Öne Çıkanlar demokrasi Türkçe Mansur Yavaş İstanbul ihrac

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'nden asgari ücret çağrısı

Türkiye ve dünyada küresel salgın koronavirüsün etkileri devam ederken gözler milyonlarca insanı ilgilendiren Asgari Ücret Tespit Komisyonuna çevrildi. Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği bünyesinde faaliyet göstere Ahi Enstitüsü tarafından Asgari Ücret ve Kaynak Alternatif Raporu hazırlandı. Raporda, alternatifler değerlendirilirse işçinin maaşında 522 lira zam yapılabileceği aktarıldı. 

DEVLET FEDAKARLIK YAPSIN

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'nin hazırladığı raporda, "İşveren hem mevcut işçilerini hem de yeni istihdam yaratacak şekilde yeni işe alacağı işçilerini çalıştırsın. İşçi, emeğinin karşılığı olan ücret olmasa da, asgari ücret olarak tespit edilen meblağı alsın. Devlet, genel bütçe içerisinde %2, gelir bütçesi içerisinde de %3’e yaklaşan bir gelirden feragat etsin. İşçi, sosyal güvenlik primini ve işsizlik fonu primini ödesin, ancak işverenin ödemesi gereken 661 liralık sosyal güvenlik ve işsizlik fonuna uygulanan %5 (147 lira) teşvik, %10 olarak uygulansın ve aradaki %5’lik fark işçiye ödensin." ifadelerine yer verildi.

Raporda ayrıca alternatifler düşünüldüğünde asgari ücretliye çok daha maaş zammı yapılabileceğinden edildi: 

Bu hesaplamayla işçinin asgari ücret için ödeyeceği 375 lira, işçinin maaşına ilave bir artış olarak yansıtılmış olacaktır. Sadece bu rakam bile, AGİ dahil net olarak işçinin aldığı maaşta %17 artışa tekabül etmektedir. Ayrıca, işveren SGK katkı payına eklenen %5 Hazine teşviki de işçiye ödeneceği için, işçinin maaşında 522 lira (%22) artış yapılmış olacaktır. 

DEVLET HAKEMDİR, İKNA EDİLMESİ GEREKEN TARAF İŞVERENDİR

İşverenin ikna edilmesi gerektiğini ifade eden açıklamada, "Bir işçiye ödenen ücret matrahından kesilen vergi ve harçları devlet, sosyal güvenlik primini sosyal güvenlik kurumu ve geriye kalan kısmı da net maaş olarak işçi alır. Her yıl sonunda büyük tartışmalar sonucu belirlenen asgari ücret, işçi için sanal bir rakamdır, alacağı rakamı ifade etmez. Devlet, bu ücret üzerinden alacağı gelir vergisine bakar, Sosyal Güvenlik Kurumu bu ücret üzerinden kesilecek primini alır, işçi vergi ve diğer kesintilerden geriye kalan kısmı alır. Ancak bir kesim var ki, belirlenen asgari ücretin üzerine ilaveler yaparak bütün hesaplanan bu meblağları işte o öder: işveren. Bundan dolayıdır ki; asgari ücret tespit komisyonunda ikna edilmesi gereken taraf da, doğal olarak, işveren olmak durumundadır." denildi.

Asgari ücretin işçinin eğeninin sömürülmesine yönelik olduğu hatırlatılan açıklamada, "Bu noktada şu hususları da not etmekte fayda var. Devlet kurumlarında asgari ücret uygulaması neredeyse yok gibidir. Asgari ücret daha çok, özel iş yerlerinde emeğin sömürülmesinin önüne geçmek üzere uygulanmaya çalışılan tedbir hükmündedir. Hal böyle olunca, asgari ücret Tespit Komisyonu’nda masada yer alan Devlet, aslında işçi ve işveren kesimleri arasında hakem rolü üstlenmektedir. Bu komisyonun teşkili ve tarafların temsili konularında da çeşitli itirazlar olduğu bilinmektedir." ifadeleri yer verildi.

ASGARİ ÜCRETTE ÇÖZÜM:  TARAFLARIN FEDAKARLIĞIDIR

Raporun devamında şu ifadelere yer verildi:

Çözüm ne olabilir/? Yasal asgari ücret var, açıklanan rakama karşılık işçinin eline geçen net rakam var. Diğer tarafta ise açıklanan asgari ücretin üstüne, işçi adına ödeyeceği gelir vergisine ilave olarak 661 lira daha ekleyerek, 3458 lira maliyete katlanan işveren var. Üçüncü bir taraf var ki, o da devlet. Vergi ve SGK olarak devlet, asgari ücretli işçi adına her ay 1134 lira gelir elde etmektedir.

Bu konuda çözüm aranacaksa, asgari ücret taraflarının fedakarlık etmesi gerekecektir. 1,5 trilyon liralık bütçemiz içerisinde, bahsettiğimiz 27 milyar lira, %2’yi bulmamaktadır. 2020 yılı için SGK’nın merkezi bütçeye yükü yaklaşık 75 milyar lirayı bulacaktır. 10 milyon kayıt dışı işsizimiz kayıt altına alınmış olmasa, bir yılda SGK kasanına girecek para yaklaşık 120 milyar lira olacaktır. Asgari ücretten 27 milyar gelir elde ediyorken, sosyal güvenlik sistemi için 75 milyar (faiz hariç) para bulmak zorunda kalınan bir durum var ortada.

