google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, 19 yıldır, “küçük bir dünya” kuruyor, onlara güveniyor, bir süre sonra “onları bırakıp” başka bir “yeniler” oluşturuyor ve onun dışına taşmak istemiyor. Müzik alanında kimlerin 19 yılda öne çıktığını, sonra kaybolduğunu biliyorsunuz… 

Külliye’de sanat-kültür işlerinde önceleri, -19 yıldır Sn. Erdoğan’ın yanından ayrılmayan-,  Prof.Dr. İbrahim Kalın ön plandaydı. Herkes, özellikle THM mensupları, Külliye etkinlik/konserlerinde yer almak için adeta yarışıyordu.4 yıl önce Fecir Alptekin atandı. Ve, bildiğiniz gibi bir yıl önce de Prof.Dr. Fahrettin Altun İletişim Daire Başkanı olarak atandı ve “etkinliklerin çoğunu” üzerine almış gözüküyor ve kendi kadrosunu kurmaya devam ediyor. Bu bir tespit….

CB toplantılarına çağrılan, etkinliklerde görev verilen, TRT Müzik’te program yaptırılan “bazı sanatçıları” tanıyanlar, düşünce ve yapılarının Sn.Erdoğan ve Ak Parti ile “uyuşum içinde ve samimi olmadığını” söylüyorlar. Burada “bir paylaşım olduğu” ve bu nedenle “destek verir görünüldüğü” müzisyenler arasında da konuşuluyor. Ki, bu “her iktidar döneminde” olan uygulamalar…

Ancak, AK Parti’nin sürekli vurguladığı bir “dava” olunca, mecburen karşılığı görülmek isteniyor.

Bunu da (5.11.2017) Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin kültür ve sanattaki ‘ikilemi!..

başlıklı yazımda belirtmiştim.

https://www.internethaber.com/cumhurbaskanimizin-ve-ak-partinin-kultur-ve-sanattaki-ikilemi-1820705y.htm

Yine biz akademisyenler arasında çok eleştiri alan, etkinliği yazmıştım;

“Külliye’deki Neşet Ertaş etkinliğinde, 'sahne sanatı' kuralları uygulandı mı?”

(12.10.2019)

https://www.tyb.org.tr/goktan-ay-kulliyedeki-neset-ertas-etkinliginde-sahne-sanati-kurallari-uygulandi-mi-40292h.htm

Hatırlarsanız; Demet Akalın ve Hande Yener’in bile, makamda kabul edilmesi, çok garipsenmişti…Son olarak herkesin benimsediği “oyuncularımız” yokmuş gibi, yorumcu Yavuz Bingöl’ün, İstiklal Marşı şairimiz M.A.Ersoy’u canlandırması bile olumsuz tepkilere sebep oluyor. Sanki; “AK Parti; yıpranmak ve seçmen kaybetmek için kendini zorluyor” gibi…Tepki olunca da hemen “ayrışım ve ötekileştirme” başlıyor. Oysa, bu film böyle devam ederse, önemli bir kesim izlemeyecek demektir. Bu da; emeğe, tarihimize yapılmış bir kötülük olacaktır.

 Gelelim gündeme! Sn. Cumhurbaşkanı, “Kültür Sanat Büyük Ödülleri” töreninde, görmek istediği sanatçı tipini tarif etti (29.12.2020);

"Beklediğimiz o sanatçı önce kendisi olacaktır. Beklediğimiz o sanatçı önce davasını sanatıyla ifade edecektir. Beklediğimiz o sanatçı önce vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleri ile gösterecek, dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarıları ile dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, marifetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu kanadıyla gösterecektir. Beklediğimiz o sanatçı ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmek yerine kendi sanatını üretecektir"

Bu paragrafı tersten alırsak, Sn.Erdoğan’a göre;

1/Hiçbir sanatçı “kendisi” değildir, taklittir..

2/ Hiçbir sanatçının “davası” yoktur..

3/Hiçbir sanatçı iyiliğe hizmet etmemektedir.

4/ Şimdiki sanatçılar; slogan atarak kendini göstermeye çalışmaktadır.

5/ Başarıları ile, dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacak sanatçımız yoktur

6/ Şimdiki sanatçılar, ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmektedir.

 7/ Şimdiki sanatçılar, sosyal medya hesabından siyasi polemikler  savurmaktadır.…

Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ise bu sözleri şöyle yorumlamış;

“Dünyanın her tarafında, çağların her döneminde de sanatçılara her zaman saygı duyulmuştur. Sanatçılar, her zaman toplumun saygın bireyleri olarak görev üstlenmişlerdir. Pandemi süreci içinde, özellikle sanatçılarımızın önemli bir kısmı, büyük bir ekonomik krizle de karşı karşıya kaldılar. Belediyelerimiz, bu konuda sanatçılara büyük destekler verdiler, vermeye de devam ediyorlar. Umarım 2021 yılında pandemi sona erer ve sanatçılarımız da sanatlarını icra etmeye devam ederler. Sanatçılar, aykırı insanlardır. Düşüncelerini, özgürce ifade ederler.”

