FETÖ davalarının bu kadar sulandırılmasına zamanında muhalefet karşı çıksa, soruşturmaların aidiyet üzerinden değil, eylemler üzerinden yürütülmesini sağlasaydı bugün önüne gelen hasmını FETÖ'cü olmakla suçlayamayacaktı.

Soruşturmalar o kadar köpürtüldü, o kadar yaygınlaştırıldı ki, hukukun suç saymadığı şeyler birer suçlama vesilesi haline geldi.

Mesela yasalara göre kurulmuş ve faaliyetlerini bu çerçevede tutmuş bir derneğe veya sendikaya üye olmak asla suç değildir.

Geçmişte suç olarak kabul edilmeyen bir dernek veya vakıf üyeliği sonradan -suç örgütünün bir aparatı- sayılmaya başlansa bile bu tarihten öncekilere teşmil edilemez.

Suç düşünceden çok eylemle ilgili bir olgudur, eylem halini almamış, yahut eylemliliğe teşvik etmemiş hiç bir  düşünce suç sayılamaz.

Bunları ben söylemiyorum, Türkiye'nin de parçası olduğu AİHM ve evrensel hukuk söylüyor.

Bugün FETÖ davalarında hukukun dışına çıkıldı demek cesaret ve vicdan işi. Çünkü insanlar konuşamaz hale getirildi. Aynı hukuk dışılık Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarında da yaşandı. Ne yazık ki bunlardan ders alınmadı, hala genelleyici, herkese bulaştırıcı söylem ve soruşturma yöntemi devam ediyor.

FETÖ'nün başta darbe olmak üzere, soru çalmak, yargıyı örgütsel çıkarlar için kullanmak, bazı milletvekillerinin özel hayatlarını faş etmek, masum insanlara suç atmak gibi cürümler işlediği muhakkak. Öte yandan ordu içinde örgütlenmek de ayrı bir suç, zira ordu içindeki hiç bir örgütlenme  masum değildir. Fakat bütün bunlar tüm tabanına teşmil edilememesi gereken, dar bir çevrenin organizasyonu ve hedefi olarak düşünülmelidir. Hesap sorulması gerekenler de örgütü dini ve milli sembollerin arkasına saklayan bu dar çevredir. Burada temel sorun, o dini ve milli sembolleri bu yapının gerçeği sanarak dahil olanların örgüt elemanı sayılıp sayılmayacağıdır. Buna hukukun cevabı menfi, siyasetin cevabı müspet olmuş, neticede siyaset hukuku bastırdığı için on binlerce insan örgüt elemanı sayılmıştır. Arada bir bu yanlışlığa işaret eden cılız sesler çıkmışsa da FETÖ'cü suçlaması ile susturulmuştur. Meselenin bu kadar yaygınlaştırılmasının nedeni, yapılan rejim değişikliğine yapılabilecek itiraz ve dirençleri korku unsuru ile bastırmak, muhalifleri kıpırdayamaz hale getirmektir.

Muhalefet de bu genellemeye -kendisine bulaştırılabileceği korkusuyla- aynı sertlikte destek oldu. Bu korku yersiz de değildi, Cumhuriyet, Sözcü gibi gazetelerin, E.Çölaşan, K.Gürsel, M.Sabancı gibi gazetecilerin FETÖ üyesi olmaktan veya örgüte yardım etmekten ceza aldığı bir ülkede hiç kimsenin bu suçlamaya karşı kendini emniyette hissetmesi mümkün değildi. Öyle olduğu içinde,  ben örgüt üyesi değilim, demenin yolu, önüne geleni suçlamak veya doğru/yanlış ayırt etmeden bu davalara abanmak oldu. Sonuç, herkesin hasmını FETÖ'cü ilan ettiği bir noktaya gelmek oldu..

İYİ Partideki son gelişmeleri de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Bu davalar sulandırılıp bir hesaplaşma aracı haline getirilmese, yasalara göre kurulmuş bir dernek üyeliğini kimse FETÖ iltisakı saymaya cesaret edemezdi. Sözcü'den Saygı Öztürk o derneği ve üyelerinin bir kısmını yazdı. Türkiye'nin önde gelen iş adamlarının üye olduğu bir derneği örgüt mensubiyetinin karinesi saymak hukuku ters yüz etmektir. Bir dernekte FETÖ üyelerinin olması başka, o derneğin bu yapıya ait olması daha başkadır. Öztürk, Ümit Özdağ'ın yeterli araştırma yapmadan Buğra Kavuncu'yu suçldığınıı söylüyor. Kimin ne olduğuna biz karar verecek değiliz, bu konularda söz hakkı yargınındır. Ancak FETÖ ile hiç irtibatı, yakınlığı olmayan birçok iş adamının üye olduğu bir dernek üyeliğini FETÖ üyesi olmanın delili saymak doğru değildir. İYİ Partideki kavga da FETÖ kavgası değil, FETÖ kisvesi giydirilmiş EGO kavgasıdır. Yandaş medyanın olayı derinleştirme çabalarına rağmen rüzgar tersine dönmüş, İYİ Partiye operasyon algısı pekişmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.