Zaten asgari ücretle çalışmak ve bununla da yaşamak zorunda olan işçi ve emekçinin fedakarlık yapabilecek bir durumu olmadı açıktır. İşveren ise maliyet kalemleri arasında en büyük yükün işçi ücreti olduğu konusunda ısrarcı olmaya devam etmekte ve bu konudaki serzenişi de devlet tarafından haklı görüldüğü için çeşitli teşvikler uygulamaktadır. Bütün dünyada yaşanan pandemi sürecindeki daralma da bu sorunun tuzu biberi olmaktadır. Daralan ekonomiler, küçülen dünya ticareti, artan enflasyon ve işsizlik rakamlarındaki büyüme, masadaki her üç kesimin de elini güçlendirmektedir. Ancak bütün bunları dikkate alarak şu öneri yapılabilir.

ASGARİ ÜCRET NASIL OLUŞUYOR?

Tespit edilen asgari ücret, bir işçiye bir aylık emeği karşılığında ödenecek en az brüt ücreti ifade etmektedir. Ancak olay burada bitmemektedir. Hiçbir işçi bu yasal asgari ücreti, net olarak alamamaktadır. Bu ücret üzerinden, öncelikle sosyal güvenlik ve işsizlik fonu için yapılacak kesintiler vardır. 

2020 yılı için tespit edilen 2,943 lira asgari ücretten, öncelikle 432 lira SGK ve işsizlik fonu kesintisi yapılacaktır. Bu da yetmez! İşçinin geriye kalan 2501 lirasından %15 de Gelir Vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılacaktır. 400 Lira daha kesildikten sonra, AGİ (Asgari Geçim İndirim) ilave edilecek ve ancak ondan sonra işçinin alacağı net ücret ortaya çıkacaktır. AGİ olmasa, 2943 liralık ücrette işçinin alacağı net maaş 2104 lira olacakken, ancak 220 lira AGİ ilave edilerek 2324 lira net maaş alabilmektedir.   

İşveren de 661 lira ayrıca işveren SGK primi ve işsizlik fonu ödemesi yapacaktır. Hazine teşviki (%5 =147 lira) bu rakamdan düşülmektedir. Sonuçta, günlerce kamuoyunda tartışmalar sebep olan ve zorlu bir süreçten sonra belirlenen Asgari ücret, 3 kesimi ilgilendiren ve aslında iki farklı ücreti temsil eden bir rakam olarak ortaya çıkmaktadır. İşçi, Maliye – SGK ve işveren. İşçi için net 2324 lira (brüt 2943 lira) ve Maliye ve SGK için 1134 lira olan yasal asgari ücret, işveren için 3458 lirayı ifade etmektedir. Sonuçta hem işçiye ödenecek net ücretin de hem devlete ödenecek vergi ve SGK ödemelerinin de muhatabı ve sorumlusu işverendir.

İŞÇİNİN BAŞKA SEÇENENEĞİ OLMAMASI ve KAYITDIŞILIK

Devlet, asgari ücretten 375 lira vergi geliri elde etmekte ve bu meblağı her bir işçi için işveren ödemektedir. Ülkemizde yaklaşık 6 milyon asgari ücretliden bahsettiğimize göre, aylık 2 milyar 250 milyon lira ve yıllık olarak da 27 milyar liradan bahsetmekteyiz. 6 milyon asgari ücretli adına ödenen toplam vergi ya da devletin asgari ücretliden elde ettiği yıllık gelir; 27 milyar lira. Devletimizin, SGK adına emekliliklere yolda iki kez olmak üzere ödediği bayram ikramiyesine eşdeğer bir rakam olduğunu da hatırlatmakta yarar var.

Ülkemizin muzdarip olduğu ve çalışma hayatında sürekli gündemi meşgul eden bir konu var: kayıt dışı istihdam. Kayıt dışı istihdam rakamları, ihmal edilemeyecek ya da göz ardı edilemeyecek kadar çoktur. Yaklaşık 10 milyon işçiden bahsediyoruz. Bunlar için uygulanan yasal asgari ücretten bahsetmek mümkün olmadığı ve devlet bir kuruş gelir vergisi alamadığı gibi, hem bu şekilde çalışan sosyal güvenlik sisteminin dışında kalmakta hem de milli bütçemizin en büyük açıklarının birincil sebebini oluşturan sosyal güvenlik sistemimiz beslenememektedir. Bu arada, kayıt dışı işçi olma seçeneğini, işçi değil, maalesef ki işveren tercih etmektedir.  Yukarıda arz ettim, asgari ücret üzerinden, yasal işçi çalıştıran bir işveren; 2324 lira işçiye öderken, 1134 lira da SGK primi ve vergi olarak devlete ödemektedir. Yani, iki adet kayıtlı işçi maliyetine 3 adet kayıt dışı işçi çalıştırmak mümkündür. Bu noktada, kayıt dışı çalışmaya razı olan işçinin de, işsiz ve aç kalmak yerine ve sosyal güvenlik sistemine dahil olmayacağını da bilerek, başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.