Piyasalarda her an....

Nane ruhu da var, tuz ruhu da var...

Çanakkale’yi anlayamayanlar, ondan sonrasına kafaları basmayacağı için tuz ruhuna yatarlar. Milletin en yetişkin kahraman evlatlarına mezar olan Çanakkale...

Osmanlı’nın son cümlesine konulan son nokta sayılır.

Devleti yönetmekten....

O savaş bir bakıma, dünyayı tanımaktan aciz olan ittihatçı çetelerinin maharetidir. Osmanlı kendi isteği ile girmedi adeta itildi.O muazzam savaşın kimin adına ve kimler tarafından yapıldığı, tahtı sallanan, donanması lağvedilen Osmanlı’nın bu savaşa neden itildiği önemli. Önemli...Ona göre ne kazandığımıza, ne kaybettiğimize ancak paye biçebileceğiz.Muharebeler görüldüğü gibi değildir, arka planda mutlaka siyasi nedenleri var.

İşte “Çanakkale ruhu” derken o tarafını anlayabilmek.

...

Savaş hukukuna göre...

Ordulara kim kumanda etmişse savaşın envanteri de onun adına yazılır. Başkalarının idaresinde olan bir savaşı kendi hesabına yazarsan giderlerine de katlanmak zorundasın.

Mesela, PKK’yı kim yönetiyorsa savaş da onun adınadır.

Bu kadar kanlı olayları, vahşeti Kürt halkına mal edemeyiz.

İşte tam da burasını anlayamamak ittihatçı kafasıdır...

Payitahtı yıkarken....

İngilizlerden destek alan İttihatçılar bu sefer de doğmayan çocuğa kadife dokumak adına Almanların peşine takılarak devletin neyi var neyi yoksa akıntıya verdiler.

Yüksek tonda söylüyorum...

O savaş bizim adımıza yapılmış olsa da bizim savaşımız değildi. Niçin mi değildi?

Çanakkale savaşını Alman komutan Otto Liman Von Sanders yönettiği gibi 40 bin Alman subayının görev almasını görmezden gelemeyiz. Öyle ya, bizim savaşımızda alman subayları ile komuta kademesinin işi ne? Hayırlarına mı savaştılar?!.

...

Savaşın arka planı...

İngilizler, kısa yol sayılan boğazlardan dolaşarak Alman donanmasını arkadan hezimete uğratmak için boğazları seçtiler. Boğazlar, hem Almanlar hem de İngilizler adına önemli bir geçit sayılırdı. Ol sebeple bu millet, 253 bin resmi kayıtlı evladını şehit verdi. Ne yazık ki, o gün boğazı geçemeyen İngiliz iki yıl sonra, elini kolunu sallayaraktan Payitaht’ı işgal etti. Yani geçemediği boğazları geçti gitti,

su yolu yaptı.

O kadar basit!

O zaman onca şehid niye?

...

İngiliz Şehzade karakolunu basıyor, bazılarını tutukluyor, öldürüyor, maksat Ankara’ya destek olsun. Zoru görenlerin Ankara’ya sığınacaklarını İngiliz gayet iyi biliyordu.

İngiliz projesi...

Padişahı İngiliz gavurunun yanına koyanlar yalan söyler.

Veya bir şey anladıkları yok.

Diplomalı cahiller...

O gavur İngiliz başından beri,

İslam aleminin siyasi otoritesi olan hilafet ve saltanatı yıkmak için ittihatçı çetelerine destek verdiğini dedem söylüyor, babam söylüyor, tarih yazıyor.

Açsınlar okusunlar, sorsunlar soruştursunlar.

...

İngiliz damını kurdu, attığını iyi vurdu.

...

Geldik, bu günlere,

“Çanakkale Geçilmez!”

Bu millet her zaman etten duvar olduğunda sadece Çanakkale değil, deryalar bile geçilmez.İşin garibi, geçilmezliği o sıralarda yarbay rütbesinde olan Mustafa Kemal’e mal ederek Kemalist rejime paye biçmek sağlıklı ve de milli bir duruş değildir. Şahadetten istikbal çıkarmak demektir.

Mustafa Kemal’i 1Haziran 1915 tarihine yarbaylıktan albaylığa terfi ettiren de Alman Komutan Sanders’tır.

Mustafa Kemal de terfi işini kabullendi, ret etmedi.

Üzücü...

Senin subayını...

Alman generalinin terfi ettirmesi nasıl bir duygu ise!

...

Baş Komutan Enver paşa’nın Mustafa Kemal ile aralarının açılması o günlerin hatırasıdır. Enver paşa, mahiyetinin tamamına yakınını şehit veren Yarbay Mustafa Kemal’i başarısız gördüğünden komutanlık görevinden alarak İstanbul’a doğru uzaklaştırdı, sonra da ateşe yaptı... Enver Paşa’nın itibarı ta 1996’lerde meclis tarafından iade edilerek mezarı Tacekistan’dan Türkiye’ye nakledildiğinde, cenaze namazına o günün Devlet Bakanı Abdullah Gül ile Kültür Bakanı İsmail Kahraman katıldılar. Bu da böyle biline.

..

İşin bu tarafını sorgulamadan Çanakkale’den ithal cumhuriyeti çıkaranların hedeflerinde sürekli ya 11. Abdülhamit veya İslamiyet düşmanlığı vardır.

İkisine de utanmadan çamur atarlar.

İkisini de karalarlar.

Çanakkale, şüphesiz bu milletin düşman karşısındaki direnci ve testidir, ancak bir zihniyet bu testi ithal ettiği yabancılaşmada ham madde olarak kullanmasına takılıyoruz.

Yoksa ruh, milli ve ameli ise ruhtur.

Yabancılaşmadan ruh olmaz,

tuz ruhu olur.

Kaldı ki, Zihniyeti bulanık Latin kültüründen adapte olan “demokrasi” ile laikliğin bataklığına saplananların bu millete vereceği hiçbir şey yoktur. Dünyaları farklı olduğu için Çanakkale’yi asla anlamazlar.

Devleti anlamazlar, milleti anlamazlar...

Asimile aracı haline gelmiş bir garibe.

...

Sözde milliyetçi,

sözde Müslüman,

sözde Türk...

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.