google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html
Öne Çıkanlar Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği koronavirüs CHP Prof. Dr. Halis Aygün hane

Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi!

3 yılı aşkın bir süredir tutuklu olan iş insanı Osman Kavala bugün hakim karşısına çıktı. Dava İstanbul Adalet Sarayı'nda görülüyor. Kavala, yargılandığı Gezi davasından beraat edip tahliye edildiği gün 15 Temmuz dosyasından tekrar tutuklanmıştı. 

Mahkemede savunma yapan Kavala, şunları kaydetti:

"Hayatım boyunca askeri darbelere karşı çıktım. Askerin siyasete karışmasını eleştirdim. Hayata bakışım darbeleri desteklemeye izin vermez. Gülenci örgütle irtibatım olmadı.

İddialar olgusal gerçeklerden kopuktur. Dünya görüşüm, etik değerlerimle taban tabana zıttır. Somut delillerin yokluğunda iddialar birbirinin gerekçesi haline getirilmiş. Henri Barkey ile süreklilik arz eden bir irtibatım olmadı. 2016’da bir restoranda tesadüfen karşılaşmamızın dışında herhangi bir irtibatım olmadı."

"TEMASTA OLDUĞUMA DAİR HİÇBİR BULGU YOKTUR"

Kavala, beraat ile sonuçlanan Gezi davasındaki iddiaların yeniden kullanıldığını belirtti. Henry Barkey'e herhangi bir bilgi, belge ilettiğine dair kanıt gösterilmediğini söyleyen Kavala, "Yoğun temasta olduğuma dair de hiçbir bulgu yoktur" dedi. 

"UMARIM BU İDDİANAME TÜRÜNÜN SON ÖRNEĞİ OLUR"

Kavala, savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı: "Casusluk faaliyetinde bulunmak için sivil toplum çalışmaları yaptığıma dair kurgu da tamamen gerçeklerden kopuktur. Anadolu Kültür'ün ayrımcılığı körüklediği, vatandaşlarımızın devletle bağlarını zayıflatma amacı güttüğü, çirkin bir iftiradır.

Gerçeklikten bu kadar kopuk, bu kadar tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek bir ihlal, bir beraat, iki defa da tahliye kararına rağmen yıllarca tutuklu kalma, sıradan bir hak ihlali değildir. Benim için bir tür manevi işkence haline gelmiştir. Umarım yurttaşlarımızın özgürlüklerinden mahrum kalmasına yol açan, temelsiz, delilsiz, mantıksız suçlamaların en aşırılarını içeren bu iddianame türünün son örneği olur."

TANIKLARDAN "KAVALA'YI TANIMIYORUM" BEYANI

Savunmasını bitiren Kavala'nın ardından tanık beyanlarına geçildi. İlk olarak beyanı alınan tanık Bayram Sinkaya'ya hakim tarafından yöneltilen soru sonrası "Davaya konu soruşturmayı bilmiyorum" dedi. Sinkaya beyanına devamla, Henry Barkey'i tanıdığını, Büyükada'da yapılan bir toplantıda bulunduğunu, darbe girişimi ile ilgili kısa bir tartışma olduğunu, onun dışında  kendi çalışmalarıyla ilgili konuştuklarını söyledi.

Tanık Sinkaya, Kavala'nın avukatının "O gece Osman Kavala orada var mıydı?" sorusuna Kavala'yı tanımadığı için onu gördüğünü hatırlamadığını ifade etti. 

İkinci tanık olarak beyanı dinlenen Pınar Sinkaya, kendisinin Bayram Sinkaya'nın eşi olması nedeniyle orada olduğunu, uluslararası ilişkiler okuduğu için bahsi geçen toplantıya katıldığını söyledi. Sinkaya, Barkey'i toplantıda gördüğünü belirterek, "Kavala'yı tanımıyorum" dedi. 

"İDDİANAME GEZİ DAVASI DOSYASINDA VERİLEN BERAAT KARARININ RÖVANŞIDIR"

Tanık beyanlarının ardından duruşmaya ara verildi. Ara sonra Kavala'nın avukatları savunma yaptı. Avukat Deniz Tolga Aytöre, savunmasında iddianamenin hukuka aykırı olduğunu belirterek, "Siyasi bir manzume olarak kaleme alınmıştır. Sanık hakkında beraat verilen başka dosyalara ve delillere dayanarak hazırlanmıştır. Apar topar yazılmış, hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu iddianame, Gezi dosyasında verilen beraat kararının rövanşı niteliğindedir" dedi. 

