Bir yanım Doğu Türkistan’dır; bir yanım Filistin. Müslüman bir Türk evladı olmam da bunu gerektirir. Irkçılıktan ve kibirden Allah’a sığınırım. Biz dinimizi kendimiz seçebiliriz lakin ırkımızı kendimiz seçemiyoruz. Hangi ırktan doğduysan yaşamın boyunca o ırka olan aidiyetinden dolayı davranışlara maruz kalıyor ve ırkının mensubiyetiyle bu dünyadan göçüp gidiyorsun.

Doğu Türkistanlı kardeşlerimize destek olmayı becerebilseydik; iki gündür Filistinli kardeşlerimiz için çıkardığımız seslerin uluslararası arenada duyulmasını sağlayabilirdik. Konuyu dünyanın gündemine almak istediğimiz an Amerika bize “yahu Doğu Türkistan’da Çin tarafından uygulanan rejim ile İsrail’in, Filistin bölgesinde uyguladığı rejim arasında fark yok. Hatta sayın yetkililer, Çin’de durum daha kötü” dese bizimkiler “hadi oradan, kimse bize Çin, Doğu Türkistanlılara zulmediyor dedirtemez” diye cevap verecektir. Amerika için İsrail neyse bizim için de Çin o hale gelmiştir. Sokaklarda Covid patlaması yaşanması pahasında destek yürüyüşleri yapılmasına rağmen, en azından basın açıklaması yapmak isteyen Doğu Türkistanlılara izin verilseydi iki gündür yapılan açıklamalar samimiyet oluştururdu.

İsrail saldırganlığının altında Netanyahu’nun devlet idaresini sürdürme arzusu yatıyor. İsrail’deki seçimlerdeNetanyahu beklemediği bir sonuçla karşılaştı. Yeni hükümetin de kuruluş çalışmalarıNetanyahu’nun arzusu doğrultusunda gerçekleşmemekte.Bundan ötürü,önce camideki Müslümanlara saldırı düzenletip ses bombası ve biber gazı attırdı; akabinde tepki gösteren Müslümanları katletti. Hamas adlı örgüt de faydasının minimum olacağını bildiği halde füze ateşlemesi hamlesinde bulundu. Sonrasında Netanyahu yönetimdeki idaresini rahatça uzatma kararları almaya başladı. Olaylardan zarar gören iki ülke olacaktır: Birincisi ve en acısını yaşayacak olan Filistin devleti; ikincisi de yeniden artacak Covid salgını neticesinde Türkiye.

İsrail’e karşı ne mi yapılmalı? Önce net bir dış politika inşa edilmeli. Sonrasında Sayın Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarına kulak verilmelidir. Kendisi dün yapmış olduğu açıklamada şu önerileri sıralamıştır:

“*Türkiye bir an önce kınamanın ötesinde bir yol haritasını ortaya koymalı ve işgalci İsrail ile normalleşme hedefinden süratle vazgeçildiğini açıklamalıdır. Terör devleti ile katliamlarını durdurana ve işgal altındaki toprakları boşaltana kadar ilişkiler askıya alınmalıdır.

*Sn. Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olma sorumluluğu çerçevesinde, hem içerde hem de dışarıda harekete geçmelidir. Türkiye’nin tamamının bu konuda desteğini aldığını tüm dünyaya göstermeli, siyasi partilerin tümünün katıldığı bir toplantıyı da TBMM’de mutlaka gerçekleştirmelidir.

*Meclis, Kudüs ve Mescid-i Aksa gündemiyle acilen toplanmalı ve mecliste temsil edilen partiler tarafından, ortak bir deklarasyon yayınlayarak Filistin’in yanında olduğumuz bütün dünyaya ilan edilmelidir.

*İsrail, hak ve hukuk tanımadığını geçmişte Mavi Marmara saldırısı ve katliamıyla ortaya koymuştu. Geçen süre içinde bu konu gündemden düşürülmeye çalışıldı. Ama biz şimdi iktidara teklifte bulunuyoruz ki Mavi Marmara davası yeniden başlatılmalıdır.

*BM Genel Kurul Başkanı olarak Volkan Bozkır inisiyatif almalı ve bu sorunun BM nezdinde etkili bir şekilde gündeme alınmasını sağlamalıdır. Barış Gücü gönderilmesi için gereken hukuki altyapı vardır aslında. Ve bu konu bir an önce karara bağlanmalıdır.

*Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin geçtiğimiz Şubat ayında aldığı işgal altındaki topraklarda işlenen savaş suçlarıyla ilgili kararı önemlidir ve biz bu noktada UCM’nin harekete geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

*İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler, bu teşkilatın 1969’da Mescid-i Aksa’nın kundaklanması üzerine kurulduğunu hatırlamalı, sözün ötesinde adımlar atılması gerektiğini idrak etmelidir.

*İsrail ile normalleşme anlaşması yapan ülkeler dâhil, her İslam ülkesi ve dünyada hukuku ve adaleti önemseyen bütün ülkeler, varsa İsrail’deki büyükelçilerini geri çağırmalıdır.

*İsrail’le bütün ticari ilişkiler askıya alınmalı ve Kudüs’ün İslam dünyası için ne anlam ifade ettiği bu şekilde kararlılıkla ortaya konulmalıdır.

*D-8 Dönem Başkanı Bangladeş; Kudüs ve Mescid-i Aksa gündemli bir toplantıyı ivedilikle organize etmelidir.

*Askeri veya stratejik bütün ortaklıklar gözden geçirilmeli ve İsrail’le kesinlikle hiçbir yeni anlaşma yapılmamalıdır.

*ABD Eski Başkanı Donald Trump döneminde taslak olarak sunulan ve Filistin’i tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen sözde “Yüzyılın Anlaşması” gibi yol haritalarının yok hükmünde olduğu ve asla kabul edilmeyeceği bütün dünyaya deklare edilmelidir. Çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum; Mescid-i Aksa bizim izzetimizdir! Gerekirse canlarımızı ve kanlarımızı Mescid-i Aksa’yı müdafaa etmek için vereceğimizden hiç kimsenin tereddütlü olmamalıdır. Aksa’yı postalları ile çiğneyen İsrail bunu bilir ama bir defa daha kendilerine hatırlatılmalıdır.”

Sayın Temel Karamollaoğlu ve ekibi bu konuda en detaylı çalışan ve konu üzerinde oldukça hassas duran bir yapıya sahiptir. Kendisinin sözleri yabana atılmamalı; gazete demeçlerinde bırakılmamalıdır.

***

Mevlüt Çavuşoğlu’nun kişiliğini çok sever ve sayarım. Kendisini yetiştirmesini gençlerimiz örnek almalıdır. Muhteşem bir genel kültüre ve dil bilgisine hâkimdir. Dün öyle güzel bir harekette bulundu ki; kendimden geçtim, mest oldum. SMA kampanyasına yapmış olduğu destek harika bir şeydi. Geçtiğimiz aylarda Sayın Sağlık Bakanımızın talihsiz ve bizi aşırı üzen açıklamalarından sonra Sayın Çavuşoğlu’nun SMA kampanyasına desteği umarım bir şeyleri değiştirir. Sayın Cumhurbaşkanımız SMA hastalarına yönelik “biz bize yeteriz Türkiye’m” kampanyası gibi “biz bize iyi geliriz Türkiye’m” kampanyası başlatsa ne de güzel olur değil mi?

***

Geçen Twitter’da bir paylaşım gördüm. Paylaşımı yapan genç bir hanımefendiydi ve paylaşımın konusu bir mülakat sonucu ile alakalı karmaşa üzerineydi. Gazeteciliğin verdiği merakla kendisine soru sorunca cevabına şaşırdım kaldım. Aynen iletiyorum: Hanımefendi Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Petrol Mühendisliği bölümü mezunu. İş arama telaşından TRT’ye başvuruda bulunmuş. Sonuç olumsuz. Benim kendisinde asıl sorduğum ise bir Petrol Mühendisliği gibi mükemmel bölümü okuyup da neden TRT’ye başvurduğuydu. Kendisinin yabancı dili de oldukça iyi. Bana cevaben büyük hayallerle ODTÜ’yü tercih ettiğini, azimle okuyup kendinin geliştirdiğini fakat okul bitince büyük hayal kırıklığına uğradığını yazdı. Emsal teşkil edecek böyle kızlarımıza sahip çıkıp el üstünde tutmak inanın devletin bekası için olmazsa olmazdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.