Öne Çıkanlar Kovid19 Eski Yükseköğretim Kurulu Başkanı uçak VAR ABD

Sovyetler Birliği'nin dağılması sürecinde kendi geleceğini ikinci kez belirleme şansı yakalayan kardeş Azerbaycan, bugün bağımsızlık gününü kutluyor. 

Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, 28 Mayıs 1918'de Gürcistan'ın Tiflis şehrinde, Mehmet Emin Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası tarafından ilan edildi. Bakü, Ermeni ve Bolşevik çetelerinin işgali altında olduğu için Fethali Han Hoyski başkanlığında oluşturulan geçici Azerbaycan hükümeti, faaliyetini bir süre Gence şehrinde sürdürdü.

Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan Osmanlı Devleti oldu. İki devlet arasında yapılan anlaşma çerçevesinde, giderek artan Ermeni ve Bolşevik tehditlerine karşı Nuri Paşa (Killigil) komutasındaki Kafkas İslam Ordusu yardıma geldi.

Kafkas İslam Ordusu, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü kurtardı. Doğu'nun ilk demokratik cumhuriyeti olarak kabul edilen Azerbaycan'da, kısa sürede eğitim, din ve vicdan özgürlüğü alanında reformlar yapıldı, ülkenin kendi para birimi tedavüle bırakıldı.

Cumhuriyetin "İstiklal Bildirisi"nde ırk, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm yurttaşlara eşit haklar tanındı. Azerbaycan Cumhuriyeti, 28 Nisan 1920'de Sovyet ordusunun ülkeyi işgaliyle son buldu.

20. yüzyılın sonunda Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından, Azerbaycan halkı son yüzyılda ikinci kez kendi geleceğini belirleme şansını 1991'de yakalayarak bağımsızlığını ilan etti. Bu Azerbaycan siyasi tarihinde ikinci bağımsızlık zaferi oldu.

1980'li yıllar Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği (SSCB) için ekonomik sıkıntılar demekti. Bu sıkıntılar hem Azerbaycan'ın doğal zenginliklerinin tahrip edilmesine hem de milli ve dini hislerinin tahkir ve tehdit edilmesine yol açtı. Bu tavra ilk itiraz, 19 Şubat 1988 halk mitingiyle verildi. Böylece Başkan Bağırov istifa etti, Vezirov görevi devraldı. Mitingler Kasım ayına kadar devam edince Sovyetler Birliği; Bakü, Nahçıvan ve Gence'de sokağa çıkma yasağı ilan etti. Bu yasaklar Azerilerin Halk Cephesi'nde örgütlenmesine neden oldu. 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece Sovyet Ordusu, Bakü ve diğer yerlerde 131 kişiyi öldürdü, 744 kişiyi yaraladı, 400 kişi mahkûm oldu. Vezirov'un da Moskova'ya kaçmasıyla komünist hâkimiyet tekrar sağlandı. Artık Azerbaycan halkı, bağımsız bir devlet kurmanın zaruri olduğunu anladı. 20 Ocak 1990 Kara Ocak günü son Sovyet vahşetini yaşayan Azerbaycan, 30 Ağustos 1991'de bağımsızlığını yeniden ilân etme kararı aldı. 

Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti'nin Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti'ne bağlı Dağlık Karabağ'da hak iddia etmesi, etnik çatışmalara yol açtı ve bu karmaşa üzerine 18 Ekim 1991'de Azerbaycan son kez bağımsızlığını ilân etti.

Azerbaycan Ali Meclisi, 18 Ekim 1991 oturumunda tarihî, ''Azerbaycan Cumhuriyeti Bağımsızlığı'' anayasal tasarısını oybirliği ile kabul etti.

'Tek bir soru soruldu: Bağımsızlıktan yana mısınız?'

29 Aralık 1991 yılında Azerbaycan'da halkoylaması yapılarak tek bir soru soruldu; ''Siz 'Azerbaycan Cumhuriyeti Bağımsızlığı' anayasa tasarısını onaylıyor musunuz?'' Bu süreçte Azerbaycan halkı Azerbaycan'ın bağımsızlığından yana oy kullandı.

Mayıs 1992'de Azerbaycan Millî Meclisi, Üzeyir Hacibeyov'un bestesi ve Ahmet Cavad'ın şiiri ile Azerbaycan İstiklal Marşı'nı onayladı. Hemen ardından, parlamento tarafından, 3 renkli ve ay yıldızlı Devlet Bayrağı ve Devlet Arması onaylandı.

