Öne Çıkanlar A Milli Futbol Takımı Canan Kaftancıoğlu yangın koronavirüs DİSK

Davutoğlu’ndan ‘Uygur bildirisi’ tepkisi: Bunun hesabını birileri vermeli

Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı işkence ve asimilasyona karşı farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen toplantıya Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ev sahipliği yaparken Genel Başkan Yardımcıları Vahdettin İnce ve Selçuk Özdağ da birer konuşma yaptılar. Toplantıya ayrıca Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı derneklerin temsilcileri ile Türk Dünyası’ndan STK mensupları da katılım sağladı.

Toplantıda ilk olarak söz alan Gelecek Partisi’nin İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Vahdettin İnce, Türkiye’nin Türk ve İslam dünyasındaki rolüne dikkat çekti. İnce, Türklerin şu anda dünyanın herhangi bir bölgesinde mağduriyet içinde olmasının herkesi yaralıyor olmasına rağmen çok da önemsenmemesi gerektiğine vurgu yaparak “Bu millet, eğer sosyolojiden, tarihten anlıyorsam bu millet yeniden rüzgar gibi esecek ve İslam ümmetinin bu durgun coğrafyasını, bu Orta Asya’yı, bu Arap milletini, çevredeki diğer bütün milletlere yeniden medeniyet aşılayacak bir kıvama getirecektir” diye konuştu.
İnce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu milletin evlatlarına bu boynu büküklük yakışmaz. Bu millet yeniden ayağa kalkacaktır. Yeniden o uzak diyarlardaki milletlerin o eski onurlu kimliklerine kavuşmalarını sağlayacaktır.”

Vahdettin İnce, “Türk milletinin kahraman evlatları, siz bugün bu mağduriyeti, bu mazlumiyeti yaşıyor olabilirsiniz. Sizi tekrar dalgalanmak üzere bir rüzgar gibi bekleyen bir bayrak var. O bayrağı düşünerek bu mazlumiyetlerin, bu mağduriyetlerin geçici olduğunu düşünün” diyerek sözlerini noktaladı.

Selçuk Özdağ: Doğu Türkistan bir gün gök bayrağı dalgalandıracak!

İnce’nin ardından söz alan Gelecek Partisi Sosyal Politikalardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, “Doğu Türkistan bir gün gök bayrağı dalgalandıracak” dedi.
Özdağ, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde kendisinin yardımcısı olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Doğu Türkistan’dan insanları nasıl getirdiğimizi biliyorum. Birileri seslerini çıkartıyorlardı ama biz oradaki başka ülkelerden buraya gelişlerinize vesile olmuştuk. Bunları sessizce yapmıştık. Yine aynı şekilde diplomasiyi kullanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin yapmasını istiyoruz.” diye konuştu.

1948 İnsan Hakları Beyannamesi’ne Çin’in de evet dediğini söyleyen Selçuk Özdağ, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Çin hükümeti, İnsan Hakları Beyannamesi’nin 30 maddesini de şu anda Doğu Türkistan’da ihlal ediyor. Doğu Türkistan’ın 2 milyon metrekarelik toprağı var. Türkiye’nin dört misli. 30 milyona yakın insan yaşıyor. Çin için stratejik bölge ama aynı zamanda da çok zengin maden yataklarına, suya, doğal gaza ve petrole sahip. O nedenle Doğu Türkistan’daki insanlardan rahatsızlık duyuyor.”

Ahmet Davutoğlu: Doğu Türkistan’daki başlar eğikken bizim yüreğimiz yanar

İnsanların Urumçi’de ‘Selamın Aleyküm’ demekten dahi korkar halde olduğunu dile getiren Gelecek Partisi lideri, “Bilinsin ki Doğu Türkistan’daki başlar eğik ve bu acılar yaşanırken bizim yüreğimiz yanar. Aynı şekilde Kırgızistan’da kardeş kavgası var. Yüreğimiz yanıyor. Bişkek’ten gelen haberler soydaşlarımızın, kardeşlerimizin birbirine düştüğünü gösteriyor ve dün Gence’ye düşen Ermeni füzelerinden yüreğimiz yanıyor.” dedi.

