google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, 19 yıldır, “küçük bir dünya” kuruyor, onlara güveniyor, bir süre sonra “onları bırakıp” başka bir “yeniler” oluşturuyor ve onun dışına taşmak istemiyor. Ve, aynı kişiye “2-3 görev” takdim ediyor Yüzüne söylenmiyor, ama “ daha iyi seviyede” olanlar kapı arkasında tepkide bulunuyorlar.

Yolunu ayırdıkları için de;; “biz yola devam ediyoruz, onlar trenden indiler, bir daha binemezler” diyor. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” Sn. Erdoğan da böyle kazandığına inanıyor.

Köşe yazarları/gazeteciler bile kendilerine bu yönde “gelen bilgileri, serzenişleri” -çeşitli nedenlerle- dillendirmiyor, haber yapmıyorlar…

AK Parti, “YÖK’ü kaldıracağız” diye geldi, ama, “”uygulamalarını irdelemeyen, kendi amacı doğrultusunda kullanan bir tarafa geçti. Rektörlük seçimleri, her dönemde sorun yarattı, kim iktidarda ise, kendine (görüşüne) yakın kişileri atamaya çalıştı. Seçim dendi, ana ilk sırayı alan atanmadı. Son düzenlemeyle artık süre, yaş v.b. birçok şart ortadan kalktı ve genç yaşta Prof.’tan şikayet edilirken, buna rektörler de eklendi…

Şimdi de, rektörlük isteyen ve başvuran Prof.’lara rağmen; “aynı isimler”, “tekrar” veya “başka üniversiteye” atanarak alan daraltılıyor…Ve, kırgınlık yaratılıyor; “madem atanacak önceden belli oluyor, biz kobay mı oluyoruz” deniyor.

Üniversite kadrosunda “olmayanların/çalışmayanların” atanması da sorun yaratmaya devam ediyor.

Türkiye’de rektör atamalarının tartışma konusu olmadığı dönem pek azdır. İdeolojik ve siyasi tercihlerin ağır basması tabii hep tartışmalara yol açtı. ”Son yıllarda sadece “bizden” atamalar değil, “bilimsel yayını olmayan rektörler” de yoğun tartışmalara konu oluyor. “Bilim ve Yanılgı” adlı kitabımda rektör atamalarına Cumhurbaşkanı’nın da YÖK’ün de karışmayacağı, köklü, büyük üniversitelerde elit bilim kurullarının ya da bu nitelikte bağımsız mütevelli heyetlerin rektör atamasını savunuyorum.” (Taha Akyol/Karar/05.01.2021)

YÖK,18.12.2020’de 12 üniversite için rektör aday başvurusunu açtı; Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Gümüşhane Üniversitesi, Hakkari Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi.

YÖK’e; “akademisyen olmadığı” (H. Abdullah Kaya, Metin Kıratlı, Fahri Kasırga) gibi, başka “görevi olanlar” atanarak, görev bekleyen akademisyenler “küstürülüyor.” Biz; akademisyen olmayanların YÖK’e atanmamasını ve kurulda “her unvandan” akademisyenin temsil edilmesi gerektiğinde ısrar ediyoruz. Mesela; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sn. İbrahim Şenel ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliğine yeniden seçilen Prof. Dr. Murat Tuncer örneği gibi…

Veya, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanan Prof.Dr. İsmail Yüksek gibi. Sn. Yüksek; 2008 – 2016 tarihleri arasında YTÜ Rektörü, sonra Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Danışmanı, 2016’da Antalya Bilim Üniversitesi Rektörlüğüne atandı, şimdi 4 yıl daha uzatıldı.

Burada hocalarımızın başarılı/başarısız olmasından bahsetmiyor, sadece örnekleme ile akademisyenler arasında “çeşitlemenin yapılmaması” ile “kırılmalar olduğunu” belirtmeye çalışıyoruz…

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğü için 09 Ekim 2020’de ilana çıkmış ve 23 Ekim 2020’'ye kadar başvuru almış…Sn. Bulu’nun ataması 01.01.2020, yani, başvuru bitiminden yaklaşık 67 gün sonra…

Melih Hoca ile, 12-13 Aralık’ta MÜZDAK-Haliç Ün.Konservatuvar ile ortak düzenlediğimiz Türk Müziği Sempozyumu’nda birlikte olduk. Konuşma içeriği ve kültür/sanata yaklaşımı ile beğenimizi kazanmıştı. Atamayı duyunca şaşırdık ve üzüldük.

Ancak, atama duyulunca ortalık karıştı. Boğaziçi Ün. , köşe yazarları, siyasiler işin içine girdi!..

Biz, her zamanki gib; “kaliteli eğitimden” taraf olarak görüşlerimizi açıklamak istiyoruz.

Yazar (Türkiye Gazetesi) Cem Küçük; “Yıllardır tertemiz Anadolu insanını böyle küçümsediler. Onların hak ettikleri yerlere gelmesini engellediler. Artık bunu başaramayacaksınız. Melih Bulu Hocam bu zevata karşı dik durun. Birkaç hafta sonra bu eleştiriler kesilir.” demiş.(04.01.2020)

Ne demek? Diğer rektörler Anadolu insanı değil mi? Bu nasıl bir dil ve suçlama…Bir kişiyi koruyoruz derken, diğerlerini yok ediyor.

