google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html
Öne Çıkanlar Kredi borcu İkramiye ev hanımları İstanbul İstatistik Ofisi elektrik

Taha Akyol: İçi boş yaldızlı paketlere "reform" diyerek...

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, AK Parti'nin adım adım geliştirdiği otoriterleşme yolunda artık "reform" dediğinde "Bunlar reform yapar mı?" sorusunun yöneltildiğini belirterek, "Geçen 5-6 yılda Türkiye öyle bir imaj verdi ve öyle bir sistem kurdu ki, dönüp tekrar Avrupa Standartlarına göre reform yapması kulaklara çok hoş gelse de akıllara pek yatmıyor.

Ayrıca bu iktidar on yıllık gerçek reformlar döneminden sonraki otoriterleşme sürecinde, içi boş yaldızlı paketlere “reform” diyerek o kadar çok propaganda yaptı ki, kelime artık aşındı.." diye yazdı.

Siyasetin yargıya müdahalesinin azalmadığını, hakim sürgünlerinin bitmediğini, mafyaya ceza indirimi yapıldığını ve çoklu baro skandalının yasalaştırıldığına işaret eden Taha Akyol, "Şimdi gerçek bir reform, ülkeyi bu hale düşüren aşırı güç yoğunlaşmasını kuvvetler ayrılığı ve kurumların işlevselliği ilkesine göre dağıtmayı, elden çıkarmayı gerektiriyor. Bakalım bunu yapacaklar mı?" ifadelerini kullandı.

Taha Akyol'un "Bunlar reform yapar mı?" başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

Sık sık soruluyor, bunlar reform yapar mı? Bu soruda bir güvensizlik duygusu olduğu açık. İktidara reform söylemiyle gelen ve on yıl süreyle reformlar yapan AK Parti, adım adım geliştirdiği bir otoriterleşme yolunda öyle bir yere geldi ki, artık “reform” dediğinde insanlar soruyor: Bunlar reform yapar mı?

Kaynakların harcanıp rezervlerin tüketildiği bir aşamada yabancı sermaye çekmek Batı’ya yönelmek şart.
Ve işte Cumhurbaşkanı’nın sözleri:

“Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz.” Çok güzel sözler ama…

REFORM KELİMESİ…

Geçen 5-6 yılda Türkiye öyle bir imaj verdi ve öyle bir sistem kurdu ki, dönüp tekrar Avrupa Standartlarına göre reform yapması kulaklara çok hoş gelse de akıllara pek yatmıyor.

Ayrıca bu iktidar on yıllık gerçek reformlar döneminden sonraki otoriterleşme sürecinde, içi boş yaldızlı paketlere “reform” diyerek o kadar çok propaganda yaptı ki, kelime artık aşındı..

Tam bir buçuk sene önce… 30 Mayıs 2019; Beştepe’deki ihtişamlı törenlerden biri daha yapılıyor. Bütün yüksek yargı orada… Bakanlar kürsüde sıralanmış… Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı “Yargı Reform Stratejisi”ni açıklıyor…

Tamam da ne çıktı?!

Siyasetin yargıya müdahalesi mi azaldı? Hakim sürgünleri mi bitti? Taahhüt edilen “hakim teminatı” mı yasalaştırıldı? Siyasallaştırılan Sulh Ceza Hakimlikleri mi ele alındı? Hayır, hiç biri…

Ama mafyaya ceza indirimi yapıldı! Siyasetin çıkarına olan “çoklu baro” skandalı alelacele yasalaştırıldı!

Şimdi siz gelin de reform kelimesine inanın.

Devlet tecrübesini ve hukukçuluğunu kimsenin inkar edemeyeceği Cemil Çiçek, arkadaşımız Ahmet Taşgetiren’e ne demişti?

“Bize topyekün bir tevbe-i nasûh lazım. Reform kelimesi çok aşındı, kimse bir şey beklemesin.” (Karar 19 Ekim) Nasıl bekleyelim ki…

AVRUPA KURUMLARI

O ihtişamlı törende Cumhurbaşkanı Erdoğan “Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Venedik Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin değerlendirmelerini dikkate aldıklarını” söylemişti.

Elbette bunlar çok önemli. Çünkü AB ile ilişkilerimizde ve hele de dört gözle beklediğimiz yatırımların gelmesinde bu kurumların değerlendirmeleri çok etkili olacak.

Bizim reform dediğimizi onlar ciddiye almazsa, istediğimiz güveni yaratamayız.

Bu kadar önemli, Venedik Komisyonu’nun CB sisteminde kuvvetler ayrılığı ilkesinin ciddi surette bozulduğunu söyleyen raporu…

Yine Venedik Komisyonu’nun, çoklu baro sisteminin savunma mesleğini politize edeceğini, bunun da yargı bağımsızlına aykırı olduğunu belirten raporu…

AİHM’nin Türkiye’de siyasetin yargıya baskı yaptığını belirten kararları…

Kamu İhale Kanunu’nun bozulduğunu, kayırmacılığa yol açtığını belirten AB ve diğer uluslararası raporlar…

Merkez Bankası’nın bağımsızlığını kaldıran KHK’lar… Bu asli sorunlar dururken hangi paket “reform” güveni verebilir?

KALIN’IN SÖZLERİ

İbrahim Kalın dürüstlüğü ve zihinsel kapasitesi ile ciddi bir isim. “Demokratik hak ve özgürlük standartlarını yükseltecek bir şekilde yeni bir hamle” yapılırsa doğuracağı sonuçları şöyle anlatıyor:
“Bu bizim tabii ki hem içeride hem dışarıda işlerimizin daha hızlı akmasını sağlayacak. Bunun ekonomiye, siyasete, topluma, dış politikaya birçok olumlu etkisi olacak” (NTV 22 Kasım)

Bu sözler aynı zamanda son yıllarda “hem içeride hem dışarıda” niye kötüye gittiğimizi de anlatıyor: Demokratik hak ve özgürlük standartlarımızın çok aşağılara düşürülmüş olması; tabii iktidar tarafından.

Bunu yaparken iktidarın saiki, elinde “daha fazla güç” toplamaktı.

Şimdi gerçek bir reform, ülkeyi bu hale düşüren aşırı güç yoğunlaşmasını kuvvetler ayrılığı ve kurumların işlevselliği ilkesine göre dağıtmayı, elden çıkarmayı gerektiriyor.

Bakalım bunu yapacaklar mı?

Türkiye için başka yol yok; liberal demokrasi, kuvvetler ayrılığı, kurallar ve kurumlar sistemi… Belirleyici sorun budur; reform diye açılacak paketlerde bunlar olmazsa, üstündeki yaldızlar kimseyi etkilemez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.