Spor Haber Girişi: 07.11.2021 - 09:07, Güncelleme: 07.11.2021 - 09:07

Efes’te kaos sürüyor

 

Efes’te kaos sürüyor

EuroLeague’de coach performanslarının öne çıktığı bir haftayı geride bıraktık. Jasikevicius’un Barcelona’sı, son üç maçtaki ikinci yenilgisini Milano’da Armani’ye karşı aldı.
Armani’nin içerde herhangi bir takımı yenmesi sürpriz sayılamaz, Armani çok güçlü bir takım ama Jasikevicius’un milyon eurolara kurulan Barcelona’sı soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. İki maçı uzatmada, bir maçı son topta kazanmışlardı. Bana göre, dünya çapında bir basketbolculuk kariyerinin üstüne Zalgiris’te coach olarak çok başarılı iki sezon inşa eden Jasikevicius’a Barcelona bir beden büyük geldi. Elindeki kadro, “yaparak” başarılı olabilir. Geçen sezonun Efes’i gibi. Oysa, Jasikevicius, bu kadroyu kolej takımı gibi oynatmaya çalışıyor. Atmaktan çok attırmamayı önceliyor. Böyle olunca da bir türlü istenen dominasyonu sağlayamıyorlar. Koskoca Barcelona, hiçbir maçı üç üçlük isabetiyle kapatamaz. Bu, kabul edilebilir değil. Sadece Davies, Smith ve Mirotiç’in fizik üstünlüğüyle içerden oynayarak Final Four’u zor görürler. Kadro bu kadar iyi olmasa göremeyecekleri kesin. İsabet kısmı bir yana, son periyoda girerken sadece on atış denemişlerdi ki bu da “iç-dış dengesinin” nasıl kurulamadığını gösteren bir istatistik. Maalesef, Saras, gösterdiği performansla Pesiç’i aratıyor. İngilizce’de “overrated” diye bir kavram vardır, Türkçe’ye “abartılmış” diye çevirebiliriz. Bu tip coachlardan biri de CSKA’nın başındaki Itoudis bence. Fenerbahçe karşısında aradığı beşi maç boyunca bir türlü bulamadı. Fenerbahçe ise artık alışık olduğu şekilde Moskova’dan galibiyetle çıktı. Başrolde Nando de Colo vardı. Ama takım olarak çok yüzdeli üçlük atmaları da sanırım maçın bütün kırılma anlarının Fenerbahçe tarafında kalmasına yol açtı. Maç ne zaman 4 sayıya düşse, biri sorumluluk alarak CSKA’nın eşitliği yakalamasına fırsat vermedi. Djordjevic için hayati bir galibiyetti. Zor fikstürdeki mağlubiyetler serisine iyi bir deplasman galibiyeti eklemiş oldu. Efes’te kaos devam ediyor. Bir türlü beklenen performansı gösteremiyorlar. Shane Larkin, çok etkisiz bir sezon geçiriyor. Bu maçı 14 sayıyla kapatsa da alışkın olduğumuz maçlarının çok gerisinde. Takım olarak da geçen iki sezondaki “winner” takımın yerinde yeller estiğini görüyoruz. Sertaç’ın yeri bir türlü doldurulamadı. Dunston da sakat olunca iş Pleiss’a kaldı. Pleiss, maçta Efes adına en etkili isim olsa da Ergin Ataman’ın acilen bir formül bulması gerekiyor. Eski Maccabili Bryant’ın NBA’den alınması da şu an için çare olmamış durumda. Efes, ciddi bir türbülansta. Ama buradan çıkacak tecrübesi, gücü ve kadro derinliği var. Kızılyıldız, sezonun en flaş galibiyetlerinden birine imza attı. Nedoviç’in oynamadığı maçta Panathinaikos’u 48 sayıda tutarak 33 sayı farkla yendiler. Fransız takımları ise “momentum” arayışlarını olanca berraklığıyla gösterdiler. Asvel, momentumu yakalayana kadar Unics Kazan’ın gerisindeydi. Sonra, Jones ve Lighty ile zafere ulaştılar. Seri, devam etti onlar için. Maçın sonlarında Kazan’a yakalansalar da maçı kazanmayı bildiler. En nihayetinde, kazanmak da kaybetmek gibi bir alışkanlıktır. Monaco, dengesiz performansına devam ediyor. İlk periyodu 10 sayı önde kapattıkları maçta, üstelik 27 sayı atmışlardı, Olympiakos’a 20 sayı farkla yenildiler. EuroLeague’de sadece atletizmle bir yere gelmek çok zor. Kaos basketbolu, Olympiakos’un ne yaptığını bilen düzen basketbolu karşısında kaybetti. Real Madrid ise Guerschon Yabusele’nin önderliğinde Münih deplasmanında Bayern’i yenerek haftayı en kârlı kapatan kulüplerden biri oldu. Değinmek istediğim son iki takım ise artık yenilgileri kanıksayan Baskonia ve Zalgiris Kaunas. Baskonia, evinde Maccabi’ye kaybederken gene 70 sayıyı bulamadı. Bu performans, EuroLeague seviyesinin çok uzağında. Maccabi, uzunları Zizic ve Reynolds’la bu maçı kazanırken bu iki oyuncudan toplam 42 verimlilik puanı aldı. Gelelim, Zalgiris Kaunas’a. Zalgiris, kendi evinde Alba Berlin’e de yenilerek sekizde sıfır yaptı. İli maçının ardından Schiller’in yerine göreve getirilen Zdovc da takımın başında çıktığı yedi maçı kaybetti. Alba maçında bir kez olsun öne bile geçemediler. Böyle devam edeceklerse seneye EuroLeague’in dışında kalabilirler. Sekizde sıfır nedir arkadaş? Ey Litvanya, tıklım tıklım tribünler önünde bu oyun ve skorlar yakışıyor mu size? Zalgiris kapatılsın, çocuk parkı yapılsın.
EuroLeague’de coach performanslarının öne çıktığı bir haftayı geride bıraktık. Jasikevicius’un Barcelona’sı, son üç maçtaki ikinci yenilgisini Milano’da Armani’ye karşı aldı.

