google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM
Öne Çıkanlar Litvanya 8 lira Özcan Aygun Yönetmelik Türkiye İstatistik Kurumu

Akşener'den Erdoğan'a: 'O iş bitti' dediğinden beri 7 kadın öldürüldü

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuştu.

Akşener'in konuşmasından satır başları şöyle:

"Bugün biri damat bakan ile ekonomi  kavramını aynı cümle içinde kullansa dolar fırlıyor. Kendisinin ekonomi yönetimi kariyerinde hazinenin 128 milyar dolarlık rezervi eritmiş, Türk lirası kula dönmüş, işsizlik, faiz, enflasyon artmışken, bu işi beceremeyen bir insanın tekrar bu konularla anılmasını saçma buluyorum. Sayın Erdoğan saçmalama konusunda çıtayı uzaya çıkardığından kesin konuşamıyorum.

Bu gece yarısı operasyonu sonucunda Türk lirası dolar karşısında yüzde 15'e yakın değer kaybetti. Madem yeni başkan aynı politikaları sürdürecekti neden bizi bir gecede yüzde 15 fakirleştirdin? Merkez Bankası başkanı değişiminin sebebi ekonomi değil, Türkiye AK Parti içindeki çekişmelere kurban ediliyor.

Bu maliyeti hepimiz ödeyeceğiz, bir tek onlar ödemeyecek. Biz İYİ Parti olarak Merkez Bankası'nın bağımsızlığını önemsiyoruz. Meclis'e kanun teklifi de verdik. 

Bu iktidarın Türkiye'ye vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Çünkü milleti değil koltuğu dert ediyorlar. Ahlak, erdem ve doğruluk AK Parti Genel Merkezi ve Saray'ın kapısından giremiyor. Peygamber efendimizin yolundan saptıklarından beri iktidarları dikiş tutmuyor.

Ahlaksızlığı büyüklerinden bir genci elbette linç edecek değilim. Benim meselem kendini bu çarpık zihniyete teslim etmiş gencimiz değil. Benim meselem o gencimiz de dahil tüm gençlerimizi bu zihniyetin yarattığı ahlak erozyonundan korumak. O gencimiz 'AK Parti'de görev alırsam daha çok kazanmamın önü açılır diye düşündüm' diyor. Ne acı değil mi?

Bu çarpık zihniyeti bu topraklardan silene kadar yılmadan mücadele etmek zorundayız. 

Sayın Erdoğan, 2 gün önce pandemiye karşı bazı önlemler açıkladı. Ramazan ayında toplu iftar yasakmış, doğru bir karar. Ama sormak istiyorum. Sizin lebaleb kongrelerdeki keyfiniz  Allah'ın sofrasından daha mı kıymetliydi? Lokantalarda, kafelerde 3-5 kişi bir araya gelince salgın yayılıyor da kongrelerinde virüs tatile mi çıkıyordu. Bu vicdansızlığınıza yazıklar olsun.

Ankara'daki salona doldurulan binlerce korona elçisi ülkemizin dört bir yanına dağıldı ve sonuç ortada. Bu suçun asıl failine cezayı kim kesecek?

Milletimiz aşı nerede diye soruyor, siz gökyüzüne bakıp ıslık çalıyorsunuz. Bu beceriksizliğin hesabını kim verecek? İçişleri Bakanı lebaleb kongrelerden beri ortada yok, Sağlık Bakanı utancından kongreye bile gelemedi. Bakanları utanıyor, sayın Erdoğan utanmıyor.

Kim ne derse desin o sözleşme hala geçerlidir. Yöntem de açıklanan karar da geçersizdir. Sayın Erdoğan, burası muz cumhuriyeti değil. Burası memleketi benzetmeye çalıştığın 3. dünya ülkesi de değil. Aklını başına devşir, böyle şımarıklık olmaz. Böyle ülke yönetilmez.

Cuma namazı çıkışı kadınları tehdit eder gibi 'önünü arkasını karıştırmayın' diyor. Şu tarza bakar mısınız? Emrin olur ağam. Bu tehditler kadınlara sökmez sayın Erdoğan. Sen 'O iş bitti' dediğinden beri 7 kadınımız öldürüldü. O iş kadınlar bitti demeden bitmez sayın Erdoğan."

3-5 milyar dolar için Doğu Türkistan'daki Müslüman Türklerin hakkını ve hukukunu Çin'e kilim mi ediyorsunuz?

'İlle de Kanal, inadına Kanal' diye tutturdu gidiyor. İlla bir Kanal açacaksan GAP'ta sulama kanalları aç. Çiftçimiz de ülkemiz de zenginleşsin. 40 yılda bu memlekete bir hayrın dokunsun. Ama nafile. Çünkü doğa umrunda değil. 