Akif Beki (Karar Gazetesi)  “Cumhurbaşkanı'nın beklediği sanatçı Akalın mıymış!” başlıklı yazısında görüşlerini dile getirmiş; “Bakalım, Demet Akalın ve ziyaretinde ona refakat eden popçu arkadaşı Hande mefhumlarının payandalarını da temellendirecektir.”

https://www.karar.com/yazarlar/akif-beki/cumhurbaskaninin-bekledigi-sanatci-akalin-miymis-1588131

Müzik yazarı Kaan Çağlayangöl; “Sanat için söylenen ve benim daima inandığım bir söz vardır; “Sanatçı sadece sanatında ileri gitmelidir ve ona kafa yormalıdır”. Doğal haliyle bir sanatçının, mesleği olan sanattan başka şeylere kafa yoracak zamanı olması pek de geçerli bir durum değildir. Olmaması da tüm sanat dalları için esastır. Fakat ülkemizde, bugünlerde durum pek de böyle değil.” diyor…

https://odatv4.com/sanatci-muhalif-mi-olmalidir-03012159.html

TSM Yorumcusu Ümit Coşkun; “İnsanlığın en üstün dili sanattır. Bu dili siyasetten, cepheleşme ve kinden uzak tutarsak başarılı olabiliriz. Bir sanatçı sazını veya sesini çok iyi kullanabilir. Bu üstün niteliğini insan vasıflarından uzaklaşarak kullanırsa, bilinmelidir ki, diğer sanat vasıfları görünmeyecektir. Saygılarımla. “

Sn. Genco Erkal;:” Sanatçı değil, şakşakçı istiyor”

Sn. Berna Laçin; “Olur mu öyle şey! Sanatçı el öpmez! Bilâkis, sanatçının eli öpülür! Mustafa Kemal Atatürk”

Sn.Cumhurbaşkanımız, yeni açıklamasında da (02.01.2021) şöyle dedi;

1/ "Üzerinde yaşadığımız şu topraklar, şu bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir."

Çok doğru ama, üretim için "elini taşın altına koyacak", "makamı kullanmayacak", “makama güç verecek”, “gerçek kültür insanlarına”   ihtiyaç vardır. G.A.

2/ “Her nerdeyseniz gönül eri sanatçılar, bu millet estetik manada küllerinden dirilmek, yitik hazinesine yeniden kavuşmak için sizi bekliyor.”

19 yıl çok uzun bir zaman. “Nerdesiniz?” diye sorulduğuna göre, kendisine; “destek verenlerden” memnun değil, ya da “neden destek verdiklerini biliyor” ve arayış içinde.

Bunun için “gerçek sanatçılara”, “üretenlere” ihtiyaç vardır.  İnşallah, o gerçek sanatçılar, küserek; beyaz yeleli atlara binip gitmemişlerdir….G.A.

Yıllardır ülkemizde tartışılır; “sanatçı muhalif  olmalı/mıdır?” Bunu yanlış ve haksızlık olarak görmekteyim…Ben de “tarafsız” değilim!, kaliteli; “sanatta,kültürde,eğitimde” tarafım. O nedenle, sanatçı da sadece “yaptığı sanat dalının” tarafı olmalıdır.

Şöyle bir araştırma yaptım; Yurtiçi ve  yurtdışında, ülkemizi başarıyla temsil eden, ödül alan,özel uluslararası festivallere katılan müzisyenlerimiz az değil.

Hatırladıklarım;  Gülsin Onay, Suna Kan, Tahir Aydoğdu, Turgay-Selva Erdener, Barış Manço, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Erdal Akkaya, Selda Bağcan, Fazıl Say, Aydın Esen, Asım Can Gündüz, Leyla Gencer, Adnan Saygun, Erkan Oğur,Kerem Görsev, İdil Biret, Hüseyin Sermet, Okay Temiz, Burçin Büke, Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Ruhi Su, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak, Hamiyet Yüceses. Ahmet Özhan…

Şimdi, -çoğu rahmetli olmuş- bu sanatçılarımız; kırılmazlar mı, kendilerini; her sözünde “biz insanı severiz,Yaradan’dan ötürü” diyen  Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından kendilerini dışlanmış hissetmezler mi?

Son söz; Sanat ve kültür de de liyakat ve ehliyet şarttır...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.