Demokrasi çoğulcu bir rejimdir, her fikrin her düşüncenin temsil edilebilme zemininin bulunmasıdır.
Darbe yönetimleri bir tehdit üzerinden yola çıktıkları ve darbeyi meşrulaştırdıkları için hep yasakçı ve bazı siyasetlerin önünü kapatıcı bir yol izlemişlerdir.
Yani bazı siyasi partileri seçime sokmamak aslında bir darbe uygulamasıdır.
Şimdi Gelecek Partisi ile DEVA partisi seçime girmesin diyerek bir darbe uygulaması güncelleniyor. Öte taraftan bu anti demokratik uygulamayı örtmek için Menderes ve arkadaşlarının mahpus tutulduğu, idam edildiği adanın adı değiştiriliyor. Bir yere Demokrasi ve Özgürlük adası ismini vermek sizi demokrat yapmaz, aslolan uygulamadır.
Bu ülkede:
Muhalefetin sesini kısmak için her yola başvurulurken,
Her vesile ile içeri tıkarız gibi bir tehdit dili kullanılırken,
Vatandaşın yarısı terör örgütleri ile özdeşleştirilirken,
İktidarı denetlemek için hiçbir hukuki ve siyasi denetim mekanizması bırakılmamışken,
Muhalefet belediyelerinin başarısız olması için her türlü engeli çıkarılırken,
Devletin iktidar ile muhalefete yaklaşımı farklılaştırılırken,
CB makamı milleti birleştiren bir odak olmaktan çıkarılıp, partileştirilirken,
Yandaşlık liyakatin yerini alırken,
Yargı iktidarın tasarruflarına gözlerini kaparken, o ülkede gerçek bir demokrasinin varlığından söz edilemez. Nitekim son yıllarda Batı’da yazılan eserlerin birçoğunda Türkiye, Rusya ve Macaristan gibi ülkelerle birlikte otokrat, baskıcı giderek demokrasiden uzaklaşan ülkelerden biri olarak gösterilmektedir.
Onun için başkalarının verdiği faizin üç katını vererek bile döviz bulamıyoruz.
Onun için her hangi bir sorunumuzda uluslararası destek bulamıyoruz. En basiti PKK ile haklı mücadelemizde bile yapayalnız bırakılıyoruz.
Bir ülke gücü ile ya caydırıcı ya da ittifakları ve demokrasisi ile itibarlı olur. İtibarlı olmadığımız için kredi bulamıyor, caydırıcı bir güce sahip olmadığımız içinde milli menfaatlerimizi koruyamıyor, PKK’nın arkasına dizilen ülkeleri onun arkasından çekemiyoruz.
AKP demokrasi diye yola çıktı, bu vaatle taban yaptı ama 2010 referandumundan sonra bu çizgisinden tamamen uzaklaştı. Bugün anlaşılıyor ki demokrasi vaadi güç ve iktidarın dizginlerini tamamen ele geçirilinceye kadar kullanılan bir uyutma aracı imiş. Marx, din afyondur diyerek  2 asır kadar önce dinin nasıl toplumu susturmak, itirazları önlemek, iktidarların haksız tasarruflarını meşrulaştırmak için kullanıldığını görmüştü. Aynı süreç bugün de işliyor bir farkla buna demokraside eklendi. Artık toplumlar demokrasi vaadiyle uyuşturuluyor. Sözü çok edilen ama bir türlü kendisi getirilmeyen demokrasi ile…
Demokrasinin farklı toplum katmanlarını uzlaştırmak gibi bir özelliği vardır. Bir ülke demokrasiden uzaklaştıkça toplumsal ihtilafları barış içinde çözme imkanlarını da azaltmış olur. Türkiye itibar kazanmak istiyorsa demokrasisini, hukuk sistemini gözden geçirmek zorundadır. Yassı adanın adını Demokrasi adası yapmakla bir ülkeye demokrasi gelmiyor.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.