Türkiye bu mücadelenin dışında kalamaz. Tükenişin değirmenine su taşıyamaz. 3 aylık süreçte atmosfere 9.9 milyar ton karbondioksit salındı. 173 milyar ton buzul eridi. 222 milyon ton gıda israf oldu. Denizlere 2 milyon ton plastik atık bırakıldı. Bu hızlı yok oluşa rağmen, maalesef önlem almakta geç kalıyoruz. Eğer, gerekli önlemleri almazsak; yalnızca 28 yıl içinde, denizlerde balıktan çok plastik atık olacak. 18 yıl içinde, dünyada temiz su bulmak mümkün olmayacak. Ve 48 yıl içinde de, ozon tabakası geri döndürülemez biçimde tahrip olacak. Rakamlara lütfen dikkat edin. Uzak bir gelecekten değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın bizzat yaşayacağı bir felaketten söz ediyorum.

Türkiye için de alarm zili artık çalıyor. İktidar, bu süreci hızlandırmak yerine, bir an önce, çözüm için somut adımlar atmak zorunda. Birleşmiş Milletler’in, 2002-2018 yılları için, sera gazı emisyonu verisini açıkladığı 43 ülke var. Bu 17 yılda, 43 ülkeden 31’i emisyonunu azaltmış. Türkiye’deyse yüzde 82 artmış. Bu ne demek?

Bu, “Havayı kirletmede şampiyonlar ligindeyiz.” demek. Bu havayı biz soluyoruz, evlatlarımız soluyor, sevdiklerimiz soluyor. Bitmedi. Sularımızı da “yarın yokmuş gibi” tüketiyoruz. “Irmağının akışına öldüğümüz” Türkiye, maalesef her geçen gün, su fakiri bir ülke oluyor.

Bakın, size acı bir örnek vereyim: Türkiye, su fakirliğinde 32’inci sırada. Çöl ülkesi olarak bildiğimiz Irak, Mısır, Sudan gibi ülkeler bile, su kaynakları konusunda, bizden daha iyi durumdalar. Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı, 2008’de 1700 metreküpken, 2020’de 1346 metreküpe düştü. Yani son 12 yılda, üçte bir oranında daha az suya erişebilir hale geldik. Gerçekten utanç verici…

Peki bu gerçek önümüzdeyken, Ak Parti iktidarı ne yapıyor? Her zaman yaptığını yapıyor. “Reform yapıyormuşuz gibi çek pampa” mantığıyla, işe yaramayacak ve asla gerçekleştirmeyeceği reform paketleri açıklayıp, çevre katliamına göz yummaya devam ediyor. Başka ne yapıyor? Doğru bildiniz, vergileri arttırıyor.

2019 verilerine göre, yalnızca 38,4 milyar liralık çevre koruma harcaması yapan iktidar, bunun karşılığında, tam 91,1 milyar lira vergi geliri elde etmiş. Yani iktidar, diğer alanlarda olduğu gibi, çevre konusunda da verdiği sözleri tutmayıp, gerekli harcamayı yapmamış. Çevre vergilerinin toplam vergiler içindeki payı, OECD ülkelerinde yüzde 3-10 arasındayken, bizde yüzde 17. Yani çevre koruma bahane, yandaşlara aktarmak için vergi toplamak şahane. Nitekim, “onu yaptık, bunu yaptık…” diyorlar ama,

Türkiye’de sera gazı emisyonu, sadece 2018’de 520 milyon ton artmış. Son beş senede, atık suların yüzde 77’si denize, yüzde 18’i akarsulara deşarj edilmiş ve 15,1 milyon ton tehlikeli atık oluşmuş.

Şimdi ben bunları söyleyince, hemen diyecekler ki; “Bakın, Saray’da bile nasıl çevreciyiz…” Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgilere göre, “Sıfır Atık Projesi” hayata geçtiğinden beri, 36 aylık sürede, Saray’da 234 bin ton atık, geri dönüştürülmüş, 3 bin metreküp, su tasarrufu sağlanmış, 25 bin kilogram, sera gazı salımı engellenmiş. İstatistiklere göre, bu tedbirlerle, tam 1872 adet ağacın kesilmesi engellenmiş. Bu 1872 ağaçsa, 3 bin 744 kişiye oksijen sağlamış. Saray idaresini tebrik ederim. Bu hızla giderlerse, Saray’ın yapımı için kestikleri 10 bin ağacı, 5 yılda telafi edip, 15 bin kişiden çaldıkları oksijeni geri verebilirler. Bu olağanüstü çevreci duruş için, kendilerini alkışlıyoruz.