"İDDİA MAKAMI LEHE DELİLLERİ GİZLEMİŞTİR"

Aytöre, iddianamede sadece sanık aleyhine değil lehine de delil toplanması gerektiğini hatırlatarak, "Ancak iddia makamı bırakın lehe delil toplamayı, lehe delilleri gizlemiştir. Bu iddianamede hukuki bir belgede yapılabilecek en büyük hata yapılmış, bir ağır ceza mahkemesi tarafından hukuka aykırı olduğu karara bağlanmış deliller iddianameye ek yapılmıştır" diye konuştu. 

"BU İDDİANAME İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ"

Dosyada bulunan "Herny Barkey ile Osman Kavala görüştü" iddiasına savunmasında yer veren Aytöre, bu iddiaya ilişkin tek bir tanık beyanı veya delilin olmadığını ifade etti. Aytöre, devamında şunları söyledi: "Sadece aynı ilçede baz istasyonu çakışması delil sayılıyor. Bu iddianame için suç duyurusunda bulunacağız. Niyet, algı, kumpas ne ararsanız var. “İşiniz zor ancak bağımsız yargı için bu zorluğa katlanmalısınız. Osman Kavala’nın beraatini talep ediyoruz."

"SOMUT DELİL VE SOMUT OLGU YOK"

Aytöre'nin ardından savunma yapan Avukat Köksal Bayraktar, Kavala'nın Türk Ceza Kanunu'nun (TCK)  en önemli maddelerinden ikisi ile suçlandığını belirterek, iddianameden Kavala'nın neden suçlandığının bulunmadığını, somut delil ve somut olgunun olmadığını söyledi. Kavala'nın 3 yıldır tutuklu olduğunu hatırlatan Bayraktar, Gezi dosyasından beraatine atıfta bulunarak "Daha önceki tahliyesinde 500 metre uzaklaşmış, yeniden tutuklanmıştır" şeklinde konuştu. 

"BU HUKUKSUZLUĞA SON VERİLMELİ"

Bayraktar, tanık beyanlarına katıldığını belirterek, "Çünkü tanıklar 15 Temmuz gecesi yapılan toplantıya Kavala’nın katılmadığını açıkça söylemişlerdir" dedi. Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: "AİHM, sözleşmesi, teorik hayali hakları değil, infaz süreçleri de dahil pratik ve etkin hakları güvence altına almıştır. İhlal kararı savunmasında iki ayrı davadan farklı tutukluluk olduğunu söyleniyor ancak bu AİHM kararlarına göre bütüncüldür. Osman Kavala hakkında 38 aydır devam eden bu ihlal devam etmemeli. Bu hukuksuzluğa son verilmeli."

Avukat Deha Boduroğlu ise iddianameye ilişkin "64 sayfalık iddianamenin nerdeyse yarısı Gezi İddianamesi’nin kopyası" dedi. 

Savcı, mütalaasında Kavala'nın tutukluluğunun devamını talep etti. Savcı ayrıca Leyla Alaton'un tanık olarak dinlenmesi talebini mütalaada sundu. Mahkeme, Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 5 Şubat'a ertelendi.

"CEZAEVİNDE BİR DAKİKA BİLE GEÇİRMEMLİYDİ"

Dava öncesi yazılı açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü, Kavala’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması ve tüm suçlamaların düşürülmesi çağrısı yaptı. Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi Direktörü Nils Muižnieks, "Osman Kavala yargılama sürecinde, Türkiye yetkililerinin, bağımsız sivil toplumu susturmaya yönelik kapsamlı çabalarının bir parçası olarak, temelsiz ve siyasi güdümlü daha fazla suçlamayla karşı karşıya. Kavala, değil üç yıldan uzun süre tutuklu yargılanmak, cezaevinde tek bir dakika bile geçirmemeliydi" dedi.

"BU SEFER DE CASUSLUK İLE SUÇLANIYOR"

Muižnieks, Kavala'nın bu yıl içerisinde bir suçlamadan beraat ettiğini hatırlatarak, "Ancak Kavala’nın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmeden AİHM kararını savuşturmayı amaçladığı açıkça görülen bir girişimle, bu sefer de ‘casusluk’ ile suçlanıyor. Yarınki duruşmadan çıkabilecek tek makul karar, mahkemenin bu adaletsizliğe son vermesi ve doğru olanı yaparak Osman Kavala’yı serbest bırakması olacaktır" ifadelerini kullandı. "

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.