Af konusu 

Gündeme geldi TBMM’de yasallaştı yüz bin kişi faydalandı ve bir anda gündemden düştü, iktidar medyası bu konuyu hemen unutturmaya çalıştı. 
Neden af değil de İNFAZ DÜZENLEMESİ?
Af olunca suçlular dışarıya çıkıyorda infaz düzenlemesi olunca hükümlüler cezaevinde kalmaya devam mı ediyor?
Af olunca suçlular serbest kalıp bir daha suç işlediklerinde infazını yakmış olmuyorda infaz düzenlemesi olunca mı yakıyor?
Aradaki fark şu, affetmek demek SUÇLUYU AFFEDİP SERBEST bırakmak anlamına geleceği için algı yönetme adına bu işin adına İNFAZ DÜZENLEMESİ denildi. 
Sonuç olarak suçluların birçoğu cezasını yatmadan serbest kaldılar bal gibide iktidar kişilere karşı işlenen suçları kişiler adına affetti. 
Şahsınıza karşı işlenmiş bir suçu sizin adınıza siyasi iktidar nasıl affedebilir.
Aynı iktidar kendisine muhalif olan ve suç işlediğini düşünen hiç kimseyi affetmezken bana karşı işlenen suçu affetti.

Oysaki daha düne kadar meydanlarda “DEVLET KENDİSİNE KARŞI İŞLENEN SUÇLARI AFFEDEBİLİR AMA ŞAHISLARA KARŞI İŞLENEN SUÇLARI ASLA AFFEDEMEZ” diyerek bas bas bağırıyorlardı.

İktidar; DÜN DÜNDE KALDI, BUGÜNE BAKMAK LAZIM DERLER.  

Yani, elinde silah ve bıçak olanlar affedildi, elinde kalem olanlar hapsedildi. 
Bravo…

Peki kimler affedildi?
Sözde kabadayılar, sözde mafya bozuntuları, çeteler ve mensupları, tosuncuklar, hırsızlar, dolandırıcılar, rüşvet alanlar, devleti dolandıranlar, çek senet tahsilatçıları, mahalle serserileri vs. 

Kimler affedilmedi?
Elinde kalem hiçbir şiddete bulaşmamış, silahı bıçağı olmayan, komşusunu insanları rahatsız etmemiş, fikrini zikrini kaleme almış, yada sosyal medyada hükümeti eleştirmiş, devlete karşı hükümetin keyfine göre suç olarak gördüğü konuları işlemiş bir kısım insanlar içerde. Henüz yargılama süreci devem eden ve tutuklu yargılamaya devam edilen insanlar cezaevinde.

Diyanetin Eşcinseller ile ilgili Açıklaması 

Diyanet kurumunun siyasallaştığını defalarca zikrettik. 
Allah’ın emirlerine bağlı olması ve emirleri Kuran’dan alması gerekenlerin, biz günahkâr siyasilerden emir alması ne kadar garip.
E tabi hayallerinde dahi görmeyeceği makamlara siyasilerin emri ile gelenler sahiplerine vefa gösterip kula kulluk yapmaları normal görülen bir zamanda yaşar olduk. 
Makama gelmelerini Allah’ın nasibi ile olduğunu, kulun ise sadece bunun icrasında sebep ve hizmetkar olduğunu, din hocaları söylemekten kaçar olunca durum bu hale geldi. Oysaki hepimiz bir değeriz ve Allah ne diler ise o olur. Beni başkanda vekilde yapan Allah’tır. Siyasi liderler sadece kadere sebep ve hizmet ederler. Aksi durumda her lider geldiği geçmiş siyasi tarihe bakarsa onlarıda o makama getirip onlara fırsat verenler yine başka liderleridir. 

Daha dün “TOKİ’den ev alırsanız FAİZ helaldir” fetvası veren bir diyanet buna suskun kalan birçok İslami cemaatler.  Tüm inançlara İslam’ın emrettiği gibi davranması gereken diyanet, tek bir mezhebin tavrı ile tüm Müslümanlara hizmet etmeye çalışmaktadır. Alevileri ve farklı mezhepleri inançları yok sayan bir yapının dini liderin siyasiler emri ile atanması laiklik ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Oysa ki İslam dini adına konuşacak ve temsiliyet gösterecek hocaların yine o camiadaki hoca ve şura tarafından seçilmesi gerekmektedir ve seçilen hocalar tam bağımsız bir şekilde İslam’ın emirlerini söylemelidir. 

Tüm bunlara rağmen diyanetin eşcinselleri ve ilgisi olmayan baroları rahatsız eden KUR’AN-I KERİM’İN emrini dile getirmesi elbette desteklediğimiz bir konudur. 

