15 Temmuz 2016 günü misafirimiz vardı ve Muğla-Kötekli Gençlik Parkı’nda birkaç arkadaş oturuyorduk. Saat 24:00’te yola çıkacak olan arkadaşımız vardı. Saat 22:31’de oğlum mesaj gönderdi ve İstanbul’da köprünün tutulduğunu, darbe teşebbüsü olduğunu söyledi.O sırada televizyonlarda ve sosyal medyada henüz bir kıpırdama yoktu. Bir yandan neler olup bittiğini anlamak için bazı yerlere telefon ettim ve darbe teşebbüsünün olduğunu te’yid eder etmez, sosyal medyada “Darbeye hayır!...” paylaşımı yaptım.

Arkadaşı otogardan gönderdikten sonra 2 genç arkadaşımla Kötekli’ye döndük. Yolda TRT’nin ele geçirildiği haberi geldi ve hemen de o malum bildiri okundu. Gençler telaşlandı. Onları “Merak etmeyin… Bir şey yapamazlar… Üçümüz gidip TRT’yi basıp o bildiriyi biz de okutabiliriz.” dedim.

TRT meselesiyle beraber Başbakan Binali Yıldırım’ın ilk açıklaması da gelmişti.

Gençleri evlerine bırakıp nerede toplanılacaksa oraya gitmeye karar verdim.

Gençleri bıraktım ve bir kaç arkadaşa nerede toplanacağımızı sordum. Onlardan cevap gelinceye kadar internette darbeye karşı paylaşımlar yaptım. Sonra şehir meydanına gittim.

Meydanda 50 kişi falan vardı. İlk gelenler bizim 7-8 arkadaşmış. Önce parti il binasına gitmişler; orada yaprak kıpırdamayınca meydana gelmişler. Onlar gelince bir grup hilal bıyıklı genç de gelmiş ve bir kafenin açılışı için arabalarının bagajlarına koydukları ses sistemini açmışlar ve Dilaver Cebeci’nin sözlerini yazdığı “Türkiyem” şarkısını çalmaya ve bayrak dalgalandırmaya başlamışlar. Saat 1’e doğru gelenler olmaya başladı. Bir grup da Marmaris’e gitmiş ve Cumhurbaşkanımızın korunması için etten siper kurmuşlar.

Meydan saat 2’ye doğru daha da kalabalıklaşmaya başladı. Kalabalığı hareketlerindiren gene “hilal bıyıklı” gençler idi. Bir yandan Türkiyem şarkısı meydanı coşturuyor; bir yandan da “Ya Allah!... Bismillah!...Allahu Ekber!...” nidası gece karanlığını yırtıyordu.

Sabah saat 4’e doğru sosyal medyada “Bu defa sizin çocuklar başaramadı John” paylaşımı yapıp eve döndüm. Çünkü meydan ve sokak direnişi amacına ulaşmış; bütün Türkiye meydanlardaydı. Darbeci eşkıya uçak saldırısı ile Külliye’yi bombalamaya çalışıyordu ama sosyal irade her şeye hakim olmuştu.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın, MHP lideri Devlet Bahçeli ve İkinci Ordu Komutanının açıklamalarından anlaşılacağı üzere, çapulcular alt edilmiş son birkaç darbenin peşinde idiler ama boşuna çırpınıyorlardı.

Sabah eşkıyanın teşebbüsü tamamen ekamete uğratılmıştı.

Dünyada bir ilk yaşanıyor; askerî bir darbe teşebbüsü sivil halk tarafından bastırılıyordu.

O gece için söyleyeceğim birkaç husus var.

Allah göstermesin darbe teşebbüsü başarıya ulaşsaydı, doğum günüm mahvedilmiş olacaktı. Şimdi tam tersi; doğum günüm aynı zamanda bir sivil direnişin zafer günü.

Ammaaa!...

Her işin bir “amma”sı vardır.

O gece sütre gerisinde olanlar ertesi günü piyasaya çıkıp bizden daha şiddetli fetö ve darbe karşıtlığı yaptı. Fetö organizsayonlarında görev alanları bile takip eden günlerde ortalıkta “kahraman” edasıyla görünce, onlara lanet okudum ve hâlâ okuyorum.

