google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Bir iki haftadır aklımda ticaret yapma fikri dönüp duruyor. Bilen dostlarımız bilirler, baba tarafımız Kayserilidir. Bu sebeple küçüklükten beridir içimizde ticarete girme hevesi ukde olarak kalmıştır. Bizim Kayseri’de kafası ticarete tam çalışmayan çocuğu okuturlar. Geçmiş dönem Reis-i Cumhur Abdullah Gül de bu noktada “babamın cadde üzerindeki tezgâhında abimle ben dururdum. Bağıramazdım. Babam bir gün bu duruma çok sinirlendi ve beni tezgâhtan kovdu, tuttu kolumdan okula yazdırdı, ben de bugünlere geldim” der. Neyse efendim, ticaret iyidir, rızkın onda dokuzu ticarettedir.

Ticarette risk payı sabit değil; değişkendir. Tacir mümkün mertebe risk payını düşük tutup zarardan kaçmaya çalışır. Ben de risk payımın sıfıra yakın olmasını sağlayacak bir formülle, gazetemizin yöneticilerinin iznine sığınarak, köşem vasıtasıyla şu meşhur çiğköfte firmasından bayilik talep etmekteyim. Risk payımın sıfıra yakın olması için, öncelikli olarak çiğköfte firması bana bir kredi açsın. Ben bu krediyle dükkânı tutup ihtiyaçlarını karşılayayım. Borcumu da firmaya peyderpey ödeyeyim. Sonra da sözleşmede olmazsa olmaz madde olarak günde 150 müşteri garantisi içeren maddeyi koydurayım. Pandemi sürecinde falan dükkânı kapalı tutarsam dâhi çiğköfte firması ay sonlarında 4 bin 500 kişi benden çiğköfte almış gibi bana ödeme yapsın.

Meşhur çiğköfte firması bu teklifimi kabul ediyorsa ben onların bulunduğum yerde işletmelerini işletmeyi kabul ediyorum. Çok saçma değil mi? Okuyucularım benim ne kadar uyanık olduğumdan ziyade ticaretten zerre anlamadığım sonucuna ulaşmışlardır. Haklısınız. Ben de böyle bir duruma şahit olsam aynı tepkiyi veririm, veriyorum. Peki, sevgili okur, beş saniye önce verdiğin tepkiyi her defasında veriyor musun? Geçiş garantili köprü, otoyol; kalkış garantili hava alanları ile yatış garantili hastane haberlerini izleyince yüzün nasıl şekil alıyor?

***

Pandemi sürecinde elektrik dağıtım şirketlerinin 3 milyar liralık zararlarını hamdolsun vatandaş olarak bizler karşılayacakmışız. Aksi olsa oturur ağlardım.

***

Emeklilere verilen yüz liralık ikramiye zammı gerçekten bizim devletimize yakışan bir rakam değil. “Devletin parası yok” diyenlerden değilim. Parası da var imkânları da var. Yeter ki doğru zamanlarda doğru yerlerde kullanalım.

Bakın geçenlerde törenler düzenleyerek patates ve soğan dağıttık vatandaşa. Aynı patates soğan geçen sene beş altı lira bandında gezerken şimdi nasıl bedava dağıtılır hale geldi? Demek ki üretim yapma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Biz tarım üretiminde Avrupa’da birinciyiz; süt üreten inek sayısında da birinciyiz. Peki, bu birinciliklere rağmen neden gıda enflasyonunda sıkıntıya düşüyoruz? Sebebi yanlış ithalat ve ihracat politikamız olmasın?

***

Sorular iktidarı yıpratmaz; cevabı olmayan sorular iktidarı yıpratır. Kapanmaya karşılık “esnafa destek paketi nerde?” sorusuna, şak diye birkaç milyarlık paket açıklayamazsan sıkıntıya düşersin. Hediye paketi şeklinde yüz binlerce doz aşıyı ülkelere dağıtırken “elimizde aşı kalmadı; ikinci doz aşıları yapamıyoruz” dersen karşılığında “aşılar nerede?” sorusunun muhatabı olursun ve cevap veremezsin, yine kaybedersin.

***

Okurlarımızdan bazıları, yazılarımızdan sonra tarafıma sosyal medya üzerinden ulaşmaya çalıştığını ve bunu yaparken zorlandığını ifade ediyor. Birazdan paylaşacağım mail adresim üzerinden dönüşlerinizi yapabilirsiniz. Görüşlerinizin başımın üstünde yeri olduğunu bilin lütfen.

mehmet.anil.korkmaz.06@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.