Sovyetler Birliği egemenliğine giren ve ilk bağımsızlık şansını kaybeden Azerbaycan, böylece 18 Ekim 1991 yılından itibaren yeniden bağımsız bir ülke oldu ve bugün Azerbaycan'da millî bayram ilan edildi.

Prof. Dr. Kürşat Zorlu, Habertürk'teki köşesinde bugün kardeş ülke Azerbaycan'ın bağımsızlık gününden izdüşümleri kaleme aldı. 

"İşte bu yüzünden Türk dünyasının geleceği, benim açımdan direkt olarak Türkiye-Azerbaycan ikilisine bağlıdır. Biz başarılı olursak Türk birliği de gelişir. Bunun aksi yok. Hem demografik, hem coğrafi, tarihi ve düşünce açısından Azerbaycan ve Türkiye dünyada başka bir örneği olmayan bir birlik yaratmış. Örnek olarak söyleyeyim ki, bütün dış politika konularına yaklaşımımız aynı. Ne zaman ki, bütün Türk devletleri birbirinin çıkarlarına tereddüt etmeden destek verecek biz o zaman Türk dünyasının başarısından bahsedebileceğiz. Şimdi ilk iş olarak Türkiye ve Azerbaycan bir ortak inovasyon merkezi kurarak yüksek teknoloji ürünleri üretebilir. Biz buna hazırız." diyen Zorlu, yazısında şöyle anlattı:

"Türkiye’nin tarihi, coğrafi ve stratejik konumu gereği vazgeçemeyeceği sorumluluklar ve birliktelikler vardır. Bunların başında da kardeş Azerbaycan gelmektedir. Artık belleklere kazınan “tek millet iki devlet” yaklaşımının kişileri ve zamanı aşan bir nitelik kazandığı çok açıktır. Birleşik kaplar misali, iki ülkenin gücü ve potansiyeli ortak bir geleceğin izdüşümü gibi!

İşte bugün o izdüşümünden birini yaşıyoruz...

28 Mayıs 1918’de Müslüman Doğunun ilk demokratik cumhuriyeti olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan ettiği gündür. Pek çoğumuz 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ı aklına getirse de aslında bundan 100 yıl kadar önce Mehmet Emin Resulzade öncülüğünde parlamenter sistemine sahip, dili Türkçe olan bir Cumhuriyet kurulmuştur. Uzun çabalardan sonra Paris Barış Konferansında de-facto tanınması sağlanan ilk Azerbaycan Cumhuriyeti, ancak 23 ay yaşayabilmiştir. Bugün aynı zamanda kardeş Azerbaycan’ın Cumhuriyet Günü’dür.

Bu vesileyle Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim ile Elçilik binasında bir araya geldik. Daha önce Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü de yapan büyükelçi, gazetecilik mesleğinin de içinden geliyor. Haliyle Korona tedbirleri orada da geçerliydi. Büyükelçiyle fiziki mesafemizi vb kuralları harfiyen uyguladık. Sadece fotoğraf için maskelerimizi çıkardık. Büyükelçi’nin belirttiğine göre Azerbaycan’da vaka sayısı 4122, vefat eden sayısı ise 49 idi. Türkiye'de de on binlerle Azerbaycan vatandaşı, 22 bine yakın öğrencisi var. Transit olarak buradan geçenler var. Bu sebeple 14 Mart’tan itibaren neredeyse 24 saat Elçilikte değişimli olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını yakından takip ettiğim sayın Büyükelçinin, Türkiye’de ayak basmadığı il kalmamıştır sanıyorum...

RESULZADE UNUTULMAZ!

Büyükelçi İbrahim, Cumhuriyet günü için şöyle diyor: İlk Cumhuriyetimizin mevcut olduğu süreç içerisinde yapılan demokratik düzenlemeler dışında sosyal ve kültürel hayatta da önemli gelişmeler gözlemlenmiştir. Laik devletçilik benimsenmiş, kadınlara siyasi haklarla beraber eğitim hakkı vermiştir. Azerbaycan’da ilk üniversitenin kurulması, yüzlerce öğrencinin yurtdışına eğitime gönderilmesi, yeni kütüphane ve kültür merkezlerinin açılması bu döneme tekamül etmektedir. Bu adımlar Mehmet Emin Resulzade başta olmak üzere Cumhuriyetimizin kurucularına aittir.

