2019 Haziranında bu köşede “Maarif Davamız” başlığı altında dört yazı kaleme almıştım. O yazıları eğitimin dünü ve bugünü olarak değerlendirip bu yazıyla da eğitimin geleceğine bir projeksiyon tutmaya çalışalım. 
Dokuz aydır dünyayı etkisi altına alan virüs salgını, tüm ülkelerin ilgili birim ve kişilerini eğitim olgusunu bir kez daha düşünmeye sevk ediyor. Ülkemizde okullar 13 Mart 2020’de tatil edilmiş ve dönem EBA üzerinden yapılan dijital derslerle tamamlanmıştı. 2020-2021 eğitim öğretim yılı ise 31 Ağustos’tan itibaren yine internet ortamındaki canlı telafi dersleriyle devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Şu anki planlamalar 21 Eylül’de okullarda yüz yüze eğitimin başlatılmasına dönük olarak yapılmaktadır. Zaten ağustos ayında Avustralya, Almanya, Kore, Japonya, İsviçre, Fransa, İsveç ve Norveç gibi pek çok ülke okulları yüz yüze eğitime açtı. Fakat salgın verilerinin kötüleşmesi Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve velileri endişelendirmekle kalmıyor tekrar bir belirsizliğe itiyor. İnternet ve televizyon derslerinin istenen verimi sağlayamadığı, gerek eğitim açısından gerekse bire bir bilgi aktarımı ve çocukların okul ortamındaki sosyalleşmeleri açısından ciddi handikaplara neden olduğu söyleniyor. Üniversitelerimizdeki 8 milyon gençle birlikte toplamda 25 milyon çocuk ve gencin eğitim-öğretim sürecini etkileyen salgın olayı eğitimi bir kez daha düşünmek zorunda bırakıyor bizi. 
Salgın öncesi, eğitim konusunda büyük sorunlarımız var diyorduk. Bunlara bir yenisi daha eklendi. Şimdi ya köklü değişim ve dönüşüm ile bu birikmiş sorunları çözeceğiz ya da sorunların altında kalarak çıkmaza gireceğiz. 
Peki, bu süreci avantaja çevirme şansımız yok mu?
Teorik olarak var. Ama ekonomik, kültürel, siyasi yani konjonktürel nedenlerden dolayı yok da diyebiliriz. Aslında eğitimimizin salgın öncesi kronikleşen sorunları da aynı noktalara işaret ediyordu. Peki, neydi bu kronikleşen sorunlar?
1. Toplumun bebeklik ve okul öncesi eğitim konusundaki bilinçsizliği ve yetersizliği.
2. Zorunlu eğitim ve ona bağlı olan sınıf geçmeden disiplin yönetmeliğine kadar birçok mevzuat problemi.
3. Toplumun din, kültür, siyaset, ekonomi ve zihniyet kodlarından kaynaklı sorunlar.
4. Dünyadaki hakim medeniyet algısının üzerine kurulduğu çıkar/sömürü merkezli hayat tasavvuru.
5. Mesleki eğitimin doğru kurgulanmasına bağlı sorunlar.
Bunları artırmak mümkün. 