Bazı yazarlar tarafından şöyle bir cümle kurulduğunu görüyoruz; “AKP’li CB, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektörlük yapabilecek bir insan bulamadı ki, milletvekili olarak seçilecek bir yere koymadığı AKP’li bir öğretim görevlisini rektör olarak atadı.” (Orhan Bursalı/Cumhuriyet)

Oysa Sn.Bulu, 5 yıl önce İstinye Ün. 1 yıl önce de Haliç Ün. Rektörü oldu...

Sorular;

O zaman neden ses çıkarılmadı?

“AK Parti adayı” olduğu konuşulmadı?

Öğrencilerden (Boğaziçi Ün. dahil) ses çıkmadı?

İlk defa mı Ak Parti’ye yakın biri rektör atandı?

O üniversitelerin öğrencileri; vatan, millet, demokrasi, özgürlük isteyenler değil miydi?

Kısaca,Sn. Bulu; yeni rektör olmadı.. Ülkemizde araştırmadan, bodoslama dalınıyor. Ayrıca, unvanlı akademisyenler “Öğr.Gör.” değil “Öğr.Üyesi” sınıfındadır.

“Etiklik” açısından konuşulması gereken şu olabilir;

Bir üniversiteye rektör olarak yeni atanmış bir akademisyenin, “başka akademisyen yokmuş” gibi, başka bir üniversiteye (Boğaziçi Üniversitesi’ne) kaydırıldığıdır.

Ama, yine yanlış yerlerde “enerjilerimizi” harcıyor ve ülkeyi ileriye götüremiyoruz.

Yeni rektör Prof. Dr. Melih Bulu, yazılı bir açıklama yapmış; "İnsanlara dokunmayı seven bir mizacım vardır. Bana her zaman sanal ortamda ya da kampüste ulaşabilirsiniz. Sorunların şeffaf bir şekilde konuşularak çözülebileceğine inanan bir yönetim tarzım vardır. Birlikte konuşarak, en doğruya ulaşıldığını sayısız kere tecrübe etmişliğim vardır. Bununla birlikte, Boğaziçi’nin taraf olmadığı problemlere malzeme yapılması en çok Boğaziçi’ne zarar verir. Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz. O sebeple üniversite olarak bizi asıl işimiz olan bilimsel üretimden uzaklaştıracak her türlü girişime de birlikte karşı gelmemiz gerekir diye düşünüyorum"

Orhan Bursalı bunu da eleştirmiş; Sözde kendine hedef koymuş, dünyanın ilk 100 üniversitesi içine sokacakmış Boğaziçi’ni…Bunun için ise yapmaması gereken bir hata ile başlıyor ve üniversitenin geçmiş yönetimlerini, rektörlerini kötülüyor. “Maalesef ilk 500 üniversitenin dışına düşmüşüz” diyor. Uluslararası makale performansı gerilemiş de ondanmış. Üniversitenin de kamu ve özel sektöre işbirliği, yakınlığı gerilemiş de ondanmış. Eski rektörler girişimcilik alanında da üniversiteyi ilerletememiş. “Routledge” (bir İngiliz yayın grubu) tarafından basılmış bir kitabının varlığını bu arada anımsatmak gereğini duymuş.”

YÖK son olarak bir açıklama yaptı (05.01.2021); Bilindiği üzere, Boğaziçi Üniversitesi rektörünün görev süresinin sona erecek olması dolayısıyla yeni rektörün atanması süreci, aynı durumdaki diğer üniversitelerin rektör atama süreçlerinde olduğu gibi, ilgili mevzuat çerçevesinde başlatılmış ve başvuruda bulunan adaylar Cumhurbaşkanlığı makamına sunulmuştur. Bu atama süreci 02 Ocak 2021 tarihinde 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince, Cumhurbaşkanımız tarafından Prof. Dr. Melih Bulu'nun atanmasıyla tamamlanmıştır……..Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından üniversiteye rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu, diğer adaylar gibi rektörlük başvuru şartlarını sağlamaktadır. Bir üniversiteye rektör (adayı) olabilmek için, eski veya yeni hiç bir mevzuatımızda ilgili üniversitenin kadrolu profesörlerinden biri olma gibi bir koşul aranmamıştır . Nitekim Boğaziçi Üniversitesi, geçmişte iki dönem, uzun yıllar farklı bir üniversite mezunu ve mensubu bir bilim insanı tarafından başarılı bir şekilde yönetilmiş ve bu durum hiçbir zaman eleştiri konusu yapılmamıştır…….”

https://www.memurlar.net/haber/947344/yok-ten-bogazici-universitesi-ne-rektor-atamasina-dair-aciklama.html

Bakınız, eğitim sistemimizin çok sorunu var. Bunu çözmek için yarışmak, birbirimizi ötekileştirmemek gerek..

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Nevzat Tarhan’ın dediği gibi;

“ABD’ye giden (Aziz Sancar) Nobel alıyor, Almanya’ya giden (Uğur Şahin) ve eşi aşıyı buluyor. Türkiye, yeteneklerini köreltiyor, neden?

1/ Eğitim sistemimiz ilkel,

2/ Yetenek yönetimini bilmiyoruz,

3/ ARGE Bütçesi düşük,

4/ ‘Biz yapamayız’ diyoruz”

Ne demiştik, “asıl çözülecek temel işlerimiz var!...”

Ama; birlikle beraberlikle…

O nedenle; siyasi partilerin bunu fırsata dönüştürmemesini, siyasetten kazanan  köşe yazarlarının elini üniversiteden çekerek üniversitelerin asıl sorunlarına odaklanmalarını, terör örgütlerine imkan verilmemesini, usulet ve suhuletle rektör ve öğrenciler arasına girilmemesini tavsiye ediyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.