Bugünün Azerbaycan’ın bağımsızlık günü olduğunu da hatırlatan Davutoğlu, “Azerbaycan’ın ay yıldızlı gök bayrağı ebediyen göklerde dalgalanacak” ifadelerini kullandı.
İktidarın Doğu Türkistan konusunda sorumlulukları var diyen Ahmet Davutoğlu, şunları söyledi: “Bu, Çin ile ilişkilerin olumsuz seyretmesi gerektiği anlamına gelmez. Çinliler ile yaptığım her görüşmede, -ki defalarca Pekin’e gittim- Her seferinde kendilerine ifade ettim: Çinliler ile Türkler iki büyük kurucu medeniyettir. Her meseleyi oturup konuşuruz. Eşitler olarak konuşuruz. Karşılıklı saygı olarak konuşuruz. Çin medeniyeti üzerine ders vermiş bir akademisyen olarak da Çin medeniyetine saygı duyarım ama bilinsin ki saygı duyduğumuz medeniyetlerden de saygı bekleriz. Saygı duyduğumuz devletlerden de saygı bekleriz. Son dönemlerde yaşananlar gerçekten acı vericidir. 2009 yılında Urumçi’de saldırılar olduğunda o zaman en sert tepkileri vermiş ama Çin ile ilişkileri kesmeden 2010’de Cumhuriyet Bayramımızı Urumçi’de kutlamıştık. Bugün gelen haberler o günkü haberlerden daha acı. O günlerde şehitlerimiz vardı ama her eve bir Çinli yerleştirilerek aile mahremiyeti daha yok edilmemişti, şehitlerimiz vardı ama toplama kamplarında Uygur Türkleri, dillerini, kimliklerini asimile edececk bir toplama kampı gerçeğiyle karşı karşıya değillerdi. Bugün tablo her zamankinden daha acıdır. Ama 2009’da ses veren Türkiye, o zaman başbakan olan Erdoğan, Çin’i soykırımla suçlamıştı. Şimdi sessiz ve olayları gözlemci olarak bile izlemekten kaçınmıştı.”

Buradan iktidara ve iktidarın küçük ortağına sesleniyorum!

Buradan iktidarın büyük ortağına ve küçük ortağına sesleniyorum. Ötekine bir şey demiyorum. O zaten sahibinin sesi olarak Uygur’daki Türklere yönelik bütün katliamların savunculuğunu yapıyor ama AK Parti’ye ve MHP’ye, mazlumların sesi olduğunu söyleyen Sayın Erdoğan’a ve kırk yıllık bir geleneğin sözcüsü olduğunu söyleyen Bahçeli’ye bir çift sözüm olur. Şimdi yapılması gerekenler şunlardır…

TBMM, derhal Doğu Türkistan özel oturumuyla toplanmalı ve bütün partilerin imzasıyla ortak bir bildiri kabul edilmelidir. Eğer Doğu Türkistan’da yaşananlar AP tarafından kınanmış ve ortak bir bildiri yayınlanmışsa, Amerikan Kongresi tarafından kınanmış ve Amerikan – Çin ortak komite toplantılarında gündeme getirilmişse, TBMM’nin, adında Türkiye lafzı olan ve Divan-ı Lugat-it Türk’ün Türkiye lafzını barındıran TBMM’nin birinci ve asli görevi Uygur kardeşlerimize sahip çıkmak ve ortak bildiriyi derhal kabul etmektir. Batı merkezlerine ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye haykırdıktan sonra bu beşin içindeki bir ülke olan Çin’e karşı bu kadar sessiz kalınması, o beşin içindeki diğer ülkeler bir kınama kabul etmişken Türkiye’nin sessiz kalması kabul edilemez.

Yüz karasıdır!

Haziran 2019’da TBMM’ye sunulan bir tasarı, AK Parti’nin red, MHP’nin çekimser oylarıyla reddedildi. Bu tasarıya red veren bütün milletvekilleri için bir yüzkarasıdır ve hayatları boyunca da o yüzkarası sicillerinde yer alacaktır. Onların arasında tanıdığım, bu meselelerdeki hassasiyetini bildiğim arkadaşlara sesleniyorum: Yeni bir teklif gelirse -ki gelmeli- talimata değil, yüreklerindeki sese ve dillerindeki Türkçe’ye baksınlar, Divan-ı Lugat-it Türk’ün hakkını vererek Doğu Türkistan konusundaki bir teklife bir daha hayır deme cesareti göstermesinler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.