Eski milli güreşçi Hamza Yerlikaya'nın Vakıfbank yönetim kuruluna atanması haklı olarak eleştirilere neden oldu.
Yerlikaya, şampiyon bir güreşçi, Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında kırılması güç rekorlar elde etti. 
İhtisas alanı güreş olduğu için bu dalda ona verilecek her görev anasının ak sütü gibi helaldi. Nitekim, Güreş federasyonu başkanlığını, Gençlik ve Spor Bakan yardımcılığını hiç yadırgayan olmadı. Kimse niye atadınız diye en küçük bir eleştiride bulunmadı. Çünkü en iyi bildiği bir alanda göreve getirilmiş, bu görevlerin gerektirdiği tüm meziyetlere sahipti. 
Yani iş ehline verilmişti.
Fakat bu defa öyle değil, bankacılık ayrı bir uzmanlık, ayrı bir eğitim isteyen bir alan. Yerlikaya, bankacılık konusunda en küçük bir donanıma sahip değil.
Selçuk Özdağ bey güzel bir yazı ile olayı özetlemiş: "Allah emaneti ehline vermeyi emrediyor,"  diyerek, bu atamada ehil olma emrine ittiba edilmediğini söylüyor.
El hak doğruda söylüyor.
Lakin hangi atamada uyuluyor ki?
AKP'nin son yıllardaki atamalarının hiç birinde artık ehliyet aranmıyor. Hatta bırakınız ehliyeti ahlaki kifayet bile aranmıyor.
Bunun en bariz örneklerinden biri Avusturya Büyükelçiliğine atanan ve bu ülkeyi Ermeni soykırımı ile suçlayan Ozan Ceyhun değil mi?
Ya Allah'ın ayetleri ile bakara/makara diye dalga geçen Egemen Bağış'ın Prag büyükelçiliğine atanmasına ne demeli? 
Hamza Yerlikaya tek örnek değil ki? Halk bank yönetiminde bulunan ve bankacılık konusunda hiç bir formasyona sahip olmayan eski siyasetçiler ondan farklı mı? Söz gelimi Abdülkadir Aksu.
Oldum olası bu yönetim kurulu üyelikleri arpalık olarak kullanılmıştır. Bazen de sıkıntısı olan, iflas eden veya dara düşen geçmişte önemli görevlerde bulunmuş kişileri kurtarmak için bu görevler verilirdi. Ama bu yapılan öyle değil, mesela Yerlikaya'yı ele alalım:
-Milletvekilliği yaptığı için -yaşı emekli olmaya yetmiş ise- muhtemelen oradan emekli maaşı alıyor.
-Şampiyonlukları olduğu için Gençlik ve Spor Bakanlığından da bir geliri vardır.
-Halen Gençlik ve Spor Bakan yardımcısı, oradan da maaş alıyor.
-Cumhurbaşkanı baş danışmanı, bir maaş da oradan
-Ve en son Vakıfbank Yönetim Kurulu üyeliği... 
Bunları alt alta topladığınız zaman ortaya Yerlikaya'ya her ay ödenen bir servet çıkıyor. Yerlikaya'nın son yönetim kurulu üyeliğine ne madden ne manen ihtiyacı vardı. Ne yazık ki böyle bir çok kanaldan alın teri dökmeden maaş alan bir çok insan var. On görevi olsa on birinciye de yok demeyecek kadar midesi büyük olanlar var.
Peki bu niye böyle ?
AKP'nin kuruluş yıllarında lafta da olsa bir davası vardı, insanları AKP'nin arkasında o dava tutuyordu. Zaman geçtikçe davanın yerini çıkarlar aldı, artık kimseyi dava diye kandırmak mümkün olmadığı için, insanlar ancak para, koltuk ve ulufe ile AKP'nin arkasında tutulabiliyor. Bu biraz da Muaviye'nin taktiğine benziyor, Hz. Ali hak ve doğrulukla taraftarlarını arkasına alırken, Muaviye para ve koltukla bunu yapmıştır. Büyük sahabilerin çocuklarına valilik vererek yanına çekmiş, muhaliflerini susturmak için bol bol ulufe dağıtmıştır. Davanın bitiği her yerde para devreye girer, ama unutulmamalıdır ki bu bağlılık onu verene değil, para ve makamadır. Para biter, bağlılıkta biter. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.