Armani’nin içerde herhangi bir takımı yenmesi sürpriz sayılamaz, Armani çok güçlü bir takım ama Jasikevicius’un milyon eurolara kurulan Barcelona’sı soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. İki maçı uzatmada, bir maçı son topta kazanmışlardı. Bana göre, dünya çapında bir basketbolculuk kariyerinin üstüne Zalgiris’te coach olarak çok başarılı iki sezon inşa eden Jasikevicius’a Barcelona bir beden büyük geldi. Elindeki kadro, “yaparak” başarılı olabilir.

Geçen sezonun Efes’i gibi. Oysa, Jasikevicius, bu kadroyu kolej takımı gibi oynatmaya çalışıyor. Atmaktan çok attırmamayı önceliyor. Böyle olunca da bir türlü istenen dominasyonu sağlayamıyorlar. Koskoca Barcelona, hiçbir maçı üç üçlük isabetiyle kapatamaz.

Bu, kabul edilebilir değil. Sadece Davies, Smith ve Mirotiç’in fizik üstünlüğüyle içerden oynayarak Final Four’u zor görürler. Kadro bu kadar iyi olmasa göremeyecekleri kesin. İsabet kısmı bir yana, son periyoda girerken sadece on atış denemişlerdi ki bu da “iç-dış dengesinin” nasıl kurulamadığını gösteren bir istatistik. Maalesef, Saras, gösterdiği performansla Pesiç’i aratıyor.