Bu sırada sohbetimiz bir anda Nuri Paşa ve o günkü karşı duruşa geliyor: “28 Mayıs’ta kurulan Cumhuriyet ve o dönem Osmanlı devleti ile ilişkileri, aslında bu gün Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihi temellerini atmıştır. Böyle bakıldığında uzun süre Çarlık Rusya’nın etkisiyle ortak sosyo-kültürel yapımıza rağmen birbirinden koparılan halklarımız bu dönemde tekrar etkileşime geçebilmiştir. Kafkas İslam Ordusunun Nuri Paşan liderliğinde Bakü’yü kurtarması ve sonrasında sağladığı destek bu gün hala Azerbaycan’da sevgi ve minnetle anılmaktadır.

“BUGÜNKÜ AZERBAYCAN’IN YOL HARİTASI”

Ne yazık ki, 28 Mayıs’ta kurulan Cumhuriyetimizin fiili ömrü çok kısa olmuştur. Ama onun bıraktığı miras 1991 yılında bağımsızlığını geri kazanan Azerbaycan Cumhuriyeti için bir yol haritası oluşturmuştur. Azerbaycan’da bu gün devlet ve toplum seviyelerinde tarihimizin bu değerli ve şanlı sayfası gururla anılıyor, büyük saygı ve değer görüyor. Her sene 28 Mayıs’ı Cumhuriyet günü olarak kutlayarak, aslında ilk Cumhuriyetimizin tarihi miras, değer ve ilkelerine bağlılığımızı ifade ediyoruz. 28 Mayıs sadece Cumhuriyet günümüz değil, aynı zamanda gurur günümüzdür. Dünyaya örnek olduğumuz gündür. Kendimize, bölgemize, Müslüman dünyasına yenilikler getirdiğimiz gündür. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev iki yıl önce Azerbaycan’da “Azerbaycan Halk Cumhuriyeti yılı” ilan etti ve biz dünyaya yeniden tarihimizin şanlı sayfalarını anlattık.

“BİZ ONLAR GİBİ KONUŞMAYIZ YAPARIZ!”

Gündemdeki en önemli konulardan biri elbette Karabağ Meselesi... 1992’den bu yana Ermenistan’ın işgali altında olan Azerbaycan’ın Dağlık (Yukarı) Karabağ bölgesinde 31 Mart 2020 tarihinde, (sözde) seçimler yapıldı. Türkiye ve Azerbaycan seçimlerin tanınmaması gerektiğini açıkladı. Zira BM kararları başta olmak üzere uluslararası hukuka da aykırı... Ama hukuk dinleyen kim! Bir oldubittiyle dünyaya yutturma peşindeler. Geçtiğimiz hafta da salgına rağmen tarihi Şuşa şehrinde bir yemin töreni düzenlendi. Yine sözde “cumhurbaşkanı” seçilen Arayik Harutyunyan ve Ermenistan Başbakan’ı Paşinyan bulundu. Harutyunyan daha da ileri giderek Parlamentoyu Şuşa’ya taşıyacaklarını açıkladı.

Tabi Azerbaycan ve Türkiye’de tepkiler yükseldi. Özellikle şahsi sosyal medya hesaplarımdan yaptığım paylaşımın ardından yüzlerce mesaj geldi. Bu konuyu Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Hazar beye sordum.

Çok net ve açık konuştu:

“Bu Ermenistan’ın ilk provokasyonu değil ama zannımca şimdiki adımın genel çerçevesine bakmak çok önemli. Ermenistan halkı hükumetin pandemiye verdiği reaksiyon, ülkedeki sosyal durum ve ekonomik gerçeklikten memnun değil. Hükümettekiler de her zaman yaptıkları gibi içerdeki hoşnutsuzluğu dışarıdaki spekülasyonlarla kapatmaya yelteniyorlar. Ya Gürcistan’la tartışıyor ya Türkiye’ye karşı asılsız iddialarda bulunuyor ya da bahsettiğiniz gibi Karabağ provokasyonunu devam ettiriyor. Ermenistan hükumetinin şu an parlamento ve devlet kurumlarının Erivan’da, bir Azerbaycan Türk kökenli şehirde yerleşmesinden rahatsızlık duyması doğaldır, lakin bu kurumların yerlerini değiştirmek istiyorlarsa bunu sadece BM tarafından kabul edilen sınırlar çerçevesinde yapabilirler. Ne yazık ki, ders almıyorlar, bütün provokasyonlarına cevap almışlar, açık ya da topluma yansıtılmayan biçimde... Konuşmak, kutlama yapmak kolaydır, ama bedeli ağır olur her durumda. Biz konuşmayız yaparız! Bence, Ermenistan’ın şimdiki hükumeti bir önceki hükumetin bu tecrübesini incelesin.”

