Havalar serin, havalar kurşun gibi ağır…

Bu sene yaz, mevsim normallerinin aksine epey serin geçiyor. Haziran ayının yarısına yaklaşıyoruz, neredeyse temmuza değecek parmak uçlarımız. Değecek ama halen montla dolaşanlar var, halen kazak giyenler var. Hiçbir zaman yaz favori mevsimim olmadı, kışı severim ama şu günlerde fark ettim ki yazı da öyle çok sevmiyor değilmişim. Eski normalleri öyle özlüyor, öyle özlüyoruz ki… Havalar serinlese de şu kurşunun ağırlığı geçmiyor.

Bir iğnenin deliğinde umudu aramak

Kurşun gibi havanın ağırlığı içimizdeki pembe otların köklerini acıtıyor, canımız yanıyor. Bu kurşun gibi havadan kurtulmak için dört gözle etrafa bakıyoruz. Bir umudun avuçlarından yükselecek kıvılcımı gözlüyoruz, gözlüyoruz ki kıvılcımı kovalayalım ve göklerde uçurtmalar uçuralım. Uçurtmaları uçurabilmek için kanatlarını ısırıp damarlarını kesen taşlardan kurtarmamız lazım onları. Herkes, içinde mavinin nefesini taşıyan herkes bunu istiyor. Biliyorum, görüyorum. Bir iğnenin deliğinde umudu arayanların fısıltılarını işitiyorum.

Değişmek ve değiştirmek zorundayız

Bu umut, değişimin umudu artık bizim bu ülkeye dair ve bu ülkenin yarınlarına dair inancımızın oksijeni. Bu değişimi hep birlikte gerçekleştirmek zorundayız çünkü ben bir değişimi demokratik yolla, başarıyla sağlayamadığımız takdirde yarın bu topraklarda hep birlikte yaşayabileceğimize dair ciddi kaygılar taşıyorum. O uçurtmaların kanatlarının temelli kırılmasından korkuyorum, çok korkuyorum. Bu duyguların dizinin dibinde buluştuğumuz milyonlarca vatandan olduğunu da iyi biliyorum, değişmek ve değiştirmek zorundayız.

Aynadaki insanı değiştirmek

Dünyada değişim denince akla gelen, milyonlarca insana motivasyon kaynağı olan o şarkıda diyor ya ‘’Man in the Mirror’’ diye. Aynadaki adamı değiştirmekle başlamak lazım diyor o meşhur şarkı. Biz uçurtmalarımız bir daha uçamayacak diye korkuyoruz, yarın bir sofranın etrafında buluşamayacak duruma gelmekten korkuyoruz. Düşüncelerimizi bir daha ifade edemeyeceğimizden korkuyoruz, sevdiklerimiz sırf eleştiriyor diye bu dünyada cehennemi tadar diye korkuyoruz. Ama aynadakini değiştirmek için gerçekten çaba sarf ediyor muyuz acaba ?

Kurtarıcıyı öylece beklemek

Biri çıkacak ve her şeyi düzletecek diye bekliyoruz. Biri çıkacak, beliriverecek. Ondan sonra mucizeler yaratacak, sahada mücadeleyi verecek biz de aynı şekilde yaşayıp giderken eğer adaylar hak ederse oy vermeye gideceğiz. Siyasetçilerin halktan kopukluğunu, siyaset kurumu ve toplum arasındaki fraksiyonu nasıl eleştiriyorsam bu konuya da değinmek istiyorum. Herkes şikayet ediyor ama çoğumuz adım atmıyor, çoğumuz kendisini değiştirmiyor, çevresini değiştirmek için mücadele etmiyor ve o kurtarıcı Gümüş Sörfçü’yü bekliyor.

Günden güne kokuşuyoruz, günden güne ölüyoruz

Bu toplum kendi bağımsızlığını, kendi özgürlüğünü ve kendi topraklarını destansı bir şekilde tüm dünyaya örnek alacak bir şekilde savundu. Savundu ama bu topraklar hiçbir zaman yaşamak için çok kolay olmadı, hani diyorum ki hiçbir zaman hava öyle tenlere buse konduran bir tavırda olmadı. Ulu Önder, bir gün bu toplumun hantallaşabileceğini öngörmüş olacak ki bir kurtarıcıya bel bağlayıp olanabitene teslim olmamamız gerektiği konusunda eline geçen her fırsatta vurgu yapmış. Biz Gümüş Sörfçünün galaksiden bize el uzatmasını beklerken günden güne kokuşuyoruz, günden güne ölüyoruz.

