google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı dostum  Selçuk Özdağ ile Yaniçağ Gazetesi yazarı Orhan  Uğuroğlu’na yapılan saldırıyı kınamakla kalmıyorum, lanetliyorum…

Şiddet… Hazmedememe kafasıdır.

Unutmayalım…

Şiddet nankördür, bir gün gelir sahibinin de yakasına yapışır.

Çalarsan çalarlar kapını.

...

Bu işi kim yapar?

Bana göre bu da diğerleri gibi bir komplodur.

Hem de iktidara karşı…

Çokça yazmışımdır…

FETÖ olayı da hem cemaati temizlemek hem de iktidarın tabanını delmeye yönelik bir komplodur.

Kendilerine göre irtica ile mücadele…

Hem de sakız gibi tuttu.

Selçuk beyi dövdürmekten mevcut iktidarın bir karı olmaz.

İçinde başka hesaplar var…

Ama şunu da unutmayalım.

Üstün gelme, bastırmak, susturmak, kapıştırmak  ithal demokrasinin genlerinden kaynaklanıyor. İsrail nasıl ki bitkilerin genini bozmuşsa Batı emperyalizmi de ideolojilerin genini bozmuştur.

Bu havada it anasını tanımaz…

Suçlu demokrasi mi yanı!

Evet, düzen meselesi…

Lozan’dan beri  Atik Yunan’ın demokrasi kayığına bindik, kürekleri de ona göre çekiyoruz.

Halimize bakın…

Geçmişte aynı somonu paylaşanlar, aynı sıkıntıları çekenler bu gün demokrasi ortamında birbirleriyle dalaşıp vuruşuyorlar.

İster Milli Görüşçüler deyin, ister ülkücüler deyin kaç parça oldular!

Bu durumda,

Namerdin dışarıdan düşman ithal etmesine gerek kaldı mı!

Biz bize yetiyoruz.

Bu gidişin sonu nereye varacak?

Duracak mi?..

Asine, bendini taşırarak batıracak.

Böylesi çarpıklık ve dalalet; ne Müslümanlıkta, ne de Osmanlı’nın şanlı tarihinde, ahlakında, ciddiyetinde, milliyetinde  yazmaz.

Hangisine sorsanız haklı.

Haksız olan bu çilekeş millettir!

Altında onun boynu kalıyor.

“Ey iman edenler! Eğer kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, imanınızdan sonra sizi, kafir olarak geri döndürürler.” Bu ayet, şüphesiz beşeri ilişkilerin dışında, Ehl-i kitabın hukukunu, sistemini, ideolojisini kabul etmekle alakalıdır.

Edenler yitti gitti, etmeyenler ayakta kaldı.

Yaşı müsait olanlar bilirler.

Eskiden köylerde büyükçe yal kazanları olurdu, koca öküz yalı içtikten sonra kazanın dibini  diliyle saatlerce yalamayı pek severdi…

Niye pek de severdi?

Çünkü sonunda kafası o kazanda pişecek!

İthal ve yabancı olan o kazanın dibini yalamayın…

Kendinize gelin ey siyasiler!

Yaptığınız siyaset milli siyaset değildir.

Bilin ki bu kadar dağınıklığı çekişmeyi vuruşmayı bu sıklet çekmez.

Devlet gemisi kaldırmaz, batar...

Sonuçta her birimiz yal kazanında pişeriz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.