinde… Geçen hafta sayın Davutoğlu Fox TV’ye çıktı. Her üç kişiden biri o programı izledi, son 100 günün en çok izlenme oranını yakaladı. Demek ki insanlar evlerinde korkmuyorlar. İkincisi de, sandıkta korkmuyorlar. Bunu 31 Mart’ta gösterdiler, 23 Haziran’da bir kez daha tescilli olarak küpüyle gösterdiler. Sokakta bir korku duvarı var. Bu korku duvarını demokrasi diyen, hukukun üstünlüğü diyen bütün partiler aşacak. Biz Gelecek Partisi olarak 40 gün içerisinde 32 ilde teşkilatlandık. Mart ayının sonunda Türkiye’nin tüm illerinde teşkilatlanmayı tamamlamak istiyoruz. 15 Temmuz’a kadar da büyük kurultayımızı yapacağız. Böyle bir ortamda böyle bir işi başarmak ancak Davutoğlu gibi ve kolektif akla inanan arkadaşları gibi insanlara mahsus olabilirdi. Buna yeniden bir çıkış diyebiliriz, yeniden milli birliğe, demokrasiye sahip çıkmak… Biz siyasette yeni bir dil yaratmak istiyoruz Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş’ın, Hacı Bayram’ın dili olmak istiyoruz”

“MAHKEMENİN KIZILAY’A KAYYUM ATAMASI LAZIM”

-Türkiye Elazığ Depremi, Van’da çığ düşmesi gibi felaketlerle boğuşuyor. Bu süreçte Türk Kızılayı da özellikle Ensar Vakfı’na gönderilen bağış konusunda eleştirilerin odağı oldu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

“Öncelikle Elazığ Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Ben deprem olduğunda bir tweet attım. Elazığ’da büyük bir deprem olmuş, inşallah can ve mal kaybı yoktur dedim. Ardından bir tweet daha attım. Gölcük Depremi’nden bu yana 21 yıl geçmiş, bu 21 yıl içerisinde devletimizi yönetenler ellerini vicdanlarına koysunlar ve kendilerine sorsunlar; kentsel dönüşümü tam anlamıyla yapabildik mi? Devletimizi ahlaki olarak yönetebildik mi? İnsanımızı ve binalarımızı depreme hazırladık mı? El cevap: maalesef, üzgünüm yazdım. Beni linç ettiler. Ben ATV’ye çıktım. Bir de diyorlar ki ATV, A Haber, Kanal 24, Kanal 7, Ülke TV bunlar Gelecek Partisi ve muhalefeti çıkartmıyor diyorlar. Vallahi billahi yalan. Beni çıkarttılar, tweetimi koydular gece boyunca depremden çok beni konuştular. Ne vardı benim söylediğimde? Şimdi Kızılay meselesine gelelim… Devletimizi ahlaki yönettik mi diye soru sordum, yönetmemişsiniz. Kızılay’a niye bir iş adamı 8 milyon dolar verir de 75 bin dolarını şerefiye diye buraya bırakır da geri kalan kısmı Ensar’a gider, Ensar’dan da Türken’e gider? Bunun izahı var mı? İşte burada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdığını, bürokrasideki denetim mekanizmasının ortadan kalktığını görüyoruz. Bu sistemin yanlışlığının en güzel delillerinden bir tanesi. Kızılay Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun istifa etmesi lazım. Yetmez, oraya müfettişlerin gönderilmesi lazım. Yetmez, oraya mahkemenin mutlaka müdahale etmesi lazım, kayyum atanması lazım. Bu kayyumu İçişleri Bakanlığı’nın değil mahkemenin ataması lazım. Bakın buradan ne kokular çıkacak… Burada şöyle bir şeye de kızıyoruz, bizim konuşmamızı istemiyorlar, sorgulamamızı istemiyorlar. Neden diye sorduğunuzda ‘siz de içerisindeydiniz’ diyorlar. Evet, ben 3 dönem milletvekilliği yaptım, içerisindeydim. Ama milletvekillerinin ne kadar yetkisi vardı ki? Ben icra makamında değildim ki. Her kanunu görmüyoruz, görsek de bilmiyoruz. Sayıştay ne yapıyor, Danıştay ne yapıyor bilmiyoruz. Ben Milli Eğitim ve Gençlik Spor komisyonundaydım. Bütçe Komisyonu’nda değildim, KİK’te değildim. Bizim burada itirazlarımız oldu, Çözüm Süreci doğrudur ama metot yanlıştır dedik, dokunulmazlıkların kaldırılması doğru değildir dedik, siyasetçilerin ve gazetecilerin şiddete bulaşmadığı sürece tutuksuz yargılanmalarını söyledik, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi doğru değildir dedik. Eğer biz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine mecliste evet oyu vermemiş olsaydık, bu sistem denenmemiş olsaydı damat beyin ‘aya 3 gidiş 3 geliş yol yapacağız bu millet bize inanır’ diyordu. O zaman, ‘Bu hainler aya 3 gidiş 3 geliş yol yapacaklardı, dolar Euro düşecekti, enflasyon faizler düşecekti, Türkiye’nin kişi başı milli geliri artacaktı, parlamenter sistemde kaldık’ deyip suçlu olarak bizi göstereceklerdi”