Herkes düşüncelerini zikretmekte elbette özgürdür, ben inançlı biri olarak inandığım Allah’ın emirlerini zikretme özgürlüğüne sahibim ve bana göre doğrusuda budur. 

İnsan hak ve özgürlüklerini temelde en iyi dile getiren işleyen ve toplumun huzur, barış, sevgi ve kardeşlik içerisinde yaşamasını sağlayan tek doğru bana göre KUR’AN-I KERİM’dir. Bu anlamda diyanet işleri başkanı da dese, sıradan biri de dese Kur’an’ın ayetleri bizim doğrularımızdır. 

Son beş yılda birçok konuda Sayın Cumhurbaşkanına katılmamaktayım ve eleştirdiğim konulardan biride kendisinin 2002 yılında genç bakışta eşcinseller ile ilgili söyledikleri dün gibi aklımdadır bunun videolarını Youtube’dan izleyebilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı “Eşcinsellerinde kendi hak ve özgürlüklerini yasal güvence altına alacağız” dedi ve söylediklerini de yaptı. 

Ak Parti iktidarında parti içinde birçok eleştirilerimize rağmen eşcinseller ile ilgili haklar verildi. 2007 de ilgili dernekler kuruldu, 2011 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde onların haklarına ilişkin yasa çıktı. Ayrıca bunun kadar önemli bağlantılı bir diğer konu, KUR’AN-I KERİME göre zina bir suçtur ve eşcinsellikle aynı kategoride yer almaktadır. Peki ülkemizde zina şu an suç mu? – Hayır, aksine zina yasal güvence altına alınmıştır. Madem bu konu ile ilgili hassasiyet var buyursunlar zinayı suç görsünler buda Allah’ın emri değil mi? Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanmış hocamız iktidara, buna ilişkin bir değerlendirme ve tavsiyede bulunmayı düşünüyor mu? 18 yıldır Ak Parti iktidarı buna ilişkin neler yaptı? 

Neler yapıldığına bakarsak,
Cumhurbaşkanlığı külliyesinde eşcinsellerin ağırlandığı, onların yapmış oldukları kültürel ve sanatsal projeler maddi ve lojistik desteklerin verildiğini, boy boy resimler verilerek onların yaşam tarzlarını en üst düzeyde meşrulaştırıldığı, çocuklarımıza örnek teşkil edildiğini, devlet televizyonları ve iktidar TV’lerinde, filmlerde, reklamlarda bu yaşam şeklinin meşrulaştığı ve iktidarın buna sesiz kaldığı hatta desteklediği görülecektir. 
Tüm bunların görmezden gelinerek, Diyanetten atılan bir pasın algı anlamında gündemi değiştirip, tarafların söylemleri ile tabanını elde tutan bir siyasi anlayış ile karşılaştık. Tüm bu yaşananları bir kenara koyarak“Dün dünde kaldı bugüne bakmak lazım” diyenler hiç de samimi gelmiyor. 

Ayrıca, ismini burada zikretmek istemediğim, kamuoyuna mal olmuş birçok eşcinsel yaşama sahip sanatçıların, gerek siyasi iktidar tarafından, gerek ise belediyeler ve hükümete yakın yayın kuruluşlarının 18 yıl içerisinde onları destekleyen kaç program yaptıkları ne gibi kaynaklar aktardıkları kamuoyu tarafından bilinmektedir.

Diyanetin yüz bin Cami, Kuran kursu ve desteklediği birçok projeler ile, 130.000 kadrosu ve 11 milyar bütçesi ile en kötü zamanını yaşamaktadır. Ateistlik, Deistlik’in, ahlaksızlığın, eşcinsel yaşam tarzının PİK yaptığı Tv’lere filmler, eğitim sistemine bir sözü ve yaptırımı olmayan, her inancın ve mezhebin önemsediği aile ve değerleri korumayan bu süreçte birinci derecede sorumlu elbette diyanetin bizzat kendisidir. 

Bizim gibi düşünmeyenler biz gibi düşünenlere karşı düşüncelerini elbette söyleyebilirler, buna saygımız elbette olacaktır. Bizde düşüncemizden taviz vermeden ülkemiz ile ilgili hayırlı olduğuna inandığımız düşünceleri, aile birliğini ve çocuklarımızın geleceğini düşünecek, inandıklarımızı zikretmeye devam edecek, farklılıklar ile hukuk çerçevesinde bir arada yaşamaya devam edeceğiz. 

Bizim inancımız ve değerlerimize bakış açımız dünde aynıydı bugünde aynı. 

Aydınlık bir gelecek dileklerimle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.