Dünya insanlık tarihini tasnif ederken her çağı birçok kıstaslara göre adlandırıyor. Antropoloji “insanlığı “homo ecektus, homo faber, homo sapiens” şeklinde tasnif eder. Bir başkası taşlara, madenlere göre… Bir diğeri de “eski, orta, yakın yeni” gibi adlandırmalarla ele alır.

İnsanlık tarihi, üretim, üretim ilişkileri, yönetim şekilleri gibi pek çok bakış açısıyla değerlendirilse de insanlığın en büyük icadının “tekerlek” ve tabii ki “daire” olduğu da söylenir. Bu açıdan bakılsa, “tekerlekten önce” ve tekerlekten sonra” adlandırması bile yapılabilir.

Tekerlek ulaşımı ve üretimi hızlandırmıştır ve hâlâ en büyük icad olarak insanlık tarihinde başköşeye oturmuştur. Tekerleğin icadının “ulaşım” yönü, bir süre sonra “iletişim” ile genişlemiş ve insanlık en büyük hamleyi ve en büyük değişimi ondan sonra yaşamıştır. Buna göre insanlık tarihini “iletişimden önce” ve iletişimden sonra” diye ayırmak teklif edilebilir. Tabii bunda tekerleğin ve dasirevî hareketin verdiği matbaanın keşfi de önemli rol üstlenmiştir.

Lafa dünya turu attırmayıp sadede gelelim…

MATBAADAN İNTERNETE

Matbaa ve arkasından gazete… Sonra dergiler… Telefon, fotoğraf, radyo, televizyon… Derken insanlık tarihinin en büyük değişimi olarak görülebilecek olan “cilalı internet çağı”na geldik. Şimdi hepimiz o çağı yaşıyoruz… “İnternetten faydalanmayanlar da var. Onları da mı bu çağa dâhil edeceksiniz hocam?” diyecek olan akl-ı evvellere hemen söyleyeyim; paleolitik çağda bile “kaba taş” çağını yaşayanlar vardı ve onlar paleolitik çağın farkında olmadan orta çağda bile hayat sürdüler.  Hatta böyle bir soruyu soracak kişinin o çağ izini taşımasından şüphe ederim.

Dediğim gibi şimdi “cilalı internet çağı”nı yaşıyoruz ve bu çağın sunduğu imkânlarla varız. Bu imkân elimizden alınıverdiğinde yaşayacağımız sıkıntıları hepimiz biliyoruz. Bu kuşaklar, hem internet öncesini yaşadı, hem internet çağını yaşıyor; yani değişimin nabzını tutuyor. 3 kuşak sonrası, iki devri de yaşayan insanlara “antik insan” muamelesi yapılacağa benziyor. Şimdi antenli cep telefonlarına antik eşya muamelesi yapıldığını yaşamıyor muyuz?

Sözü corona (covid-19) günlerindeki günlük hayatımıza ve internet kullanımına getirmek istiyorum da birikmiş düşünceler, yazacak olduğum konunun önüne geçiyor Süheylâ… Bir türlü sadede giremiyorum.

YENİ SOSYALLEŞME İNSANI: E-SOSYAL

Sokağa çıkma yasağı olan günlerde sıkıntı çekenlerimiz çok oldu…  Öbür taraftan bundan hiç şikâyetçi olmayan bir kitlenin de varlığını inkâr edemeyiz. Üstelik şikâyetçi olmayan kitle, toplumsal etki gücü olan bir kitle idi. Bunlar, yalıtım günlerinde veya yaş sınırı veya kronik rahatsızlığın yol açtığı sürekli yalıtım günlerinde, “sosyalleşme” konusunda pek sıkıntı çekmediler. “Cilalı internet çağı öncesi” davranış kalıplarından biri olan “sosyalleşme” şekilleri belli idi. Misafirlik ve seminer, konferans, panel, çarşı-Pazar, kahvehane, pastane, kafe, AVM gibi ortamlarda, iş yerlerinde, aynı zamanda sosyalleşen insanların elinden bütün bu imkânlar alınınca, gerçekten ortada “dımdızlak” kalanlar da oldu ama geleneksel sosyalleşme” (Buna “konvansiyonel sosyalleşme”  de denebilir.) diyebileceğimiz eski sosyalleşme imkânını kaybeden “şikâyetçi olmayan kitle”, internet ortamında sosyalleşmeye ağırlık verdi.  Henüz bir istatistik verildi mi bilmiyorum ama Ocak 2020 başından itibaren sosyal medya kullanımı ölçümleri yapıldıysa, bunun birkaç kat arttığı görülecektir.

Evlerine kapanan ve durumdan şikâyetçi olan veya olmayan kitleyi muhitine ve dünyaya bağlayan “sosyal medya” imkânları vardı. Geleneksel, konvansiyonel sosyalleşme imkânlarının ortadan kalkmasıyla, internet üzerinden sosyalleşme daha da arttı. Bu tür sosyalleşme “dar mekân” sınırlarını yok ettiği gibi ülke sınırlarını da ortadan kaldırdı. Şimdi imkân olan herkes sosyal medya marifetiyle ve görme-işitme duyularına hitap etmek suretiyle  (Tatma, dokunma ve koklama duyularının paylaşımı henüz devreye girmedi) herkesle irtibat kurarak sosyalleşiyor. Bu olguyu kullananlara kısaca  “e-sosyal”  demek mümkün. Tabii bu adlandırmada “e-mail, e-devlet” gibi adlandırmaların hazırladığı psikolojik ortam rol oynamıştır. Ayrıca anlam itibariyle zıd bir anlamı ifade etse de şu anda yaygın olarak kullanılan “a-sosyal” ibaresi de ibarenin oluşumunda teknik olarak etkili olmuştur.

Lafı toparlayalım…

Konvansiyonel sosyalleşme çağı, şimdi corona (covid-19) sebebiyle kesintiye uğradı ve “e-sosyal” olmayı doğurdu. Şimdi iki sosyalleşme iç içe yürüyeceğe benziyor ama şunu asla unutmayalım: Konvansiyonel sosyalleşme çağında “dar gruplar ve mekânlar” söz konusuydu; şimdi bu mekânlar kalktı ama “big brother”e (George Orwel’i 1984 romanıyla analım) teslim olduğumuzu da unutmayalım. İnternet üzerinden yaptığımız her şey, “Kiramen Kâtibin”   gibi, “big brother” tarafından kayda geçiriliyor.

Bakalım insanlık tarihinde e-sosyal olma, önümüzdeki yıllarda nasıl şekillenecek? Bizim kuşaklardan ömrü olan görecek…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.