Yirmi birinci yüzyıl, dünyamızın geçirdiği tüm yüzyılların toplamından daha yoğun ve hızlı akacak diye bir yargıda bulunsak büyük bir hata etmiş olmayız. Yoğun ve hızlı olmakla birlikte sınırları öngörülemez ve yerleşik düşünce ve kabullerimizi alt üst eden bir yapıya sahip olacağını söyleyebiliriz. Hayat tecrübesi diye değerli görülen şeylerin bile modası geçmiş önyargılar olarak değerlendirileceği karanlık bir çağa geçiyoruz. Dijital çağ hayatı bir bütün olarak hızla kuşatmakta. Bizi bugün için siborglardan (insan + makine) ayıran şey beş yıl sonraya göre çok primitif kalacak olan internete bağlı akıllı telefonlarımızın cebimizde oluşu. Kafamıza takılacak bir çip aracılığıyla tüm hareketlerimizin yönlendirileceği zamanlar çok uzak olmasa da şimdilik biz bunu düşünmek istemiyoruz. Sokakların ve evlerin içine kadar her yerin büyük göz tarafından denetlendiği, tüm hayat alanlarının yapay zeka ile kontrol edildiği bir zaman diliminin arefesinde olan bizlerin yarının karar vericilerini yetiştirirken sanayi devrimi sömürge düzenine göre kurgulanmış 17. yüz yıl Prusya üretimi olan zorunlu eğitimi gözden geçirmemiz gerekmektedie. II. Mahmut döneminden itibaren sivil niteliğini kaybetmiş ve süreç içinde yaygınlaşarak çocukların/gençlerin 12 yılını (hayatını) ipotek altına almış ve onlara modası geçmiş bilgileri dayatmaktan öte ayırt edici niteliği kalmamış müfredatlarla gidebileceğimiz bir gelecek ne yazık ki yok. İleri demokrasiden bahsedilen bir çağda “zorunlu” eğitimi dayatmanın anlamı kalmamıştır. Öğrenmenin sadece okul ortamında oluşacağı önkabulüartık yanlışlanmıştır. Özgür insanların baskıyla başlayan bir sistem tarafından yetiştirilmesi bir hayaldir. Yaparak öğrenmenin değerini bilen sistemler meslek liselerini öne çıkarmakta ve buralardaki staj programlarıyla hedefe yürümektedir. Bugün okula başlayacak çocukların yüzde atmış beşinin şu anda icat edilmemiş işlerde çalışacak olması konunun önemini ortaya koymaktadır. Bugün eğittiğimiz bir çocuğun dijital gelecekte mutlu bir birey olabilmesi için eleştirel düşünmeyi, iletişim becerisini, işbirliği yani takım çalışmasını ve yaratıcılık özelliklerini beslemek zorundayız. J. Taylor Gatto’nun zorunlu eğitimin amacı olarak, tüm vatandaşları tehdit oluşturmayacak bir düzeyde tutmak (makul vatandaş), kontrolü kolay, standartlaşmış ve özgürlüğü öldürülmüş birey şeklinde ifade ettiği hususlar önümüzdeki zamanlarda denize atılan adamın ayağına bağlanmış kayalar mesabesinde olacaktır. Şüphesiz hiç birimiz kendi çocuklarına bunu yapmak istemez. 
Enerji deposu çocuğu/genci bir sınıfa hapsedip saatlerce hayatında hiçbir karşılığı olmayan bilgileri ona dayatmanın artık bir anlamı kalmadı. Zira bugün için bilgiye ulaşmak çok kolay. Temel ahlaki/insani erdemler ile aile ve milli bilince ait değerlerin okul öncesi zamanlarda kazanılması gerektiğini kabul etmeliyiz. Ancak bir iş ve meslek eğitimini lise /üniversite çağına taşıyabiliriz. 
Modernizmin dayattığı hayat tarzının bir gereği olan modern eğitim tüm dünyada bitmiştir. Muhafazakar X ve Y kuşağı karar vericiler hala kendi zamanlarının zihniyetini Z kuşağı dediğimiz 2000 sonrası doğumlu nesle dayatarak eğitim yapma rüyası içindedir. Z kuşağı bizim tahmin ettiğimizden de farklı. Her kuşağın yirmişer yıllık süreçlerle isimlendirildiğini düşünürsek 2020 sonrası için de bir ad bulmamız gerekecek. “Alfa Kuşağı” diye isimlendirebileceğimiz bu en yeni nesil Z kuşağından da farklı olacaktır. Heba ettiğimiz Z kuşağına Alfa kuşağını da eklememek için bu konuları daha çok konuşup yazmak zorundayız. Bizi evlerimize mahkum eden salgın sürecini, ahlak ve sanat eğitimini daha erken yaşlara alıp, meslek ve akademik eğitimi de en azından yarı dijital ortamlarda gerçekleştirme imkanı verecek şekilde kademeli olarak yeniden planlamamız/yönetmemiz gerekmektedir. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.