Güney Belediyesi seçimine dair

Bir kurtarıcı hasreti içinde bulunduğumuz sürece, sürekli bir parlayan yıldızdan medet umduğumuz sürece yaşadığımız olumsuz tecrübeler bir kısır döngüye dönüşür ve biz o döngünün nasırlarına fanusun içine kapatılmış bir sinek gibi çarpa çarpa yaşarsak ne anlamı kalır ki ? Bu toplumdaki her birey değerli, her birey bir kurtarıcı. İnsan kendisinin kurtarıcısı. Öyleyse yaptığımız işi en iyi şekilde yapmakla birlikte konuşacağız, söyleyeceğiz, mücadele edeceğiz ve en önemlisi de korkmayacağız. Bizim ulusal marşımız ‘’Korkma !’’ diyerek başlıyor ve biz bu ulusal marşı ilkokuldayken öğreniyoruz. Eğer kendimizi, kendimizle birlikte bu toplumu değiştirmeyi beceremezsek her zaman kurtarıcı olarak görülenler üstümüzde tepinir, tepinir ve biz de o fanusun camlarına toslar dururuz.

Elbette liderler olacak, elbette bu toplum kendisine yakışır önderler ve liderler tayin edecek.

Ama bu liderler tartışılamayan tabular haline dönüşmeyecek, ilkeler ve değerler öne çıkacak.

Bu bakış açısını, bu yaklaşımı topluma kazandıramazsak bu oyunda sadece oyuncular ve replikler değişmiş olur.

Perdenin sonu yine aynı havanın, aynı kurşun gibi havanın tepemize çökmesine ve uçurtmaların susmasına çıkar.

Bakın biz Gümüş Sörfçü’yü beklerken neler oldu ?

6 Haziran 2021 Pazar günü yani dün, ülkemizde bazı seçimler gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen bu ara mahalli idareler seçimlerinde siyasi partilerimiz kimi ufak belediye başkanlıkları ve mahalle muhtarlıkları için yarıştılar.

Bu seçimler nedense ülke gündeminde öyle çok konuşulmadı, çok tartışılmadı. Gündemde pek tutunamadı.

Ben seçimleri dikkatle, ilgiyle takip ettim özellikle de Afyonkarahisar’daki Güney Belediyesi seçimini daha da dikkatle takip ettim.

Burada gözlemlemek istediğim noktalar vardı;

ilki Cumhur İttifakı’nın çok güçlü olduğu küçük bir belde olması, el değiştirme beklentisinden ziyade Cumhur İttifakı’nın böylesine güçlü olduğu bir bölgede kan kaybedip etmeyeceğiydi.

Evet, el değişimi görmekten ziyade memlekette olup bitenlerin özellikle de artık giderek dayanılmaz noktalara ulaşmaya başlayan hayat pahalılığının oradaki 1,880 seçmende nasıl bir reflekse sebebiyet vereceğiydi.

İkincisi iktidar partisinin ve ortağının 21 Haziran 2019’daki tarihi yenilgisinden sonra gireceği ilk seçimlerde göstereceği tavırdı.

Üçüncüsü yine iktidar partisinin ve ortağının 21 Haziran 2019’daki tarihi yenilgisinden sonra sandığa, muhalefet partilerinin müşahitlerine göstereceği tavırdı.

Dördüncüsü de Gelecek Partisi’nin özellikle kırsal bölgelerde, iktidar partisinden belli ölçüde oy çekmesi beklenen Gelecek Partisi’nin nasıl bir performans sergileyeceğiydi.

Hepsini gözlemledim.

Peki neler çıkardım ?

Cumhur İttifakı’nın oldukça güçlü olduğu bölgede beklediğim gibi herhangi bir değişim olmadı. Ama Cumhur İttifakı çok ama çok güçlü olduğu bir bölgede azımsanamayacak bir oy kaybıyla karşı karşıya kaldı.

2018 Seçimlerinde aynı bölgeden %72,5 oy alan Cumhur İttifakı, bu seçimde %62’lik bir oy oranı yakaladı.

Bu oy kaybının önemli bir gösterge olduğu kanaatindeyim zira Cumhur İttifakı’nın böylesine güçlü olduğu bir bölgede böyle bir gerileme yaşamış olması zannediyorum 31 Mart’ın kaderini değiştiren lokomotif kentlerdeki trende dair ipuçları veriyordur.

İkincisi Cumhur İttifakı’nın bir belde belediye başkanlığı seçimi için gösterdiği tavır. Cumhur İttifakı her zaman büyük, küçük demeden belediyelerde kampanya konusunda ciddi bir performans sergilerdi bu konuda hakkını yemem olanaksız özellikle de iktidar partisinin.