Azerbaycan Büyükelçisi Türkiye’ye de bu konuda teşekkür ederken “kardeş Türkiye her zaman yanımızda oldu, şimdi de bu kendini açıkça gösteriyor. Sn. Dışişleri Bakanı da bu konuda ısrarlı bir duruş sergiledi. Bizim bu sarsılmaz karşılıklı dayanışmamız yalnız kardeşliğimizin özü için değil, hem de bölgemizin istikrarı için önemli faktördür.” dedi.

RUSYA’NIN POZİSYONU...

Büyükelçi Hazar İbrahim’e Karabağ meselesinde bir ara gündeme gelen Türkiye-Rusya görüşmelerini sordum: Şu sözleri sarf etti: Rusya’nın çatışmanın çözümünde rolü çok büyük olabilir. Ermenistan’a en çok etki edebilecek ülke. Moskova, çatışmanın adaletli çözümünün kendi çıkarlarına uygun olduğunu ciddi bir biçimde gözden geçirmelidir. Bana göre Güney Kafkasya’da barış ve gelişim Rusya’nın güney bölgelerinin refahı ve Rusya’nın bölgesel çıkarları için önemlidir. Diğer taraftan, Türkiye hükumeti her fırsatta Rusya hükumeti ile çatışmanın ortak çabalarla çözümü için çalışıyor. Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılması bağlamında Türkiye’nin duruşunun bizimkinden hiçbir farkı yok.

“SALGINA KARŞI ORTAK MÜCADELE ETTİK”

Azerbaycan ve Türkiye salgın sürecinde her zamanki olduğu gibi koordineli hareket ederek tecrübe paylaşımı yaptılar. Azerbaycan Türkiye’den çok sayıda malzeme satın aldı. Tüm konularda - Azerbaycan vatandaşlarının geri dönmesi, transit olarak Türkiye’den geçmesi ve diğer tüm konulardan destek vermiştir. Aynı şekilde biz de... Bazı konsolosluk konularıyla ilgili sıkıntılar vardı. Mesela, vatandaşlarımız birbirinin arazisinde olduğunda, yani Azerbaycan vatandaşları Türkiye’de olduğunda bir aydan daha geç çıktıkları zaman ceza alıyorlardı. Ancak bununla ilgili Türkiye hükumeti koronavirüs sebebiyle bir karar çıkardı ve hiçbir ceza olmayacaktır. Çok önemli bir diğer konu var ki, Azerbaycan Cumhurbaşkanının Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’nın teşebbüsüyle Türkiye’deki bazı Azerbaycanlı uzmanlar ve Türk hocalar Dünya Sağlık Örgütü projesi çerçevesinde Ege Üniversitesi’nde eğitim geçtikten sonra Azerbaycan’a gelerek katkılarını sunmaktalar. Bütün bu süreç içerisinde desteklerini esirgemeyen Sn. Cumhurbaşkanına, Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlıklarına en içten teşekkürlerimi iletmek isterim.

“TÜRK DÜNYASININ GELECEĞİ BİZE BAĞLI”

Belirtmek isterim ki, COVİD-19 döneminde, o kadar sıkıntılar, acılar olduğu zamanda bile Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin ne kadar değerli olduğunu, ne kadar tatlı olduğunu biz bir daha farkına vardık. COVİD-19 sonrası dünya düzeninde de Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin dünya için daha önemli bir faktör olacağından eminim. İşte bu yüzünden Türk dünyasının geleceği, benim açımdan direkt olarak Türkiye-Azerbaycan ikilisine bağlıdır. Biz başarılı olursak Türk birliği de gelişir. Bunun aksi yok. Hem demografik, hem coğrafi, tarihi ve düşünce açısından Azerbaycan ve Türkiye dünyada başka bir örneği olmayan bir birlik yaratmış. Örnek olarak söyleyeyim ki, bütün dış politika konularına yaklaşımımız aynı. Ne zaman ki, bütün Türk devletleri birbirinin çıkarlarına tereddüt etmeden destek verecek biz o zaman Türk dünyasının başarısından bahsedebileceğiz. Şimdi ilk iş olarak Türkiye ve Azerbaycan bir ortak inovasyon merkezi kurarak yüksek teknoloji ürünleri üretebilir. Biz buna hazırız."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.