Öne Çıkanlar düşünce özgürlüğü Veri YSK EGM TÜDER

Taha Akyol yazdı: Asıl sorun unutuldu

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, Anayasa Mahkemesi kararının üçüncü kez yerel mahkeme tarafından uygulanmadığını hatırlatarak, "Asıl bu sorunu konuşmak gerekirken, AYM üyesi Engin Yıldırım’ın 'Işıklar yanıyor' mesajı üzerine kıyametler koparıldı, asıl sorun unutuldu." görüşünü savundu. 

Akyol, "Sayın Engin Yıldırım öyle bir tivit mesajı atmamalıydı, zira 'hâkimler kararlarıyla konuşur.” düşüncesini dile getirdi. 

Akyol, "AYM’ye yapılan hücumların yarattığı bunaltı duygusu ne olursa olsun, bu etik kural geçerlidir.Üç defa özür diledi, dilemesi gerekirdi. Ancak attığı tivit mesajı Anayasa Mahkemesi’nin, hukukun ışıklarını içeriyordu. Bundan darbe iması çıkarabilmek ancak siyasi amaçla mümkündür; akl-ı selimle mümkün değildir." ifadesini kullandı. 

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol'un "Ey Mahkeme" başlıklı yazısı şu şekilde:

Türkiye’de üçüncü defa bir yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayı reddetti!

Üçüncü, çünkü daha önce Mehmet Altan ve Şahin Alpay dosyalarında da yerel mahkemeler AYM kararına uymayı reddetmişti; hem de aynı “yerindelik” kavramını gerekçe yaparak.

‘Yol olması’ bakımından fevkalade önemli bir sorundur bu.

Asıl bu sorunu konuşmak gerekirken, AYM üyesi Engin Yıldırım’ın “ışıklar yanıyor” mesajı üzerine kıyametler koparıldı, asıl sorun unutuldu.

Sayın Engin Yıldırım öyle bir tivit mesajı atmamalıydı, zira “hakimler kararlarıyla konuşur.”

AYM’ye yapılan hücumların yarattığı bunaltı duygusu ne olursa olsun, bu etik kural geçerlidir.

Üç defa özür diledi, dilemesi gerekirdi.

Ancak attığı tivit mesajı Anayasa Mahkemesi’nin, hukukun ışıklarını içeriyordu. Bundan darbe iması çıkarabilmek ancak siyasi amaçla mümkündür; akl-ı selimle mümkün değildir.

BERBEROĞLU DOSYASI

Enis Berberoğlu dosyasının ayrıntılarına girmiyorum. Nisan 2016’da anayasaya konulan geçici maddeyle milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılınca, Berberoğlu casus suçlamasıyla tutuklanmış, müebbet hapse çarptırılmış, cezası 25 yıl ağır hapse indirilmişti.

Sonra Yargıtay “casusluk” suçlamasını bozmuş, gizli bilgileri açıklama suçundan 5 yıla mahkum edilmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ünlü “Adalet Yürüyüşü”nü yaptığı olay.

 Berberoğlu tekrar milletvekili seçildi. Bu durumda Anayasa’ya göre:

“Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.” (Md. 83/2)

Dahası, Ak Partili hukukçu Mustafa Şentop da Anayasa Komisyonu’nda, aynen “yeniden seçilirlerse yeniden dokunulmazlık kazanırlar” diye açıklama yapmıştı. (2 Mayıs 2016)

Berberoğlu yeniden seçilip yeniden dokunulmazlık kazanmamış gibi, hakkındaki adli işlem yürütüldü..

Milletvekilliği düşürüldü!

AYM’NİN YETKİSİ

AYM Berberoğlu hakkında işlemleri iki açıdan hak ihlali saydı: Dokunulmazlığı olduğu halde tutuklanıp mahkûm edilmesi “kişi hürriyet ve güvenliğinin ihlali”dir… Milletvekilliğinin düşürülmesi de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali”dir.

AYM bu kararını Berberoğlu’nu mahkûm eden 14. Ağır Ceza Mahkemesine göndererek “ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması” gerektiğini tebliğ etti. Çünkü kanunda aynen böyle diyor. (AYM Usul Kanunu, md. 50)

Aynı kanunda şöyle bir fıkra da var:

“Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.”

Yani, AYM hak ihlali olup olmadığını inceler, ihlal varsa bunun giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verir, “yerindelik denetimi yapamaz.”

İşte, bizde AYM kararına uymayan mahkemeler ise bu “AYM yerindelik denetimi yapamaz” maddesini kullanıyorlar.

MUTLAK YANLIŞ

AYM kararına uymamak için icat edilen bu gerekçe, iki açıdan yanlıştır:

 Evvela, hiçbir yargı organı, hiçbir mahkeme AYM kararını böyle irdeleyemez, yetkisiz saymaz, uymuyorum diyemez! Sadece uyarlar!

 İkincisi, ‘yerindelik’ kavramı idare hukukuyla ilgilidir, ceza hukuku alanına taşınamaz. Nitekim kanunda da “yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez” denilmek suretiyle bu kavramın idari ihlallerle ilgili olduğu açıkça belirtilmiştir.

Mahkemeler kendisini yürütme ekine bağlı idari bir makamı mı sayıyorlar ki “yerindelik” kavramına dayanıyorlar?!

Yürütme erki benim bahçemi haksız yere kamulaştırdıysa AYM bu işlemin “yerinde” olup olmadığına bakamaz! Benim mülkiyet hakkım ihlal edildiyse tazminata hükmeder.

Ama mahkeme beni haksız yere tutuklamışsa AYM bunun giderilmesini, beni haksız mahkum etmişse “yeniden yargılama” yapılmasını yerel mahkemeye tebliğ eder.

AYM’nin yaptığı budur, 14. Ağır Ceza’ya tebliğ etmiştir.

Sonra nasıl olacak?

HUKUK DEVLETİ

Mehmet Altan ve Şahin Alpay dosyalarında olduğu gibi tekrar AYM’ye gidilecek, AYM tekrar ihlal kararı verecek ve bu defa yerel mahkeme uymazlık edemeyecek…

Bu besbelliyken niye üçüncü defa aynı fahiş hukuki hata?

TBMM Başkanı Şentop’un hem AYM kararını hem kendi eski beyanını dikkate alarak AYM kararını Meclis’e sunması, Berberoğlu’nun Meclis’e dönmesi lazımdır.

Biz hukuk devleti miyiz?

Bunun cevabını arayacağımız anayasal kurallardan biri şudur:

“Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” (Md. 153)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.