google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Biz her zaman olduğu gibi, kaliteli; eğitimden/sanattan yana tarafız…

Sn. Cumhurbaşkanımız;  “Kendini, tarihini, medeniyetini bilen, inançlı, ahlaklı, erdemli gençler yetiştirmeden geleceğimize güvenle bakamayız” demişti...

Tarihin,Medeniyetin bilinmesi için; İlkokul, Ortaokul, Lise, Üniversiteler ve Tarih Bölümlerimiz var..

İnancın, ahlakın öğrenilmesi için; İlkokul, Ortaokul, Lise, İmam Hatip Liseleri, Üniversiteler İlahiyat Fakülteleri, 100 bin cami, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aileler var…,

Sn. Erdoğan, son olarak; “Kültürümüz varsa, sanatımız varsa gücümüz var. Eğer, kültür ve sanattan yoksunsanız hiçbir şeyiniz yoktur” dedi.

Evet; kültürümüz de, sanatımız da var çok şükür, ama ehil ellerde değil!.. Biz bu güzel söylemlerden sonra; “Kültür Bakanlığını bağımsız yapıyoruz”, MEB Müzik, Güzel Sanatlar ve Spor Genel Müdürlüğü’nü ihdas ediyoruz” açıklamalarını duymak isterdik. Yine, olmadı….

19 yıldır, “tek başına iktidar” olunduğu halde, hala “şikayetçi olunması” insanları şaşırtıyor. “Elinizi tutan mı var?” diye soruluyor…

Demek ki, bu kadar kurum var, ama  yetiştiremiyoruz….

Neden?

Sistemden mi?

Siyasetin sürekli “Bakan değiştirerek” sistemle oynamasından mı?

Eğitimle ilgilenenlerin elini taşın altına koymamasından mı?

Siyasetin eğitim üzerinde ağırlıklı baskısı mı?

Oysa, Şubat 2012’de  Başbakan olan Sn. Erdoğan, Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, son kitabı 'Kış Günlüğü' ilk olarak Türkiye'de yayınlanan Paul Auster'ın ''Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum'' sözlerine ''Gelsen ne olur gelmesen ne olur?'', CHP liderinin Kılıçdaroğlu'nun  'din tüccarı' suçlamasına ise ''Benim ifademde dindarlar, dinsizler diye bir ifade yok. Dindar bir gençlik yetiştirme var'' sözleriyle karşılık vermişti.

TÜBİTAK'in 2014 Yılı Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde konuşan Erdoğan;  “Amerika’ya Kolomb’tan önce ‘Müslümanlar ulaştı' deyince birileri kıyamet koparıyor. Eserler ortada, kaynaklar ortada. Türkiye’nin gençleri bu olay karşısında olayları araştırmak yerine, “kompleks içinde alay ediyorlar.”  Bize lazım olan, Batı karşısında “kompleks” değil, tarihimizden ve ecdadımızdan miras kalan “özgüvendir”  Ecdadımızın “mezar taşlarını” okuyamıyoruz. “Türkçe felsefe yapılamadığı” için Osmanlıca'yı getirmek istediklerini söyledi. ülkede bilimsel anlamda atılan tüm adımlara rağmen' Türkçe “ bir bilim dili” olmadı. Türkçe  zengin bir dil değil. Türkçe “felsefe yapmak” için yeterli bir dil değil. Ya Osmanlıca'ya, ya da İngilizce'ye başvuracaksınız" demişti.

Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel (Aralık 2014); “Türkçe bilim ve sanat dilidir. Biz Türkçeyle felsefe yapıyoruz. Bir yerden aktarmıyoruz, kendi düşüncelerimizi yazıyoruz. Bu yapılabiliyor demek istiyorum. İnsanlar kendileri bilgi üretemeyip başka dillerden düşünceler aktarınca bazen sıkıntı oluyor tabii ama ben Türkçeden başka bir dile çevirirken de sorunla karşılaşıyorum. Her dilin özelliği var. Türkiye Felsefe Kurumu olarak Türkçe eserlerin bibliyografyasını hazırladık, devam ediyoruz; sayısı söylenemeyecek kadar çok kitap var. Benim de Türkçe yayınlanmış 9-10 kitabım bulunuyor. Makalelerimin de çoğunu Türkçe yazıyorum ve başka dillere Türkçeden çevriliyor. Cumhurbaşkanı niye böyle dedi anlamaya çalışıyorum. (Zorunlu Osmanlıca dersi talebinin etkisi olup olmayacağı sorusuna) Osmanlıca da öğrenmek gerekir ama eski metinleri okumak için, felsefe yapmak için değil” demişti.

Türk Felsefe Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnam ise şunları söylemişti;: “Osmanlıca’yla Türkçeyi karşı karşıya getirmek yanlıştır.Çünkü, Osmanlıca da Türkçedir. “Türkçeyle bilim veya felsefe yapılamaz” demek yanlıştır; çünkü bu yapılmaktadır ve yapılacaktır. Nermi Uygur Hocam, etnik kökeni Türk olmamakla birlikte Teo Grünberg Hocam pırıl pırıl bir Türkçeyle yazmıştır. İoanna Kuçuradi Hocam yine Türk kökenli olmamakla birlikte Türkçeyi çok iyi kullanan bir büyüğümüzdür. Dolayısıyla “Türkçe felsefe yapılamaz” demek “Türk kültürü ölmüş” demektir. Böyle konuşmalara bizim vereceğimiz cevap sadece Türkçeyle bilim ve felsefe yapmaktır. Türkçe bilim ve felsefe yapacak gençlerimize bu söylenir mi? Türkiye’nin geleceği bu şekilde kapatılabilir mi; çok yanlıştır. Yanlış olduğu da çıkacaktır. Felsefeyi felsefecilere, bilimi de bilim insanlarına bıraksınlar. Bunlar siyasetçilerin top koşturacakları alanlar değildir, doğru da değildir.”

Ve, maalesef, söylem üzerinden  76 yıl daha geçti ve Osmanlıca’da öğrenilemedi. Zaten, söylemlerdeki tenakuz da dikkat çekmişti. Hem  “Bize lazım olan, Batı karşısında “kompleks” değil, tarihimizden ve ecdadımızdan miras kalan “özgüvendir” , hem “Türkçe bilim dili olmamıştır” demek kafaları karıştırmıştı.

Bu konuda tartışmalar yapıldı, ayrışımlar oldu, karşılıklı atışmalar yapıldı, Ama  bir metre yol alınamadı.

Kültür-sanatta da aynı uygulama yapıldı. Küçük bir grupla “yön verileceği” sanıldı. İsimler değişti, ama, “paylaşımlar” yapıldı, proje adı altında kazananlar oldu.

Siyaset böyle, her gün yeni bir gündem oluşturmak güzel de, kültür-sanat ve eğitimde kafa karışıklığı geleceğimizi kaybettiriyor.
Memleket sadece CHP’lilerden ve Ak Parti’lilerden oluşmuyor. Her seçim öncesi  %30 kararsız kalan seçmen var.

O nedenle, metin yazarları halkı da düşünmeli, hep vurmamalı ve bazı konularda Sn. Cumhurbaşkanımızı yönlendirmelidir.Siyasetçi her konuya girmemeli;, sanatı sanatçıya, felsefeyi felsefecilere, bilimi bilim insanlarına bırakmalıdır.

Bu şekilde, kültür/sanat/eğitimde; daha başarılı icraatlar yapılacağı görülecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.