Değerlerimizden uzaklaşmadan bilim ve teknik alanında gelişmemiz çok mu zordu? Hızla bilim ve teknikte ilerlerken beş bin yıllık biriktirdiğimiz güzel değerlerimizden (çağdaşlık adına) uzaklaştık. Her şey çağdaşlık adına yapıldı. Sonrasında bir Avrupa Birliği sevdası oluştu. Sanki Avrupa Birliği'ne girmezsek ilerleyemeyeceğimiz sanıldı. Avrupa’nın bilim ve tekniğini alma yerine yaşayışını, bize uymayan hayat tarzını alarak uçuruma doğru sürüklendik. Avrupa'nın bize biçtiği gömleği giymek adına bu toplum darmadağın oldu. Avrupa uyum yasalarını çıkarırken değerlerimizden uzaklaştığımızı anlayamadık. “Bu gömlek bize dar gelir” çığlıklarını kimse duymadı. Duyanlar da bize çağdaşlık nutukları atmaya başladı.

 Şimdi bir virüs çıktı ve o değerlerimizi bize tekrar hatırlattı.

 Yıllardır okullarda sınıfa girince 'günaydın' dedikten sonra o gür ses arşı inletirdi. Andımız vardı da çocuklarımız her sabah tekrar ederken özüne dönüyordu. Hemen sonrasında ise 'çıkarın mendilleri tırnak kontrolü var' derken; düzgün katlanmış mendillerimizin üzerinde tırnaklarımız tertemiz idi. Tırnak ve mendil kontrolü eğitimin bir parçası olmuştu. Tıpkı Andımız gibi…

 Şimdi bunun virüs ile ne ilgisi var demeyiniz?

 Var… Tırnaklarımızın içine giren mikroplar nasıl temizlenir? Su ile mi, sabun ile mi? Her ikisi ile de değil! Bu mikroplar önce sık sık tırnaklarını kesmekle ve sonrasında ellerimizi su ve sabun ile yıkamakla yok olur…

Bütün dünyanın mikroplarını toplayan ayakkabılarımız ile evimizin içinde dolaşmak ve bunu filim ve tv dizilerinde özendirmek yine Avrupalı olma aşkına yapıldı.

Gördük ki çağdaş ve Avrupalı olmak ayakkabı ile evin içinde gezinmek ile olmuyormuş! Avrupa'nın medeniyeti bize göre değilmiş!

Beş bin yıllık Türk Töresi, adetlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz ve inancımız ile birlikte çağdaş bir toplum olmak daha önemlidir.

Önce temizlik! Temiz bir birey, temiz bir toplum, temiz bir ülke ve temiz bir dünya!

 Türk töresi ve İslam ahlakı bunu anlatıyordu bize. Sonrasında bu değerlerimizi yozlaştırdık.

 Ne adına... Avrupa’ya benzeme adına!

Bunu şimdi daha iyi anlıyoruz!

“UYACAĞIZ  SUÇ  OLSA  DA”

Merhum Abdurrahim Karakoç bizim gençlik çağlarımızda bildiğimiz o meşhur şiirinde ne kadar da haklıymış…İLAN isimli şiirinde Karakoç “Ne diyorsa İslam Dini / Uyacağız suç olsa da / Gerçeği örten kefeni / Soyacağız suç olsa da” demişti.

“Batıla batıl, Hakk'a Hak / Diyeceğiz suç olsa da” bu çizgiden ayrılmadan yaşamak kurtuluşumuzdur.

İslam dininde en önemli öncelik temizliktir. Kutsal Kitabımız Kur'an'ın bize anlattığı bütün konular insanlığın ve dünyanın iyiliği içindir. Sorgulamadan kabul etmek bizin inancımızın gereğidir.

 Allah Kelamı insanlığın kurtuluşu içindir.

 Bu toplum yüzyıllardır bunca cami ve din adamına rağmen maalesef bunu anlayamamıştır. Öyleyse burada bir eksiklik vardır. Bu eksikliği gidermek ve bu şer’den ders çıkarmak gerekir. Bu virüs bizim kendimize, özümüze dönmemiz için bir uyarıdır. Sadece kendimizi değil, çevremizi ve dünyamızı da temiz tutmalıyız.

 Daha güzel bir gelecek için...

 

(Bakara -156). ''Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz” derler.'' Bu ayeti kerimede takva sahibi müminin başına musibet geldiğinde (İnna lillahi veinna ilyhi raciun)''Allah’tan geldik ona döneceğiz'' dediklerini bizim de dememiz gerektiği bildiriliyor. Bizler sadece ölüm haberi aldığımızda bunu söylüyoruz. Halbuki her sıkıntı yaşandığında söylenmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.