google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html
Öne Çıkanlar Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği hane koronavirüs 15 Şubat Dipsiz Göl

Gelecek Partisinden Muzaffer Sarısözen’e vefa: Bugün Keşke Kültür ve Turizm Bakanlığı da burada olsaydı!

Ziyarete Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Doç. Dr. Selçuk Özdağ, yardımcıları Hakverdi Altuğ, Mehmet Erman, Yalçın Özdemir ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dış İlişkiler Başkanı E. Büyükelçi Ümit Yardım katıldı.

Cebeci Asri Mezarlığında gerçekleşen ziyarette bir konuşma yapan Selçuk Özdağ, Muzaffer Sarısözen’in hayatını kısaca anlatarak,

“Muzaffer Sarısözen 4 Ocak 1963 yılında vefat etti ve 1900 yılında doğdu kendisi Sivaslı, Sivas Lisesi’nde okudu lisede okurken Çanakkale savaşı 1914-1918 1. Cihan Harbi ile beraber, Çanakkale Savaşı başlamıştı. Lise öğrencisi iken Çanakkale Savaşına gitti. Anadolu’nun ve Osmanlı’nın tüm okumuş gençleri yaşlıları, kadınları, kızları Çanakkale’deydiler bir destan yazdılar onların içerisinde Muzaffer Sarısözen de vardı. Muzaffer Sarısözen Çanakkale Savaşından döndükten sonra kendisi çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptı. Bir yandan Türkçe bir yandan müzik öğretmenliği yaptı. Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştıktan sonra hayatında yeni bir safha başladı. Bu safhada Anadolu’da yazılan türküleri derledi ve bu türküleri, bu türküleri aynı zamanda hayata yeniden kazandırma noktasında büyük çabalar sarf etti. Folklorumuzun halkoyunlarımızın da üstadıydı aynı zamanda kendisi. 10 bine yakın türkü derledi 2 bine yakın türküyü de hem kendisi derledi hem besteledi. Halkoyunlarımızla ilgili stilistlik yaptı 5 tane basılmamış kitabı var” bilgilerini paylaştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığına seslenen Özdağ: “Bugün keşke Kültür ve Turizm Bakanlığı bugün burada olsaydı Muzaffer Sarısözen için bir tören düzenlemiş olsaydılar. Bu mezarı bir anıt mezara dönüştürseydiler.  Bugün TRT Muzaffer Sarısözen ile ilgili küçük de olsa onun şarkıları türküleri dile getirilmiş olsaydı bir yandan onun hayatı Anadolu insanına, Türk dünyasına takdim edilseydi çok daha güzel olurdu. İnşallah Allah nasip ederse onları biz yapacağız. Muzaffer Sarısözen’e bir kez daha rahmet diliyoruz” dedi.

“ÇÖLEMERİK’TEN MUĞLA’YA”

Sarısözen’in kültür mirasımız için öneminin altını çizen Özdağ, sözlerini Muzaffer Sarısözen’i anlatarak şöyle sürdürdü:

“Muzaffer Sarısözen türkülerimizi derledi hem de o günkü şartlarda 1920’lerde bir kez daha askere alındı. 1936 yılından ölünceye kadar da 10 bin türküyü derledi at sırtında. O günkü imkânsızlıklar içinde o günkü zor şartlarda Anadolu’yu tek tek gezdi. Çölemerik’ten Muğla’ya, Muğla’dan Trakya’ya, Trakya’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Hatay’a kadar türkülerimizi derledi. Çünkü biz türkü söyleriz aynen bir yazarın söylediği gibi “ahirette bile türkülerimizle tanınıp, birbirimizi türkülerimizle tanıyacağız.

 Milletler türküleri ile yaşarlar, tarihleri ile yaşarlar dünden bugüne tarihimiz bizimdir iyisiyle kötüsüyle. İyilere sahip çıkararak, kötülerden bir daha yapmamak üzere ders alarak, özeleştiri yaparak devam edeceğiz. Kültür bir milletin yaşadığı biriktirdiği her şeydir. Musikisi, bindallısı, ninnisi edebiyatı, türküleri, halkoyunları, asker uğurlamaları, cenaze merasimleri velhasıl hayatın her safhasında yaşadığı anlardır türküler. İşte o biriktirdiklerimizden bir tanesi Muzaffer Sarısözen’in türküleridir. O türkülerle neşeleniyoruz, ağıt yakıyoruz.

“’ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ’ DİYEREK ÇANAKKALE’Yİ ANLATIYOR”

 Dünde olup bitenleri sadece tarih yazmıyor işte o türküler ‘Çanakkale içinde vurdular beni’ diyerek Çanakkale’yi anlatıyor. Bir diğeri ‘Burası Muş’tur yolu yokuştur, giden gelmiyor acep ne iştir’ diyerek Muş’u anlatıyor. Bir diğer yandan kahramanlık türküleri ile ‘Ceddin deden, neslin baban’ diyerek, ‘Tuna nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor’ diyerek tarihi anlatıyor. Bugün biz Gelecek Partisi olarak tarihimizi yazanlara, kültürümüzü inşa edenlere dünden bugüne yaşadıklarımızı bize taşıyanlara bizden de gelecek kuşaklara taşıyacaklara şükran duygumuzu ifade etmek üzere Muzaffer Sarısözen’in mezarının başında Fatihalar okuduk. Muzaffer Sarısözen’i bütün Türkiye’ye tanıtmak lazım, onunla ilgili belgeseller, filmler çekmek lazım onun türküleri ile ilgili bugün ailesinden yaşayanlar varsa onları bulmak ve onları yaşatmamız lazım çünkü vefa böyle bir şeydir. Muzaffer Sarısözen gibi insanlar çoğalsın, bugün yine kim musikimizi, sanatımızı, edebiyatımızı, dünden bugüne biriktirdiğimiz folklorumuzu yaşatıyorsa önünde saygı ile eğiliyor, şükranlarımızı arz ediyoruz.”

haber: enpolitik

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.