Ama Güney Belediyesi seçimleri öyle bir seviyeye gelmiş olacak ki kentte günlerce iktidar partisinin milletvekilleri kamp kurdu, il ve ilçe teşkilatları zaten hiç durmadan çalıştı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi İçişleri Bakanımız da bir belde için kampanya yapmaya gitti. 21 Haziran 2019’daki Tecrübe zannediyorum iktidar partisini epey sarsmış.

Üçüncü husus belki de benim için en dehşet verici yorumlamalara sebebiyet veren konuydu. Bu konuda da aslında bir ümidim vardı açıkçası. İktidar partisi 23 Haziran 2019’da tattığı o tecrübeden sonra absürt hoyrat adımların, seçim sürecine bu kadar müdahale etmenin cezasını tarihe geçecek bir yenilgiyle yaşamıştı.

Bu durumdan ders alınabileceğini, bu kadar agresif olunmaması konusunda fikir değişiklikleri olabileceğini öngörüyordum ama fazla iyimser davranmışım. Yalnız 1,880 seçmenin olduğu bir beldede ve iktidar partisinin fevkalade güçlü olduğu bir beldede Gelecek Partisi temsilcilerine şiddet uygulandı.

Korkarım ki bu durum bize yukarıda bahsettiğim o değişimin, o toplumsal değişimin neden bir tercih değil de bir zorunluluk olduğunu anlatıyor. Bu zihniyetle ancak topyekun bir mücadeleyle baş edebiliriz. Bir belde belediyesi seçimlerinde bunlar yaşanırken yarın genel seçimler için sandık geldiğinde biz hazır olmak zorundayız.

Dördüncü mesele de Gelecek Partisi’nin gireceği ilk seçimde performansıydı. Cumhur İttifakı’nın bölgede ne kadar güçlü olduğunu biliyoruz. İşte Gelecek Partisi’nin Güney’deki performansı bir yönüyle de Cumhur İttifakı’ndan ne kadar oy çekip çekemeyeceği konusunda en azından bir fikir vermek için bence dikkate değerdi.

Gelecek Partisi’nin yetkilileri eminim ki bu neticeyi önlerine koyup düşünecekler, istişare edecekler ve enine boyuna bir beyin fırtınası yapacaklardır. Çünkü elde edilen bu netice Gelecek Partisi’nde bir sorgulamayı, bir içebakışı gerektiriyor. Bu %1,06’lık netice iyice değerlendirilmeli, masaya yatırılmalı ve gereken dersler çıkarılmalıdır çünkü Gelecek Partisi hedeflediği kitleden beklediğinin çok altında bir oy almış görünüyor. Gelecek Partisi eski günlerin açıklamasını halen net olarak yapamamış, hedeflediği tabanı yeni bir seçenek olduğu konusunda ikna edememiş görünüyor. Kaldı ki Güney’de lider düzeyinde kampanyalar yapılmıştı.

Tabii bu sonuç sadece Gelecek Partisi’nin değil tüm muhalefet partilerinin sorgulaması gereken bir sonuç aslında. Tüm bu olan bitenlere rağmen, tüm bu yönetim zafiyetine rağmen niçin %72,5’tan %62’ye gerilemenin ötesine geçilemedi ?

Zannediyorum bu soru tüm muhalefet partileri için üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir sorudur.

Diyorum ya biz Gümüş Sörfçü’yü beklerken, biz birileri bizi kurtarsın diye beklerken olanlar oluyor işte.

Yarın önümüze sandık konduğunda biz eğer kendimizi değiştirememiş, seçim ve sandık güvenliği konusunda hazırlayamamış olursak sizce bu seçimde neler olmaz ki ?

Belde Belediyesi için insanları yerlerde sürükleyen bir zihniyet, genel seçim için neler yapmaktan çekinmez mi ?

Biz bu senaryolara karşı hayallerimizi savunmaya hazır mıyız ?

Neyse bunlarla fazla kafayı yormaya gerek yok.

Gümüş Sörfçü’yü beklemek konforlu…

Gümüş Sörfçü’yü beklemek rahat…

Gümüş Sörfçü’yü beklemek keka…

Gümüş Sörfçü’yü beklemek kolay…

Elbet galaksilerin birinden çıkar gelir de kurtarır bizi Gümüş Sörfçü...

Elbet gelir, gelir bir gün Gümüş Sörfçü…

Elbet gelir, gelir bir gün…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.