google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Kendi nefsimi hariç etmeden söylüyorum ki; hepimizi bir Coronovirüs endişesi kapladı. Bize ne oldu böyle ki marketlere koşuyor, korunmak için kolonyaları bitiriyoruz. Yapmayalım mı? Tabii ki yapalım, doktorların tavsiyesine aksatmadan uyalım. Topluma karşı da görevimizdir ama; ahret için hiç bu kadar telaşa düşmediğimizi görüyorum. Toplumun ahlaki değerlerinin ayaklar altına alındığı, LGBT’lilerin haklarının konuşulduğu, evliliklerin azaldığı veya ertelendiği, boşanmaların arttığı, uyuşturucunun ilk okula kadar indiği bir dünyada yaşamak bizi ürkütmüyor da Coronovirüsten ölmek mi ürkütüyor. Gerçekten bize ne oldu? Ateşin şiddetini haber veren yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in uyarıları bize ellerimizi hem yemekten önce hem yemekten sonra yıkamamız tavsiyesi vesile olmuyor da Coronovirüsü mü bize bunu yaptırıyor. Gerçekten bize ne oldu. Coronovirüsten öleceğiz diye korkarken, öldüğümüzde vereceğimiz hesaptan hiç korkmaz mı olduk.

Beyler hanımlar izlediğimiz filmler ve diziler Coronovirüsten daha tehlikeli değil mi? Ben izlemiyorum diye kimse kendini kurtaramaz. Coronovirüs nasıl ailenizden birine bulaşırsa siz de tehlikede iseniz. Bu zıvanadan çıkmış filmler ve diziler de çocuklarınızı zıvanadan çıkarmıyor mu?  Coronovirüs için erken önlemler alan yetkililerimizi tebrik ediyoruz. Peki bu salgının da ötesine geçen bu ahlaksız film ve diziler için bir önlem ne zaman alınacak? Hani bizden kimse var mı derseniz. Varım diyenlere desteğiniz var mı? diye ben size sorarım.

Coronovirüs ihtiyarları öldürürken fimler ve diziler de gençlerimizi öldürüyor. Ahlaksızlık girdabında boğuyor. Sevgiliyi öğretiyor ama evliliğin kudsiyetini saklıyor. Uyuşturucunun kapılarını ardına kadar açıyor. İnsan öldürmeyi, hırsızlığı bir marifet olarak gösteriyor. Yani insanlığın temellerine dinamit yerleştiriyorlar.

Film ve dizi sektörü bir savaşa döndü. Çanakkale’de, İstiklal harbinde bizi yenemeyenler film ve dizilerle bizi yok etmeye çalışıyorlar. Geç kaldık ama yine de zararın neresinden dönersek kârdır.

Bizim çocuklar tarafından yapılan tarihi diziler bizlere “ne kadar kahramanmışız” dedirtirken, diğerleri güncel konularla aileleri yıkmaya, kültürümüzü tarumar etmeye devam ediyorlar.

BU FİLMLERİ KİM İZLİYOR?

Koronavirüsten haberimiz olduğu kadar ülkemizin sinemalarında neler oluyor farkında mıyız?

Üç yıldır Türkiye’de Türklerin inançları örf ve adetleri üzerine araştırma yapan bir Japon araştırmacı diyor ki; “İki şeye hayret ediyorum. Birincisi; batılılar bir ülkeyi savaşmadan yok ediyorlar. İkincisi; Türkler bu yok ediliş için kullanılan inançlarına ve kültürlerine tamamen ters film ve dizileri hem de ailecek çocuklarıyla beraber izliyorlar.” Dışarıdan gelen bir Japon’un bile görebileceği kadar açık durumu bizimkiler ve dahi yetkililer görmüyorlar mı yoksa?

Herkesin hayatının neredeyse tamamını içerdeki siyasete adadığı bu zaman diliminde dışarıdan gelen bu saldırılara karşı verilmesi gereken bu gizli savaşı görmemek büyük bir gaflet olarak kayda geçecektir.

Ülkemizin nüfusu 83 milyona ulaştı peki bizim değerlerimizle birazcık uyuşan üç beş filmden başka tamamen kültürümüze ters yozlaşmış filmleri kaç kişi izlemiş haberiniz var mı?

2010 yılında 41.534.146

2011 yılında 42.294.040

2012 yılında 44.339.549

2013 yılında 50.295.757

2014 yılında 61.245.757

2015 yılında 60.228.409

2016 yılında 58.287.317

2017 yılında 71.185.594

2018 yılında 70.409.779

2019 yılında 59.556.020

Nüfusu 83 milyon olan ülkemizde bir yılda 70 milyon gişe yapıyor filmler.  Son dokuz yılda 519 milyon 820 bin 347 kişi sinemaya gitmiş. Peki bu filmlerde ne var derseniz en çok izlenen Rezil İvedik filmini söyleyeyim. 6 seri yapılmış ve gişe toplamı 30 milyon 753.689.

Gerçekten bu filmleri kim izliyor? Sizler izlemeseniz de çocuklarınız izliyor. Çocuklarınız izlemese de onların arkadaşları izliyor. En iyi filmlerde bile sevgilisiz bir film yok. Küfür desen sınırsız.

Korona virüsünden daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Filmlerin ve dizilerin oyuncularının hayatları ise gençlere ahlaksız bir hayatın habercileri. Her gün sevgili değiştiren ve bunu marifetmiş gibi gösteren magazin haberleri. Bundan memnun olan varsa elini kaldırsın. Biliyorum ki hepiniz bu durumdan rahatsızsınız. Peki öyleyse neden bir çaba harcamıyor veya çaba harcayanlara destek olmuyoruz. İşte sorunumuz da bu zaten. Hani ya devlet başa, ya kuzgun leşe denir ya, öyle bir şey. Çabalayan kardeşlerime yeterli desteği vermediğimiz için hepsi tek tek kenara çekildi. The İmam filmi yeterli sayıda izlenmiş olsaydı Eşref Ziya şimdilerde üçüncü dördüncü filmini yapıyor olacaktı. Ulvi Alacakaptan ağabey zaten çoktan çekildi kenara. Rahmetli Hasan Nail Canat ailesini geçindiremediği şartlarda vefat etti. Bakmayın şimdilerde adına Kültür Merkezi açtılar. Sağ iken neredeydiniz? Zaten üç beş kişiden ibaretiz.

Ama başarmak için tüm nefeslerimizi harcamak için çabalıyoruz. Başaramazsak da Rabbim başarmış gibi sevap yazacaktır. İnancım odur. Muhsin Başkan siyasetin dürüstçe yapılacağını gösterdi. İman, aşk, vatan bayrak sevgisi… Ne derseniz vardı ama insanlar ona yüzde bir oy verdiler. Ardından herkes ağladı. Hiçbir Cumhurbaşkanına, Başbakana nasip olmayan kalabalıklar cenazesini kaldırdı. Ey insanlar hayattayken neredeydiniz?

Neyse o sadece dinlerdi. Ben ise konuşuyorum. Belki de son çırpınışlarımdır.  Sen ne yapıyorsun diyen çıkarsa kimseden bir destek bulamadığım için yazdığım kitabı satarak bir film yapacağım inşallah. Ardından belki bir dizi gelir. Allahualem. Bizi hor görenleri utandır Allah’ım. Amin.

Vesselam.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.