Sarayda çevrecilik oynayarak mesafe alamayız. Türkiye, Eritre, Irak, İran, Libya ve Yemen’le beraber, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan, altı ülkeden biri. Anlaşmayı onaylamayan bir diğer büyük çevreci, Sayın Erdoğan’ın yakın dostu, Donald Trump artık yok. Yeni ABD yönetimi de, ilk iş olarak, Paris İklim Anlaşması’nı onayladı, İklim Zirvesi’ni organize etti, ve Türkiye’yi de bu zirveye davet etti. Şimdi Sayın Erdoğan, o zirvede ne diyecek, gerçekten çok merak ediyorum…Acaba, İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi, “Paris Anlaşması’na ne gerek var, mevcut yasalarımız çevreyi korumak için yeterli.” mi diyecek?Yoksa, “Değerlerimize aykırı olan Paris Anlaşması’nı tanımıyoruz, Biz, yerli ve milli, Gaziantep İklim Anlaşması’nı kaleme alacağız.” mı diyecek?

Acaba, “Eyyy Greta, sen kimsin?” mi diyecek? Yoksa, “Çevreciliği sizden öğrenecek değiliz” mi diyecek? Ne diyeceğini, o gün geldiğinde göreceğiz ama kesin olan şu ki; Türkiye’nin, iklim krizi ve doğa konusunda, bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. İktidar, kulağının üzerine yatarken, zamanımız maalesef tükeniyor.

Bakın, burada çok önemli bir nokta daha var. Çevre konusunda artan küresel hassasiyet, ülkemizin ihracatını da etkileyecek noktaya geldi. Avrupa Parlamentosu, geçtiğimiz 10 Mart’ta, insan haklarını ihlal eden, ve çevreye zarar veren firmaların, Avrupa Birliği şirketlerinin tedarik zincirlerine katılması konusunda, sert bir açıklama yaptı. Böylece Avrupa Birliği, dünyaya ve insana daha duyarlı ülkelerin şirketleriyle çalışmak istediğini açıkça ilan etmiş oldu.

Yeşil Mutabakat kapsamında, ithal ürünlerin, karbon yoğunluğuna göre vergilendirilmesi planlanıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, sadece karbon vergisi nedeniyle, şirketlerimiz, 1,8 milyar Avro’ya yakın bir ciro kaybı yaşayabilir demek. Bu, çok ciddi bir konu. En başından beri vurguluyoruz:

İYİ Parti milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir partidir. İYİ Parti’nin ekonomik modeli, sürdürülebilir bir kalkınmayı, ana eksen olarak belirlemiştir. Bu çerçevede, doğa ve çevreyle uyumlu, ekolojik dengeyi gözeten ve bizden sonraki nesillere, yaşanabilir bir Türkiye bırakmak, ana hedefimizdir. Eğer doğru politikaları uygularsak dünyada çevre koşulları ve iklim değişikliği konusunda artan hassasiyeti, Türkiye için, çok önemli bir fırsata çevirebiliriz.

Ülkemiz mevcut durumda, Avrupa Birliği’nin toplamı kadar biyo-çeşitliliğe yarısına yakın da, endemik ürün gamına sahip. İzlenen kötü politikalara rağmen, coğrafyamız ve iklimimiz, yıllık 2,5 üretime izin veriyor. Doğru yatırımlarla, bu yeşil dönüşümün kazanan ülkesi biz olabiliriz.

İşte o nedenle diyoruz ki; Biz gelene kadar onaylanmazsa, iktidara geldiğimizde ilk iş olarak, Paris Anlaşması’nı onaylayacağız. Çünkü biz biliyoruz ki, bu anlaşmayı onaylamadan, sanayide yeşil dönüşümden, çevrecilikte sıfır atıktan bahsetmek mümkün olmaz.

Ülkemizde, sera gazı emisyonunun, yüzde 71,6’sı enerji sektöründen, yüzde 16,2’siyse, ulaşımdan kaynaklanıyor. O yüzden, karbon yoğun enerji üretimine son verecek, yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımları destekleyeceğiz.

Almanya, elektrikli araçlardan vergi almayıp, bir de üzerine maddi destek verirken, Sayın Erdoğan, elektrikli araçların ÖTV’sini arttırıyor. Biz, elektrikli araçları özendirmek için, vergi oranlarında indirime gideceğiz. Tüm ulaştırma yatırımlarını, toplu taşımayı özendirecek şekilde planlayacak ve toplu taşımada, elektrikli araç dönüşümünü başlatacağız.

Çevreye, doğaya ve yeşile uyum düzeyini ölçen bir derecelendirme sistemi kuracağız. Firmaları, yeşil dönüşüme uyumu çerçevesinde tıpkı enerji verimliliğinde olduğu gibi derecelendirip yüksek not alan firmaları, kurumlar vergisinden muaf tutacağız.

Mesele haklı çıkmak değil, mesele, Ak Parti iktidarlarının sebep olduğu enkazı kaldırmak. Milletimiz gerçeği görüyor. Bu enkazı ancak İYİ Parti kaldırır, biliyor. İşte o nedenle İYİ Parti, her geçen gün büyüyerek iktidara yürüyor."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.