O gece meydanlara ilk çıkanlar, gar-ı nizami bir şekilde ülkücüler idi. Devlet Bahçeli’nin açıklamasından ve Sayın Cumhurbaşkanımızın “Ölümüne!...” seslenişinden sonra meydanlar hilal bıyıklı gençlerle doldu. Her meydandan “Ya Allah!... Bismillah!...Allahu Ekber!...” nidaları, salâ seslerine karıştı.

O gece topluma cesaret veren “kritik kitle”, tahmin ediyorum her yerde “hilal bıyıklı” gençlerdi. Fotoğraflardan da anlaşılıyor ki, “Bozkurt” işareti o geceye değin hiç bu kadar etkili kullanılmamış ve toplumsallaşmamıştı. Hayatında hiç “Bozkurt” işareti yapmayanlar, acemice de olsa o işareti yapıyorlardı.

Allah’a şükür darbe teşebbüsü kırıldı…

Ertesi hafta iktidarı destekleyen bir gazetenin ilavesinde o gece getirilen tekbirleri “Ülkücülerin sloganı olsa da…” diyerek küçümseyenler vardı. Maalesef darbe parsasının hâlâ bu tipler topluyor. Bunları görünce rahmetli Atsız’ın “Topal Asker” şiirini hatırlıyorum ve içim cızz ediyor.

O gece ülkücüler (elbette her “ülkücü”  değil) toplumun cesaret eşiğini yükselttiler ama sonraki günlerde unutuldular. Hatta yukarda belirttiğim gibi aşağılanmaya bile maruz kaldılar.

***

Muğla’da darbe teşebbüsü, başta sayın valimiz Amir Çiçek’in gayretleri ile engellendi. Birkaç komutan bozuntusunun halt etme teşebbüsünü sayın valimiz anında kırarak tankların meydanlara çıkmasını engelledi. (“Hocam tanka direnirken, tankın üzerine çıkmış fotoğrafınız yok” diyenlere daha sonra “Muğla’da tank vardı da üzerine biz mi çıkmadık?” dedim.)

Maalesef 15 Temmuz direnişi iç siyasete kurban edildi. İktidar da muhalefet de bu konuda yanlış yaptı.  Bu sivil direniş bütün milletin ortak bir bilinci olacakken, muhalefet “tiyatro, kontrollü darbe” diyerek olayı dejenere etti; iktidar da bütün ikazlarımıza rağmen “at izi ile it izinin karıştığını darbe teşebbüsünden 50 gün sonra fark etti. O arada fetö ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan yüzlerce insan gerek fetöcüler tarafından ve gerekse çekemeyenler tarafından fetöcü suçlamasıyla, sorgusuz sualsiz işten atıldı veya haklarında işlem yapıldı. Ayrıca iktidar, böyle önemli bir sivil direnişin kültüre mâl olması için 5 seneden beri ciddi bir şey yapmadı. Muhalefet de ciddi bir kültürel üretimin sağlanıp nesiller boyu sürecek bir romantizmden korktuğu için olayı dejenere etmeye ilk günden başlamıştı. Birkaç kısık sesli şiir dışında 15 Temmuz darbe teşebbüsü kültüre mâl edilemedi.

***

İnşallah teşebbüs edilmez ve hatta akıldan bile geçirilmez ama farz edelim ki bir darbe teşebbüsü daha oldu. Gene meydanlara çıkmazsam namussuzum!... Ama bu defa sadece darbecilerden hesap sormak için değil, devletin bütün imkanlarını elinde bulundurduğu halde darbe teşebbüsünü engellemeyenlerden de hesap sorarım meydanlarda!...

Biz “Prag 1968” fotoğrafı romantizmi ile büyümüş insanlarız!... (İnternette var o şiir gibi fotoğraf.) Sinemizi yırtıp tankın namlusuna dayanmaktan başka insanî değerimiz yoktur şu üç kuruşluk ve üç günlük dünyada!... Ve o değer her değerimizin temsilcisidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.