“HA FETÖ SORU ÇALMIŞ, HA BU TARAFTA MÜLAKAT YAPILMIŞ…”

-Son günlerde Sayıştay’ın belediyeler ve kamu kurumları için hazırladığı raporlar da gündemde…  

“Bugün Türkiye’de bir denetim mekanizması yoktur. Türkiye’de tırnak içerisinde mecazi olarak söylüyorum Sayıştay yoktur. Türkiye’de devlet dairelerinde müfettişler görevlerini tam manasıyla yapamamaktadırlar. Bugün Türkiye’de işe alımlarda, özellikle müfettişlik ve hakim savcılık sınavlarında ha FETÖ soru çalmış, ha bu tarafta mülakat yapılmış. Ha FETÖ soru çalmış ahlaksızlık yapmış, ha bu tarafta 60 puan almış insanları hakim yapıyorsunuz ya da mülakatla 90 puan almış bir CHP İl Başkanı’nın kızını işe almıyorsunuz. Bu mülakat sisteminin kaldırılması lazım. Gelecek Partisi olarak en büyük vaatlerimizden birisi seçim barajının kaldırılması, şeffaflık ve mülakat sisteminin kaldırılması. Bir denetime ihtiyaç var. Demokrasi, hukuki denetimin olduğu yerdir. Bugün Türkiye’de bunu söylememiz mümkün değil. Türkiye, büyük bir felakete doğru gidiyor. Ekonomik felaket, dış politika felaketi ve kamplaşma, kutuplaşma felaketi… Biz iktidara geldiğimiz zaman ne kadar davetiyeli ihale varsa meclis araştırma komisyonu kurarak bunların hepsini denetlemek istiyoruz. Türkiye’de verilmiş ne kadar hibe varsa bu hibeleri araştırmak istiyoruz. Özellikle kamu yararı için çalışan vakıf ve derneklere hangi projelere ne kadar destek verilmiş bunu araştırmak istiyoruz. Bağımsız, dünyaca tanınmış denetçileri Türkiye’ye getirerek kamu kurumlarını denetlemek istiyoruz.

“HEM KILIÇDAROĞLU’NUN HEM DE ERDOĞAN’IN DEMEÇLERİ FETÖ’YE YARIYOR”

-Ankara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşanan FETÖ polemiğiyle çalkalanıyor. Siz bu polemiğe nasıl bakıyorsunuz?

