Eğer bir ülkede; ehliyet, liyakat ve adalet sistemi bozulmuş ise iyi olmak için boşuna çaba göstermeyin. Zengin mi olmak istiyorsunuz, ihale mi almak istiyorsunuz daha iyi olmanıza ve bu konuda emek sarf etmenize hiç mi hiç gerek yoktur.

İşe mi girmek istiyorsunuz hatta şube müdürü, daire başkanı, genel müdür, müsteşar ve dahi bakan mı olmak istiyorsunuz iyi olmanıza, en iyi olmanıza yine gerek yoktur.

Subay olmak istiyorsunuz, subay olabilmek için en iyi sicili alıyor ve subaylık kursuna katılmaya hak kazanıyorsunuz. Bir yıla yakın devam eden kurstan en iyi notları da alıyorsunuz. Kurs sonunda bir araştırma yapılıyor ki kursiyerimiz geçmiş bir zamanda, gücü elinde bulunduranlara küçük bir eleştirisi olmuş. Talimat geliyor; “kesin biletini, bu adam subay olamaz”

Dekan, rektör olmak istiyorsunuz, iyi olmanıza, en iyi olmanıza gerek var mı?

Hal böyle olunca bakın neler oluyor?

Ankara Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Acar, , video konferans görüşmesi başlarken kendisine soru yönelten kız öğrencilerin isimlerini söyleyip, yanındaki kişiye, "Kızların resimlerini de görüyoruz böylece, çaktırma" diyerek gülüyor.

O kız çocukları senin evlatların, anne – babaların sana emanet ettiği yavruları, onlara yan gözle, kem gözle nasıl bakarsın.

Güzel ülkem hızlı bir şekilde irtifa kaybediyor. Mevcutlar içinde en iyi olanlar değil, gücün yanında olanlar önemli görevlere getiriliyor, onlara ihaleler veriliyor ise kıyamet yakındır!...

Sırtınızı güce dayamışsanız, özel sektör dahi olsanız en iyisini aramazsınız, hatta iyisini bile aramazsınız.

Mesela Ülke TV…

Yaptığı bir programda, katılımcı Sevda Noyan denen aklı kıt, psikopat türünden, sureten insanın söyledikleri insanın tüylerini dikken diken edecek türden. Programı sunan Esra Elönü denen bayan da, S. Noyan’ın söylediklerini tasdik ediyor.

Daha önceki makalemizde yazmıştık ama yine bir hatırlatma yapalım. Ne demişti Sevda Noyan: “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık, boş bulunduk, yanlış anlaşılmasın doğru anlaşılsın, bizim aile 50 kişiyi götürür. Bu konuda çok donanımlıyız, maddi ve manevi olarak. Liderimizin yanındayız ve asla yedirmeyiz bu ülkede onu söyleyeyim” diyor.

Esra Elönü de; “Ayak az kalır dört ayaklarını denk alsınlar” diyor.

Yani demek istiyor ki; “15 Temmuz’da hazırlıksız yakalandık hâlbuki fırsattan istifade 50 kişiyi öldürebilirdik. Ayaklarını denk alsınlar ve bizim sitede hala 3-5 kişi var, benim listem hazır, her an onları öldürebiliriz”

Bu nasıl bir çirkinliktir gözü dönmüş lüktür.

Eğer bu televizyon kanalı, sırtını güce yaslamamış olsaydı asla bu kişilerle böylesine bir program yapmaz, bu televizyon RTÜK tarafından kapatılır, programın katılımcısı ve sunucusu tutuklanırdı.

Üstelik bu bayanlar başörtülü…

Niçin başörtüsüne vurgu yapıyorum anlatayım. Çağımız algı çağı, başörtülü hanımlarla ilgili bu bayanlar üzerinden bir algı yaratılıyor. Etrafta dinlediklerim kanımı dondurdu. En basitinden; “İşte başörtülü kadınlar böyledir” deniyor.

Beklerdim ki başörtülü kardeşlerimiz bu kendini bilmezlere bir tepki koysunlar. Benim, başı örtülü, başı açık kız kardeşlerim; naif, kibar, duygusal zekası yüksek, empati yeteneği son derece gelişmiş sireten insanlardır. Onlar; annedir, ailedir, kız çocuğudur. Onlar; zenginliktir, iffettir, Cennet’tir. Onlar, sırat köprüsünde yol arkadaşıdır. Onlar, sığınılan limandır. Onları, Sevda Noyan ve Esra Elönü gibilerle yan yana getirmek hakarettir.

İslam güzel ahlaktır. Güzel ahlakın en önemli rüknü; adalet, ehliyet ve liyakattir. İslam’ın temel rüknünü terk ederek kendinize “Müslümanım” diyebilir misiniz?

Müslüman bir ülkede gücü elinde bulunduranlar, üstelik kendilerini İslam’ın bayraktarı kabul ederek, Kur’an-ı Kerimin; adalet, ehliyet, liyakat esaslarını yok sayarsa o ülkede iyi olmaya, en iyi olmaya çaba sarf etmek gereksiz değil midir?

Kur’an-ı Kerimden, hepsini değil ama adaletle ilgili bazı ayetleri hatırlatalım:

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip-ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır. (Araf Suresi, 181)

Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (Maide Suresi, 42)

Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır (Maide Suresi, 8)

Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (Yunus Suresi, 47)

Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. (Hadid Suresi, 25)

De ki: Rabbim adaletle davranmayı emretti (Araf Suresi, 29)

Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle aranızda deliller getirerek tartışma (ya, huccete gerek) yoktur. Allah bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş Onadır.(Şura Suresi, 15)

Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip-ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır.(Araf Suresi, 181)

 Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir. (Mümtehine Suresi, 8-9)

Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele. (Al-i İmran Suresi, 21)

Yorum siz okuyucularımızın…

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.