google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

İnsanları istismar etmenin en kolay yolu dindir. Din, hem kolay aldatmanın, hem de kolay kutuplaştırmanın en kestirme yoludur.

Muaviye'nin Sıffın'da savaşı kaybetmek üzere iken mızrakların ucuna Kuran sayfalarını geçirdiğinden beri din hep siyasetin bir malzemesi oldu.

O gün bugündür Kuran siyasi ikbal peşinde koşanların mızraklarının ucundan hiç inmedi.

İndirmeye teşebbüs edenler de, Kuran'a karşı geliyormuş gibi hep din karşıtlığı ile suçlandılar. Dinsel cehaletin kurbanı oldular. Zaten dinle kandırmak ancak dini cehaletin hakim olduğu toplumlarda mümkündür. Dininin bilgisine sahip olan toplumlar kolay kolay kullanılamazlar.

Sultan Veled:"Engel Tanrı ise onu hangi La Havle uzaklaştırır," diyor Siyasal İslam, muhaliflerinin önüne Tanrı'yı çıkarır, onun için de topluma gerçek İslam'ı göstermeden hiç bir La Havle bu engeli aşamaz. Dini cehaletin hakim olduğu yerde, din de, toplum da siyasetin ve istismarcıların oyuncağı haline gelir.

Kendilerini dinle özdeşleştiren hareketler, hatalarını da dinle özdeşleştirmiş olurlar. Bu da dine şüphe olarak döner. Din adına tahrip edilen bizzat dinin kendisi olur. Bunu test etmek için uzağa gitmeye gerek yok. Şu son yıllarda yaşananlar bu gerçeği anlamak için yeterince aydınlatıcıdır.

Dini siyasi veya ticari amaçlarına vasıta yapanlar dini kullanmakla kalmaz, dine yalan söyleterek onu kendi emellerine uygun hale getirirler. Bu bir nevi indirilmiş din değil, üretilmiş bir dindir. Bu din, yalanı alkışlar, rüşvete, hırsızlığa yol verir, yönetenleri kutsallaştırır, kayıtsız-şartsız itaati dinin bir rüknü gibi takdim eder. Kısacası din adına dini tahrip eder.

Y.N. Öztürk, "Allah'la Aldatmak" isimli kitabında Arabistan Adalet Bakanı ile yapılmış bir röportajı nakleder: Bakan İslam'da yönetim ile ilgili şunları söyler: "İslam'da yönetene itaatsizlik yasaktır. Yolsuzluk, sübyancılık,alkol kullanmak gibi büyük günahlar işlese bile  yöneticiyi azletmek günahtır.Eğer yönetici halkını İslami yoldan ayrılmaya  zorlarsa emirlerine uymayabilir, o kadar. Daha ileri gidilmez. Yöneticiyi azletmeye izin yoktur.Çünkü yöneteni olmayan toplumlar,fitneye düşerler.Fitne en kötü yönetimden beterdir."

Bu sözlerin özeti, İslam'da yönetici ne yaparsa yapsın ona dokunulamaz demektir. Bu mantık yüzündendir ki, İslam dünyasının yöneticilerinin her biri birer despot olmuş, bu din elbisesi giydirilmiş dokunulmazlık zırhına bürünerek her türlü rezaleti irtikap etmişlerdir. Fitne sopası ile toplum zulme boyun eğdirilmiştir. Halbuki en büyük fitne yalandır, hırsızlıktır, kamu malını çalmaktır. İslam'ın normal vatandaş için ayrı, yönetici için ayrı hükümleri olabilir mi? Vatandaş hırsızlık yapınca cezalandırılacak, ama yöneten hırsızlık yapınca dokunulmayacak. Devleti bir kurumlar, kuruluşlar, yasalar, yönetmelikler, teamüller manzumesi ve ortak aklın tezahürü olarak görmek yerine, -bir yöneticiden- ibaret görürseniz düzen ve intizamı da ondan ibaret görürsünüz.

İslam dünyası üstündeki ölü toprağını atmak ve yeni bir medeniyet hamlesi yapmak istiyorsa önce bu üretilmiş din ve onu üretenlerle hesaplaşmak zorundadır. "Din terakkiye manidir" sözünün arkasında da aslında bu üretilmiş dine duyulan tepki vardır. Toplumun önünü tıkayan İslam değil, bu üretilmiş dindir. Yeni bir medeniyet yolculuğu ancak bu çarpık din anlayışının aşılması ile mümkündür.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.