Bu çatışmalarla ilgili siyasi parti liderlerini daha sağduyulu açıklamaya davet ediyorum. FETÖ büyük bir terör örgütü. Hala daha dünyanın en büyük terör örgütü. Burayı ikiye ayırmak lazım. Biri devleti ile geçirmek için örgütsel faaliyette bulunan kişiler, bir gün darbe yaparak Türkiye’yi ele geçirmek isteyen kişiler, biri de Allah diyerek, hizmet diyerek, cennet diyerek giren kişiler… Devlet, hukukuyla, bürokrasisiyle, hükümetiyle, siyaset kurumuyla bu ikisini ayırt etmesi lazım. Bunda gerek hukuk, gerek devlet, gerek siyaset, gerekse bürokrasi başarılı değil. Sebebi, hukukun kendi haline bırakılmaması, bürokrasinin kendi haline bırakılmaması. Birileri korku pompalayarak bir yandan FETÖ’yü terbiye etmek, bir diğer yandan muhalefeti terbiye ederek yönetmek gibi bir yol seçti. Oysa ki korkutarak değil, sevdirerek devleti yönetmenin adı demokrasidir. Korkutarak yönetmenin adı otokratlıktır. Bugün hem Kılıçdaroğlu’nun, hem de Erdoğan’ın demeçleri FETÖ’ye yaramaktadır. FETÖ denen örgüt çıktığından beri hemen hemen her kuruma sızdı, iktidar partisine daha çok sızmak istemiştir. Daha sonra büyüdükçe devletin her kurumuna, ordusuna, yargısına, partisine, dergilere, gazetelere, magazin gazetelerine bile sızarak bir gün sandıkla değil, Humeyni vari bir metotla darbe yaparak gelmek istediler. Bugün sayınKılıçdaroğlu’nun ve sayın Erdoğan’ın söylemlerini yanlış buluyorum. FETÖ’yle mücadele edeceklerine birbirleriyle mücadele ediyorlar. FETÖ her yere sızmıştır, bugün burada AK Parti’nin de vebali vardır, Anavatan Partisi’ni yönetenlerin de vebali vardır, Milliyetçi Hareket Partisi’ni yönetenlerin de vardır, CHP’yi yönetenlerin de vardır. Bu bir kripto yapıdır. İnsanların kalbine bakamazsınız, bu vatanını seven, bu öyle değil diyemezsin. Bu örgütün görünen kısmı Türkçe Olimpiyatları, bayrak, okuldu. Bu örgüt devletin ihmal ettiği alanlara girdi. Devlet yurt yapamadı, devlet kötü okullar yaptı, kötü eğitimler verdi. İnsanlar buraya yönlendiler. İnsanlar yurt bulamadılar, buraya gittiler. Bu çocuklar da devletin yaptığı eksikler nedeniyle oralara gittikleri için yargılanıyorlar. Bu kanun hükmünde kararnamelerin de aynı şekilde değerlendirilmesi lazım. Bugün beraat ettiği halde işsiz kalan insanlar var. FETÖ artık yargının görevidir. Bu kripto yapıyla uğraşmak yerine birbirinizle uğraşırsanız bu ülkeye ciddi zararlar verir.

“İŞ BANKASI HİSSELERİNİN KONUŞULMASINDAKİ AMAÇ SİYASİ GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMEK”

-Bir diğer önemli konu da İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devredilmesi isteği… Gelecek Partisi’nin bu konuya bakış açısı nedir? 

“İş Bankası hisseleri konusu uzun zamandır gündemde. Bu konuda Gelecek Partisi’nin ekonomi kurmayları çalışıyor. Rahmetli Atatürk’ün vasiyetiyle başlayarak, daha sonraki süreçlerde 1980’de darbeciler buraya el koydular ama mahkemeden geri dönmüştü. Bugün de sayın Erdoğan’ın uzun zamandır gündeme getirdiği bir husus bu. Bu husus bir hukuki talep değil. Bu husus ekonomik bir talep, aynı zamanda siyasi bir talep. Siyasi talep derken, Türkiye’de gündem değiştirmek… Türkiye’nin gündemi çok ciddi bir şekilde işsizlik. İşsizlik yüzde 25’e çıktı. Türkiye’nin beyin göçü hala büyük bir sorun. Türkiye’nin yetişmiş gençleri Avrupa’ya, Amerika’ya gidiyor. Biz nasıl tarım yapacağız, nasıl turizm yapacağız, nasıl madencilik yapacağız? İş Bankası ile ilgili süreci ne siyasi münazaralarla, ne de ekonomik münazaralarla yapmamız lazım. Bunu hukuki süreç içerisinde yönetmek gerekiyor. Ben görünen kısmıyla İş Bankası hisselerinin devredilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Zaten İş Bankası’ndan gelen hisselere dokunulmadan Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda iki kuruma aktarılıyor. Buradan CHP’nin elde etmiş olduğu herhangi bir gelir yok. Sadece CHP yönetim kuruluna üye veriyor. Siz bunu derseniz, siz de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geçmişte ne kadar bakanı, milletvekili varsa bugün çeşitli bankalarda yönetim kurulu üyesi, bunları söylerler. Başkalarının yaptığının aynısını siz yapıyorsunuz, sonra da ‘onların yönetim kurulu var’ diyorsunuz. Bu doğru değil. Ben partinin içerisinden geldiğim için söylüyorum, neden ayrıldınız diye sorarsanız biz AK Partili olamadığımız için ayrıldık. Bizi AK Partili kabul etmediler, biz de AK Partili olamadık, olmak istemedik ve ayrıldık. Türkiye’yi çatıştırmaya, Türkiye’nin gündemini değiştirmeye gerek yok”

“BASKIN SEÇİM KARARI ALINMADIKÇA HİÇBİR MİLLETVEKİLİNİ TRANSFER ETMEYECEĞİZ”

- Ankara kulislerinde bazı milletvekillerinin partilerinden istifa etmek için Gelecek Partisi ve Ali Babacan’ın kuracağı yeni partiyi beklediği, bahar döneminde milletvekili transferinin fazlasıyla yankı uyandıracağı konuşuluyor. Gelecek Partisi milletvekili transferlerine nasıl bakıyor? Böyle bir hamle yapacak mısınız? Görüştüğünüz isimler var mı?