İngilizce’de “overrated” diye bir kavram vardır, Türkçe’ye “abartılmış” diye çevirebiliriz. Bu tip coachlardan biri de CSKA’nın başındaki Itoudis bence. Fenerbahçe karşısında aradığı beşi maç boyunca bir türlü bulamadı. Fenerbahçe ise artık alışık olduğu şekilde Moskova’dan galibiyetle çıktı. Başrolde Nando de Colo vardı. Ama takım olarak çok yüzdeli üçlük atmaları da sanırım maçın bütün kırılma anlarının Fenerbahçe tarafında kalmasına yol açtı. Maç ne zaman 4 sayıya düşse, biri sorumluluk alarak CSKA’nın eşitliği yakalamasına fırsat vermedi. Djordjevic için hayati bir galibiyetti. Zor fikstürdeki mağlubiyetler serisine iyi bir deplasman galibiyeti eklemiş oldu.

Efes’te kaos devam ediyor. Bir türlü beklenen performansı gösteremiyorlar. Shane Larkin, çok etkisiz bir sezon geçiriyor. Bu maçı 14 sayıyla kapatsa da alışkın olduğumuz maçlarının çok gerisinde. Takım olarak da geçen iki sezondaki “winner” takımın yerinde yeller estiğini görüyoruz. Sertaç’ın yeri bir türlü doldurulamadı. Dunston da sakat olunca iş Pleiss’a kaldı. Pleiss, maçta Efes adına en etkili isim olsa da Ergin Ataman’ın acilen bir formül bulması gerekiyor. Eski Maccabili Bryant’ın NBA’den alınması da şu an için çare olmamış durumda. Efes, ciddi bir türbülansta. Ama buradan çıkacak tecrübesi, gücü ve kadro derinliği var.

Kızılyıldız, sezonun en flaş galibiyetlerinden birine imza attı. Nedoviç’in oynamadığı maçta Panathinaikos’u 48 sayıda tutarak 33 sayı farkla yendiler. Fransız takımları ise “momentum” arayışlarını olanca berraklığıyla gösterdiler. Asvel, momentumu yakalayana kadar Unics Kazan’ın gerisindeydi. Sonra, Jones ve Lighty ile zafere ulaştılar. Seri, devam etti onlar için. Maçın sonlarında Kazan’a yakalansalar da maçı kazanmayı bildiler.

En nihayetinde, kazanmak da kaybetmek gibi bir alışkanlıktır.
Monaco, dengesiz performansına devam ediyor. İlk periyodu 10 sayı önde kapattıkları maçta, üstelik 27 sayı atmışlardı, Olympiakos’a 20 sayı farkla yenildiler. EuroLeague’de sadece atletizmle bir yere gelmek çok zor. Kaos basketbolu, Olympiakos’un ne yaptığını bilen düzen basketbolu karşısında kaybetti.

Real Madrid ise Guerschon Yabusele’nin önderliğinde Münih deplasmanında Bayern’i yenerek haftayı en kârlı kapatan kulüplerden biri oldu. Değinmek istediğim son iki takım ise artık yenilgileri kanıksayan Baskonia ve Zalgiris Kaunas. Baskonia, evinde Maccabi’ye kaybederken gene 70 sayıyı bulamadı. Bu performans, EuroLeague seviyesinin çok uzağında. Maccabi, uzunları Zizic ve Reynolds’la bu maçı kazanırken bu iki oyuncudan toplam 42 verimlilik puanı aldı.

Gelelim, Zalgiris Kaunas’a. Zalgiris, kendi evinde Alba Berlin’e de yenilerek sekizde sıfır yaptı. İli maçının ardından Schiller’in yerine göreve getirilen Zdovc da takımın başında çıktığı yedi maçı kaybetti. Alba maçında bir kez olsun öne bile geçemediler. Böyle devam edeceklerse seneye EuroLeague’in dışında kalabilirler. Sekizde sıfır nedir arkadaş? Ey Litvanya, tıklım tıklım tribünler önünde bu oyun ve skorlar yakışıyor mu size?

Zalgiris kapatılsın, çocuk parkı yapılsın.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.