“Biz siyasi etik yasası çıkarmak istemiş olan bir heyetiz. Bizimle görüşen milletvekilleri var, iktidardan da, muhalefetten de var. Biz hiçbir milletvekiline giderek ‘bizimle olur musunuz?’ demedik. Biz bunu ahlaki bulmuyoruz. Ama eğer bugünkü iktidar bizi seçime sokmamak için bir baskın seçim yapmak isterse, ki Meral Akşener bunu bozdu. Meral Akşener ‘milletvekili veririm, iş biter’ dedi. Birileri de Meral hanımı suçlamak istedi. Meral hanım ‘Ahlaksızlık yaparsanız ahlaksızlığınızı önlemek adına, millet iradesinin sandığa yansıması adına böyle bir iş yaparım’ dedi. Siyaset ya oyun kurmak, ya da oyun bozmak için yapılır. Burada bir oyun bozdu Meral Akşener… Kendisine demokrasi adına teşekkür ediyorum. Eğer iktidar böyle bir şey yaparsa ‘Men dakkadukka’ deriz. Çalma kapımı, çalarız kapınızı ifadesini kullanırız. Muhalefeti zayıflatmak, yeni bir algı oluşturmak adına milletvekili transferlerini doğru bulmuyorum. Geçmişte ayıpladığınız işleri kendiniz yapmayacaksınız. Burada Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili sayısının çok olmasına rağmen başka partilerden milletvekilleri transfer etmeye başlamıştır. Bu da doğru değildir. Biz siyasi etik yasası çıkarmak isteyen bir vizyona sahibiz, böyle bir ortamda baskın seçim kararı alınmadıkça hiçbir milletvekilini transfer etmeyeceğiz. Biz herhangi bir milletvekilinin partisinde görev süresini doldurması, başka partiye geçmesinin yasaklanması için kanun teklifleri vermeyi düşünüyoruz ileride. Bağımsız kalsın ama başka bir partiye süresi dolmadan geçmesin. Türkiye’de siyasete seviye getirmemiz lazım. Milletvekili transferlerinin doğru olmadığını düşünüyorum”

“2021 YILININ KASIM YA DA MAYIZ AYINDA ERKEN SEÇİM BEKLİYORUZ”

-Siyaset arenasında erken seçim beklentisi var… Sizce 2023’e kadar Türkiye’de seçim olmayacak mı? Erken seçim beklentiniz var mı?

“Türkiye 2023’e kadar seçimsiz gidemez. Türkiye’yi yönetemezler, sürdüremezler. İşsizliğin bu boyutlarda olduğu, tencerenin kaynamadığı, enflasyonun yüksek olduğu, paranın değerinin ciddi şekilde kaybolduğu ve insanların iş aradığı, iş bulanların geçinemediği bir ortamda bunu götüremezler. 2021 yılının Kasım ya da Mayıs ayında erken seçim bekliyoruz. Ekonomik sıkıntılardan, dış politikada yaşanan sıkıntılardan ve kutuplaşmanın zirve yapmasından dolayı AK Parti ve MHP oy kaybediyor. Peki oy kaybediyorsa neden seçime gidecekler? Çünkü şartlar bunu zorlayacak. Bugüne kadar ne zaman bir erken seçim kararı alındıysa AK Parti karar aldı. Ne zaman bir referandum kararı alındıysa AK Parti karar aldı, ama ilk defa millet karar alacak. AK Parti’nin dışında millet ‘seçim istiyorum’ diyecek, bunlar zorunlu olarak gidecekler. İkinci şık ise, bizim büyümemiz, Ali Babacan’ın da parti kurması nedeniyle oy kaybediyorlar, daha çok oy kaybetmemek adına erken seçim yapacaklar. Parlamentoda tutunalım, muhalefet olalım, bunlara anayasa değiştirtmeyelim, meclis araştırma komisyonları kurdurmayalım diyecekler. Millet ise ‘yeter’ diyeceği için erken seçim bekliyoruz. Türkiye’de her alanda problemleri var. İktidar belediyeleri denetlenemiyor ama muhalefet belediyelerinin altından girip üstünden çıkıyorlar. Hukuk büyük balıkların yırtıp geçtiği, küçük balıkların ise takılıp kaldığı bir ağ olmamalı. Türkiye mutlaka hukukla tanışmalı, demokrasiyle tanışmalı. Türkiye’de yaşanan tüm sorunların kaynağı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir”

“İTTİFAKLAR ŞU ANDA DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA ELBİSE BİÇMEK”

-Büyük Kudüs Mitingi’nde CHP lideri Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu aynı karede görmek, seçim ittifaklarını yeniden gündeme getirdi. İttifaklara bakış açınız nedir? Ali Babacan’ın da kuracağı partinin ardından, karede gördüğümüz isimler ile birlikte bir seçim ittifakı yapacak mısınız?

“Biz öncelikle Gelecek Partisi’ni tek başına nasıl iktidar yapabiliriz diye çalışıyoruz. Türkiye’de ittifaklar değil partiler gündemde. Aslında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yanlışlığını bu ittifakların olması da gösteriyor. Bu sistem ‘koalisyonlar olmasın’ diye getirildi, şimdi seçim olmadan ittifaklar kuruluyor. Eskiden seçimde boyunuzun, kilonuzun ölçüsünü biliyordunuz, ona göre oturuyordunuz, şimdi kilonuzun ölçüsü belli olmadan insanlar afaki olarak gelip masaya ‘benim 500 bin oyum var, bana şunu vereceksin’ diyerek muazalı işlere tenezzül ediyorlar. Biz öncelikle Gelecek Partisi’ni teşkilatlandırmak, programımızı milletle buluşturmak ve iktidar olup milleti yormadan parlamenter sisteme nasıl dönebiliriz diye düşünüyoruz. İttifaklar doğmamış çocuğa elbise biçmek gibi bir şey. Dereyi görmeden paçaları sıvamak gibi bir şey… Ama o günkü konjonktür gelir, boyumuzu görürüz. Objektif yapılan anketlerde yüzde 1,5-2’lik sapma dışında hemen hemen her şey görünüyor, bugün tanınma oranımız yüzde 15. Ama anketlerdeki oranımız ise tanınma oranına göre yüzde 4 ile 6 arasında. Genelde de yüzde 4 ile 9 arasında oy potansiyelimiz var. Yüzde 6-7 gösteren anketler de var. İktidar kanadı bizi 1,5-2 civarı gösteriyor. Onlara da teşekkür ederiz. Konuşulmuş olmak onların korkusunu gösteriyor. O günkü şartlar geldiğinde Türkiye’nin menfaati olan, milletimizin devletimizin menfaatine olan, özgürlüklerin alanını açacak, tam ve kamil anlamdaki parlamenter sisteme evet diyecek, şeffaflığı savunacak, geçmişin hesabını soracak anlayış içerisindeki herkesle bir araya geliriz. Otururuz konuşuruz. Kendimiz için siyaset yapmıyoruz, 83 milyon için siyaset yapıyoruz. Ben son olarak buradan bütün bürokratlara sesleniyorum. Hukuk dışına çıkmayın, çıkarsanız sizin yakanıza hukuk, sizin yakanıza parlamento, sizin yakanıza bir gün devlet yapışacak. Hesap sormaya geliyoruz, ne hesabını soracağız? Kim kamunun malına tenezzül ettiyse, kim Türkiye’de yolsuzluk yaptıysa hesabını sormaya geliyoruz. Yok öyle yağma. Ben devletim her şeyi yaparım, ben devletim tüm vesayetçi yapıları yıkarım ama bir vesayetçi yapı da ben olurum derseniz ona millet dur der. Geçmişte dediği gibi… Bunların hesabını sormazsak Türkiye’ye demokrasi gelmez. Türkiye’nin bir beyaz eller operasyonuna ihtiyacı var. Türkiye 1960 sonrası bir partiye ihtiyaç duydu, Adalet Partisi. 1980 sonrası bir partiye ihtiyaç duydu, Anavatan Partisi. 2001 yılından sonra gelen Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, Türkiye’nin bir partiye ihtiyacı vardı geldi. Bugün onlar doldular, hizmet ettiler, çöküşe geçtiler, yanlış işler yaptılar, Türkiye’yi kötü yönetiyorlar, hatta son 1,5 yıldır yönetemiyorlar. Şimdi de Türkiye’nin yeni bir partiye ihtiyacı var, yeni bir lidere ihtiyacı var. Bu bir misyon ihtiyacı, vizyon ihtiyacı, Gelecek Partisi… Ben inanıyorum ki Gelecek Partisi, geleceğimizi inşa etme noktasında yakın bir tarihte çok önemli misyonlar üstlenecek”

https://www.enpolitik.com/haber/319672/insanlar-korku-duvarini-iki-yerde-asiyor-televizyon-ve-sandik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*